Bunları Yaşamak Çok Acı…

Neler tartışılıyor, nasıl günler yaşıyoruz… Çok acı…Bizi bu günlere taşıyanların vicdanları rahat mı? Aşağıda üyesi olduğum Kagider’in basın bültenini paylaşmak istedim…

KAGİDER BASIN AÇIKLAMASI-27.04.2016

Son günlerde gündeme oturan laiklik tartışması son derece üzüntü verici ve yersizdir.

Açılmak istendiği anlaşılan dindar anayasa tartışması ile insanların dindar olup olmama özgürlüğü sorgulanır hale getirilmemelidir.

Laiklik din ve devlet islerinin birbirinden ayrı tutulmasıdır. Laiklik çok farklı dini ve etnik renkleri içinde barındıran toplumumuzu bir arada tutan vazgeçilmez Cumhuriyet değeridir. Bu şekli ile hazırlanacak yeni anayasanın da değişmez ilkelerinden biri olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının dini özgürlüklerinin teminatı olmaya devam etmelidir.

Yeni anayasanın, katılımcı ve kapsayıcı bir yaklaşımı esas alarak Cumhuriyet’in temel değerleri üzerine inşa edilmesi gerekmektedir. Laiklik ilkesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin yapıtaşlarından biri olarak anayasamızın vazgeçilmez bir unsuru olduğunu savunuyoruz.

Reklamlar

11.Liderlik Zirvesi Ödülü Gülden Türktan’ın

Kagider’den çok gurur verici bir haber…

Başkanımız; sevgili Gülden Türktan 11.Liderlik Zirvesi’nde “Liderlik Ödülü”nü aldı.

Kutluyorum, kucaklıyorum, orada olamadım, ama bu çok güzel haberi detaylarıyla Halkla İlişkiler.com‘un haberi ile paylaşıyorum.

EDUWORKS’un düzenlediği iş dünyasının başarılı liderlerini bir araya getiren 11. Liderlik Zirvesi 17 Nisan 2014 tarihinde Maslak Sheraton Otel’de gerçekleştirildi. Zirve kapsamında iş dünyasına yön veren liderlerin kendi deneyimlerini de paylaştıkları konuşmalarının yanı sıra ödül töreni kapsamında başarılı liderlere ödüller verildi.

1547911_516199755157129_2072459302752861005_o

KAGİDER Başkanı Gülden Türktan “Liderlik Ödülü”nü aldıktan sonra “İş Dünyasının Başarılı Kadın Yöneticileri ve Onları Lider Yapan Özellikleri” adlı panelde konuşmacı olarak yer aldı. “Liderlik sadece şirketin yönetici pozisyonlarında olanlar için değil aynı zamanda şirketin diğer personeli için de ön plana çıkmalı” diyen Türktan konuşmasına “Liderlik kendi yolunda ilerlemektir. Siz şirketinizi ve kendinizi ileriye taşıdığınız zaman liderlik arkasından gelir” diyerek devam etti.

Türkiye’de iş dünyasına lider yöneticilerin yetiştirilmesinde  önemli bir misyon üstlenmiş olan “Liderlik Zirvesi”, 17 Nisan 2014’te Sheraton İstanbul Maslak Hotel’de gerçekleştirildi.

Büyük holdinglerin kurucuları ve başkanları, Türkiye’nin ve dünyanın önemli şirketlerinin CEO’ları, pazarlama ve satıştan sorumlu üst düzey yöneticileri ve yönetim otoriteleri, akademisyenlerden oluşan seçkin konuşmacılar, önemli ve ilginç konular ile Eduworks’un gerçekleştirdiği “11. Liderlik Zirvesi”nde buluştu.



11 yıldır katılımcılara Liderlik, Vizyon, Planlama, Delegasyon, Sorun Çözme, Karar Verme, Ekip Oluşturma ve Yönetme, Koordinasyon, İletişim, Yüksek Motivasyon Sağlama ve Yaratıcılık Liderlik ve Yönetim konuları ile ilgili benzersiz bir deneyim yaşatan Liderlik Zirvesi, bir iş dünyası klasiği olarak her yıl daha da büyük katılımlarla gerçekleştiriliyor.
Liderlik Zirvesi’nde bu yıl Kibar Holding Onursal Başkanı Asım Kibar, Mediasa Yayıncılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan, Abalıoğlu Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Abalıoğlu, Hitay Yatırım Holding Başkanı Emin Hitay, T.C. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı İngiltere Başdanışmanı, Türk İngiliz Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet İplikçi, Unilever Gıdadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Seçkin, Turkcell Kurumsal Pazarlama ve Satış Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş gibi birçok önemli isim konuşmacı olarak bilgi ve deneyimlerini paylaştılar.
 
Bugüne kadar Sakıp Sabancı, Vehbi Koç, Nejat Eczacıbaşı, Kadir Has, Ahmet Zorlu ve Süleyman Demirel gibi önemli liderlere verilen iş dünyasının en saygın ödüllerinden olan “Liderlik Ödülleri” de zirve sırasında sahiplerini buldu.
 
11. Liderlik Onur Ödülleri;
Asım Kibar, Demet Sabancı Çetindoğan, Emin Hitay, İsmet Abalıoğlu

10169451_10152298993955546_8654181321349913314_n
 
11. Liderlik Ödülleri;
Güldem Berkman, Meral Eredenk, Serdar Urçar, Ahmet İplikçi, Kerem Taş, Nilüfer Bulut, Ayşe Dickson, Gülden Türktan, Tankut Turnaoğlu


                                                              

 
İş Dünyasında Başarılı Olmanın Yeni Kuralı: Kurumsal Girişimcilik
Günümüzde “Kurumsal Girişimcilik” bir şirketin başarılı olmasının en önemli koşullarından biri haline gelmiştir. Ülkemizin önemli girişimcilerinden olup Medya, Perakende, Turizm, Sağlık, Denizcilik, İnşaat ve Sanat alanlarında faaliyet gösteren şirketleri bulunan Demet Sabancı Çetindoğan, kurumsal girişimcilikle ilgili önemli bilgi ve deneyim paylaşımlarında bulundu.
 
Demet Sabancı Çetindoğan / Mediasa Yayıncılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı
  
Başarıya Ulaşan Yenilikçi Kararların 4 Önemli Unsuru: Vizyon, Eylem, Değer Yaratma ve Sürdürülebilirlik
Girişim sermayesi alanında Türkiye’nin önde gelen isimlerinden biri olan ve bilgi teknolojileri, finansal hizmetler, ödeme sistemleri, online araştırma, savunma-güvenlik ve elektronik şans oyunları alanlarında yatırımları bulunan Hitay Yatırım Holding’in kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Emin Hitay, başarıya ulaşan yenilikçi kararların dört önemli unsuru ile ilgili bilgi ve deneyimlerini paylaştı.
 
Emin Hitay / Hitay Yatırım Holding Başkanı
 
P&G’den Liderliğe Bakış, Liderlik Vizyonu ve Lider Yetiştirme Stratejisi
 
Tankut Turnaoğlu / P&G Türkiye ve Kafkasya Yönetim Kurulu Başkanı
 
En Beğenilen Şirketlerin Lider Yöneticilerinden Taktikler: En Beğenilen Şirketlerde Nasıl Zirveye Çıkılır ve Zirvede Nasıl Kalınır?
Rekabetin en yoğun olduğu sektörlerde en beğenilen şirketler arasında yer almayı başarmış şirketlerin liderleri, vizyon, etkili planlama, başarılı ekipler oluşturma, karar verme, sorun çözme ve iletişim gibi yönetim ve yöneticilikle ilgili önemli konularla ilgili paylaşımlarda bulundular. 
 
