Büyükada’ya Aşıktım…

Ben hep Büyükada’ya aşıktım… Seneler önce hep nasıl yaparım, Büyükada’da yaşarım derdim…Seneler sonunda hayallerim bir gün gerçekleşti, ve bu ay Büyükada’yız. Ben de hem adayı keşfediyorum, hem de adada yaşamanın keyfini, farklılığını yaşıyorum. Yaşarken de her gördüğümü merak ediyorum, öğrendiklerimi de sizlerle paylaşmaya çalışıyorum….Sevgililer gününde Büyükada’dan sevgiler, en güzelinden, en bolundan….

12799437_10154242644984311_8362660197125780713_n

 

 

 

Büyükada Tarihçesi…

Büyükada hakkında Bizans dönemi öncesine ait çok fazla bilgi yoktur. En belirgin ve önemli bulgu 1930′ lu yıllarda Rum Ortodoks mezarlığında bulunan büyük İskender’in babası Makedonya kralı 2. Filip’ e ait 207 sikkeden oluşan definedir. Günümüzde ise bu sikkeler İstanbul arkeoloji müzesinde yer almaktadır.

Büyükada diğer adalarla beraber yaklaşık olarak Bizans döneminde 700 yıllık hapishane ve manastırlarıyla öne çıkmıştır. Bizans döneminde çıkan taht kavgaları, dini ve siyasi anlaşmazlıklar sebebi ile prensesler, prensler ve din adamlarının sürgüne gönderildiği ada olma özelliğine sahiptir.

İstanbul’un fethinden yaklaşık iki ay önce Baltaoğlu Süleyman Bey bir donanma ile bütün adaları fetih etmiştir. Türklerin adaları alması ile huzur ve sükun adaya yerleşmiştir. Yerli halk, balıkçılık ve çiftçilik ile uğraşırken manastır ve kiliselerdeki kesişler ise el yazması kitapları ve dini eserleri çoğaltarak geçimlerini sağlamıştır.

1846 yılında, küçük gemilerin Adalara sefer düzenlemeye başlaması ile Türk ’lerin Ada’ya yavaş yavaş yerleştiği görülmüştür. 1875 yılında daha büyük gemilerin seferleri ile düzenli seferler sağlanmıştır. Bu seferler neticesinde ada nüfusu düzenli olarak artışa geçmiştir. Zengin kesimin yaptırmış olduğu binalar kiliseler, camiler, oteller ve köşkler gibi yapıtlar günümüzde tarihi yapıtlar olarak değer kazanmıştır. 1984 yılında sit alanı olarak kabul edilen Büyükada İstanbul’un en nadide yerlerinden olma özelliğini göstermiştir.

Büyükada Tarihi Yapılar ve Eserler

Büyükada’da dikkat çeken yapıların başında dört adet Camii gelmektedir. Bu yapılar içerisinde en öne çıkanı ise, 2. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye camisidir. Mimari açıdan batı etkisi ile yapımı tamamlanmış olan camii, Ada Sokağında yer almaktadır.

Kıyı kesiminde bulunan Ayios Dimitrios Kilisesi’ de en önemli yapılardan bir tanesidir. Adada bulunan Ortadoks cemaati büyük ayinlerini burada gerçekleştirmektedir. Tarihi açıdan büyük eserler bulunan yapıda olağan üstü bir atmosfer mevcuttur.

Adanın en yüksek mevkiinde Aya Yorgi Kilisesi ve Aya Yorgi Manastırı yer alır. İlk yapı M.S 6. yüzyılda yapılmıştır. Bu alanda birçok kilise ve manastırın kalıntıları da yer almaktadır.

İsa tepesinde Hristos Kilisesi, Manastırı ve Rum yetimhanesi yer almaktadır. Rum yetimhanesi harabe olmasına rağmen günümüzün hala en büyük ahşap tek parça yapılarındandır.

