Pembe Domateslerin Sırrı

Bodrum’da pembe domatesleri keşfettiğimden beri koşa koşa pazarda arıyorum, buluyorum, ve hemen alıyorum. Ama yerken  ne salatada ne sabah kahvaltıda özel bir tat  bulamıyorum. Ama tekrar pazara gidince yine  alıyorum, yine deniyorum. Ama nafile… Bu hafta bayram öncesi sevgili kuzenimiz Mirac ile pazara  gittik. Mirac lezzetler konusunda çok hassas.. Çok araştırıyor, deniyor, severek yapıyor, ve de ağız tadı çok gelişmiş,yani ailenin gurmesi. O akşam sıradan bir balık sofrası yapalım diye yola çıktık. Ama onun seçimleri ve mezeleriyle muhteşem bir sofra oldu. Değişik neler yaptı derseniz, deniz fasulyesi aradı,(börülce değil fasulye, ben ilk kez duyuyorum.)  bulamadı. Bu yaz favorisi imiş, sonra hardal otu ve kereviz yaprağı gördü aldı. Kara lahana aldı, mısır ekmeğinin içine koymak için. Bir de pembe domatesler, aldık, özellikle büyüklerinden seçti. Ve bana tembih etti, akşam gelince domatesleri ben yapacağım diye.Hardal otunu fıstıklı, soya soslu, kereviz yapraklarını yeşil elmalı ve patatesli pişirmiş, bir de harika  mısır ekmeği yapıp getirdi,ve heyacanla beklediğim pembe domatesleri yaptı. Yaptıklarının hepsi birbirinden farklı güzel lezzetliydi. Balıklar ve diğer yemekler de iyi olmasına rağmen Mirac’ın yaptıkları süperdi. Benim favorim de pembe domatesler oldu.12038216_10153879257269311_2526726586289007462_n

Öncelikle, ben yeni öğreniyorum, hiç bir domates dolaba konmazmış, dışarıda dururmuş. Buzdolabına konan domateslerin tadı bozulurmuş. Pembe domatesler de kahvaltıda yenmezmiş. Büyük boy pembe domatesleri büyük yuvarlak dilimler halinde bir santime yakın büyüklükte dilimledi. Büyük ve düz bir servis tabağına yerleştirdi. Kesme tahtasında bir kaç diş sarımsakla taze fesleğen yapraklarını  bıçakla birbirlerinin üstünde  ince ince kıydı,böylece fesleğen ile sarımsağın lezzetleri, tatları birbirine iyice karıştı. Sonra bir kaseye sarımsaklı  fesleğenleri  koydu, üstüne iyi sızma zeytinyağı ve balzamik sirke ilave etti. Yaptığı karışımı da bolca dometeslerin üzerine döktü. Sonuç çok lezzetli oldu. Mutlaka deneyin, pembe domates yoksa Çanakkale ile deneyin. Mirac’a göre evde fesleğen yoksa roka ile de olabilir, diyor. Hepsi bu kadar, kolay ve muhteşem…Bayram’da ya da bayram sonrası kolaylıkla yapacağınızı umut ediyorum. Sevgiler, sevgiler…

