Andre Rieu; hem eğlendi,hem eğlendirdi…

  1. 36844__andre-rieu_pAndre Rieu Hollandalı kemancı, besteci, orkestra şefi ve Johann  Strauss Orkestrası’nın kurucusu, usta müzisyen. 1949 yılında doğan sanatçı; 65 yaşında ama yaşını hiç göstermiyor. 1954 yılında keman dersleri almaya başlamış. Müziğe duyduğu tutkunun hiç şüphesiz en önemli sebebi babasının senfoni orkestrası şefi olması. 20 yılı aşkın kariyeri boyunca sayısız konsere imzasını atmış olan Andre Rieu İkinci sefer geldiği Türkiye konserlerinde yine hem eğlendi, hem eğlendirdi.
    Neşeyle, severek yapılan çalışmada başarısız olmak zor. “Valslerin Kralı” olarak nitelendirilen Andre Rieu, günümüzde olimpiyat statlarında konser verebilen tek klasik müzik sanatçısı.
    5479cc44ae78491f585332d1Orkestrasında on farklı ülkenin sanatçısı var.Orkestra sanatçıları rengarenk kıyafetleri ile çok güzel görünüyorlar. Hepsinin güzelliği, enerjisi birbirine yansıyor. Çok sempatik sanatçı dünyada insanların en çok mutlu oldukları an, beraber şarkı söylemeleri diyor, buradan yola çıkarak da bütün dinleyicileri hem şarkı söyleterek hem dansettirerek, hatta hep beraber ağlatarak, harika interaktif bir show yapıyor.”Çocukluğumda babam beni klise korosuna verdi. Hayatımın en güzel anları koroda geçti; ne yapın yapın, sizler de çocuğunuzu bir koroya verin” diye öneriyor.20a6f9b92c2c70b6_600x400
    Andre Rieu ikinci Türkiye konserlerinde hepimize çok özel bir gece yaşattı, türkçe şarkılarla sürpriz yaptı.Tüm gelenleri çok mutlu etti, çoşturdu. Klasik müzikle halaylar çekildi, sirtakiler yapıldı. Valsler tabiki yapıldı. Tavandan balonlar sahneyi doldurdu, sahnede şampanyalar içildi. Bu çok güzel konser bitme vakti geldiğinde de bitemedi. Yarım saat daha devam etti. Arkadaşlarım ve kuzenim konserden çok güzel video alıntılar yapmışlar, onları sizlerle paylaşacağım. Youtube ‘dan ilaveler koyup sizlerle de bu çok özel geceyi paylaşmaya çalışacağım…
    Konserin en güzel şarkılarından…

    Andre Rieu & Mirusia – Memory (Cats)

    Şimdi de beni en çok etkileyen bölümlerden biri, Arjantinli  bandeneon sanatçısı Adıos Nonino ile olan bölüm.  Bunu mutlaka baştan sona izleyin. Harika bir sanatçı ve enstürüman. Artık mutlaka seyahat listemin başında Arjjantin olmalı diyorum.Yeni Hollanda Kralı Willem Alexander, ile  Arjantin asıllı Maxima Zorreguieta’nın  düğün töreninde çok özel bir an yaşanır. Kraliçe Maxima bu çok mutlu gününde bir ara ağlamaya başlar.Onu ağlatan şey ise düğün sırasında ülkesinin özel çalıgısı bandoneonun  çalınmaya başlamasıdır.Andre Rieu’da Arjentin konserlerinde ünlü bandoneon sanatçısı Adıos Nonino; konserde kendisi ziyarete gelince onu da İstanbul konserlerine davet eder.İşte o ünlü çalgı ve Adıos Nonino
  2. Bugüne kadar dünya müzik listelerinde 30 kez liste birinciliği, 355 Platin Albüm ödülü, 35 milyon DVD satışı, 2012 dünyanın en çok satan erkek sanatçısı, 2009-2011 Yılın Tur Sanatçısı-Top 10 gibi başarıları elinde tutan André Rieu, yine Pollstar listelerinde de 2012 yılının en çok kazanan müzisyenler listesinde 12. sırada yer alıyor.
  3. İşte şimdi de size gecenin türkçe müzik çalışmaları…gecenin en güzel dakikalarında türkçe müzik vardı.Sevgili arkadaşım Zehra Güngör; tadı damağında kalanlar için demiş ben de onun deyişiyle paylaşıyorum…sevgiler, sevgiler….
Reklamlar

