Afife Jale’nin Tiyatro Aşkı…

4040_77269-afife-balesi-14-yil-sonra-yeniden-sahnedeÇağının ötesinde bir cesaret ve kararlılıkla kendini tiyatroya adamış olan Afife Jale’nin ismini yaşatan Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin, 20.cisi dün akşam yapıldı. Tiyatromuza çok katkılar sağlayan bu ödüller ilk Türk kadın tiyatro oyuncusu Afife Jale’nin akıl almaz mücadelesini, tiyatro aşkını, kısacık ömründe yaşadığı zorlukları Bilgiustam‘ın sayfasında yazar Elif Açıkgöz’ün yazısı  ile paylaşmak istedim…

1902 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Afife Jale, Türk kadının en güçlü sesidir. İlk Türk tiyatro kadın oyuncusu olan sanatçı, tiyatroya olan aşkı ile bir ilki başarmıştır. Babası Hidayet bey, annesi Methiye hanımdır. Behiye adında bir kız kardeşi ve Salah adında erkek kardeşi vardır. 1929 yılında Selahattin Pınar ile evlenmiştir. Selahattin Pınar da ünlü bir ses sanatçısıydı ve eşi için birçok eser yapmıştır. “Nereden Sevdim O Zalim Kadını” adlı şarkısı en gözde eserleri arasında yer almıştır. Fakat Afife Jale’’nin amansız hastalığı yüzünden evlilikleri çok uzun sürmedi. 1935 yılında boşanma kararı alarak ayrıldılar.

4040_161907_124601710886485_271114089_nAfife Jale, Müslüman kadınların sahnede rol yapması, oynaması günah ve yasak olan bir dönemde zoru başardı. Babası oyunculuğu hafiflik olduğunu düşündüğü için bu işi yapmasına karşıydı, fakat annesi sanatçıya hep destek olmuştur. Hüseyin Suat’ın “Yamalar” adlı oyunundan Emel adlı bir rolde oynamaya başladı. Sanatçı bu rolü, Eliza Binemeciyan adlı yabancı bir oyuncunun yurt dışına kaçması ile elde etmiş oldu. Yurt dışına kaçan oyuncunun yerine bir bayan oyuncu aranıyordu ve sınav düzenlendi. Şehir tiyatrolarına girmek için yapılan bu sınavı kazanarak “Jale” takma ismi ile sahnede yer almıştır. Ve gösterdiği üstün performans ile izleyenleri etkileyen sanatçıya, büyük alkış ve çiçekler ile destek verildi.

4040_afife_jaleFakat sanatçının mutluluğu kısa sürdü. Şehir tiyatrosu polis tarafından baskına uğradı. Sanatçı o esnada “Tatlı Sır” adlı oyunda rolünü ifşa ediyordu. Polisi gören ermeni bir oyuncu sanatçıyı bahçeye kaçırarak polisin elinden kurtardı Fakat bu baskınlar son bulmuyordu. “Odalık “adlı oyunda rolünü sahneleyen sanatçı, tekrar baskına uğradı ve yine makine odasına kaçırılarak polisin elinden kurtarıldı. Bu olaylardan sonra İç İşleri Bakanlığı devreye girdi ve Müslüman Türk Kadının sahnede rol almasını yasakladı. Ve sanatçı ilk baskınlarda kurtulsa da son baskında yakalanarak polisler tarafından götürülmüştür. Ve devletine karşı geldi, isyan çıkardı, dinine, milletine karşı çıktı düşüncesi ile hırpalanır. Babası da sanatçıyı evlatlıktan ret etmiştir. Kötü kadın olarak nitelendirmiştir. Usta oyuncu bu olumsuzlar karşısında yalnız yaşamak zorunda kaldı. Maddi ve manevi bunalıma giren sanatçı, şiddetli baş ağrıları ile de savaşmaktaydı.

4040_afife-jaleVe nihayet 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınına sahneye çıkma yasağını ortadan kaldırdı. Ve Afife Jale özgür bir şekilde oyunculuğu yapmaya başladı. Turnelere çıkan sanatçı, birçok tiyatro mekanında rol aldı. Fakat sanatçı, yaşadığı ağrılar ve buhranlı günler neticesinde morfin bağımlısı haline gelmişti. Ve tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine yatırılarak, 39 yaşında daha hayatının baharında iken yaşama veda etmiştir.