Güldem Berkman / Novartis Türkiye Ülke Başkanı ve İlaç Sektörü Genel Müdürü
Meral Eredenk / AvivaSA Emeklilik ve Hayat A.Ş. Genel Müdür
Serdar Urçar / HP MEMA (Akdeniz, Ortadoğu ve Afrika) Kurumsal Grup Satış Lideri
Adnan Nur Baykal (Oturum Başkanı) / “Mustafa Kemal Atatürk’ün Liderlik Sırları”, “Muhteşem Süleyman Devri”, “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma” gibi bir çok kitap sahibi, Yeditepe Üniversites’inde, yöneticilikle ilgili alanlarda dersler vermektedir.
 
Bir İşadamının Portresi ve Anıları / Anadolu’nun Liderlerinden İş Hayatı İle İlgili Bilgi ve Deneyim Paylaşımları
Temelleri 1941 yılında atılan, Tekstil, Enerji, Bakır ve Kağıt alanlarında şirketleri bulunan Abalıoğlu Holding’in Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmet Abalıoğlu, “Bir İşadamının Portresi ve Anıları” adlı kitabında da yer verdiği başarılı iş hayatını, yönetim sanatının inceliklerini ve 60 yılda biriktirdiklerini paylaştı.
 
İsmet Abalıoğlu / Abalıoğlu Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
  
Nasıl Başardılar? Yurt Dışındaki En Güçlü Türk Yöneticilerden Başarılı Yönetim ve Yöneticilik Rehberi
İngiltere’nin en başarılı yönetici ödülü sahibi Türk İngiliz Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Ahmet İplikçi ve dünyanın zirvesindeki başarılı Türkler arasında yer alan Mercedes-Benz Buses&Coaches Ortadoğu Genel Müdürü Kerem Taş’tan başarılı yönetim ve yöneticilikle ilgili çok önemli bilgi ve deneyimlerini paylaştılar.
 
Ahmet İplikçi / T.C. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı İngiltere Başdanışmanı, Türk İngiliz Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi
Kerem Taş / Daimler Buses (Mercedes-Benz) Orta Doğu Genel Müdürü,Yönetim Kurulu Üyesi, Türk İş Konseyi Abu Dabi Genel Sekreteri
Serdar Turan (Oturum Başkanı) / Infomag Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni
 
İş Dünyasının Başarılı Kadın Yöneticileri ve Onları Lider Yapan Özellikleri
Türkiye İş Kadınları Derneği Başkanı Nilüfer Bulut, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği Başkanı, Gülden Türktan ve İngiltere’nin En Başarılı İş Kadını Ödülü Sahibi Ladybug Home Textiles Limited Kurucusu Ayşe Dickson’dan yönetim, yöneticilik ve liderlik deneyimlerini paylaştılar.
 
Nilüfer Bulut / TİKAD Yönetim Kurulu Başkanı, Bulut Bilişim Yönetim Kurulu Başkanı
Gülden Türktan / KAGİDER Başkanı
Ayşe Dickson / Ladybug Home Textile Limited Kurucusu
Prof.Dr.Yeşim Toduk (Oturum Başkanı) / Amrop International Yönetici Ortağı, “2023 Lideri” Kitabının Yazarı
 
Lider Markalardan Yenilikçi ve Müşteri Odaklı Marka Lideri Olmanın Kuralları
Lider Markaların zirvesindeki başarılı yöneticilerden sektör lideri nasıl olunacağına dair önemli paylaşımlar gerçekleşti.
 
Fuat Atalay / Maya Grubu ve IKEA Türkiye CEO
Mustafa Seçkin / Unilever Gıdadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi
Gökhan Mendi / TEB Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı
Selen Kocabaş / Turkcell Kurumsal Pazarlama ve Satış Genel Müdür Yardımcısı
Güven Borça (Oturum Başkanı) / Marka Danışmanı, Markam A.Ş. Kurucusu

10154016_10152298993895546_7356738772482048609_n
 İş Dünyasına Yön Veren Liderlerden Tavsiyeler
1970’li yılların başında demir çelik ticareti ile başlayıp otomotiv, gıda, yapı malzemeleri, lojistik ve metal gibi alanlarda faaliyet gösteren Kibar Holding’in kurucusu ve onursal başkanı, iş dünyasının duayenlerinden Asım Kibar, başarılarla dolu örnek alınacak iş hayatı ile ilgili önemli bilgi ve deneyimlerini paylaştı.

Asım Kibar / Kibar Holding Kurucusu ve Onursal Başkanı
Bülent Şenver (Söyleşi Başkanı) / Türk Lider Merkezi Kurucu Başkanı, Duayen Bankacı

Bilinçaltının Gücünü Keşfedin  / Bilinçaltını Daha İyi Kullanan Bir Lider Olabilirsiniz
Bilinçaltı, zamanın yüzde 95’inde otomatik pilot gibi bizi yönetir. Bilinçli kısmımızın yüzde 5 olarak devreye girdiği söylense de, çoğu insanda bu oran yüzde 1’dir. Dolayısıyla kararlarımızın büyük çoğunluğu, eylemlerimiz, duygularımız ve davranışlarımız yüzde 95 oranla bilinçaltındaki programların kullanımı olarak ortaya çıkar. Bu nedenle iş dünyasında bilinçaltının kontrolü çok önemlidir. Konunun uzmanı olan Tanju Sürmeli bilinçaltınızı kontrol ederek iş hayatında başarılı olmak için paylaşımlarda bulundu.
 
Dr. Tanju Sürmeli / Uzman Psikiyatrist
 
Bir Liderlik Masalı / Fareli Koyun Kavalcısı
Liderinizin kaç “like”ı var? Liderinizin kaç “follower”ı var? Liderinize tek bir “comment” yazacak olsanız, ne yazardınız? Aydın Soysal’ın gerçek bir olaydan esinlenilmiş Fareli Köyün Kavalcısı masalını bir metafor olarak kullanarak, iş hayatındaki liderlerin, ekibi yani takipçileri ile olan ilişkisini, takipçilerin liderleri neden ve nasıl izlediğini, liderin ekibi için ne ifade ettiğini ve modern bir lider profilinin nasıl olması gerektiğini konusunda paylaşımlarda bulundu.
 
Aydın Soysal / HRM Business Developer / HRM İş Geliştirme Yöneticisi
 
Bütünsel Sezgisel Liderlik
Günümüzde Liderlik; “ben” bakış açısının “biz” bakış açısına değiştiği, “kendine fayda”nın, “bütüne fayda”ya dönüştüğü, “dünyadaki en iyi olmak” anlayışı yerine “dünya için en iyi olmak” anlayışının ön plana çıktığı bir yaklaşımı geçerli kılmaktadır. Bu oturumda liderlik konusundaki önemli otoritelerden olan Dr. Zerrin Başer, bambaşka bakış açılarından farklı liderlik modeline ilişkin önemli bilgi ve deneyim paylaşımlarında bulundu.
 
Dr. Zerrin Başer / PCC, Erickson International Trainer
 
Zirveye ait fotoğraflar için; facebook.com/Halklailiskiler

Harika Bir Kış Düğünü

Bu haftanın en güzel haberi sevgili Elif’imizin (Kösedağ) düğünü idi.Elif çok genç, çok çalışkan, çok başarılı, çok zarif,  iş kadınlarımızdan. Babası Ali Kösedağ’ın  1978  kurduğu Kösedağ Tel Örme ve Çit Şirketinin genel müdürü, ortağı.KÖSEDAĞ A.Ş.sektöründe Türkiye’de kurulan ilk firma ve dünyanın en gelişmiş fiziki güvenlik sistemlerini 1997 yılında kurulan SİBERTEK A.Ş.‘nin elektronik güvenlik sistemleri ile bütünleştirerek projelendirmekte ve uygulamakta. İki şirket de konusunda yalnız Türkiye’nin değil bölgenin en iyisi, ve dünya markası olma yolunda başarıyla yol alıyor.

12258_10151353105763352_1008433057_n Elif hepimizin;ilk gördüğümüz günden beri, mütevazi, yaşından olgun, güzel, sevgi dolu yaklaşımı ile çok iyi  arkadaşı oldu.Onun düğün haberine çok sevindim.Düğününe gidebildiğim, onu bu çok önemli  gününde yanında olduğum için de  çok mutluyum.