Portofino’da Aşk

Aşk, romantizm, tutku, Portofino ve  harika şarkılarla Andrea Bocelli konseri.Bu muhteşem konserin filmi. Müthiş bir sinema ve müzik şöleni.Bu akşam izledim, ama tekrar tekrar seyretmeye varım. Çok keyif aldım. Bilet bulursanız kaçırmayın diyorum.

safe_image

Andrea Bocelli  “Passione” albümünü ilk kez eşsiz güzellikteki Portofino da özel bir davetli grubuna verdiği konserle sevenleriyle paylaşmıştı. “Besame Mucho, My Way, Love Me Tender” gibi romantik aşk şarkılarını seslendirdiği konserde geceye katılan davetliler adeta büyülenmişti. Bu romantik geceye ev sahipliği yapan 16 Grammy ödüllü David Foster ın aynı zamanda prodüktörlüğünü de yaptığı konser kaydını ve konser öncesinde sanatçının İtalya daki evinde kendisiyle yaptığı özel bir röportajın da dahil olduğu konser filmi kristal netlikteki dijital görüntü kalitesi ve 5.1 dijital surround ses teknolojisi ile ülkemizde sadece Cinemaximum sinemalarında gösterime başladı.

andrea-bocelli-33

Ünlü sanatçının 40 kişilik bir orkestra eşliğinde sahneyi paylaştığı olağanüstü yetenekli müzisyenler arasında, keman virtuözü Caroline Campbell, vokalde Helene Fischer, trompette Chris Botti nin yanı sıra Bocelli ye nişanlısı Veronica Berti de “Something Stupid” şarkısının düetinde eşlik ediyor.

Andrea+Bocelli+Veronica+Berti+Andrea+Bocelli+2EH9v9DsPsZl

 

Fazıl Say “Ses Opus 40 Konseri” Süreyya Operası’nda

Sabah bir rüyanın için de uyandım, aslında sonunda. Arkadaşlarımla buluşmak için bir yere gidiyorum. Bir otobüsden inip bir deniz aracına binmem lazım.Nasıl oluyorsa ineceğim yeri atlıyorum, panik yapıyorum, deniz aracını kaçıracağım, ya da kaçacak.Bir tekne sizi oraya götürürüz diyor. Peki diyorum, yolda tekne su almaya başlıyor.Batma noktasına geliyor,artık tamam herşey bitti, batıyoruz diye düşünürken,  o ara nasıl oluyorsa  bir kıyıya yakınız herhalde, iniyorum. Kalan mesafeyi de oldukça uzun ve yürünmesi zor ama, yürüyorum, ve arkadaşlarımın yanına varıyorum.Arkadaşlarım, şaşkınlık ve heyacan içindeler, biraz önce aralarında tatsız bir şeyler yaşanmış.Tartışmalar olmuş, hoş olmayan davranışlar, hiç söylenmemesi gereken şeyler grup içinde söylenmiş. O onu dedi,bu  bunu yaptı, anlatıp duruyorlar. Benim olmadığım şu kısacık anda mı oldu bunlar diye soruyorum, evet diyorlar, ve o zaman dönüp bana soruyorlar, sahi sen neden geciktin. O zaman ben de kendime soruyorum, anlatsam mı ,anlatmasam mı ben neler yaşadım. Hangisi önemli, bilemiyorum.