Zorlu aşamalardan geçen ve tiyatroya olan aşkı için çaba gösteren sanatçı, idealleri uğruna hiçbir zorluktan korkmamış ve tutku ile bağlı olduğu sahnede rolünü ifşa etmiştir. Bu üstün başarısı ve sanata olan aşkı ile ün kazanan sanatçı için her yıl Afife Jale Tiyatro ödülleri düzenlenmektedir. Her yıl bu ödül töreni ile anılan sanatçı,Türk kadının bu sanata yönlenmesinde ön ayak olmuştur.

Yazar: Elif Açıkgöz

 

Afife Tiyatro Ödülleri Sahiplerini Buldu…

Bu yıl 20’ncisi düzenlenen Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri sahiplerini buldu.

Bu yıl 20’ncisi düzenlenen Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri sahiplerini buldu.

Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen törende, “Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülünüNihal Yalçın, “Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülünü İbrahim Selim aldı. “Yılın En Başarılı Prodüksiyonu” ödülüne, “Yanlışlıklar Komedyası” oyunu ile Bakırköy Belediye Tiyatroları layık görüldü.

Gecede ayrıca, “Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü” Prof. Dr. Dikmen Gürün‘e, “Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü” Seray Şahiner‘e, “Yapı Kredi Özel Ödülü” Prof. Dr. Cevat Çapan‘a ve bu yıl ilk kez verilen “Haldun Dormen Özel Ödülü” de Zorlu Prodüksiyon’un Talimhane Tiyatrosu ile iş birliği ile sahnelediği “Yoldan Çıkan Oyun”a verildi.

Törende konuşan Yapı Kredi Sanat Danışmanı Haldun Dormen, kendisi adına verilen ödül için teşekkür ederek, “Ödülün adını ben koymadım. Her şey ama her şey çok iyiydi, herkese teşekkür ederim.” dedi.

Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Faik Açıkalın da Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’ni 20 yıldır düzenlemekten gurur duyduklarını aktararak, “Kültür sanat bankası unvanımıza yakışan bir duruşla, kültür ve sanatı daha görünür kılmak adına adımlar atıyoruz. Tiyatronun ise bizler için daima farklı bir yeri oldu. Muhsin Ertuğrul ile ilk özel tiyatro Küçük Sahne’nin kurulmasında, Yapı Kredi’nin imzası bulunuyor. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri vasıtasıyla ise ‘sanatın fedaisi’ olarak tanınan ve hayatını tiyatroya adamış büyük sanatçı Afife Jale‘nin ismini yaşatıyor olmaktan büyük onur duyuyoruz.” diye konuştu.

Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri İcra Kurulu Başkanı Salih Başağa ise ödülün 20 yıllık sürecinde tiyatronun değiştiğini, geliştiğini dile getirerek, şunları söyledi:

“Büyük ustalar yerlerini gençlere bıraktı, gençler de zaman içerisinde ustalaşarak tiyatromuzu hep öteye taşıdı. Yapı Kredi olarak Türkiye Cumhuriyeti tiyatro tarihinin son 20 yılına Afife Tiyatro Ödülleri ile ne mutlu ki biz de şahitlik ettik. Tiyatromuzun en çok evrim geçirdiği, genç yeteneklerin keşfedildiği bu süreçte, bu gelişimin bir parçası olmaktan dolayı çok mutluyuz. Bugüne kadar yaptığımız her uygulamada, şeffaf olmaya önem verdik. Her zaman yeni fikir ve bakış açılarına, kapımız sonuna kadar açık bir şekilde çalıştık. Öte yandan, tiyatromuzdaki devinime ayak uydurduk. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nin tiyatromuzun köklü bir geleneği haline gelmiş olması, tiyatromuzun dinamiğini dışarıya hissettiren tamamlayıcı bir unsura dönüşmesi, bize gurur veriyor.”

“Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülünü alan Nihal Yalçın, jüri üyelerine teşekkür ederek, “Mezun olalı 10 sene oldu, hiç gönlüme göre metin bulamamıştım. Bu oyunu ilk okuduğum anda oynamam gerektiğini düşündüm. Ödülümü, diğer bütün kadın adaylar için alıyorum.” dedi.

“Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülünün sahibi olan İbrahim Selim ise çok heyecanlı olduğunu aktardı. Sahnelerde birlikte oynadığı tüm arkadaşlarına teşekkür eden Selim, “Yönetmenime, dramaturgumuza teşekkür ediyorum. Hayattaki ilk profesyonel adımı bana attıran rahmetli Cüneyt Çalışkur hocama teşekkür ediyorum.” ifadesini kullandı.