IMGP2159 Elif’e gelinlik çok yakışmıştı, çok güzeldi, çok mutluydu. Düğün çok güzel bir kış düğünü idi.Her yer ışıl ışıl,çiçekler,pırıltılar içinde, muhteşemdi.Davetiyeler, nikah şekerleri,yemekler, sunumları, lezzetleri, tüm masa süslemeleri her şey çok güzeldi, hepsi  için ayrı ayrı yazılar yazabilirim.

fotograf (35)

Kösedağ ve Medghalchi ailelerinin en mutlu anı.Nikahı Mustafa Sarıgül kıydı.

Damat,Ayten ve Atuf  Medghalchi’nin hukukçu oğlu Arman Medghalchi de mavi beyaz elbisesiyle, çok şık ve heyacanlı idi.İki tarafın aileleri de muhteşem kıyafetleri ve güzellikleri ile bizleri karşıladılar.Güzel Elif’imizin eşinin   İran’lı olması hepimize sürpriz oldu.Davetlilerin çoğu hem Türkiye’de yaşayan, hem  İran’dan gelen   yakın akrabalar ve dostlarıydı.İki aile öyle güzel kaynaşmıştı ki; damat tarafı, gelin tarafı ayrımını biz hiç  farketmedik.

fotograf (41)Düğünün davetlileri arasında,tüm siyasi partilerden milletvekilleri, bakan, belediye başkan ları vardı. Baba Ali Kösedağ’ın, ve ailesinin ne kadar gönül dostu, sevilen  insanlar  olduğu her noktada kendini hissettiriyordu. Tüm farklı partilerden siyasi davetliler, bir arada ve çok keyifli bir düzen ve protokolle yerleştirilmişti. Artık  nikahlar hep bol şahitli oluyor, malum.Bu nikahta öyleydi.Milli Savunma Bakanımız ve  AKP Sıvas Milletvekili  İsmet Yılmaz,TBMM Başkan Vekili ve MHP İstanbul Milletvekili Meral Aşkener, Anayasa Başkanı Haşim Kılıç, Can Vakfı Başkanı Prof. Dr.İzzettin Doğan ve damat ailesinin, yakını bir hanım  şahit oldular.Bu kadar değerli şahitin arasında Evlilik  Cüzdanını  vermek Meral Aşkener’e kısmet oldu.

fotograf (42)

Düğünde en çok göze çarpan ışıltıların büyük bir kısmı  davetlilerin pırıltıları, renkleri, güzellikleri oldu.Herkes, özellikle gelin ile damatın akrabaları yakınları,  birbirinden şık, renkli, gösterişli idi.Beni ilk gördüğümde de çok şaşırtan,Elif’in hepsi birbirinden güzel, tatlı beş kız kardeşi düğünde de favorilerim oldu.530439_10151346142012079_1343344608_n Onları bir arada fotoğraflamayı ben bir kerede beceremedim. Böyle hoş güzel altı  genç kız annesi Safiye Kösedağ‘ı her gördüğümde kutluyorum.Şimdi  yine, bu müthiş anneyi tekrar, tekrar kutluyorum.

fotograf (40) Dört güzel kız kardeş üsteki fotoğrafta, aşağıdaki fotoğrafta da ki üç kızkardeşden en başta olan da beşinci güzel kardeş.Esra, Arzu, Aslı,Ebru, Ece hepsi elbiseleri, saçları, makyajları ile özel seçilmiş modeller gibiydi.Bence düğünün en güzel ışıltıları oldular.

fotograf (43)

Bizim Kagider Kadıköy grubumuz da altı arkadaşımız eksik olmasına rağmen çoğunluk bir aradaydık. Hepimiz çok mutlu ve keyifliydik. Uzun zamandır görmediğimiz arkadaşımız, Elif’in de kankası Gözde Çelikbilek de aramızda idi.Gözde’yi çok özlemişiz.Onlar da iki kardeş çok güzeldiler, şıktılar.

532536_504900906209309_265632989_n

Gözde Çelikbilek,Ayşe Işıl,Münteha Adalı, Emine Kütük, Ferda Boyar, Harika Batallı, Özlem Aytemiz hep beraberiz.

Sevgili AKP İstanbul Milletvekili arkadaşımız  Belma Satır, protokol masasında, sayın Bakanımız ile beraberdi. Ama bizim yanımıza, masamıza da geldi.Bu çok özel gecede beraber olma şansmız oldu.

IMGP2198

Özlem Aytemiz,Ayşe Işıl, Belma Satır, Münteha Adalı

Herşeyi ile mutlu, keyifli çok güzel bir düğündü, Elif’imizi  ve damatımızı tebrik etmek en heyacanlı anlardan oldu.

72350_504917166207683_1122195321_n

Grup bir arada Elif’le ve Arman’layız.Hepimiz onlar kadar mutlu ve heyacanlıyız. Elif’çiğime ömür boyu mutluluklar,tüm bekar arkadaşlarımıza da böyle  güzel düğünler, evlilikler  temenni ediyorum.En kısa zamanda. Sevgiler, sevgiler…

Masal Tadında Bir Hikaye

Bu çok güzel hikaye ve fotoğraflar ben de harika bir masal tadı bıraktı.Sevgili Fatoş Kayacan Hataylı’nın hayat hikayesi mutluluklarla başlıyor.Öyle de devam ediyor,ta ki 1992 de babasını kaybettiği o çok acı suikast olayına kadar.Bu çok sarsıcı, acı olayın arkasından birkaç sene sonra girişimcilik hikayesi başlıyor. Girişimcilik hikayesi başlayınca da, yaşadığı zorluklar da en acımasızından oluyor.Mutluluklar, güzellikler,acılar, zorluklar, ama herşeye rağmen tutkulu çalışmalar, sorumluluklar, çabalar ve tabi sevgiyle, aileyle, dostlarla mutlulukla devam eden güzel günler. Bu çok çarpıcı  hikayeyi ben soluksuz okudum, çok etkilendim.Sizlerin de çok beğeneceğinizden eminim.03

Fatoş Kayacan Hataylı her zaman çok güzel ve zarif .Fotoğraflara bakınca da,çocukluğundan günümüze hep aynı güzellikte ve zerafette olduğunu görüyorsunuz, ancak masallarda rastlayacağımız cinsten. Ama hikayeyi okuyunca bu çok güzel kadının, tutkularından, doğrularından   asla vazgeçmeyen  yaşantısı hemen bizi etkiliyor.İki harika kızı, çok sevdiği saygı duyduğu eşi ve çok sevdiği tüm ailesiyle tam bir mutluluk ve gurur tablosu oluşturuyorlar.

Sevgili Fatoş Kayacan; İstanbul doğumlu, benim sandığım gibi Hataylı değil.. Babasının çeşitli görevleri nedeniyle, ilk ve orta okulu İstanbul’da, lise (Yükseliş Koleji) ve üniversiteyi Ankara’da okuyor. Şimdiki adıyla İletişim Fakültesi olan, AİTİA’ne bağlı Gazetecilik ve Halkla İlişkiler mezunu”.Okula erken gönderildim. İlk 2 sınıfta biraz bocaladım. Rekor bir yaşta da liseyi bitirdim,” diyor.

Çocukluktan beri iyi resim yapmasına  rağmen,resmi değil yazmayı tercih ediyor ama; “Resimden nedense çok keyif almadım. Ben hep yazmayı tercih ettim. Ailemin zoruyla aldığım resim derslerini, okullarda aldığım resim ödüllerimi hiçe sayarak, okullarda kompozisyona  ve edebiyat derslerine ağırlık verdim ve inanın  kilometrelerce yazı yazmama rağmen, toparlayıp da bir kitap yapmayı hala beceremedim. Halen  yerel bir gazetede köşe yazarıyım.”