Aynı rüyamdaki gibi bir hafta yaşadım, yaşıyorum, annemin rahatsızlığı, zor geçen çok ıstıraplı sancılı geceler, doktorlardan beklenen çare umudu. Ama çare yerine anlatılan çok karanlık tablolar. Bütün bunlar yaşanırken hayat devam ediyor.Kendime geldiğimde telefonumdaki aramalara, maillerime, mesajlarıma bakıyorum, cevaplar veriyorum.Müşterilerimle uzun uzun, konuşmalar yapıp anlaşma uzlaşma ortamları hazırlıyorum.Sonra yine özel hayata dönüp annem için birşeyler yapmaya çırpınıyorum.Biraz iyi gördüğümde deniz kenarına götürüyorum ya da hemen evimizin yanındaki kafelerden birine.Evde ona özel yemekler hazırlamak için alışverişler, koşuşturmalar yapıyorum. Ertesi gün, daha ertesi gün yine hastane randevuları var, doktorlarla görüşmeler var. Ajandamı onlara göre tekrar tekrar kontrol edip düzenliyorum. Ben de her an düzgün, bakımlı ve ayakta kalmalıyım. Kendimle ilgili hiç birşeyi de ihmal etmemeye, katılabildiğim kadar da hayatı aksatmama gayreti içindeyim. Hayatın içinde olmanın bana güç vereceğine inanıyorum. Sonra mesjlarım arasında güzel bir haber parıldıyor,  Fazıl Say konserine gider misiniz,davetiyelerim var. Hiç düşünmeden giderim, çok da mutlu olurum diye cevaplıyorum. Artık hangi anda ne yaşayacağım bilmiyorum. Bütün işlerimi, sorumluluklarımı aksatmadan konsere gidiyorum. Yüreğim  acı ve sıkıntı dolu, dışarıda hayat, tam aksine  çok canlı. Havaların ısınması ile her yer, caddeler, hele Süreyya Operası çevresi çok keyifli. Operanın içi çevresi hep tanıdık simalarla dolu.Tüm şair, yazar, gazeteci,tiyatro opera sanatçıları, televizyoncular ve sanatseverler oradalar.

Çünkü özel bir gece, Kırmızı Yayınları tarafından bu yıl 5.’si düzenlenen Metin Altıok Şiir Yarışması Ödül Töreni ve Fazıl Say’ın en yeni projesi, “SES Opus 40 konseri.”Jüri başkanı Doğan Hızlan ödülü  kazanan Tozan Alkan’ı çağırmadan önce kısa ama çok anlamlar yüklü bir konuşma yapıyor ve sonra da Tozan Alkan’a ödülünü veriyor.Tozan Alkan daha önce de Behçet Aysan şiir ödülünü almış bir şairimiz, o  da kısa öz, bir konuşma yapıyor ve şiirlerle anlattıklarını zenginleştiriyor.Tozan konuşmasının sonunda,  Metin Altıok’un hayatıma eşlik eden iki dizesiyle bitirmek istiyorum: “Ölsem ayıptır, sussam tehlikeli / Çok sevmeli öyleyse, çok söylemeli.” diyor.

Fazıl Say sopranolar,Nihal İnan,Senem Demircioğlu,Dilruba Bilgi ile

Sonra da  konser başlıyor. Müthiş güzel, farklı, bir şeyle karşılaşıyorum. Fazıl Say’ın en yeni  projesinde önce,  Altıok’un şiirleri “Sis”, “Birer Kibrit Çakımı”, “Ben Gül ve Zakkum”  oyuncu Tülay Günal tarafından  Fazıl Say’ın piyanosu eşliğinde okunuyor. Say daha sonra lirik soprano Nihan İnan, mezzo soprano Senem Demircioğlu, koloratur soprano Dilruba Bilgi ve vurmasazlar Aykut Köselerli “SES – Opus 40” eserini İstanbul’da ilk kez seslendiriyor.

Fazıl Say,Tülay Günal,Aykut Köselerli, ve sopranolarla

Eserde,Behçet  Aysan’ın Bir Bahar Dalıyla, Metin Altıok’un Odasında Bir Evin ve Aziz Nesin’in Sivas Acısı şiirleri yer alıyor.Benim için sanki büyülü bir ortam.Beş sanatçı ayrı ayrı, söylüyorlar, çalıyorlar.Eserde, piyanonun yanı sıra Ufo, Hapi ve Waterphone gibi farklı enstrümanlar da yer alıyor. Beş sanatçı  birbiriyle çok uyumlu geçişlerle ne biri önde ne biri arkada hepsi sırası geldiğinde harikalar, çok güzel bir beste. Tüm sesler ayrı ayrı çok etkili. Fazıl Say müthiş, olağanüstü. Konser bestesi ve yorumları ile şairler için  ve ödül töreni için çok değerli bir armağan. Herkes konseri çok beğendi,dakikalarca ayakta alkışladık.Beş sanatçı yine ne biri önce ne biri sonra hepsi bir arada defalarca selam vermek için gelmek zorunda kaldılar.Dünyaca ünlü piyanist bu eserin de bestecisi Fazıl Say tüm mütevaziliği ile orada idi. Hep diğer dört sanatçı arkadaşıyla beraber selamladı, aynı anda, aynı sırada.Biz tüm salon aynı yürek ve çoşkuyla dinledik, etkilendik, alkışladık, mutlu olduk, hayran olduk.