Büyükada gezisinde  gidilmesi önerilen yerler arasında Adalar Müzesi var. Bir kent müzesi özelliği taşıyan Adalar Müzesi, zengin koleksiyonuyla  adalar hakkında detaylı bilgi verecek. 20 bin belge, yüzlerce objeye sahip; hem tarihi hem de kültürel bir yolculuğa çıkmak için… .

 

Adayı yürüyerek, faytonla, bisikletle gezebilirsiniz, ama bir günde yürüyerek gezilecek kadar küçük değil, o zaman fayton turu almanız da yarar var.Bu gezilerde de en çok göreceğiniz ve hayran olacağınız şeyler, adadaki muhteşem köşkler, ben özellikle sizlere bu köşkleri tanıtmak istedim. Tabii kendim de sizlerle beraber tanıyarak… Aşağıda “Tasarım Her Şey” in hazırladığı Büyükada’nın Köşkleri yazısını paylaştım…

Benzerlerini ancak Nice, Monte Carlo ve Paris gibi dünyaca ünlü turizm kentlerinde görebileceğiniz olağanüstü köşkler var adada.

Birbirinden zarif elliye yakın köşk arasında en güzel örnekleri sizler için derledik…

 

SABUNCU KÖŞKÜ

sabuncakis3

 

Sabuncakis Köşkü;  Sultan II. Abdülhamit döneminin meşhur masonlarından Halepli Yorgi Sabuncakis tarafından 1904 yılında inşa edilmiştir. Grek tarzında inşa edilen ve yazlık mason locası olarak kullanılan köşkün süslemesinde ve mimari detaylarında masonluğun sembolleri kullanılmıştır.

Köşkün bahçesi ve zemini yoldan aşağıya kaldığı için, küçük bir köprü vasıtasıyla birinci kattan giriş yapılır. Bu yüzden köşke Köprülü Ev de denilmiştir.

Aynı zamanda Antik Yunan tapınaklarına benzeyen bir giriş cephesine sahip olan bu köşkteki üçgen alınlığın üst kısmında, ışıklar saçan bir göz resmi vardır. Tanrı’nın her şeyi gören gözünü simgeleyen ve yine masonluğun sembollerinden biri olan bu göz sebebiyle köşke “Gözlü Ev” de denilmiştir.

sb4

 

Üçgen alınlığın köşelerinde küçük akroterler, en tepesinde de üzerinde bir akroter bulunan sivri kemerli bir stel mevcuttur. Stelin alt kısmında yan yana beş akasya ağacı üstünde de aralarında bir kovan ve bir arı kabartması bulunan taçlı bir erkek ve bir kadın figürü vardır. Ayrıca dökme demirden yapılmış bahçe kapısında da 10 adet arı figürü mevcuttur. Bütün bu sembolleri ve unsurları sebebiyle halk arasında köşke Köprülü Ev, Gözlü Ev ve Arılı Ev de denir.

AGOPYAN KÖŞKÜ

agopyan köşkü

 

Agopyan Köşkü;  1900 başlarında Marten Agopyan tarafından inşa ettirilmiş. Büyükada Agopyan Köşkü 1918 tarihlerinde otele çevrilmiş ve zaman sürecinde Hotel des Princes, Hotel Beler, Hotel Çankaya isimlerini almıştır. Yapı daha sonra çok tahrip olduğu için yıkılıp kagir olarak tekrar yapılmıştır.

Köşkün en üst katındaki yarım daire şeklindeki alınlık binanın en güzel detayıdır. Yapı Çankaya Meydanı’ndaki ahşap, dıştan at nalı kemerler ve Selçuklu süsleme sanatından esinlenmiş geçmeli yıldızlarla bezeli bir yapıymış.

FABIATO KÖŞKÜ

 

fabiato köşkü 1

 

Toskana estetiği taşıyan ve günümüzde Kültür Evi adıyla bir kır gazinosu olarak kullanılan Fabiato Köşkü,  1878 tarihinde inşa edilmiştir.