Bu çok güzel kadına en uyacak işi yapıyor, hem o dönemde milli manken olarak;ve hala hepimizin çok bol alkışlarını alarak;

10-1

Fatoş Kayacan, disiplinli çalışması, eğitimi, ailesi, prensipleri ile  “Podyumların Prensesi” olmayı fazlasıyla hak ediyor.Çok aileye ve genç kıza da güzel örnek oluyor.

“Nedense hep aynı zamanda 2 iş yapmayı sevdiğim için midir, nedir bilemem? 1968 yılında lise son sınıfta okurken, aynı zamanda Zarafet ve Mankenlik okulunu da bitirdim ve aynı yıl Ankara Olgunlaşma’da Milli manken olarak, 10 yıl süren  mankenlik hayatıma başladım. Hayatımda yaptığım 4 büyük akıllılıktan biri de budur.”

Aşağıda çalışma hayatına başlayışını çok güzel anlatmış sevgili Fatoş;sonra da girişimcilik öyküsünü, kendi deyimiyle çılgınca dediği girişimciliğini.Sizleri bu çarpıcı öyküyle ve fotoğraflarla, baş başa bırakmak en güzeli…..

09

“Gazetecilik hayatıma 1984’de başladım. Zira, 1968 – 1978 yılları arası mankenlik, 1979’da evlilik ve 2 çocuk derken, sıradan bir kadın olmaya başladığımı, hızla  hayatımın kaydığını, daha doğrusu kaybolduğumu fark ettim. İki küçük çocukla eve kapanmış, yemekten ve mamadan başka bir şey düşünmeyen bir kadın olarak, çağın gerisinde kaldığımı hissediyordum. Bir gece Eşim’le katıldığım bir davette, bunu iyice anladım. Sosyal hayattan çok kopmuştum. Dağarcığımda çocuk bakımı ve sebzelerden başka bir şey kalmamıştı. Eşim’in enerji dolu konuşmalarını ve kendi pasif halime acıyarak baktım. Eve geldiğimizde sabaha kadar uyuyamadım. Anne olmak çok güzeldi, çok da mutluydum. Allahım’a her zaman da şükrederim. Ancak şu halimle ileride kızlarıma hiç de iyi bir anne örneği olamayacağımı hissediyordum.

S

Kuzenimle birlikte yakın arkadaşı olması dolayısıyla Duygu Asena’nın yanına gittik. Zira, o zamanlar yazmaktan ve mankenlikten başka bir şey yapacağımı düşünemiyordum. İlk kez Gelişim Yayınları’nda yazmaya başladım. Rahmetli Duygu Asena’nın editörlüğünü yaptığı dergilerde “okuyucu mektuplarını” yanıtlıyordum. Başta eşim olmak üzere, bu işi küçük ve basit bir iş olarak nitelendirdikleri için tüm ailem benimle alay etmeye başladı. Oysa, ben kendimi Times dergisinde yazıyor gibi görüyordum. Parayı hele hiç konuşmayalım… Aslında, para da umurumda değildi.

Ben sadece yazmak ve yazmak istiyordum. Daha sonra başka dergiler derken, Babam’ın ölümünden az sonra, değerli Av. Münci İnci’nin de teşvikiyle kendimi Interpress Dergi Grubu’nda önce köşe yazarlığı ve daha sonra da yazı işleri müdürlüğü görevlerinde buldum. Interpress Dergi Grubu kapanınca Topaz Dergisindeki yazı işleri Müdürlüğü ve daha da sonra 1995’de adını BEST koyduğum kendi dergimi çıkarttım. Ne yazıktır ki, sonu hüsranla bitmiş de olsa, girişimci olarak ilk atılımım bu dergi işi oldu… Ama, daha sonra başlattığım kültür turları da beni mutlu edecekti…

36

Size abartı gibi gelebilir, ama artık dergi, adeta benim 3.ncü çocuğum gibi olmuştu. O yıllarda çocuklarım da birer birer tahsil için evden uçup gidince, ben iyice dergiyle yatar kalkar olmuştum. Lakin, şimdi adlarını sayıp dökersem çirkin olur, ülkedeki bilinen bütün en büyük dağıtım şirketleriyle çalıştım ve hep aynı sorunu yaşadım! Dağıtım ücretini ödememe rağmen; dergilerim hiçbir zaman dağıtılmadı! Hiçbir zaman kitapçılarda ön raflarda yer alamadı. Ve ben hiçbir zaman derginin satışından para kazanmadım. Zira büyük güçler derginin dağıtımında arkası güçlü olmayan bütün dergileri ezerler. Ben de bunu birebir yaşadım… Umarım, bana yaşattıkları bu sorunları bir gün onlar da yaşayacaklardır!

Bu çılgınca bir girişimdi ve deliler gibi çalışıyordum. BEST için, başarılı olmuş kişi ve kuruluşları buluyor onlarla röportajlar yapıyorduk. Bazen de yazılarım bazen baskı aşamasında, bazen de sonra olmak üzere, alenen çalınıyordu. Küçük bir dergi olduğumuz için de, resmen büyük dergi ve gazeteler bizi yutuyordu. Dergideki ufacık bir hata, sanki engelli çocuk doğurmuşum gibi beni üzüyor, kahrediyordu. Buna rağmen ben dinmiyor ve tüm enerjimle işe devam ediyordum. Önceleri fotoğrafçı dahil, 4 -5 kişiyle başlayan yazı işleri kadrom zamanla 12 kişiye yükseldi. Daha çok kadın ağırlıklı muhabirlerle çalışıyordum. Basın kanununa göre 212’den sigortalandıkları için de, bana hayli masraflı oluyordu.

Atatürk sevgisi, sosyal sorumluluk aşkı ve ülkesi için  bir şeyler yapmak arzusu ile parti çalışmaları içinde buluyor kendini…

“Eskiden beri dernekler ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarında yer alıyordum. Almasam da dolaylı hizmet veriyordum. Ne var ki; gün geldi bütün bunlar bana yeterli gelmedi! Bir kadın her şeyden önce Atatürk’e çok borcum vardı. Ülkeme daha fazla yararlı olabilmek için; gelen teklif üzerine 2002 seçimlerinde YTP’den üstelik de Eşim’in memleketi olan Hatay’dan 2. sıra Milletvekili adayı oldum. Yoğun ve oldukça güç koşullarda bir seçim kampanyası yürütüyordum. Ne de olsa, yöreyi ve insanları fazla tanımıyordum. Evimden ve ailemden uzaktım. Her işimi kendim görüyordum. Okuyucu mektuplarına cevap verirken beni küçümseyen Eşim, seçim sırasında inanılmaz destek oldu. Ben de o sıralarda BEST’i 2 ayda bir çıkararak, telafi etme yoluna gittim. 3 Kasım seçimlerinde YTP, ülke genelinde kaybedince, büyük bir şokla derginin başına döndüm. Sanırım kaybetmeğe alışık değildim. Oysa Hatay, YTP’den en yüksek oyu alan şehir oldu. Bunun sonucunda da YTP’de önce Parti Meclis Üyesi ve daha sonra da Merkez Yürütme Kurulu Üyesi seçildim. 2004’de Genel Başkanımız Rahmetli İsmail Cem’in de isteği ve rahatsızlığı nedeniyle partiyi gözyaşları içinde kapatarak, otomatik olarak hepimiz CHP’ye kaydolmuş olduk. Ne var ki, bu CHP’ye giriş, aslında benim seçimim değildi! Zira, Sayın Baykal’ı eski bir CHP Milletvekili olan Babam’ın suikastindeki ilgisiz ve vefasız tavrı yüzünden hiç tutmuyor, kişisel kırgınlığımın yanı sıra, yetersiz muhalefet yaptığı gerekçesiyle de suçluyordum. Daha sonraları ise; bunun yalnızca Baykal’a özgü bir alışkanlık olmayıp, tipik bir “CHP klasiği” olduğunu anlayacaktım…”

52-5

İş hayatındaki zorluklar oldukça fazla….