Teşekkürler, Fazıl Say, teşekkürler tüm sanatçılar,teşekkürler tüm emeği geçenler.Teşekkürler Sinem’im bu harika konser davetin için.

Çıkışta, cadde  ışıl ışıl. Biz dört üniversiteli arkadaş, konserin etkisinde mutlulukdan uçuyoruz.Ben kocaman aşkımı, evi ararken, sevgili damadımız Haluk resmimizi çekiyor, en doğal halimizle.  Akadaşlarımla bu büyülü güzel gece hemen bitmesin kararı ile Moda’da oturan arkadaşımız Esen’e doğru yürümeye başlıyoruz. Moda caddeleri, sokakları, deniz kenarı da başka güzel, başka heyacanlarla , konserler, etkinliklerle dolu.

Her yerden farklı müzik sesleri geliyor, biraz ilerde başka bir açıkhava konseri var. Hepimiz bu çok güzel gecenin, tadını biraz daha uzatmaya kararlıyız….

CKM de Hüsnü Şenlendirici ile

CKM yi çok seviyorum. Araba parkından asansörle zemin kata çıktığımda, sergiler, kitapçılar, mavi,penbe , lila koltuklarıyla Hayal Kahvesi hepsi her an beni  sevgiyle karşılıyor.Her şey tam bana göre,etkinlik takvimlerine bak, kitapçılarda vakit geçir, sergileri gez, yeni aldığın kitabı, heyacanla  Hayal Kahvesinde otur oku, arkadaşlarını bekle. Koşa koşa gel konsere yetiş, ya da vakitli gel, konser girişinde dostlarınla konuş sohbet et. Mutlaka tanıdık, beş on kişi var. Sonra konser salonunda özlediğin sevdiğin, beğendiğin sanatçıyla, orkestra ile, şef ile,ya da yepyeni bir grup ya da solist ile bambaşka dünyalarda müziğin sihriyle kaybol. Tüm ruhun yıkansın, serinlesin, ürpersin, hatta ayakların yerden kesilsin. Evet bütün güzel, hoş,  duyguları CKM de yaşayabiliyorum. CKM  de kaçırdığım, gidemediğim, ya da ayarlayıp, son anda kaçırdıklarım  içinse çok üzülüyorum.Hemen aklıma gelenlerden  Buket Uzuner söyleşisini kaçırdım, İstanbul Klarnet Korosu ve Hüsnü Şenlendirici’yi  kaçırdım.Ama çok sevdiğim arkadaşlarım gitti, onların anlatımlarını paylaşacağım, önce İSTANBUL KLARNET KOROSU “THE GREAT CLARINET CIRCUS”

Istanbul Clarinet Choir -Great Clarinet Circus Concert -Liber Tango

Resimde konserlere hiç hayır demeyen grup, Nazan Türkşen, Oya Ulcay ve Nehla Veidedeoğlu,

Nazan’ın anlatımı ile                                                                                                              “2009 yılına ülkemizde ilk Klarnet Korosu olarak kurulan topluluk, genç sanatçılardan oluşuyor.Uluslararası ödüllere de sahip olan topluluk, Avrupa Birliği Kültür Köprüleri Projesi Etkinlikleri kapsamında yurtışına turne de gerçekleştirmiş. 2011 yılında koro yılın en iyi topluluğu seçilerek Donizetti Klasik Müzik ödülünü almış, ayrıca Bulgaristan’da gerçekleştirilen 4.Uluslararası Virtüözler Yarışmasında çeşitli ödüller almış. Orkestra şefi Serdar Yalçın‘ın yurt içi ve yurtdışı başarıları saymakla bitmiyor.CKM Nisan ayındaki konserde solist Hüsnü Şenlendirici idi. Hüsnü Şenlendirirci’nin son senelerdeki yükselişini çoğumuz  biliyoruz. O gece klarneti ile harika bir müzik şöleni sundu. Onu seneler önce Açık Hava Tiyatrosunda, tanımış ve çok beğenmiştim. Bu konser de de, hem çok sevilen ünlü eserler  ve  ayrıca kendi bestelerinden  de örnekler verdi. Opera severlerin sevgilisi Hakan Aysev, konuk sanatçı olarak bize Ege dolaylarından bir ezgi söylediki duygulanmamak  mümkün değildi.Ben ve arkadaşlarım bu konserde İSTANBUL KLARNET KOROSU ‘nu ilk kez dinlemiş olduk.Hüsnü Şenlendirici’yi ise ikinci kez,keşfettik.Duygu yoğunluğu ile yaşadığımız bu konser umarım CKM nin düzenli etkinliklerinden  biri olarak devam eder.”