Eylül’de Gel…Bodrum’a

Eylül’de Bodrum muhteşem…Çok sıcak geçen yaz sonrası, şimdi Bodrum’da daha ılık,çok daha güzel günler yaşanıyor. Plajlar sakin, hava, deniz muhteşem…hiç gidilmiyen Bodrum içine bile gidilebilir oldu. Pazarlar daha rahat geziliyor, denizden hiç çıkası gelmiyor, insanın. Evler daha keyifli, geceleri daha serin rahat uyunuyor.Bütün bunlara rağmen öğle saatleri hatta akşam üstü beşe altıya kadar da hala daha çok sıcak….İşte böyle, bütün bunları yazıyorum. Belki bayramda Bodrum’a gelirsiniz, ya da düşünürseniz diye…Zaman inanılmaz hızla geçti, Eylül’ün bile ikinci yarısı oldu. Bayram uzun tatili başladı bile…Okulların çoğu açıldı, diğerleride bayram ertesi açılacak. İşte yaz bitmeden bu son fırsat…Ben de artık daha  uzun yaşacağım Bodrum’dan son haberleri vereyim istedim. Benim de Bodrum’da uzun uzun yaşayabildiğim ilk Eylül’üm. İstanbul evimizi iki seneliğine kapatıp eşyalarımızı depoya yerleştirdikten sonra yeni  heyecanlar ile Bodrum’daki eve daha bir yerleştik. Bir iki özel, sevdiğimiz resimlerimizi, fotoğraflarımızı, bazı  kitaplarımızı, CD’lerimizi  biraz giysilerimizi, bir iki hoş tabağımızı, bardağımızı daha yanımıza aldık, geldik. Evimiz güzel evimiz şimdi artık sadece Bodrum oldu.Zaten çok severek yaşadığımız evimizde yeni getirdiklerimizi de yerleştirince, canlarımız dostlarımızla paylaşmaya başlayınca , hele Eylül’de gelince hayat çok daha güzelleşti. 11870843_10153786806579311_7100227396849320350_nBodrum’da daha önce sizlerle de paylaştığım  yeme , içme favorilerim maşallah hep yerinde ve başarıyla işlerine devam ediyorlar.Gündoğan’da Reana, Gıyı, Yalıkavak da illa Yalıkavak!ta Keyf, Panaroma Pasanda  Bodrum’da Marina Vespa, Tango, Gümüşlük’te Limon, Mimoza eskiler..Bu sene eklenenler, Gündoğan’da Midyeci Şehmuz, Kaan,Yalıkavak Gökçebel de Tersane, Küçükbük Valentino, Bodrum’da Orfoz, Bigchefs. Bazıları zaten vardı, ben yazmamıştım. Bazıları bu sene açıldı.Her yer dostlarla gidilince çok keyifli çok güzel…Geçen hafta arkadaşlarımla önce Zeki Müren’in evine sonra da yanındaki ünlü deniz mahsulleri restoranı Orfoz‘a gittik. Sanat güneşimiz Zeki Müren’in evini onun şarkılarıyla gezmek, hem keyifli, hem  benim için biraz hüzünlü oldu. Mütevazi ve tam bir Bodrum evi olarak döşenmiş evde sanatçının fotoğrafları, özel eşyaları ile olmak, hem de muhteşem sesi duvarlarda yankılanırken, hepimiz farklı duygular yaşadık, hissettik.

bodrum-orfoz-lokanta

Bodrum Orfoz’un sahipleri Çağrı ve Çağlar Bozçağa,

Orfoz önce Bozburun’da açılmış, çok başarılı olmuş, sonra çocuklarının Bodrum şubesi açmasıyla devam etmiş özel menüsü ile çok başarılı bir restoran. Orada yemek yemek, sunumu lezzetleri ile  tam bir şölen. Orfoz’un sahiplerinden Çağlar’ın elinden yılan balığından, mavi yengeçe bölgenin tüm deniz ürünlerini anında pişirilerek yeme şansınız var. Mutlaka bir akşamınızı ayırın ve de rezervasyon yapın derim…Dokuzuncu seneleri olmuş, bu güne kadar gidememiştim. Eylül’de çok iyi oldu.Ben de daha merak edenler için hem Ali Rıza Kardüz’ün hem Vedat Milor’un yazısını paylaştım. Biz gittiğimiz gece de aynen Ali Rıza Bey’in yaşadıklarını yaşadık, yediklerini yedik, aynı yerde patladık, ama rahatsız olmadık. Her şey muhteşemdi, ve de demek ki herkese aynı özen var. Teşekkürler, Çağlar, Çağrı ve Bozçağa ailesi, başarı rastgele olmuyor…Çağrı ve Çağlar Bozçağa, Güneş ve Selçuk Bozçağa’nın çocukları. Kimya mühendisi olan baba Selçuk Bozçağa emekli olunca karısı ile birlikte önce Saros’ta evlerinin altında bir lokanta açmışlar. Daha sonra Marmaris’te Bozburun’a taşınmışlar.Çocuklar da dokuz yıldır aynı başarıyı Bodrum’da sürdürüyorlar. Onlar için dalan dalgıçları varmış, bölgenin tüm deniz ürünlerini bulup misafirlerine sunabiliyorlar.Keyifle de anlatıp pişirip servis yapıyorlar…İşte lgenin tüm deniz ürünlerini bulup misafirlerine sunabiliyorlar.Keyifle de anlatıp pişirip servis yapıyorlar…İşte böyle, ama her gün denize sıfır Küçükbük Valentino’da kahve keyfini hiç bir şey değişemem deyip, sahile iniyorum. İnşallah diğer favorilerimi de yazarım. Bu ara acele, koşturarak yaşamayı bırakmaya çalışıyorum. Her yaptığımın tadını çıkarmak niyetim. Ama anlatmadan da olmaz, bakalım, göreceğiz… yine anlatacak çok şey var, çünkü