Sanat dünyasının son bir yıl içindeki kayıplarının “Yitirdiklerimiz” başlığıyla anıldığı törende, hayatını kaybeden Üstün Akmen, Zeki Alasya, Atilla Arcan, Tomris İncer, Levent Kırca, Yılmaz Köksal, Atilla Özdemiroğlu ve Sümer Tilmaç gibi sanatçılar için sahneye beyaz güller bırakıldı.

“Afife Jale’ye Saygı Sergisi”

Törende, önceki yıllarda “Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü” ve “Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödüllerini kazanan 20 kadın sanatçının “Afife Jale” olarak kamera karşısına geçmesiyle hayat bulan “Afife Jale’ye Saygı Sergisi” de sanatseverlere sunuldu. Sergi, “afife.org” web sitesinden görülebilecek.

“20. Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri” sahipleri

Tiyatro ve sinema dünyasının ünlü isimlerinin ilgi gösterdiği gecede ödül alan isimler şöyle:

“Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülü: Nihal Yalçın (Antabus)

“Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülü: İbrahim Selim (Bunu Ben de Yaparım!)

“Yılın En Başarılı Prodüksiyonu” ödülü: Bakırköy Belediye Tiyatroları (Yanlışlıklar Komedyası)

“Yılın En Başarılı Yönetmeni” ödülü: İlham Yazar (Antabus)

“Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülü: Tuğçe Altuğ (Kabileler)

“Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülü: Ushan Çakır (Göl Kıyısı)

“Yılın En Başarılı Işık Tasarımı” ödülü: Cem Yılmazer (Kış Dönümü)

“Yılın En Başarılı Sahne Müziği” ödülü: Çiğdem Erken (12. Gece)

“Yılın En Başarılı Giysi Tasarımı” ödülü: Gamze Kuş (12. Gece)

“Yılın En Başarılı Sahne Tasarımı” ödülü: Kerem Çetinel (Yanlışlıklar Komedyası)

“Yılın En Başarılı Genç Kuşak Sanatçısı” ödülü: Ayah Ciwah (Di Tuvalete De)

Yılmaz Erdoğan İle ….

Yılmaz Erdoğan, Dünya Tiyatrolar Günü’nü Kagider’de Kutladı

Türkiye’de kadın girişimciliğini artırmak ve kadınların istihdamına katkı sağlamak amacıyla çalışmalar yapan KAGİDER, kahvaltı toplantılarının mart ayı etkinliğini 27 Mart günü KAGİDER’in Şişli’deki merkezinde gerçekleştirdi. Show dünyasının başarılı ismi Yılmaz Erdoğan’ın KAGİDER üyeleriyle buluştuğu kahvaltı toplantısında, BKM tarafından desteklenen KAGİDER Tiyatro projesi konuşuldu.

KAGİDER, Dünya Tiyatrolar Günü’ne denk gelen mart ayı kahvaltı toplantısında Yılmaz Erdoğan’ı ağırladı. Erdoğan, “Çağımızın gereğince, bundan sonraki gerçeğimiz, ‘özgür kadın’ kavramı olmak zorunda.” dedi.

1966783_10152280668751067_222288202_n

 

Kagider’in yeni projesi Kagider Akademi‘ye bir tiyatro oyunu ile fon sağlanacak. Çok önemli bu projeye Kagider Kadınları bir tiyatro oyunu sahneleyerek, finansman yaratacak. Dünya Tiyatrolar Gününde sevgili Yılmaz Erdoğan bizlerleydi. Ünlü oyuncuya her konuda sorular yöneltildi. Cevaplar çoğunlukta farklı, çarpıcı ve  düşündürerek güldüren oldu. Bu hafta projeyi ve tiyatro çalışmalarını tüm detayları ile sizlerle paylaşacağım.Bu gün sadece Dünya Tiyatrolar Günü Kahvaltı sohbeti haberini paylaştım, sevgiler, sevgiler…

yilmaz-erdogan-dunya-tiyatrolar-gunu-nu-kagid-5836596_400Toplantının moderatörlüğünü yapan KAGİDER Başkanı Gülden Türktan şunları söyledi:

“Girişimcilik projeleri konusunda 11 yıllık deneyimimiz ve kadın girişimciliğinin sadece bir cinsiyet meselesi değil aynı zamanda bir kalkınma, bir eşitlik, bir ekonomik gelişim fırsatı olduğu savımız ile açıkladığımız yeni projemiz KAGİDER Akademi’ye fon yaratılması adına girişimci kadın ruhuna yakışır bir yöntem aradık. Bir tiyatro oyunu sahneleme fikri ortaya ilk çıktığında ise bunu işinin en iyisi ile yapmak istediğimizi fark ettik. Bu vesileyle kapısını çaldığımız BKM, başta Yılmaz Erdoğan olmak üzere tüm ekibiyle KAGİDER’e destek olmayı kabul etti. Dünya Tiyatrolar Günü’nde KAGİDER’de ağırladığımız BKM ekibinin lideri sevgili Yılmaz Erdoğan’a her şeyden önce bu yardım ve desteği için tüm üyelerimiz adına konuklar huzurunda teşekkür etmek istiyorum.”

10153872_10203419626961920_1267037790_n

Yılmaz Erdoğan ise “Çağımızın gereğince, bundan sonraki gerçeğimiz, ‘özgür kadın’ kavramı olmak zorunda. Ünlülerin hakkındaki olumsuz şeye inanma hızı, olumlu şeye inanma hızının neredeyse yüz katıdır ve ülkemizde kadınların da başına gelen aynen budur. Kadın girişimcilere bir gözlemimi de buradan aktarmak istiyorum, artık kentten köye ters göçün başladığı bir sürece girdik. Bu göç eden ve edecek insanlara hitap eden alanlarda girişimciler için önemli fırsatlar olduğunu düşünüyorum. Farkındalığın 5 basamağı var, duymak, anlamak, deneyimlemek, bilmek, yapabilmek. Yapabilme noktasına gelmeden hiçbir şeyin farkında olmuyorsunuz. Girişimcilik ise işte bu yapabilmek noktasında başlıyor. Artık birbirimizi yemeyeceğimiz bir ortamda, herkesin haz ve dolayısıyla fayda alacağı işler yapabilmesini diliyorum.” dedi.
KAGİDER’in düzenlediği kahvaltı toplantısı, salondan gelen soruların yanıtlanması ile son buldu.

 

Prens’le CKM’de

Lise ve Üniversite  okul yıllığımda Meral’e en çok nerede rastlamak münkün sorusunun karşısında AKM, Sanat Galerileri, ve Fransız Kültür Merkezi yazıyor.O zaman Teşvikiye’de yaşıyordum, konserler,kitapçılar, sinemalar, tiyatrolar ve sergiler en önemli vazgeçilmezlerimdi. Yıllar, yıllar geçti, uzun zamandır Kadıköy yakasında yaşıyorum, AKM kapandı. Ben yine bol bol konser ve sergilere gitmeye devam ediyorum. Bu aralar en çok görüldüğüm yerlerden en önemlisi  ise, Caddebostan Kültür Merkezi . CKM’nin içinde sinemalar,bir çok sergi salonları, konser salonları,tiyatro söyleşi  salonları,kütüphane  ve de kitapçılar bir arada. 133_1289

Hepsi benim  vazgeçilmezlerim.Her pazar prensimle buluştuğumuz da da; zaman zaman, vaktimizin  bir kısmını CKM de geçiriyoruz.

133_1286Onun için seçtiğimiz tiyatroya, baleye konsere  gitmek için CKM ye gidiyoruz. Gösteri saatinden önce gelip sergileri dolaşıyoruz, kitapçıya uğruyoruz. Hepsinden beraberce çok keyif alıyoruz. .Gösterileri seyrettikten sonra sanatçıları tebrik edip bazen de fotoğraflar çektiriyoruz.