CKM her ay Borusan Filarmoni şef Sasha Goetzel ile,(her konserde, çok sempatik, başarılı ve çok dinamik şef, Sascha, orkestrayı  kendi de uçarak yönetiyor, beni de uçuruyor.)

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası şef Paul Mann ve  İdil Biret ile muhteşemdi.

Çağdaş Bale topluluğu Dünya Dans Günü etkinliği çok güzeldi,                                                      daha niceleri söyleşiler, tiyatrolar, sinemalar, imza günleri,  evet CKM bu sezonda hep favori mekanım oldu. Kadıköylü olmanın ayrıcalığı ……

Meltem Kurtsan ve Harika Oryantasyon ……….

Dün yaşadığım uzun ve her anı başka güzel keyifli günün neresinden başlayayım bilemedim.Ama işte yüreğimin sesiyle sonuç bu oldu. Sabah Kagider de çok keyifli, yoğun  Üye İlişkiler toplantısından sonraki oryantasyon da, sevgili Münteha Kagider sunumu yaparken çok önemli bir şeyi hatırtlattı, ve uygulamaya ekledi,hepimiz de üzülerek paylaştık.Ne acı, çok yoğun yaşarken çok önemli şeyleri atlıyabiliyoruz, demek. Sevgili kurucu başkanımız       Meltem Kurtsan‘ın, diğer başkanlarımızın da  Kagider Biz ‘de hiç resmi yok. Bunu üzülerek hatırladığımız da yeni üyeler de sevgili Nur Ger‘in gecesinde tüm başkanlar bir aradaydı, yazıldı ama biz kimlerdi bilemedik dediler. Bu çok önemli eksiğimizin süper hızla halolacağına eminim. Oryantasyon da  en eski  bendim, tabii ilk günlerimizi , yoğun anımsadım, mutlaka kuruluş öncesi çalışmaları ve ilk günleri ayrıca yazmayı hep yine arzu ve temenni ettim. Bu yoğun duygularla da akşam İş Kuleleri Konser Salonun’da birşeyler okurken, birden çok güzel tatlı sesiyle ve süper yeni görüntüsüyle sevgili Meltem Kurtsan’ı buldum. Yanında da Kagider’in en vefalı gazeteci dostu sevgili Gila Benmayor’u.  Meltem’i görünce nasıl sevindim, nasıl özlemişim, nasıl göremedim diye üzülmüştüm. Eskiler yeniler hepimiz için sevgili Meltem’in son halini hemen sayfama koymak istedim.Birazcık zamanımızda hem Meltem ile hem sevgili Gila ile sohbet edebildik, çok iyi geldi.Daha çok sohbetlerimiz  paylaşımlarımız olsun inşallah.

Konser harikaydı, İş Kulerinde Konser keyfi de başka keyif. CKM evimin yanı diye çok mutluyum, ama karşıda konserleri de çok özlemişim. Sabahtan karşıya geçtiğim için erken gidebilme şansım oldu. Kapıda sevgili dostum, İş Kulelerinin yöneticisi Nilgün Baykara ile karşılaşmak, sohbet edebilmek, ortak dostları konuşmak, çay keyfi yapmak süperdi, üstüne Çağdaş Minyatür ustamız Mehmet Pesen‘in sergisini rahat rahat  gezebildim.1923 doğumlu çok değerli sanatçının 40lı  yıllardan bugünlere kadar geniş bir koleksiyonu var, sergide.Uzun uzun anlatmak istiyorum.İstanbul’a konserlere, etkinliklere erken gitmek gibi bir şansımız hiç olmuyor, ama bugün karşıda olmam bana neler neler daha yaşattı. İlk gününden beri takip ettiğim, Tekfen Filarmoni Orkestrası, kurucusu, çok değerli örneğim, enerji kaynağım, sevgili Nihat Gökyiğit‘i Orkestra Şefi Saim Akçıl‘ı 23 farklı ülkeden gelen orkestra üyelerini Tekfen gruptan çok sevdiğim dostlarımı görme şansım oldu. Sevgili Hıncal Uluç’a ne zamandır  rastlamıyordum, onu da görme şansım oldu.  Eskiden AKM konserlerinde, olduğu gibi hep tanıdık, bir çok dostla, arkadaşla, müzik severle, olmak müthişdi. Yine en sevdiğim sanatçılardan   Gülsin Onay‘ın solist olması, günü taçlandırdı.Hepsini daha sonra tek tek anlatacağım.Bu gün sadece harika oryantasyonu ve Meltem ile karşılaşımı sığdırabileceğim. O bile zor gözüküyor.