Köşkün ilk sahibi İtalyan ressam Gemma Giuliana Pavlina hayatının sonuna kadar bu köşkte yaşamış. Daha sonra bu köşk 1910 tarihinde torunu Banker Guiseppe Spiridon Fabiato’ya kalmış ve köşk de ismini bu mal sahibinden dolayı almıştır. 1941 yılında İtalyan Aurora Agapiu Scotta’ya geçti. Scotta’nın varisi olmadığından dolayı vefatından önce Büyükada San Pacifico Latin Kilisesi’ne bağışlanmış.

1878 tarihinde yapılan köşk bir dönem otel olarak hizmet vermiş. Köşkün salonlarından birinde ise ressam Gemma Giuliana Pavlina’nın kendi portresi bulunmaktadır.

1998 tarihinde Turing Otomobil Klübünce satın alınıp Kültür Evi olarak kullanılmaktadır.

HACAPULOS KÖŞKÜ

106229080

Fotoğraf : Muammer Özal

Hacopoulos Köşkü; günümüzde Hükümet Konağı olarak kullanılmaktadır.

Büyük bir bahçe ortasındadır. 1900’lerin başında yapıldığı sanılmaktadır. Yapının bahçesi yol kotundan aşağıda olduğu için yapıya caddeden Mermer döşeli bir köprü ile girilir. Odaların ve sofaların tavanları kabartma ve kalemişi nakışlarla süslüdür.

Hacapulos’un ülkeyi terk etmesi üzerine Hazineye intikal etmiş daha sonra da Murat Pinyatoğlu tarafında satın alınmıştır. I. Dünya Savaşından sonra tekrar Hazineye intikal eden bu köşk, İstanbul’un işgali sırasında “Büyük Emperyal Oteli” olarak kullanılmıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra 1929 tarihlerinde Hükümet Konağı olarak kullanılmaya başlanmıştır.Limanı ve rıhtımı bulunan köşkün denize kadar uzanan bahçesi eskiden, çam, palmiye, meyve ve çiçek ağaçları ile süslüymüş.

 

AGASİ EFENDİ KÖŞKÜ

agasi efendi köşkü

Agasi Efendi Köşkü; Kuyumcuağası Ejderhanyan’ın oğlu Ohannes Efendi tarafından yaptırılmıştır.

Bina bir çok defa el değiştirmiştir. Efezade Mahmut Bey zamanında sazlı sözlü meclisler tertip edilmiştir. Hafız Sadettin Kaynak, Hafız Ferit, Ahmet Refik, Neyzen Tevfik gibi devrin önemli kişileri bu toplantılara katılmıştır.

Sultan II. Abdülhamit döneminde Recaizade Mahmut Ekrem zoraki olarak burada ikamet etmiştir.

1935 yılından sonra yazlık olarak kiraya verilen bu köşkte Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu, Teyfik Rüştü Aras gibi devlet adamları kiracı olmuştur.

CON PAŞA KÖŞKÜ

100009_1403013384_alteramimarlik

 

Con Paşa Köşkü veya John Avrimidis Köşkü; 1880 tarihinde Midilli doğumlu olan Con Paşa tarafından yaptırılmıştır. Köşkün mimarı Achileus Policis’tir.

Con Paşa aslında Venedik’li bir aileden gelir. Con Paşa’nın yöneticisi olduğu İdare-i Mahsusa ilk Kadıköy Adalar seferlerini başlatmıştır. O dönemin vapurları Bağdat, Basra ve İhsan idi.

Çağının mimari özelliklerini bünyesinde toplayan değişik üsluplardaki dış süslemeleriyle seçmeci veya eklektik bir yapı olup başka bir eşi yoktur.