“2002’den sonra yanımda çalışanların da ısrarı ile BESTLİFE Magazin diye bir ikinci dergi daha çıkarttım. Çünkü, BEST oldukça ciddi ve kültürel bir dergi kalıyor ve herkese hitap etmiyordu. BEST LİFE ise, piyasaya daha çok hitap edecek ve daha çok reklam alacak ümidiyle doğdu. Artık masraflar benim boyumu aşıyordu. İki dergi de çok beğenilmesine rağmen, satış engellendiği için, dergi “yok” sayılıyordu. Benim Bodrum, Marmaris’e yolladığım dergiler Trabzon ve inat gibi Konya’ya gidiyor ve satış raporları 0 gözüküyordu. Bu dönem içinde yalnızca reklam ve kapak satışından para kazanabiliyorduk. Reklam fiyatı 1000 $ ise; reklam veren, o günkü kurdan TL’ye çeviriyor ve bunu da 3 aylık vadeli ve üstelik de müşteri çekiyle ödemeye kalkışıyorlardı. Kısacası ben ne kadar dürüstsem, piyasa bana karşı o kadar 3 kağıtçı davranıyordu. İnanılır gibi değildi, derginin kalitesini görünce,  benden kendileriyle  röportaj yapmamı özellikle istiyorlar ve ordinoya rağmen ödeme yapmıyorlardı. Bu yüzden ünlü bir estetikçiyi ve bir büro malzemeleri satan şirketi dava ettim.”

Zorluklara olağanüstü durumlar da ekleniyor….

“Artık avukatlarla işim bitmiyordu. Ne var ki, bana yapılacak ödemeler geciktikçe, bu çarkın dönmesi için kredi almaya başladık. İşler büyüdükçe kredi kullanımımız da artıyordu. Neticede, 2002 sonlarında dergilerime advertorial yaptırabilceğini ve reklam alacağını, para kazandıracağını, ama bunlardan yüzde alacağını vaat ederek şirkete giren ve beni sahte imza, çek ve senetlerle dolandıran bir kadın arkadaşım yüzünden, tırnaklarımla kazıyarak kurduğum 11 yıllık emeğimi kapatmak zorunda kaldım…

Başarısızlığıma mı; emeğime mi, yoksa aptallığıma mı yanacağımı bilemiyordum. En büyük üzüntüm de iyi bir iş adamı olan Eşim’e karşı başarısız olma duygusuydu! Sanırım, bunu çoğu kadın yaşamıştır. Sonuçta ben; tüccar bir aileden gelmediğim gibi,  bir asker kızı ve asker torunuydum. Genlerinde ticaret geni olan bir insan değildim. Bu işe, iyi yazı yazdığıma inanarak girmiş, pek çok ortaklıklarda olduğu gibi, benimle çalışan bir arkadaşım tarafından dolandırılmıştım. Kısacası ben ne ilktim, ne de sonuncusu. Bu kapı kapanırsa, yenisi açılırdı elbet!”

Ama hiçbir zorluk, enerjisini azaltmıyor, aksine artırıyor.11-2

Yat turizmi yapma kararında Fatoş hanımın  babası Kemal Kayacan’ın deniz subayı oluşu  hatta Oramiral rütbesinden emekli oluşu herhalde çok etkili  olmuştur.

“Bu arada İngiltere’de “Turizm” okuyan kızımla birlikte, uzun süredir ihmal edilen ve “yat turizmi” yaptığımız kendi şirketimiz olan Hatsail’in başına  başına geçtim. Gazeteciliğin yanı sıra aynı anda Halkla İlişkiler de okuduğum için, turizm işi bana yabancı değildi. Önce cruise işine daha sonra da benim ısrarımla kültür turlarına başladık. 2006’dan bu yana da başarıyla sürdürüyoruz. Kızım Genel Müdür olarak tüm şirket işleriyle, ben de Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak, en çok  cruise ve tüm kültür turlarıyla ilgiliyim.”

52-7

Yazma tutkum bitmedi diyor, sevgili Fatoş, hiç bitmesin her zaman biz de keyifle okuma şansımız oluyor, ama kitaplarını da bekliyoruz…

Ama, yazma tutkum bitmedi. Hayatım boyunca, büyük bir gazetede yazmak  konusunda hep iddiasız olduğum için, halen Antakya’da çıkan yerel bir gazetede “köşe yazarlığı” yapmaktayım. Uluslararası Sarı Basın kart sahibiyim. Cruise ve yatçılığın yanı sıra, özellikle Hatay’a İnanç ve Kültür turları tertip ederek, yerli ve yabancı turistlere tarihi ve kutsallığı açısından dünyaca önemli bir merkezlerinden biri olan, (her nekadar adını değiştirseler dahi) benim için hala Antakya olan 5000 yıllık yörenin tanıtımı için çalışıyorum.

Masal tadındaki hikayede;güzeller güzeli  prensesin, yakışıklı  prensini bulma  kısmına dönersek;

16

“Bu arada Eşim’le ilk kez 1973 yılında tanıştırıldık. Birkaç kez görüşmemize ve ciddi olduğunu bilmeme rağmen, aşk evliliği yapmak istediğim için vazgeçtim. Çok gençtim, fakat bir o kadar da akıllı…  O günkü koşullarda bu ancak, mantık evliliği olurdu. Oysa, ben aşk yaşamak ve sevdiğim insanla evlenmek istiyordum.

67

5 yıl sonra tekrar karşılaştık. Sanırım artık ben de büyümüş ve akıllanmıştım. Bu kez çıkmaya başladık ve tanıştırıldıktan tam 6 yıl sonra, ben sırıl sıklam aşık olarak 1979 da Y. Makine Müh. Ertuğrul Hataylı ile evlendim. Sanırım istediğim de, galiba doğrusu da buydu. 33 yıllık evliyiz. Evli 2 kızımız ve bir erkek torunumuz var. İngilizce biliyorum. Yine yazılarımı yazıyor ve yalnızca Atatürk’çü Düşünce Derneği’nin öğrencilere burs fonu yaratması için, tüm eski mankenler senede bir kez defileye çıkıyoruz. Bu da bizi eski günlerimize götürüyor ve Büyük Atatürk’e olan şükran borcumuzu bir nebze olsun ödemiş oluyoruz.”

64-0

Sevgili Fatoş seni podyumda izleyebildim,harika idin, muhteşemdin, fikir de öyle, hersene devam etsin mutlaka. Seyahatlerine bir türlü katılamadım,ama evinde misafirin oldum,ünlü Antakya lezzetlerini sayende tattım. Atatürk’çü Düşünce Derneği çalışmalarına davetlerine katıldım.Hepsi çok değerli, harika organizasyonlar. Hep senin zerafetine,aklına, mükemmelliyetçi tarzına uygun  yapılmışlar.

photo (4)

Sadece, bu müthiş öyküler bir kaç kitap olabilir.Mutlaka yazmalısın, diyorum. Seni tanıdığım için, çok mutluyum, bizlere, Türk Kadın’ına çok değerli katkıların, hep bizlerle olsun.Muhteşem yazın ve fotoğrafların  için çok teşekkür ediyorum.Tüm güzellikler her zaman seninle, ailenle ve sevdiklerinle olsun.

Davet Sahibi Tasarımcı Olunca

Geçen hafta sevgili Nilgün Gülen bizleri Hasköy’deki yeni yerine, ofis ve showroom olarak kullandığı, bir yıldır, restore ederek hayata geçirdiği tarihi mekana davet etti. Nilgün kocasıyla beraber kurdukları BNG markasının sahibi, ortağı ve tasarımcısı. Kagider üyesi olduğundan beri de aynı  komite de beraber çalışıyoruz.Nilgün’ün başarılar dolu markalaşma hikayesini önce oryantasyon sunumunda dinledim. Sonra çeşitli televizyon  haber programlarında izledim. Yazılan çok haberi röportajı okudum.Sonunda da bu çok özel tasarımcı, yaratıcı arkadaşımın  tüm komite arkadaşlarımla beraber konuğu oldum.