Orfoz’u merak edenler için https://yaz-gi.com/2015/09/19/orfozu-merak-edenlere/

Orfoz’u Merak Edenlere…

Geçen hafta gittim, Orfoz restoranı çok beğendim, orada yemek yemek bir şölendi dedim, şimdi arkadaşlarımı da sırayla götürmek istiyorum;Orfoz önce Bozburun’da açılmış, çok  özel deniz mahsulleri menüsü ile çok başarılı bir restoran. Orfoz’un sahiplerinden Çağlar’ın elinden yılan balığından, mavi yengeçe bölgenin tüm deniz ürünlerini anında pişirilerek yeme şansınız var. Mutlaka bir akşamınızı ayırın ve de rezervasyon yapın derim…Dokuzuncu seneleri olmuş, bu güne kadar gidememiştim. Eylül’de çok iyi oldu.Ben de daha merak edenler için hem Ali Rıza Kardüz’ün hem Vedat Milor’un yazısını paylaştım. Biz gittiğimiz gece de aynen Ali Rıza Bey’in yaşadıklarını yaşadık, yediklerini yedik, aynı yerde patladık, ama rahatsız olmadık. Her şey muhteşemdi, ve de demek ki herkese aynı özen var. Teşekkürler, Çağlar, Çağrı ve Bozçağa ailesi, başarı rastgele olmuyor… ama yetmez deyip daha da merak edenlere sevgili Ali Rıza Kardüzün ve Vedat Milorun yazılarını da ekledim.Cumartesi yazısı ve bayram öncesi olsun değil mi?

Önce Ali Rıza Kardüz’den benim hastası olduğum sevgili köşe yazarımdan…

12

Butik Bir Lezzet Lokantası…

Anne-baba Bozçağaların Bozburun’daki yeri olan Orfoz kapandı ama çocukları Çağrı ve Çağlar’ın Bodrum’daki Orfoz’unda yemek şöleni devam ediyor

Masaya oturduk. Dört kişi idik. “Ne içeceksiniz?” diye sordular. Alkolsüz ve alkollü içecek siparişlerini aldılar. “Bugün mutfakta ne var ise onları tatmak ister misiniz?” dediler. “Deneyelim bakalım” diye cevapladık.
Önce masaya küçücük tabaklar içinde zeytinyağında yüzen, küp şeklinde kesilmiş, yıllanmış sert keçi peyniri, sardalya şaşimi (marine edilmiş taze sardalya balığı), küp şeklinde kesilmiş, küçük parçalar halinde füme yılan balığı ve ançüez getirdiler. Sepet içinde de ateşte kızartılmış köy ekmeği ve köy bazlaması vardı.
“Bunun tadı nasıl, onun tadı nasıl ?” derken karnımız doydu. Ama  servis devam ediyor. İki ayrı tabakta getirilen ançüez ile yeşil otları ve zeytinyağı-limonla marine edilmiş kabuklu deniz ürünü patlangozu paylaştık. Birer kase, orfoz balığı ile hazırlanmış balık çorbası içtik. Balık çorbası brokoli ile yemyeşil renklendirilmiş ve tatlandırılmıştı. Pek farklı ve pek nefisti. Yöresel taptaze yeşilliklerle hazırlanmış sebze kasesini masanın ortasına oturttular.

Özel ikramları patlıcan bomba
Derken efendim küçük tabaklar içinde, kidonya (kabuğu açılmış canlı kum midyesi üzerine limon sıkılarak marine ediliyor ve yeniyor) ve deniz kestanesi getirdiler. (Daha önce Cunda’da Boyner’lerin evinde  bunu tatmıştık.) İstiridyeler, üzerine parmasan peyniri koyarak fırınlamışlar. Küçük midyeleri  de sarımsak ve zeytinyağı sosu ile… Bunlar küçük bir güveçte sunulan deniz ürünleri pilavı ile birlikte servis edildi. Lokantanın özel ikramı patlıcan bomba (fırınlanmış, sonra göbeği yarılarak içi sarımsak ve zeytinyağı ile marine edilmiş bostan patlıcanı) da pek beğenildi. Yemek bir adet açık deniz mavi yengeci ile sona erdi. Ağzımızı birer  parça “anne tatlısı” (hurma tatlısı benzeri bir hamur tatlısı) ile tatlandırdılar. Çay içerken birer parça ev yapımı vişneli çikolata ile birer küçük kadeh ev yapımı vişne likörü ikram ettiler.
Yeter demese idik, tereyağlı karidesi, soğanlı yavru kalamarı ve dil balığını da tatma  imkanımız olacakmış.
Bunlar geçen hafta sonu Bodrum’da Orfoz lokantasında oluyor. Okuyanların “Patlamadınız mı?” diyerek sual edeceklerini biliyorum. Bırakınız patlamayı, midemiz hiç rahatsız olmadı. Çünkü bütün bu saydıklarım masaya tadımlık olarak getiriliyor. Dört kişi  paylaşınca da tadı damakta kalıyor.