Con Paşa ölünce evi Avusturyalı eşine ve çocuklarına kaldı. Osmanlı Devletinin Berlin Büyükelçisi Osman Niyazi Paşa ise Con Paşa’nın kızı Alis ile evliydi 1.Dünya Savaşı başlayınca Con Paşa Almanya’da ve çocukları da Avusturya’da idi. Savaş sonrası aileden bir haber alınmayınca, Maliye köşke el koydu ve satışa çıkardı. Ev sırasıyla Emanuel Karasu,  Hristo Draganis, Dr. Michal Kuromenos, Ahmet Borovalı ve Müzehher Borovalı’ya intikal etmiştir.

con-paşa-köşkü-2

 

Köşkün etrafında ahşap sütunlu balkonlarla donatılmıştır. Çatı kuleleri ve ahşap süslemeler çok göz alıcıdır. Bahçesinde çeşit çeşit heykeller yer alır.

ARVANITIS KÖŞKÜ

106228957

Fotoğraf : Muammer Özal

Arvanitis Köşkünün mimarı ve yapım yılı ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Ama ilk inşa ettiren Yunanlı armatör Arvanitis’dir.

Köşkün kırmızı tuğlalı bir kulesi bulunmaktadır. Yapı daha sonra İstanbul Mezarlıklar Müdürü Süleyman Fuat Hararlı tarafından satın alınmıştır. Daha sonraları bir dönem Kaymakamlık Lojmanı olarak kullanılmıştır.

Köşkte alışa gelmemiş bir çatı konstrüksiyonu kullanılmıştır. Bu görünüm tuğla kule ile birleştiğinde bir köşkten ziyade bir şato gibi görünür.

MEZİKİ KÖŞKÜ

meziki

 

Meziki Köşkü; 19. yüzyılın ikinci yarısında yaptırılmıştır.

Levantenlere ait olan Meziki Köşk’ü 20. yüzyılın başlarında Şahbaz ve daha sonra da Karayan ailelerinin mülkiyetine geçmiştir. Günümüze oldukça iyi bir durumda gelen bu yapı caddeden geride yer alıp, üç katlı ve bir de çatı katından oluşmaktadır.

İtalyan mimarisine benzeyen köşkün cephelerinde ampir ve neo rönesans üslubu görülmektedir.

Meziki köşkü 1.sınıf tarihi eser olduğundan korunması gereken kültür varlıkları listesinde yer almaktadır. Yapının odaları dekorasyonu orjinal dokuya sadık kalınarak dönemin mobilyalarıyla dekore edilmiştir.

buyukada-otel-standart-oda2-2085385226d54052ba4a78791ce2fdb0

 

Köşk; bir dönem televizyonda yayınlanan Dudaktan Kalbe dizisi ve birçok reklam filminde mekan olarak kullanılmıştır.

MİZZİ KÖŞKÜ

mizzi

 

Mizzi Köşkü; İngiliz uyruklu George Mizzi tarafından inşa ettirilmiştir. Daha sonra oğlu Avukat Giovanni Mizzi’ye kalan köşk, sonra defalarca el değiştirmiştir.

1930 yılından sonra San Remo oteli ismiyle on yıl faaliyet göstermiştir. İkinci Dünya Savaşında kapalı olan köşk, 1952 yılından itibaren sayfiye köşkü haline gelmiştir.

Solda bulunan kulesi kırmızı yığma tuğladan yapılmıştır. Bundan dolayı Kırmızı Kuleli Köşk olarak adlandırılmıştır.

106229125

Fotoğraf : Muammer Özal

Bina görünüş olarak Ortaçağ şatolarına benzer. Köşkün girişi ön cephede geriye çekilmiş sütunlu bir verandanın arkasında yer alır. Giovanni Mizzi’nin kulenin tepesine yaptırdığı ve yaz gecelerinde teleskopla yıldızları seyrettiği camakenla döner rasathanesi artık yok. Köşk, şimdilerde her bir odası ayrı ayrı kiraya verilen yazlık bir apart otel olarak kullanılmaktadır.