Kagider oryantasyonlarına katılmak  bana çok keyif veriyor.Son dönemde katıldığım üç oryantasyon ise beni çok fazla mutlu etti. Aramıza yeni katılan arkadaşlar hep çok özel, çok başarılı, bunun yanında genel yaş ortalamamızı oldukça  düşüren çok genç yeni üyelerimiz Y kuşağımız sürekli artıyor. Üye ilişkileri komitesinin bu çok önemli aksiyonlarından biri dün yapıldı. Yedi  yeni arkadaş kendini tanıttı.Yedisi de birbiriyle yarışır gibiydi, arka arkaya, işlerini, hayatlarını, sosyal çalışmalarını, anlatırken bizler de hayranlıkla ve  hayretle izledik. Enerjileri, motivasyonları,cesaretleri, iş yapış şekilleri, hedefleri, gençler özellikle hep, çıtaları çok yüksek başlatıyorlar, başarıyla da büyüyerek gidiyorlar.Kagider kadınları hep hiperaktif, bundan da çok memnunlar. Zamanı yönetme problemleri yok. Müthiş sorumluluk ve yoğunluluklarına, yenileri hiç düşünmeden hemen ekliyorlar. Onun için oradaydılar zaten. Hepsinden öğreneceğimiz çok şey var. Bu yeni yedi ismi hemen yazabilmek için sabırsızlanıyorum.Bugün birer satırla giriş yapayım istedim.

Sevgili Gonca Ergün bir önceki oryantasyondan listemde , genç Y kuşak gözdelerimden.Çünkü 1983 doğumlu, 2009 da 21 yaşında şirketini kuruyor,Türkiye de ilk kez çağrı sistemi ile tahsilat sistemini başlatmış. Çalıştığı isimler sektörlerin en büyükleri, 100 çalışanı var, büyümeler ve yeni projelerle devam. Başlıkları bile sığdırmak zor.Uzun uzun anlatacağım, çok yakında.

Firdevs Uzun  avukat, özellikle şirket hukuku konusunda etkin çalışmaları var.Yurt dışı eğitim ve işbirlikleri var. 1974 doğumlu, bence o da Y kuşağı. Hepimizin için çok değerli bir iş konusu var.                                                                                                                           Nuray Karaoğlu, yayıncılık dünyasından, eşiyle çok  önemli ilkleri başarıyorlar.Benim de Necil vasıtasıyla tanıdığım Nuray ve eşi Türkiye de ki  ilk Ansiklopedi Yayımcı şirketi. Milliyet Büyük Ansiklopedi’yi hazırlayıp yayınlıyorlar. STK deneyimleri çok.Toplumdan aldığını topluma ver ilkesi ile parlayan yıldız Kagider’i seçtim diyor. Uzun süredir de eşinle paylaştıkları işin dışında, kendi şirketinde SBS ve ÖSS Yayın seti pazarlaması yapıyor. Üç yetişkin  erkek çocuk, eşi ve köpeğiyle, uğraşmak da keyfi, mutluluğu. Y kuşağı değil ama görüntüsü o kadar genç ve alımlı.                                                                                                                  Beylem Birsen güleryüzlü tatlı sarışın arkadaşımız,aile şirketlerini kurumsallaştırma mücadelesine çok önem  veriyor.Neticesinde de aileye de şirkete  de kadın ve yeni nesil olarak farklılık ve başarı getiriyor. Otomotiv yedek parça sektöründe, Kim Demiş Kadınlar Anlamaz’a çok başarılı örnek oluyor. Sadece 1979 doğumlu.                                                                                                                            Bahar Sunman başka bir mücevher,Elektonik Tıp Sistemeleri Mümessillikleri var, işinde çok başarılı, süper isimlerle çalışıyorlar, ayrıca Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı olarak harika projelerin başında, hepsi benim de duyup hayran olduğum,çok değerli projeler, master yapıyor, başlıklar bile, sayfalar alabilir, daha sonra yazacağım.                                                                                                                            Orkide Gökhan yine çok başarılı Halkla İlişkilerci, çalıştığı isimler yine hep en büyük kuruluşlar, Özyeğin Üniversitesi Danışmanlığı bize Genç Kagider’de çok katkı sağlayacak, iletişim komitemizde olacak, tabii bütün Halkla İlişkilerciler gibi çok renkli bir yapısı olduğu kesin.                                                                                                                                       Derya Türkkorkmaz da tam hiperaktif yapısı, fütürist yaklaşımı,  sahip olduğu İnsan Kaynakları şirketinin  kuruluş öyküsü, sosyal çalışmaları ile dinlerken yorulduklarımızdan, harika ışıl ışıl gözleriyle müthiş yoğunluğuna Kagider’i özellikle Genç Kagider’i keyifle ekledi. X Kuşağı, Y Kuşağı ile ilgili bizlerle özel  paylaşımlar yapacak, söz verdi.