Kimya okuyan iki kardeş işletiyor
Bodrum’daki Orfoz lokantası sekiz masalık küçücük bir lokanta. İTÜ’de kimya yüksek tahsili yapan iki kardeş işletiyor. Çağrı Bozçağa mutfakta, Çağlar Bozçağa salonda çalışıyor. Mutfakta ve salonda birer yardımcıları var. Öğle servisi yok. Akşam servisi 19.00’da başlıyor.
Çağrı ve Çağlar Bozçağa, Güneş ve Selçuk Bozçağa’nın çocukları. Kimya mühendisi olan baba Selçuk Bozçağa emekli olunca karısı ile birlikte önce Saros’ta evlerinin altında bir lokanta açmışlar. Daha sonra Marmaris’te Bozburun’a taşınmışlar. Bozburun’daki  Orfoz kısa sürede ünlenmiş. Teknesi olan bir dostumuz bizi  de götürmüştü. Lokantanın mutfağında baba duruyor, servisi anne yapıyordu. Lokanta yabancı ve yerli teknecilerin uğrak yeri idi. Geçen hafta anne ve baba da Bodrum’da idi. Teknecilere üzücü haber, Bozburun’daki evlerini ve lokantalarını satmışlar, çocuklarının yanına gelmişler.
Gelelim Bodrum Orfoz’un fiyat listesine… Mevsimine ve de günün çarşı pazar durumuna göre her gün mutfakta farklı yemekler hazırlanıyor. Gideceklere tavsiyem, günün yemeklerini öğrendikten sonra  seçecekleri yemekleri paylaşmalarıdır. Paylaşınca daha çok yemek tadılıyor.
Fiyat da hazmedilebilir boyutta kalıyor. Orfoz butik
bir lezzet lokantası. İçki hariç kişi başı ödeme 100 liradan aşağı düşmüyor.

 Şimdi de sevgili Vedat Milor’dan

Bodrum’da yeni mekanına taşınan Orfoz

Bodrum’daki Orfoz belki de ülkemizdeki, Batı’nın yüksek standartlarına uyan tek deniz ürünleri lokantası. Balık da var ama ağırlık kabuklu ürünlerde.

Yazık, bu yaz programımda Bodrum yok. Olsaydı, aklıma ilk gelen lokanta Orfoz olurdu. Ben Orfoz lokantası ile ilk kez Bozcaada’da karşılaşmıştım. Şimdi Bodrum’da Selçuk Bozcağa’nın oğulları Çağrı ve Çağlar kaliteyi koruyor. Bu yazıyı yazmadan önce Çağrı Bey’i aradım ve yeni lokantanın kapasitesini sordum. 42 kişilikmiş. İçime su serpildi çünkü bu düzeyde bir mutfak, yüksek kapasite ile mümkün değil. Batı’da ciddi lokantaların hemen hepsi 20-50 müşteriye hizmet verir, akşam boyunca masa sizindir.

Çiğ kidonya deniz kokuyor
Ben Orfoz’u ülkemizdeki tüm balık lokantaları arasında belki de Batı’nın yüksek standartlarına uyan tek deniz ürünleri lokantası olarak görüyorum.
Üç nedenle. Birincisi, malzemeler taze ve yöresel. İkincisi, burası gerçek bir deniz ürünleri lokantası. Balık da var ama ağırlık kabuklu ürünlerde. Üçüncüsü, farklı ürünleri farklı şaraplarla eşleştirmeniz mümkün. Çoğu ithal şarapların fiyatları da uygun. Selçuk Bey ve sayın eşi belli ki oğullarını doğru değerlerle yetiştirmiş. Tutumları profesyonel, işlerine saygıları var ve şarap içeni cezalandırmak istemiyor, tam tersine teşvik etmek istiyorlar.
Güzel ve değişik mezelerle başlamıştı son ziyafetimiz. Sardalya saşimi. Yılanbalığı füme ve dikenli deniz salyangozu. Hepsi çok iyi. Bunların yanında da kıtır ve taze hardal otu. Bir de enfes bir keçi peyniri. Keçi peyniriyle birlikte dağ kekiği ve Milas’ın Dört Tepe köyünden kendi üretimleri olan zeytinyağında dinlendirilmiş kuru domates. Yanında da köy bazlaması.
Arkasından iyi bir balık çorbası. İskorpit ve fener balığından, sebze suyu ağırlıklı. Bu da köy ekmeği ile sunuluyor.
Karışık mevsimsel salata da çok güzel. Limon, zeytinyağı ve taze çekilmiş karabiber. Herkese bir tane de kidonya. Acı bir sos yapıyorlar bunun için ama ben en sade şekliyle seviyorum. Deniz kokuyor, üzerine limon bile sıkmıyorum.
Limon yerine asiditesi güçlü bir şarap lazım. Fazla meyvemsi olmayan ve mineralite açısından zengin. Yukarıdaki öğünlerin yanına Avusturya’nın meşhur Gruner Veltliner üzümünden iyi bir şarap çok yakıştı. 2011. Laurenz Charming.
Diri ve canlı bir Gruner’den sonra gene diri ve canlı ama adeta yeni kesilmiş çim aromalı ve denize yakın bağlarda ekildiği için tuzlumsu bir bitimi olan ve gövde olarak Gruner’e göre bir tutam daha yoğun bir şarap gerekti. Tercihim İspanya’nın Galisya bölgesinden, Rias Baixas apelasyonundan bir Alborino. Benim Sauvignon’a benzettiğim bu üzüm çiğ ve pişmiş kabuklu deniz ürünleri ile çok iyi gidiyor. 2008 Mar de Frades Albarino tam içilmesi gereken noktada idi.
Üç enfes lezzete eşlik etti Albarino. Önce sadece limon ve zeytinyağı ile sunulan deniz kestanesi. Deniz kestanesi denizin özü ve ben dokusunu çok seviyorum (şef olsam kuzu beyni ile eşleştirmeyi denerim). İkinci olarak azıcık mangalda pişmiş ince soslu pina kası. Üçüncü olarak da çok iyi bir ızgara sardalya dolma. Çok iyi çünkü sardalya yağlı, taze ve kurumamış.
Bundan sonra sırada Orfoz’un gövde olarak daha ağır klasikleri vardı. Fırında güveçte midye. Fransızların marinyer midyesi gibi. Gene güveçte deniz ürünleri pilavı. Son olarak da her sefer ısmarladığım patlıcan bomba. Fırında pişmiş ve üzerine zeytinyağı dökülen bostan patlıcanı. Daha gövdeli bir şarap lazım tabii bu üçlü ile.