TARANTO KÖŞKÜ

65b4db0fb6989b0f68fe339472857158

 

Taranto Köşkü Judit Taranto tarafından yapılmıştır. Mehmetçik caddesindeki köşk adanın en şirin köşklerinden biri olup Ermeni Katolik Kilisesinin bitişiğindedir. Bu köşk bahçesindeki Begonvillerle beraber adanın simge yapılarından biridir.Kaynak : http://www.tas-istanbul.com

 

Reklamlar

Renklerle Maçahel 1

Canım Ayşe’m (Sakar) kelebeğim, kalbi ölçüsüz  sevgi dolu, neşe dolu,aşk dolu arkadaşım, Temmuz ortasında kırk günlüğüne  canı aşkı,her şeyi,huzur bulduğu,neşe mutluluk doldurduğu,doğa harikası bölge, Artvin, Maçahel’e gitti.  Kiraladığı çok güzel bir evde ramazanı geçirdi,  bayramı geçirdi.Oradan harika resim ve mesajlarla sevdiklerine ulaştı. Her gün yolladığı resim, mesaj ve videolara gün be gün bakamadım, bakmak için  özel bir zamanda olmak istedim, sadece kendimle olmak istedim, ve sonunda, o anı yakalayıp bakınca, ben de onunla yine  oralardaymış gibi hissettim, hatta çok keyifli,  daha da derinler de Maçahel’den Ayşe’min açtığı gönül  penceresinden çok daha etkili güzelliklerde kayboldum.Belki sizi de bu güzelliklere götürürüm, dileğiyle Maçahel’i farklı renklerle paylaşıyorum. Bugün yeşillerle, sonra  sarı ve turuncularla,  sonra mavilerle sonrada lila penbe morlarla…

YEŞİLLERLE

Ayşe 11 yıldır 52 kez  geldiği Maçahel’de her seferinde  bir hafta on gün kalırken, bu sefer 40 gün kaldı, müthiş  manzaralı, harika bahçeli bir ev kiraladı.Her gün cennet bahçeden ya da sabah yürüyüşü yaparken bizlere günaydın dedi.Yolda karşılaştıklarını, komşularını, misafirlerini,bizlerle paylaştı.Bende Ayşe’nin resimlerini kendi anlatımıyla koyu renkli sizlerle paylaşıyorum.

Cennet bahçeli harika yuvamdan Maçahel manzarası…))

Sabah yürüyüşlerinde yol arkadaşım   Bulut hep  eşlik etti…))

Borcka’da Karagöl’ de kahvaltıda….))

Çevrede dostlarla buluştu,sevdiklerine konuk oldu. Arkadaşları ziyaretine geldi.Harika sofralarda iftara davet edildi.Komşular ona hoşgeldine geldiler.Köprülerden çağlayanlardan, derelerden, geçti, şelalere günaydın dedi.

Cennette bereket sınırsız..Bu armutların bir kısmı yenecek.Bir kısmı da pekmez yapılacak.Organik sözü çok az çok az…))

Meyvalar topladı,yolda koparıp yedikleri oldu, her seferinde bambaşka dostlara rastladı.

Görmüyorsunuz ama yürüyen Süleyman abi,ineklerine ot kesmiş.Maçahel’de dağda bayırda çalışan, ot odun toplayan,erkektir.Kadın kıymetli…))Sabah yürüşünde zarif yol arkadaşları…))

Her işinizin de su gibi yumuşak,  kolay akan , ve hayrınıza olduğu bir gündiliyorum…)) 

Yol boyu kelebekler  Sabah Yürüyüşü   Cennette….))

Yayla emektarları   Çok cefakarlar, çoook..))Köprüleeer! İlle köprüler…Birleştirici,kaynaştırıcı,ortak yoldur köprüler…))

Günaydın can dostlar,sevgiye neşeye günaydın…))

Büyük Aşkımla Buluşma, Mini Seyahatname

Başak’la  Sandiago’da Seaworld’de

Anne kız, birbirinden çok uzakta yaşamak, senede bir ya da iki kere görüşebilmek,aranızda okyanuslar olması, nasıl bir duygu anlatmayacağım. Nasıl buluşuyoruz, buluştuğumuzda neler yapıyoruz, onları yazacağım.