133_1273

Sergileri gezerken ikimiz de ayrı ayrı beğendiğimiz resimleri seçiyoruz.Yukarıda ki resim Aslan’ın Muzaffer Oruçoğlu’nun Antagonizma sergisinden en beğendiği;                                                       aşağıdakiler ise Şemsettin Başkurt’un “Bir Ustanın Anısına  sergisinden seçtikleri”133_1260Son derece sade ve  minimal olanları seçmiş.133_1268Bazen oturup ilgili DVD leri sanatçıların hayat hikayelerini izliyoruz.O henüz 3.5 yaşında ama paylaştığımız çok şey var.Lise yıllarımda sergileri dolaşırken genelde yalnız olurdum, benim bu merakımı benim kadar istekle paylaşan kimsem yoktu. Bazı sergilere defalarca gittiğim olurdu.26090313285841204 İlk sinemaya babam dört yaşlarımdayken  götürmüştü. Beyoğlu’nda Yeni Melek sinemasında Walt Disney’in Uyuyan Güzel‘ine gitmiştik. Sinema salonuna girdiğimizde film başlamıştı. Karanlıkta birden karşıma çıkan prensesin  o kocaman gözlerini hiç unutmadım. Babam tiyatroya da çok götürürdü. O zamanlar gezi adresimiz kışın genelde Beyoğlu idi.O günlerin Beyoğlu’su ile çok anım var. İlk konser hatıram ise yine babamın götürdüğü; ilkokulda küçücük bir kızken Johny Hallyday ve  Sylvie Vartan konseri oldu. Dünya Sineması’nda ki konserleri çok ses getirmişti. Sonra kızımla AKM de her cuma  Devlet Senfoni Orkestrası konserleri senelerce vazgeçilmezimiz, oldu. Seyahatlerimizde de hep konser ve sanat tarihi gezileri programımızın  başında yer aldı. Oğlumla  Michael Jackson konseri anım; kocaman aşkımın  beni AKM’ye Münir Özkul anma gecesine davet ederek ilgimi çekmesi, hepsi, hayatımda önemli anılar. Evet yıllıkta yazılanlar, hayatımda  aynı heyacan, ve etkisiyle  devam ediyor,bu sefer prensim de işin içinde. Babamın bu tercihlerim de  bana çok etkisi olmuştur diye düşünüyorum.Bakalım prensim de büyüyünce neler hatırlayacak.

Prensle Tiyatroda

Bu hafta prensimle önce arabalarımızla oynadık, haftanın şarkılarını söyledik,” yağmur yağıyor,” ve “onun arabası var” yine favori şarkılarımızdı.Yeni resimli, oyunla öğrenme kitabımızı okuduk,birbirimize sorular sorduk. Gazeteden, çocuklar için  kültür, etkinlik, eğlence  haberlerine baktık. Gideceğimiz tiyatronun yerini öğrendik.

Yemek vakti beraber masamızı hazırladık, Aslan herzamanki gibi, bana yardım etti.

Sonra tiyatroya gitmek için yola çıktık. Tiyatroya geldiğimizde bize oyun başlamadan önce balondan kılçlar yapıp verdiler.Bizim renk seçimimiz mavi oldu.Çocukların yüzlerine değişik makyajlar yapılıyordu, ama Aslan istemedi.yerimize yerleştik, heyacanla oyunun başlamasını beklemeye başladık.

Oyunun adı Meraklı  Penguenler’di,Oyunun yönetmeni ve yazarı M.Tevfik Tunga, çocuklar için  müzikli eğlenceli ve öğretici bir oyun hazırlamış.

Oyun dört penguen ve iki (fok) ayı balığı arasında geçiyor. Arkadaşlarını kaybeden iki penguen tüm zorlukları yenerek, arkadaşlarını bulmayı başarıyorlar. Sevgilerinin karşılığında arkadaşlarına kavuşuyorlar, onların bu güzel davranışı sayesinde ayı balıkları da doğruyu, güzeli, sevgiyi  öğrenmiş oluyorlar.

Seyrederken çok güldük, alkışladık, ve  oyuncuların, oyun sırasında sahneden sordukları soruları,  tüm çocuklarla  beraber cevapladık.

Perde arasında da, sahneye çıkıp dekorları kontrol ettik, Aslan henüz üç yaşından küçük, oyunu tam anlayamadı, müziklerini, danslarını, komik yerlerini çok beğendi tabi. Ara sıra sıkıldığı anlar oldu ama hiç ayrılmak istemedi, sonuna kadar merakla izledi.

Oyunun sonunda hep beraber, tüm oyuncuları alkışladık,bir daha ki sefer başka bir oyuna gelmek dileğiyle,  evimize döndük.

Evde dinlenip biraz uyuduktan   sonra,  kulübe  gitmeğe karar verdik. Çünkü Aslan deniz kenarında olmayı, denizdeki gemileri,

oradaki minik kedileri görmek istiyordu.Hummer’ı mızı da yanımıza aldık.Gemileri ve gün batımını seyrettik, karanfilleri kokladık, kedilerle oynadık, ya da daha doğrusu kovaladık. Akşam yemeği için siparişlerimizi verdik. Sonra da hep beraber yemeğimizi yerken tiyatroyu, meraklı penguenleri konuştuk.Artık eve gitme vakti gelmişti,Aslan annesine, babasına bugün yaptıklarını anlatmak için sabırsızlanıyordu.Yolda, Aslan’ın da beğendiği  Latin müziği  dinleyerek keyifle döndük. Biz, tontonumuzu evine bırakınca,  onunla geçirdiğimiz harika gün için çok mutlu, ayrıldığımız  için buruk, gelecek haftayı şimdiden özlemeye başlamıştık bile.