1404172800-9b4117498efe15beae5453bbd521497a

Şanslıydık; nadir bulunan mavi yengece denk geldik
Neden Sicilya şarabı olmasın? Şarapçılık açısından çok zengin ve teruar açısından çok farklı teruarları içeren bir ada Sicilya. İkinci baskısı NTV Yayınları’ndan yeni çıkan “Lokanta ve Şarap Rehberi / İtalya” kitabımda epey yer ayırdım bu şaraplara (ilk baskıda yok çünkü ben de son yıllarda merak sardım Sicilya şaraplarına).
2009 Antilia Donnafugata adada çok yaygın olan Ansanico ve Cataratto üzümlerinden bir kupaj. İyi bir giriş adanın beyaz şarapları için (kırmızılar da çok iyi).
Biz şanslıydık çünkü oldukça nadir bulunan mavi yengeç çıkmıştı o gün denizden. Bacakları epey etli ve ıstakoz kadar lezzetli. Gövdesinden et çıkarmak için ise biraz uğraşmak gerekiyor.
2010 Alois Lageder Gewurztraminer denedik yengeçle. Bu şarap acılı yemekler ve füzyon mutfağı ile iyi gider. Doğal mavi yengeç ile uyum sağlamadı. Albarino içtiklerimizden yengeç için ideal olandı.
Devamında Bodrum mandalinası, çağla, çilek, kivi, krem karamel ve yanında Bornova misketinden yarı tatlı bir şarap denedik. Üzerine ise karabaş otu çayı ve dijestif olarak Bodrum mandalinası likörü…
Bunları anlatırken özlem duyuyorum. Ben temmuz ve ağustosta Bodrum’a gitmiyorum ama siz gider ve Orfoz’un çok merak ettiğim yeni mekanını ziyaret ederseniz lütfen bana mesaj atın.

1404172800-8028c4a13e002ad2def19441b00ec04d

İletişim Bilgileri:

Zeki Müren Cad 13/1 Bodrum (Zeki Müren Müzesi yanı) 05443164285

 

Pazarlar,Hele de Bodrum’da…

Çoğumuz pazara gitmeyi seviyoruz ama, ne kadar vakit bulup gidiyoruz. Şehirlerde, çok zor, benim için en azından…Ama Bodrum’da her kes mutlaka pazara gider, kısa dönem gelenler bile denk getirip gitmeye çalışır. Misafirler mutlaka götürülür, Bodrum klasikleri içinde özellikle bir Yalıkavak pazarı mutlaka vardır. Perşembe sabahları sıcak yaz günleri erkenden kalkılır, pazara gidilir. 11062361_970706962949690_275487186756930563_n

Canım arkadaşım Uğurkan Erez’de ablası ile Bitez pazarını tercih etmiş, keyif yapmış…