Oryantasyonun en önemli konularından biri Genç Kagider idi.Sevgili Münteha’nın çok emek verdiği proje çok kıymetli, hepimizin , özellikle yeni katılımcı üyelerimizin çok faydaları olacağı kesin.Herkes birşeyler üstlenip çok önemli sorumluluklarla ayrıldı.Bu da büyük mutluluk ve ilk günden süper bir katılım oldu. Yeşil-İş katılımı söylememe gerek yok, hepimiz gibi yeni üyelerimiz de zaten çevreci yaklaşımlarla bizzat işin içinde. Yeşil İş Kagider ile gönüllü paylaşım içinde olacaklar. Gün bitmeden  hepsinden katılım mesajları gelmeye başlamıştı.

Sevgili Meltem Kagider kurulalı 10 sene oluyor, sizlerin yola çıkışı daha da fazla, çok doğru bir adım ve başlangıç ile nasıl güzel günlere ulaşıldı.Binlerce teşekkürler sana ve seninle kuruluş mücadelesi başlatan çok sevgili arkadaşlara.

Harika günün birazının başlıklarını anlatmaya çalıştım, sevgiler

Gheorghe Zamfir CKM deydi,

Çok güzel hareketli bir hafta daha geçti,hem de  Sevgililer Günü Haftası, benim kendime gönül hediyem, Gheorghe Zamfir konseri oldu.Sizlere, tüm sevdiklerime de, sevgililer günü hediyesi olarak, sanatçının Love Songs albümünden Unchained Melody’i seçtim.

 Bu muhteşem pan flüt ustası İstanbulda CKM de idi.Dünyanın en ünlü sanatçılarından olan Romanya’lı Zamfir 56 yıldır flüt çalıyor.Bu kadar iyi çalmasının  sırrını “Bu bana Tanrı’nın  bir lütfu diyor.”

Önce akerdeon çalarak başlayan sanatçı sonra özel yeteneğini, güçlü diyafram ve göğüs sisteminin olduğunu  keşfedip Pan Flüt çalmaya başlıyor.Bükreş Konservatuarına başladığı andan  itibaren de bu yaşına kadar hala aynı enerji ve çoşkuyla çalabiliyor.Pan flüt çalma benim için dua etmek gibi, akerdeon çalsaydım bu kadar meşhur olamayabilirdim, diyor. Pek bilinmeyen, ve varlığı çok eskilere dayanan  bu müzik aletini dünyaya tanıtan sanatçı, doğadaki tüm sesleri içinde barındıran tek müzik aleti olduğunu söylüyor.CKM deki konserde kendisine, bir zamanlar masterclass öğrencisi olan  Aydın Yavaş eşlik etti. Aydın Yavaş’ı çok kabiliyetli ve başarılı bulan usta hoca, öğrencsi ile  birlikte ortak bir  tango albümü yapıyorlarmış.
Gheorghe Zamfir’in albümleri 700 milyon adet satmış.Michael Jackson’dan sonra en çok satılan sanatçıyım diyor. 1941 yılında Romanya’da doğan sanatçının 120 adet ödülü var.
Çok ünlü film müziklerini seslendiren , sanatçı pan flüt hem geçmişi, hem geleceği hissettirebilen bir müzik aleti, onun için her ülkenin ezgilerini, tarihini, folklorunu  rahatça seslendirebiliyorum, diyor.
Phantom Of The Opera ile başlayan CKM deki konserde de Türk Müziğinden de parçalarda da Aydın Yavaş ile beraber düet yaptılar. Finali de Memleketim şarkısı ile yaptılar. Çok keyifli geçen  iki saat sonunda da, Zamfirin sihirli flütünün sesi uzun süre daha kulaklarımız da duyulmaya  devam etti. 70 yaşındaki sanatçı bu Tanrı armağanı yeteneğini ömür boyu sürdürmeye kararlı, Türkiye’ yi de çok seviyor. Daha çok konserlerine gitme fırsatımız olsun inşallah diyorum. Doğuştan
gelen bu yeteneği ile dünyanın pan flüt kralı olmaya devam etsin. Hayatı çok mücadeleler ve zorluklarla geçen Zamfir 550 sayfalık da bir kitapla hayatını  yazmış.Geçtiğimiz hafta burçlara göre kimlere ne hediye vermeli diye bir yazı okudum. Ben de tipik bir ikizler burcu olarak kendimi düşündüğümde yazılanlar çok uyuyordu. Evet bana kitap, konser bileti, seyahat verebilecek en güzel hediyeler,bu güzel güne de Zamfir gibi dünyaca ünlü bir ustanın denk gelmesi çok değerli bir hediye oldu benim için. Herkese kucak dolusu sevgiler