En sevdiğinize kavuşmak için saatlerce uçmak, sonra  her seferinde değişik bir saatte bir havaalanın da, ya da otelde, ev de, buluşma.Buluşulan yerde en yakın dostlarla, çiçeklerle karşılama,ya da,olabiliyorsa, ailece  toplanıp kutlama.Tüm ailenin bir noktada toplanıp yaptığı programlar, seyahatler, yemekler……Tüm sevgililerimle birarada kutlamak, paylaşmak

Bazen, onun yaşadığı Los Angeles ‘de bazen İstanbul’da, bazen Bodrum’da bazen arada bir yerde, Paris’de, Newyork’da, Miami’de Boston’da.

Tüm ailenin Başak’ın gelişiyle Bodrum’daki evde  toplantığımız  sabah üç aşkımla  birarada

Bavullardan çıkan sürprizler, önceden yapılmış programlar, hem en sevdiğine kavuşmak, hem seyahatin tatilin müthiş büyüsü, hem tüm aile, sevgililerimle birarada olma.  Bazen de İstanbul’da ya da Los Angeles da buluşup, yepyeni noktalara,belki  Avrupa’da,Akdeniz’de belki Amerika ‘da farklı noktalara, yolculuklara, devam etmek.

Başak’la Santorini’de

İkimizin de en çok sevdiği şeyler.Seyahat etmek, konserlere, showlara, tiyatrolara,etkinliklere  gitmek,  sanat eserleri, müzeler, tarihi yerler, gezmek, her nerede olursak olalım,doğa da yürüyüşler yapmak,  lezzetli yemekler yemek, şaraplar tatmak, sonra da beraberce,kolay keyifli atıştırmalıklar, yemekler,  yapıp misafir davet etmek.Aylar öncesinden hazırlanan, programlar, alınan show, tiyatro, konser biletleri, yemek rezervasyonları, ya da son anda ilave edilen, kuyruklara girilip alınan gösteri biletleri,nerede yemek yenilecek, ne yenilecek, kim çağrılacak,menü ne olacak, kimlerle buluşulacak, listeleri, organizasyonları.

Çok seviğimiz  Neslihan ve Allen ile  Los Angeles’de

Zaman kısıtlı, gönüller çok şeyi birarada yapmak, göstermek, paylaşmak  isteyince başka şansı yok.

Los Angeles’de USC diploma töreninde Necil, Başak, ben

Törenlere, kutlamalara,  koşmak, belki yılbaşıları veya  doğumgünleri birarada olmak,sürpriz partiler yapmak, yeni doğumlara koşmak, paylaşmak, birarada olmak,

Üç aşkımla yılbaşında İstanbul’a bizim evde

Tabi, beraberce alışveriş merkezlerine, butiklere, outletlere gidip alışveriş yapmak, mutlaka marketlere, doğal, otantik  pazarlara,   gidip, her nerede olursak olalım yiyecekler almak.

Miami Key West’te Kuba restorant da doğum günü kutlamasında

Karşılaştığımız olaylarda, herşeye çok kolay gülebilmek, bol kahkahalar atmak,şakalar, taklitler yapmak,                                                                                                              Dünyanın neresinde olursak olalım, önce kocaman aşkımın maç seyretme, trafiğini ayarlamak, yolculuk anında önceden tespit edilmiş, özel noktalarda                                                                                          durup, maçları seyretmek, şampiyonlukları kutlamak,

Laguna Beach’da anneler günü sabahı Galatasaray Şampiyonluk kutlaması birarada

Ev de olduğumuz zamanlar film alıp seyretmek, her zaman her yerde müzik dinlemek, birbirimize beğendiğimiz müzikleri dinletmek,paylaşmak,  yine her nerede olursak olalım, oradaki dostlarla sevdiklerimizle buluşmak programlar yapmak, güzel yemekler,sofralar düzenlemek. İlla saatlerce kitap CD bakmak, almak, mutlaka her an her yerde dergiler almak okumak.