Biz de Bodrum’da aynı şeyi yapıyoruz. Çarşamba günü sabah erkenden kalkıp Gündoğan pazarına gidiyoruz. O gün sabah yürüyüşü, yüzmesi,iptal… kahvaltı ile vakit kaybedilmiyor, uyanılıyor, ve pazara gidiliyor. 11183459_996191123725824_3211107620425397449_nÖnce pazarın ortasında bahçe içinde çok şeker bir yer var, kafe restoran ne derseniz, deyin.Harika çayı, kahvesi kahvaltısı var. Bakış Restaurant &Çökelek ve Kahvaltı Evi.Çorbası da muhteşem, pidesi, çiğ böreğide var. Bizim için mercimek çorbası ve çay, bazen çok farklı ve güzel geliyor. Bazen mini bir kahvaltı..bu keyifler bittikten sonra kafeden yukarı doğru gidince tekstil ve yiyecek dışındaki çeşitlerin olduğu bölüm var. Rengarenk elbiseler, aksesuarlar, şortlar, bluzlar, havlular, örtüler…Neye ihtiyaç varsa, ya da bakım fikrim olsun, sabah yürüyüşü bu gün böyle olsun diyorsanız, sonuna kadar  yürüyorsunuz. images (4)Sonra da aşağıya dönüş başlayınca gözüne kestirdiğiniz taze sebzeleri meyveleri, otları, peynirleri sırayla alıyorsunuz.Benim favorim hep yöresel olanlar. Bu ara  pembe kocaman domatesleri, taze soğan gibi pırasaları, yuvarlak yeşil kabakları özellikle alıyorum. Alırken soruyorum, öğreniyorum, nasıl pişer,neye yarar, pazar sohbetleri çok keyifli oluyor. Sabah kahvaltı keyfi, ile birlikte yörenin güzelliklerini bulmak, alabilmek, orada yaşayan insanlarla sohbet etmek, arkadaşlara, eşe dosta rastlamak, hepsi çok iyi geliyor. Ne yapın yapın, pazara gidin, sohbet edin, bir şeyler yiyin için. Uzun vakit ayırın, sonra da aldıklarınızla keyif yapın.fotoğraf-14-540x440Yalıkavak pazarına giderseniz, kahvaltı, ya da çay kahve  alternatifi çok fazla. Ben yine yöresel lezzetler yapan yerleri tercih ediyorum.Bu sene tam pazara girerken bir kahvaltı yeri keşfettik. Necmiye Abla’nın Yeri… Karadeniz mutfağının tüm güzellikleri, kuymak, kaygana, mısır ekmeği, özel reçeller, börekler….anlatmakla olmaz mutlaka gitmelisiniz. Önce kahvaltı sonra pazar…

Bodrum’dan Sevgiler İle Midyeci Şehmus…

Yaz bu sene zor ısınıyor, çoğu yer hala soğuk ve yağışlı .Ama Bodrum çok güzel, çok sıcak değil, kalabalık hiç değil, hafif rüzgarlı. Çok keyifli, huzurlu…Deniz çok güzel, yüzdükçe yüzmek istiyorsunuz. En azından benim için öyle. makarnaYaz, sıcak günler de gündüzler zor geçer, özellikle Bodrum’un içi çok sıcak olur. O güzelim semt pazarlarına gitmek çok zordur, sabah çok erken saatlerde gitmek gerekir. Şimdi her yer de tatlı  hoşa giden bir sıcaklık var. Ilık rüzgarlı bir hava, hatta gölgede, evlerde, akşamları oldukça serin. Yani muhteşem Bodrum günleri yaşıyoruz, sevdiklerimiz, dostlarımız bizlerle. Çok sıcak ve kalabalık olmadan keyif yapılacak günler…Buradan sizlere Bodrum’un güzel mekanlarını başarılı girişimcileri yazmak istiyorum. Bir de her yaz yaptığım gibi daha önce yazdığım yazıları tekrar paylaşmak istiyorum. Yeni yerler yeni keşifler, başarı hikayeleri beni çok mutlu ediyor, umut veriyor. 11410455_1463169993997746_365436353_aBu sene Gündoğan’da açılan yerleri ile Midyeci Şehmus benim için ilk keşiflerim içinde  bunlardan en güzeli oldu. Şehmus 1981 den beri bizlerle, özel sepetleri  içinde midye dolma yapıp satan güzel aile. Anne Elvan ve ablalar yapıyor, baba ve erkekler satıyor, şimdi de bir restoran açmışlar. Bayıldık desem az olur. Nedir, nasıldır derken tabağımıza konan her şeyi piranalar gibi anında yedik. Hepsi çok lezzetli. Menülerinde neler var derseniz, midye dolma, midyeli pilav, midye çorba, midyeli pilav, Napoliten soslu midye, midye tava, kalamar, karides güveç, levrek marine, harika salatalar, tatlılar… Gerisini siz tadarak keşfedin. Hepsi mükemmel..15