Hiç bir şeyin tesadüf olmadığını, onu tanıdıkça daha çok anlıyorsunuz. Çok tatlı, hep kibar, güler yüzlü özel kadının ofis ve showroomu da aynı kendisi gibi.Nilgün markayı anlatırken, BNG keşfetmeyi ve keşfedilmeyi seven kadının markası diye tanımlıyor.Kendisi de marka hayata geçtiği günden beri kendi markasını giyiyor,” Dolabımda BNG’den başka marka yok.”diyor.Showroom da da herşey koleksiyon, eşyalar, aksesuarlar, davet için hazırladığı her şey keşfedilmeyi bekler gibiydi. Ben hep soru soran oldum.Sizlere de bu güzellikleri fotoğraflarla biraz olsun anlatmaya çalışacağım.

1800 lü yıllardan kalma tarihi bina eski bir döküm atölyesi imiş. Binayı restore edip, orjinal haliyle kullanıma açmak için Nilgün ve eşi çok uğraşmışlar, ama netice harika olmuş. Tarih, sanat, tasarım, moda, her gün tarihi mekanlarıyla popülerleşen Hasköy’e de çok değer katmış.

Nilgün kendi giymeyeceğim ürünü tasarlamıyorum, diyor. Bu çok özel, farklı kadın, binaya da çok yakışıyor, markayı da çok iyi taşıyor. Nilgün;davette ikram ettikleri ile, sunumu ile,herşey de farklılığını ortaya koydu.Bu onun doğal hali duruşu zaten.

O gün Bülent Bey ile de tanışma şansımız oldu.Nilgün’ün bütün bu  farklılığından, yaratıcılığından o da oldukça etkilenmiş, görünüyordu. BNG markasının başarılı sahibi, iş adamı  Bülent Bey ortama çok uygun kıyafeti ve tarzıyla bizlere katıldı.                                                Her şeyi kendine özgü davette birkaç özellikten bahsetmek istiyorum. Salatalar büyük boy bardaklarla servis edildi,tulumba tatlısı da shot bardakları içinde çok şıktı.Tüm tabaklar fincanlar çok hoştu, onlarla ikram edilenler de çok lezzetli.Yemek menüsü, tatlı seçimi,  herşeyin servisi,kahvenin yanında ki tadımlıklar, hepsi özelliği olan farklı lezzetlerdi.Aynen BNG nin koleksiyonu ve mekanı gibi.Bize de kendimizi çok özel hissettirdi.

Bülent-Nilgün Gülen çifti yıllarca fason triko üretimi yapmış, 6 yıl önce markalaşmaya karar verip BNG adıyla ilk adımı atmışlar ve Japonlar’ın gözde markası olmuşlar. BNG’den aldığınız bir ürünü en az 4 en fazla 8 değişik şekilde giyebiliyorsunuz. Kemer ve kuşaklar yardımıyla hırkayı elbiseye, yeleği tuniğe çevirebiliyorsunuz. Bu yabancıların markaya olan ilgisini katlamış. Geçen seneye kadar üretimin yüzde 70’ini ihraç ettiklerini söyleyen Nilgün Gülen, “Bu sene üretimimizin yüzde 50 sini iç pazarda yüzde 50sini dış pazarda satıyoruz, diyor. Yurt içindeki mağaza sayıları şu anda 11, hedefleri ise 14.Yurt dışın da ise toplam 200 butikte satılıyor.

Nilgün en az 4 en fazla 8 farklı şekilde kullanılabilen giysilerinin tanıtımını yapıyor.

Bülent Gülen aileden tekstilci, trikocu. Nilgün Gülen aslen İzmirli, ortaokuldan sonra İstanbul’a gelmiş. Bülent Gülen kendini bildiğinden beri babasının Mahmutpaşa’daki yerinde çalışıyor. Liseden sonra Boğaziçi Üniversitesi’nin açtığı İngilizce kursuna katılıyor. Çünkü amaçları trikolarını yurtdışına pazarlamak. Nilgün Gülen de aslında muhasebeci. Yolları kursta kesişiyor ve evleniyorlar. Nilgün Gülen de eşiyle birlikte çalışmaya başlıyor. Zaman içinde kendi tasarımlarını yapıyor. İtalya Polimoda’ya gidip tasarım dersleri de alıyor. Kendine güveni geldiğinde de kendi stilini yansıtan bir koleksiyon hazırlıyor. Karı koca markalaşmaya, fuarlara katılmaya karar veriyorlar. Ve Nilgün Hanım’ın anlatımıyla, “Paris’te ilk katıldığımız fuarda en kötü ve küçük stand bizimdi ama biz patladık, aldığımız siparişlere inanamadık” durumu yaşanıyor.

Japonya’da Takashimaya ve Isetan’da galeri konseptinde satılan 3 markadan biri.

Nilgün ile Bülent Gülen’in fotoğrafları koltuğun sırtına konmuş

Hikaye’yi Nilgün’ün kendi anlatımıyla da  aşağıda paylaştım.                                                       “Eşim Bülent’le birlikte kurduk. Aslında 17 yıllık bir geçmişi var. Marka 6 yıllık. Bülent tekstilci bir aileden geliyor. Biz hep tekstille uğraştık. Fason üretim yapıyorduk. Avrupa’dan birçok markaya üretim yapıyorduk. 6 yıl önce benim tasarımlarıma ağırlık vermeye başladık. O güne kadar çok klasik tasarımlarımız vardı. Bu marka tamamen benim giyim zevkim. Fuarlarda çok büyük ilgi gördük. Ve yolumuz açıldı. BNG yurtdışı ağırlıklı başladı. Şimdi senede 16-18 fuara katılıyoruz.                                                                                                       

BNG dünyanın en önemli moda haftalarından biri olan Milano Moda Haftası’ na kabul edilen ilk Türk markası oldu .

Yeni teknolojileri takip ediyorum. Kullandığım kumaşların teknik özellikleri benim için çok önemli. Kullandığım kumaşlar terletmiyor, vücut ısısını dengeliyor. Fonksiyonellik bizim için vazgeçilmez bir özellik. Tasarladığım bir kıyafet birden fazla şekilde ve stilde giyilebiliyor. Kullandığımız tüm kumaşlar doğa dostu. Deri triko karışımı da çok tercih ediliyor. Anne-kız trendini de takip ediyorum.

Pek çok Avrupalı giyim markasının başarısının sırrı şu aralar 18-45 yaş grubuna hitap etmesi. Yani hem kızları hem anneleri giydirebiliyoruz. Benim bir ürünümü farklı şekilde hem anne hem kızı giyebilir.

Ürünler de olaylık ve şıklık bir arada. Buna kim hayır der? 4 yıl önce Hong Konglu bir yakınıma bir Hong Konglu ile Japon’un farkını sormuştum. “Biz bir gömleği olduğu gibi, Japonlar ise ters çevirip giyer” demişti. O günden sonra fonksiyonel ürün tasarımlarına ağırlık verdim. Günümüzün ekonomik şartlarında bu bence herkes için harika bir seçenek. Benim en merak ettiğim ülke Japonya’ydı sanırım biraz da bu yüzden orada çok başarılı olduk. Japonya’ya sık sık gidiyorum. Orada mutlu oluyorum. İnsanlar çok saygılı ve çok çalışkan. Çat pat Japonca da öğrendim ama çok zor bir dil. Japon kültürünü ve yemeklerini de çok seviyorum.”

Nilgün’ün çok değer verdiği müşterileri arasında, her yaşdan farklı kadın var. Nebahat Çehre, Serra Yılmaz,Tuğçe Kazas bunlardan sadece üçü. Bu ara mağazalarında beş çayları düzenleyen davet eden Nilgün onlarla tanışmayı,onları anlamayı, dinlemeyi de çok önemsiyor.