Onların Aşkı Tiyatro

Hermon Varis, Anahit Varis tiyatro yapmaya başlayalı kırk  sene olmuş. Sevgili Hermon’u geçen sene kaybetmeden önce ailece, hep beraber yürüttükleri amatör tiyatro tutkularını bu yıl da  aynı heyacan ve gönüllükle Anahit Varis devam ettiriyor.

Sevgili Hermon ailenin babası,yönetmen ve organizasyonu yapan kişi olarak hep işin    başında idi. Anne Anahit ile kızları Selin de hep önemli rollerde oyuncu.Bu amatör tutku onların yaşam şekli idi. Haftada üç gün akşamları tiyatro provası yapılan, gündüzleri herkesin işlerinde olduğu bir düzen.Sevgili Anahit çok sevdiği kocasının ölümünden sonra da , müthiş  tiyatro tutkusu ile bu güzel uğraşı, kaldığı yerden devam ettirip, bu sene yönetmen ve yapımcı görevini, Hermon’un yerine  üstlenmiş.  Hiç tiyatrosuz hayatları yok.Her sene büyük özenle oyun seçiliyor, oyuncular, dekorlar,kostümler hazırlanıyor.Sponsorlar bulunuyor. Oynanacak salon aranıyor. Provalar için yer aranıyor.

Yukaridaki resimde Anahit gümüş tuvaletler içinde, herzamanki gibi, sahneye çok yakışmış, çok güzel duruyor.

Son derece tutkulu, gayretli müthiş bir gönüllülükle, mutlulukla, çalışıyorlar. Zaman zaman yurt dışına davet edilip gittikleri de oluyor. Hem de Newyork, Los Angeles gibi, önemli davetler.Her sene  yepyeni bir heyacanları, yepyeni bir oyunları var.

 Bu resimde ise siyah beyaz saten elbisesiyle Selin müthiş gözüküyor, çünkü sahnede, ailece  bambaşka güzel enerjili ve ışık saçan oluyorlar.

Bu çok özel tiyatro tutkunu ailenin ve gönüllü grubun,  her sene oyunlarını kaçırmamaya çalışıyoruz, bu sene ki oyunları  Francis Veber’in oyunu Le Dıner De Cons’dan adaptasyon” Bir Salak Buldum” da neyseki,son anda görme şansımız oldu.

Sevgili arkadaşlarımız Raffi ve Arlet ailenin en yakın üyeleri,  kardeş ve enişte, olarak bu   aşkın takipçisi destekçisi,jokeri. Son oyunlarında Raffi bir adım daha ileri gitmiş ve oyunun Teknik Sorumlusu ve Cemil’in (dış sesi) olmuş.

Kırk senedir devam eden bu aşka hayran olmamak mümkün değil, onların sahnedeki başarıları heyacanları,tutkuları, gayretleri, amatör ruhları, çok farklı bir mutluluk ve enerji saçıyor.

Bu seneki oyun da çok hoş bir komedi, çok beğendik, tüm kısıtlı vakte ve imkanlara rağmen herkes işinden çıkıp, kar, kış, yorgunluk demeden çalışıp ortaya çıkardıkları oyun.

Oyunda iki kadın üç erkek oyuncu var. Hepsi günlük yaşamlarındaki, kişiliklerini bir yana bırakıp bambaşka birilerinin karekterine bürünüp, sahnede  harikalar yaratıyor.Onları izlemeye gelen yakınlarına, sevdiklerine çok güzel bir gece yaşatıyorlar.Hepsi çok başarılı oyuncuların performansına bayıldım, başroldeki Mıgır rolünde Hovsep Karagözyan ise turuncu kostümleriyle, doğal oyunu ile çok başarılı idi.

Sevgili Hermon başlattığın bu güzel tutku, sevdiklerinle, seni sevenlerle  devam ettiriliyor, yaşatılıyor, herzamanki gibi mutluluk ve ışık saçmaya devam ediyor.Ne güzel, ne mutlu….

Teşekkürler Anahit, teşekkürler, Raffi, teşekkürler Selin, teşekkürler Arlet, teşekkürler tüm emeği geçenler, bizde sizlerle çok keyifli bir akşam geçirdik, ve uzun sürecek, güzel duygularla dolduk. Herkese sevgiler,