Senelerdir, plajımıza, özel kutusu , beyaz giysileri ile gelen Yasin Özay,  8 yaşından beri Bodrum’da ailesi ile  midyecilik yapıyor. Midye baba mesleği. Babası Şehmus Usta Bodrum’un ilk midyecisi. Aile aslen Mardinli. Ama artık ailece İzmir’de yaşıyorlar. “Midyeleri annemle kız kardeşlerim hazırlıyor, babam ben ve erkek kardeşlerim satıyoruz” diyordu. Bizim için de tam bir Bodrum ve Gündoğan klasiği idi. Şimdi restoran açtıklarını duyunca mutlulukla arkadaşlarımızla gittik, ve hayran olduk. Makarnası, çorbası, pilavı, karides güveci, ızgara kalamarı ve özel ev açması baklavalarını yedik. Çok başarılı, çok lezzetli idi. Ayrıca söylemem gerekir, ben de arkadaşlarım midyeyi çok sevdiğimizi söyleyemeyeceğim. Çocuklarımız ve arkadaşlarım tutkunu iken biz çok nadir yeriz. Ama yediklerimizi çok sevdik, restoran fikri ve çeşitler harika. . Her gün saat 13.00’ten akşam geç saatlere kadar plajları ve sahili dolaşıp satarlarken şimdi yine gündüz sahilde, akşam restorandalar. Tüm aile harika bir işbirliği ile koşuşturuyor.Biz aile işbirliğine, lezzetlerine, güler yüzlü hizmetlerine bayıldık… Sizlere yazacağım çok şey var ama Midyeci Şehmus Usta ilk sırayı kolaylıkla aldı.

11981 yılından günümüze Bodrum Gündoğan’da Midye Dolma denince ilk akla gelen, beyaz önlüğü ve hijyen kurallarına gösterdiği titizlik ile yerli-yabancı, ünlü-ünsüz müşterilerinin beğenisini kazanan Şehmus Usta’ya uğramadan Bodrum’dan ayrılmayın..

Nane Çayı Favorim Oldu….

Her zaman taze nane bulmak mümkün hem de en güzellerinden. Pazarlarda, marketlerde hep var. Her zaman alıp kullanırım, ama çayını yapmamıştım.Nane limon yapmak hastalanınca midemiz bulanınca aklımıza geliyor, ama sade ve taze nane çayının,  günün her saati ya da yemek sonrası bu kadar keyifli, rahatlatıcı, hazmettirici olduğunu düşünmemiştim. 10383636_10153044389579311_3001784713594621408_nİçtim, çok beğendim ve şimdi özellikle yemek sonrası severek yapıyorum. Hem çok kolay, hem taze, hem hep elimizin altında.Yıkadığım, birkaç nane yaprağını bolca bardağıma koyuyorum. Üstüne sıcak su.İşte bu kadar, görüntüsü de çok hoş.Kahvesiz, çaysız  olmuyor, diyenlere; günde  bir keyif kahvesi, çayı için sonrası için nane çayını deneyin, diyorum.Cam baraklarda görüntüsü de çok güzel.Kendinizi çok daha iyi ve keyifli hissedeceksiniz, eminim.Faydaları da cabası…10277010_10153044389534311_7711174820249551467_n

Ben ilk deneyimi Amsterdam’da Vang Gogh müzesinde yaptım. Orada nane yapraklı bardakları hazırlamışlar, alıyorsunuz, üstüne sıcak suyu koyup biraz bekleyip içiyorsunuz.

Nane çayının çok fazla faydaları var.Aşağıda bir kısmını http://www.bitkicaylarifaydalari.com’dan  paylaştım. Güzel ve sağlıkla bir güne, haftaya sevgilerle….

Nane Çayının Faydaları

Yağı, suyu ve kurutulmuş yaprakları çeşitli sağlık koşullarını iyileştirmek için kullanılan nane günümüzde modern tıpta faydaları kabul görmüş ve üzerine bilimsel araştırmalar yapılan sayılı bitkiler arasındadır. Günlük yaşamda sakızlara, içeceklere, yemeklere aroma vermek amacıyla kullanılan nane hazımsızlık, gaz, sindirim sistemi sorunları başta olmak üzere pek çok rahatsızlığın tedavisinde etkili bir çözüm olarak kullanılır. Nane yıl boyunca bulunabilir ancak en iyi ve en güçlü nane sıcak havada yetişir.

  • Nane çayının buharını solumak burun tıkanıklığını giderir ve sinüsleri açar
  • Boğaz kuruluğuna iyi gelir
  • Gaz gidericidir
  • Safra taşı çözer
  • Mide bulantısını alır
  • Kusmayı geçirir
  • Mide ekşimesini azaltır
  • Sindirime yardımcı olur
  • Ağız kokusunu alır
  • Kas ağrılarını hafifletir
  • Kronik ağrıyı azaltır
  • Soğuk algınlığının daha çabuk geçmesini sağlar
  • Alerjik öksürüğe iyi gelir
  • Astıma iyi gelir
  • Stresi azaltır
  • Sakinlik verir
  • Hazımsızlığı giderir
  • C vitamini yönünden zengindir
  • Antioksidan etkisi vardır
  • Omega 3 yağ asidi yönünden zengindir.