Sevgili Nilgün senin gibi çok özel bir kadını tanıdığım için,   çok şanslıyım. Başarıların, mutlulukların, daima seninle olsun. Harika davetin, çok özel ikramların,  için de tekrar, tekrar teşekkürler,Sevgiler, sevgiler

Meltem ile Keyifli Davetler

Canınız keyifli bir şeyler görmek istediğinde, Meltem Beyazıt Tepeler yazın, karşınıza çıkacak, her başlığa tıklayın. Bir güzellikten, diğerine, göz kamaştrıcı bir düğünden, hayaller ötesi bir davete dalın gidin. Her zaman çok çekici gülüşü,içinizi ısıtan bakışları, candan sohbeti, mütevazi hali tavrıyla, Meltem, olağanüstü, farklı, yaratıcılıkta sınır tanımaz davetler organizasyonu, yapan çok sevgili arkadaşımız.

                                                                              Evet düğün, dernek, davet ihtiyacınız olduğunda, en ihtişamlısını, farklısını, parmak ısırtacak cinsten olanını, her zaman anlatacağınız, çocuklarımıza, torunlarınıza güzel anılar bırakacağınız değerde, olanını yapmak istiyorsanız,Meltem’i arayın, ona danışın, yaptıklarını izleyin.Sonra, Meltem sakin, dingin, güleryüzlü,zarif yapısı ve tavrıyla, sizi alıp, bambaşka güzellikler, keyifler dünyasına, hayallerdeki masallardaki düğün davetlerin içine sokuverecek.

Meltem’i uzun zamandır tanıyorum, ikidir de tesadüf Pera Palas’da ortak davetlerde, organizasyonlarda   bir araya geliyoruz.Hem de bu çok sevdiğim otelde, tarihi yapıda,bakıyoruz, yanyana oturmuşuz. Bir çok arkadaşımı, değerli iş kadınını yazmakta geçiktiğim gibi, Meltem’i de  yazmakta çok geç kaldığımı düşünüyorum. Meltem sürekli, yaptığı muhteşem işler, organizasyonlar gibi, çok gurur duyacağımız başarı haberleriyle de bizi mutlu ediyor.

İlk biraraya geldiğimiz de Düğünler ve İstanbul kitabını yeni yazmıştı.Üzerinden hemen günler aylar geçiveriyor.

İstanbul’u en güzel düğünleri ile anlatan bu masalsı kitapda, tüm dünyada, her geçen gün daha da popülerleşen güzel şehrimiz ,İstanbul’un en seçkin düğün mekanlarında,birbirinden güzel düğünlerin hikayesiyle anlatılıyor ve  İstanbul’un ‘Düğün Destinasyonu’ olarak ne kadar önemli bir konumda olduğunu  kanıtlıyor. Evlenecek çiftler için de yeni trendler, şık düğün sofraları, muhteşem güzellikte nikah ve seremoni görselleri  içeriyor aynı zamanda…

‘Düğünler ve  Istanbul’ kitabı, geçtiğimiz 2011 Ocak ayında Paris’te ‘Maison Objet’ fuarında da satışa sunuldu. Uluslararası profesyonellerin katıldığı bu fuarda büyük ilgi gördü.

İstanbul’da her dini kucaklayan nikah seremonileri, eski İstanbul’un evlilik gelenekleri , sinagoglar, kiliseler, kına geceleri, kısacası  İstanbul’da evlilik tarihi ve kültürü de ilk defa bu özel kitapta.

Meltem’in benim  çok değer  verdiğim,çalışmalarından  biri de bir eğitimci olarak,  sektöre genç profesyoneller yetiştirme çabası.                                                                                    Tepeler, etkinlik sektöründe öncü derneklerinden Yaratıcı Etkinlikler Planlama ve Uygulama Derneği’nin (YEPUD) başkanı ve kurucularından.

Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) ve YEPUD işbirliğinde halen devam eden ‘Etkinlik Yönetimi Sertifika Programı’nın oluşmasının öncülerinden olan Tepeler, aynı eğitim programında mesleki tecrübeleri ile ilgili dersler veriyor. Tepeler, etkinlik sektörü ile ilgili çeşitli konferans ve seminerler düzenlemeye ve sektöre genç profesyoneller yetiştirmeye devam ediyor.

Aşağıda basında çıkan yazılardan birkaç başlık koydum.Hepsi birbirinden çekici, iddialı, şaşırtıcı başarıların haberleri,

İslam Konferansı’na ve Nato Zirvesi’ne imza atan kadın

Papa’ya yemek ziyafeti çekti, işleri bir anda açıldı

Bu kez KM’nin damadı George Bush’tu.

KM Events’in 2023 hedefi 65 bin uluslararası düğün

“Düğünler ve İstanbul” İçin Muhteşem Lansman

Ben tıklayın, bu müthiş kadını tanıtım videoları ile, TV programları ile, blogu, webi, muhteşem görselleriyle tanıyın, hem siz de rüya gibi güzelliklerle dolu bir dünyada gezinin diyorum.

Ben de aşağıda KM Events’ın hakkında sayfasını ve harika bir tanıtım görselini, sizler için  paylaştım.Sevgili Meltem’i bu müthiş başarıları, çalışmaları, ülkemizi İstanbul’u tanıtan organizasyonları, eğitime gençlere katkıları için defalarca kutluyorum. Seninle gurur duyuyoruz, Meltemcim.

KM Events  Türkiye’yi pek çok uluslararası etkinlik, davet ve düğünde temsil ederek, Türkiye adına, en önemli misafirleri ağırladı. Papa XVI. Benedict, George Bush, Tony Blair, Chirac, Berlusconi, Schröder, Aliyev, Condelizza Rice ve daha pek çok devlet adamı KM Events’in konukları oldular…

KM Events , 2004 yılında  gerçekleşen  Nato Zirve Toplantısı Başbakanlık  Gala Yemeği düzenlemesi  olmak üzere, 2004 yılında İslam Konferansı etkinlikleri düzenlemeleri , 2006 yılında Bakü- Ceyhan – Tiflis Boru hattı açılışı Cumhurbaşkanlığı yemeği düzenlemesi,  yine 2006 yılında Papa XVI. Benedict ‘in ve 2007 yılında Condelizza Rice’ın  İstanbul’da ağırlanmasına imza attı. Okumaya devam et

Benim Girişimcilik Hikayem

Girişimcilik hikayemi merak edenler, özellikle de gençler için ben de yazmaya çalıştım. Aslında kısa bir özet yapıp, daha önce Aylin Löle’nin yazdığı hikayemi paylaştım.

Benim için iş kurma fikri lise çağlarında oluşmuştu.Hem de çabuk okuyup işimi kurayım diye birinci sınıftayken, müdürümüzle konuşup dışarıdan imtihanlara girenler gibi bende lise bitirme sınavlarına girmeyi teklif etmiştim.Belli bir yaşın üstünde olmak gerekiyormuş kabul etmediler.Sonra lise ikinci sınıfta ilk kez çalışıp, bir uluslararası turizm kongresinde staff olmuştum.

İlk işim,1970 de, Skal Turizm Kongresinde, AKM de Opera’da İnci Pirinçcioğlu, Günseli Başar ve dünyanın her tarafından katılan turizmcilerle  ile 

Acele et, ve güçlü ol.Bu komutlar, beni her zaman  yönlendiren hayatımı organize eden güçler oldu. Lise sonda evlenme kararı aldım.Onun için üniversite tercihim, o yıllarda devam mecburiyeti olmayan Marmara  Üniversitesi İşetme Bölümü oldu. Okulum o dönemde,Şişli’de daha önce özel okul olan Şişli İktisat binasındaydı. Yani evime yürüyüş mesafesinde.Okulun birinci yılında evlendim.Hiç kimsenin inanamamasına rağmen ben okulumu herkesle aynı yıllarda, aksatmadan bitirdim.Üçüncü sınıfta da kızım dünyaya geldi.Hepsi bir arada sıkıntısız, haloldu. Hep kendi işimi kurmayı hedeflerken, kocamı çalışmam fikrine  ikna edebilmem için önce bankada çalışmaya başladım.O dönemde kadınlara en uygun  gözüken kurumsal iş banka idi. On beş ay çalıştıktan sonra, istifa ettim ve  hocam Öztin Akgüç‘ün mali müşavirlik ofisinde staj yapmaya başladım. Amacım ben de hocam gibi Mali Danışmanlık Ofisi sahibi olmaktı.