Las Vegas’da 

Araba ile yolculuk’a çıkarken, sevdiğimiz, sandviçler, meyvalar, kahveler hazırlamak. Beraberce kuaförlere, güzellik salonlarına uğrayıp kendimizi şımartmak, hepsi mutlaka her buluşmanın olmazsa olmazları. Ama ben yine de uzaklarda yaşayacağına,yakınımda  olsaydı, diyenlerdenim. Belki aynı şehirde yaşasak bu kadar çok zaman birarada olmayacağız bile, belki bu kadar zamanın değerini bilmeyeceğiz,ama o özlem, iç sızlaması var ya, belki aşkları, aşk yapan, ıstırab, ama yine de, çocuklarımız nerede mutlularsa orada olsunlar diyoruz, onların adına bunu istiyoruz, ama………….

Başak’la Ezgiler’de 

Şimdi yaptığımız programlarda,  beraberce resim  çekme var, belki resim çekme turları yapacağız.Bakalım günler neler getirecek bu gün bendeki yansımaları böyle, yürek sızıları,  çok güzel anılar, önümüzdeki günlerde ki yeni buluşmaların heyacanı, çok büyük, özlem, özlem, özlem…….                                                                                    Hepiniz, hepimiz bir an önce sevdiklerimizle olmamız dileğiyle, sevgiler, sevgiler

Sahilde Sabah Keyfi

Sabahları kalkar, kalkmaz, kendimi deniz kenarında bulmak Fenerbahçe,Dalyan Caddebostan arası yürümek, müthiş güzel,  mutluluk ve enerji kaynağım.Yaşadığım semti çok sevmenin en büyük nedenlerinden biri.Baharlar ve kış, sahil hep başka güzel.

Tekneler, martılar, yürüyüş, bisiklet, koşu parkurları, günün her saati yürüyen gerçek yürüme sevdalıları.

Yolun kenarında köşkler, bahçeler, tenis kortları, jimnastik yapan, yoga yapan gruplar, kardiyo aletleri ve kullanıcıları,

Sahilde, kumlar üzerinde iki salaş kafe, plajlar, özel klüplerin arazileri,tesisleri, deniz manzaralı evler,önce sabah çok erken yürüyen, çalışanlar ve erken yaşayanlar, sonra her saat farklı yaşam kesitlerinden, kadınlar, erkekler, çocukları, köpekleri, bakıcıları….

Bankta oturanlar, müzik dinleyerek koşanlar, bisiklete binenler, jimnastik yapanlar,kitap okuyanlar, çimenlere uzananlar,sohbet edenler,

Bazen denizin vahşi sesi, dalgalı hali, bazen ışıl ışıl, parlayan sakin hali ve herzaman martılar,

Asırlık ağaçlar,köşkler, bahçeleri,baharda fışkıran doğa, harika çiçekler, yeşiller her tonda,

Yürürken iş konuşanlar, dedikodu yapanlar,yabancılar,

Köpeklerin buluştuğu özel alan, bazan sabahları, müzik şöleni, bazen film çekim platoları, hava ısınınca denize girenler, güneşlenenler,

Bazen benim gibi fotoğraf çekenler, deniz de renk renk sörfler, yelkenliler,gemiler,feribotlar,şilepler,

Sahilden caddeye dönen köşelerde çiçekçiler, harika rengarenk çiçekler,

Renklerine aşık dünya tatlısı zarif şık bayanlar,                                                        yürüdüğüm sahile aşık olmamın bir çok nedeninden sadece birkaçı, yaşattığı duygular sevinç, özlemle koşmak, deniz kokusu,                                                                           tanrım şükürler olsun, çok sevdiğim bir yerde  yaşıyorum, yürüyorum,kokusunu alıyorum,tadını hissediyorum, sevdiklerime, dostlarıma, hep tanıdık yüzlere, bazen hiç tanımadıklarıma rastlıyorum.Bütün günün enerjisini doldurup dönüyorum.Herkese mutlu,ışıltılı, sevinç, neşe  dolu hafta sonları

Onun Arabası Var

Yakışıklı prensim ‘in en çok sevdiği, ilk öğrendiği,çok güzel söylediği şarkı,

Erkek çocukların hepsinin araba tutkusu malum,

Benim canikomunda en büyük aşkı tutkusu arabaları

Onun en büyük aşkı arabaları benimki ne dersiniz………..