Sahneye Çok Yakışıyorsun

Sevgili Kagider üyemiz Zeynep Arabacıoğlu’un  bu yaz Suada etkinliğine çok  gitmek istedim olmadı.Nihayet geçen ay Ghetto da dinlemek fırsatım oldu.Dinleyince arkadaşımın başarısından o kadar keyif aldım, sahneye onu o kadar yakıştırdım, beğendim ki hemen yazmak, paylaşmak istedim.Çünkü bu duygularım, okundukça da yaşansın hatırlansın, paylaşılsın istedim.                                                                                                        Zeynep çok özel bir insan.Harika bir eğitim, ardından oldukça başarılı profesyonel hayat sonra aniden karar veriyor,işini bırakıyor, müzik ve sanat çalışmaları derken kendi işini kuruyor. Sonunda da geçen ay benim de seyretme ve  dinleme fırsatı bulduğum solo konserini veriyor.

Zeynep’in de çok değişik bir hayat hikayesi ve Girişimcilik öyküsü var.

Üsküdar Amerikan Kız lisesini bitiren Zeynep ardından  Boğaziçi Üniversitesi İşletme okuyor, daha sonra da Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesinde yüksek lisans yapıyor.Tetra Pak Dış ilişkiler müdürü olarak 12 sene çalışıyor, sonra ayrılıyor, Sicimoğlu &Latin All Stars grubu ile müzik çalışmalarına başlıyor.2002 yılında Yunus Tonguç’un atölyesinde heykel ve traşçılık öğrenmeye başlıyor ve halen de devam ediyor.2008 yılının Ağustos ayın da da Sanat,Eğitim,Üretim, Danışmanlık,şirketi Arteistanbul’u kuruyor.

            

Müzik çalışmaları devam ederken Latin şarkıları  söylemeye başlıyor, Ayhan Sicimoğlu ile sahneye çıkıyor.Sonunda da artık kendisi solo Latin Şarkılar  söylemeye başlıyor.Ghetto da Kagiderli arkadaşlarımızla dinlediğimiz  Zeynep’in ilk solo konseriydi.Çok heyacanlı idi.Bizlerle, ailesi,dostları,sevenleri ve hayranlarıyla   şarkılarını paylaşırken hem kendi öyküsünü hem şarkıların öyküsünü o kadar güzel anlattı ki hem kendi çoştu, hem hepimizi  çoşturdu, mutlu etti.

Fiziği ile, sesi ile , tarzı ile, şarkılarıyla,  öyküleriyle  o kadar çok sahneye yakıştı ki,hepimiz hayran olduk.Bu son derece mütevazi, duygusal, yumuşacık kadın, sahnede nasıl bambaşka, cazibeli, tutkulu idi.Sevdiği işi yapmak ona çok daha fazla özgüven ve mutluluk katmıştı.

Sevgili Zeynep hem işinde hem sahnede hep başarılı, mutlu olsun, bizde onunla bu güzellikleri her zaman paylaşalım.