 

Nanenin geleneksel olarak mide ve sindirim rahatsızlıklarında kullanımı günümüzde kansere karşı koruma alanında yapılan çalışmalarla genişletilmiş durumda. Özellikle nane yağı içerisinde bulunan bazı bileşenlerin kolon, deri ve akciğerler kanseri oluşumuna karşı koruma sağladığı yönünde bazı araştırmalar bulunmaktadır. Hayvan denekler üzerinde olumlu sonuçlar alınan bu araştırmalar henüz insanlar üzerinde yapılmamış olduğu için faydaları netlik kazanmamıştır.

Nane çayının sakinleştirici özelliği uykuya geçişi kolaylaştırmaktadır ve bu nedenle uyku bozuklukları tedavisinde yardımcı olarak kullanılabilir. Saman nezlesinin neden olduğu hapşırık, kuru öksürük, burun kaşıntısı gibi belirtileri hafifletir. Nane yağı pek çok bakteri türünün yayılmasını engeller. Aynı şekilde mantar hastalıklarının yayılmasını engellemek içinde kullanılır.

Nane içinde bulunan rozmarinik asit astım tedavisinde kullanılır. Antioksidan etkisiyle pek çok rahatsızlığa yol açan serbest radikallerle savaşır. Nane buharını solumak solunum yollarını açar.

Manganez, A vitamini, C vitamini, beta karoten yönünden zengindir. Bu özelliği ile kolorektal kanser riskini azaltır. C vitamini ile hücrelerde meydana gelebilecek hasarları en aza indirir. Beta-Karoten ve diğer karotenoidler, kolon kanseri ve rektal kansere karşı koruma sağlar.

Nanenin Tarihi

Mutfakta ve sağlık amaçlı kullanımı binlerce yıl önceye dayanan nane Yunan mitolojisinde de yer almaktadır. Karakteristik kokusu ile tarih boyunca pek çok popüler parfümde kullanılmasını sağlamış. Pek çok kültürde misafirperverliği sembolize eden nane halen Orta Doğu’da misafirlere ilk ikram edilen içecek olarak kullanılmaktadır.

Avrupalı yerleşimciler gelmeden çok önce Amerikan yerlileri tarafından kullanılan nane ticaret gemileriyle bu kıtadan taşınarak Avrupa’da yayılmış ve yemeklerin yanı sıra tedavi amaçlı olarak kullanılmaya başlanmış.

Günümüzde naneyi taze yapraklı, kurutulmuş, tablet, sıvı ve yağ şeklinde bulmak mümkün.

Nanenin Yan Etkileri

Nanenin faydalarının yanı sıra ne kadar tüketilmesi gerektiğini ve olası yan etkilerini de öğrenmekte fayda var. Reflü şikayeti olanların nane çayı içmesi veya taze nane tüketmesi göğüste oluşan yanmayı arttıracağı için tavsiye edilmez. Az görülmekle birlikte nane bazı insanlarda alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu alerjik reaksiyonların belirtileri arasında solunum güçlüğü, kaşıntı, boğaz kapanması, dudakların kuruması, dil ya da yüzün şişmesi sayılabilir. Böyle bir durumda acilen doktorunuzu arayınız.

Yüksek nane konsantresi içeren (nane yağı gibi) ürünler mide yanmasına ve ağız tahrişine yol açabilir.

Kaynaklar

– See more at: http://www.bitkicaylarininfaydalari.com/nane-cayinin-faydalari/#sthash.5wvyiNxJ.dpuf

Sağlıklı ve Şekersiz Tatlılar, ve…

1006153_298x298Beslenme ve Diyet uzmanı Dr.Yasemin Bradley’i her zaman çok severek okurum, takip ederim ve önerilerini, tariflerini uygularım. İçinden çok yemek, tatlı, kek tarifini kullandığım bir yemek kitabı da var. Gazetelerde köşesi var, televizyon programları var,  harika bir webi var.Yasemin Bradley ve önerileri hakkında anlatılacak çok şey var, sizde web’inden girip bakabilirsiniz, ben de size sık sık severek uyguladığım tarifleri zaman, zaman seçip paylaşmak istiyorum. Bu gün çok severek uyguladığım bu günler de de çok yaptığım, iki tarifini paylaşıyorum. Biri tatlı ihtiyacınız için diğeri, harika bir çay.Onları seçmemin nedeni hemen deneyebileceğiniz kolay tarifler olması, yaparken eviniz de harika tarçın kokuları ile dolsun.Sırada neler, neler var. Sevgiler,sevgiler.

Tarçınlı Elma Tatlısı

 

Karanfilli Tarçınlı Elma Çayı ya da Zayıflama Çayı

http://doktorum.kanald.com.tr/genel-saglik-bilgisi/saglikli-ve-uzun-yasam/tarcinli-karanfilli-elma-cayi