Ama orada iş hayatımın önemli  bölümünü oluşturan iş ve ortaklık  teklifini aldım. 1980 de kurduğumuz, şirketle 2000 li yılların başına kadar ev ve otel tekstili yaptım. İnişli çıkışlı, bazen çok zor, mücadelelerle dolu,bazen çok keyifli bir işim oldu.Havlu çarşaf imal ettim,tüm otellere marketlere, toptancılara sattım.Yurt dışında fuarlara katıldım. Club Med’ler Sheraton’lar Etap’larla başlayan çalışmalarım, sonra Türkiye genelinde bütün otel tatil köyleriyle çalışır hale geldim. Printemp,Carrefour, Metro gibi zincirlerin hep ilk açılış dönemlerinden itibaren ev tekstili üreticileri oldum. Migroslar, Çarşı’lar (Boyner) YKM’ ler, toptancılar ve diğer ev tekstili satanlar  hep müşterim oldular. Türkiye’de kabak lifinden sabunlukları yapan ilk  firma oldum.Kabak liflerini, Alanya’da hem yetiştirdim, hem sabunluk haline getirip sattım.Tüm bu dönemle ilgili anılarımı Aylin Löle‘nin kitabında çıkan anlatımıyla aşağıda ekledim.2000 li yılların başında, ev tekstilin de tüm dünyada uzak doğunun etkisiyle kriz yaşanır olunca, ben de imalatı zora düşmeden bırakma kararı aldım. 2000-2005 yılları arasında ev tekstili imalatını durdurup,eşim ve çok sevdiğimiz ortağımız ile Fransa’dan  kumaş mümessillikleri ve tekstilde b2b portalı ile devam ettik. O ara 2003 de Kagider üyesi oldum.

Kagiderde kurduğum çok güzel ilişkilerde iki Kagiderli arkadaşımla yeni bir iş kurduk. İlk işimin amacı para kazanarak güçlü ve özgür olmaktı. Yeni kurduğumuz iş de ise, para kazanmak ama keyifle, şartıyla başladık .Bunu da hep birinci ilke olarak sürdürdük.O güne kadar hep yatırım amacı olarak hayatımın önemli bir yerini işgal eden Gayrimenkul,iş konumuz oldu.

Mimar olan ve bu konuda senelerini vermiş, Proje ve İnşaat şirketi olan ortağımızla Gayrimenkul Proje Geliştirme, Satma, Kiralama şirketi kurduk.Üçümüz için yepyeni heyacan veren keyif veren bir iş oldu.Sektörde çok farklı ve yepyeni bir sistemle başladık. Başarılı olduk. Kurumsal olmak, Kalteli olmak,Çevreci olmak,İlk leri başlatmak için çok emek verdik.

Gayrimenkul Konsept’de Kagiderli iki ortağım Nuran Evrensel, Ayşe Köroğlu ve ekip bir aradayız.

İso ve EFQM   Kalite Belgeleri aldık. Sosyal Medyayı başarılı kullandık. Ses getiren, başarılı projeler başlattık, teslim ettik. Altıncı yılın sonunda üç ortak gelecek günlerde,şirket için,  gereken vakti hep birlikte, ayıramıyacağımızı anlayarak, yeni iş almadan, sonlandırma kararı aldık. Elimizdeki projelerle ilgili çalışmalarımız da devam ediyor.                                              Bu önemli karardan sonraki günlerde spontane gelişen, Quantum Koçu Aynur Tümen ile  bir araya gelmem, benim içimdeki gizli bir isteği hayata geçirdi, ve yazmaya başladım. O günden beri de blogumda girişimcilik hikayeleri,haberleri yazıyorum. Ayrıca bana mutluluk veren olayları duyguları paylaşıyorum.Yeşil Kagiderli olarak çevre dostu farkındalık sürecimi paylaşıyorum.Yine çok çalışıyorum. araştırıyorum, izliyorum, seyrediyorum, geziyorum, takip ediyorum, fotoğraflıyorum ve anlatmaya çalışıyorum.Bu dönemimdeki çalışmalarım sadece keyif aldığım işler, zorlamadan, gönülden,gönlümün sesini dinleyerek yaptığım işler. 2013 de hem yaz-gi için hem yeni oluşturmayı düşündüğüm fotoğraf blogum için beni çok heyacanlandıran  projelerim var.                                                                                  Gayrimenkulleri yatırım amacı olarak değerlendirirken, nasıl bir strateji geliştirmeliyiz, konusunda hem kendimin ve ailemin hem  sevdiklerimizin, keyifle çalışabileceğimiz dostlarımızın gayrimenkullerinin doğru değerlendirilmesi, gayrimenkul yatırım stratejilerinin oluşması için çalışmalarımız,Gayrimenkul Yatırım Stratejileri olarak   devam ediyor.

Aşağıda Aylin Löle’nin İŞ’te Kadının Gücü kitabında anlattığı ilk dönem girişimcilik hikayemi onun anlatımıyla paylaşıyorum.Kitapta kuruluş yıllarında karşılaştığım zorluklar için,Aylin Löle “Case Study” diyor.Şimdi düşündüğümde ben bile şaşırıyorum. Evet istediğim buydu.Kendi işim olsun istemiştim,  büyük mücadeleler vermiştim.Üretmek, çalışmak beni hep çok mutlu etti.Çok zor günlerim de oldu ama hiç pişmanlık duymadım. Yeni girişimci adaylarının, en çok sorduğu sermaye nereden bulacağız konusu ise benim hiç bir zaman problemim olmadı. Sermaye için, bir yere girer çalışırsın kazandığınla da iş kurarsın, ne kadar paran varsa da o kadar sermayeli bir iş kurarsın, gerisini kazanır, işi döndürürsün diye hep başladım, ve başardım.  Benim için,istemek, kararlı olmak, azmetmek, çok çalışmak,her zaman etik,dürüst,yenilikçi,takipçi, işine, çalışanına, müşterisine,paydaşlarına, rakiplerine  saygı ve sevgi dolu olmak başarıyı olmazsa olmaz yapan temel kurallar.                                                                                                                   İş’te Kadının Gücü  / Aylin Löle                                                                                                    Varuy’u farklı kılan, ‘sıfırdan’  başlama azmi…Yaşadığı krizler karşısında pes etmiyor, ‘kaderine küsmüyor’  ve daha da önemlisi yoluna devam ediyor…Ta ki başarana dek…Varuy’un girişimcilik hikayesinin satır aralarında ise bir girişmciye en çok gerekli olan kriz yönetiminin ipuçları gizli…Onun girişimcilik hayatı boyunca yaşadığı deneyimler, adeta ‘case study’ niteliğinde….Girişimciliğin sırrı belki burada…Her şeye rağmen ayakta kalabilmekte…Direnip, yeniden başlamakta…!

“Hayatımda iş önemli oldu ama,hiçbir zaman sadece iş  olmadı, ailem, kendim de çok önemliydim.Bu dengeyi de  kurdum.Hep iyi bir anne, iyi bir evlat, iyi bir eş, ve kendinle barışık, hobilerine, seyahatlere, konserlere,spora vakit ayıran bir programla yaşadım. Nasıl yaptın derseniz, zamanı programlıyarak. Yapamadığım dönemlerde, yaşadığım oldu,negatif etkilerini farkettiğimde hemen gerekeni yaptım.  Tercihim sadece işin kölesi olmamaktı. Bunu da yaptım.”
Okumaya devam et