Son üç gündür hava çok güzel,  her yerde, yeşiller başka güzel,çiçekler başka güzel, deniz başka güzel, sevdiklerimizle olmak çok güzel,muhteşem konserler arka arkaya, benim programım, günlerim hep çok  değerli görseller, izlemeler, seyirler, olaylar, heyacan veren toplantılar, duygularla dolu, hepsinin dışında, programlamadan gelişen bir çok güzel olay, gelişme var.

Hepsini sizlerle paylaşmak istiyorum. Tüm aşklarımı ve sevdiklerimin aşklarını …

Bu gün ise, pazar ve en güzel aşklarımdan, yakışıklı prensimle beraber olacağım  gün,  başka bir şey düşünemiyorum, onu çok özledim.

Onların Aşkı Tiyatro

Hermon Varis, Anahit Varis tiyatro yapmaya başlayalı kırk  sene olmuş. Sevgili Hermon’u geçen sene kaybetmeden önce ailece, hep beraber yürüttükleri amatör tiyatro tutkularını bu yıl da  aynı heyacan ve gönüllükle Anahit Varis devam ettiriyor.

Sevgili Hermon ailenin babası,yönetmen ve organizasyonu yapan kişi olarak hep işin    başında idi. Anne Anahit ile kızları Selin de hep önemli rollerde oyuncu.Bu amatör tutku onların yaşam şekli idi. Haftada üç gün akşamları tiyatro provası yapılan, gündüzleri herkesin işlerinde olduğu bir düzen.Sevgili Anahit çok sevdiği kocasının ölümünden sonra da , müthiş  tiyatro tutkusu ile bu güzel uğraşı, kaldığı yerden devam ettirip, bu sene yönetmen ve yapımcı görevini, Hermon’un yerine  üstlenmiş.  Hiç tiyatrosuz hayatları yok.Her sene büyük özenle oyun seçiliyor, oyuncular, dekorlar,kostümler hazırlanıyor.Sponsorlar bulunuyor. Oynanacak salon aranıyor. Provalar için yer aranıyor.

Yukaridaki resimde Anahit gümüş tuvaletler içinde, herzamanki gibi, sahneye çok yakışmış, çok güzel duruyor.

Son derece tutkulu, gayretli müthiş bir gönüllülükle, mutlulukla, çalışıyorlar. Zaman zaman yurt dışına davet edilip gittikleri de oluyor. Hem de Newyork, Los Angeles gibi, önemli davetler.Her sene  yepyeni bir heyacanları, yepyeni bir oyunları var.

 Bu resimde ise siyah beyaz saten elbisesiyle Selin müthiş gözüküyor, çünkü sahnede, ailece  bambaşka güzel enerjili ve ışık saçan oluyorlar.

Bu çok özel tiyatro tutkunu ailenin ve gönüllü grubun,  her sene oyunlarını kaçırmamaya çalışıyoruz, bu sene ki oyunları  Francis Veber’in oyunu Le Dıner De Cons’dan adaptasyon” Bir Salak Buldum” da neyseki,son anda görme şansımız oldu.

Sevgili arkadaşlarımız Raffi ve Arlet ailenin en yakın üyeleri,  kardeş ve enişte, olarak bu   aşkın takipçisi destekçisi,jokeri. Son oyunlarında Raffi bir adım daha ileri gitmiş ve oyunun Teknik Sorumlusu ve Cemil’in (dış sesi) olmuş.

Kırk senedir devam eden bu aşka hayran olmamak mümkün değil, onların sahnedeki başarıları heyacanları,tutkuları, gayretleri, amatör ruhları, çok farklı bir mutluluk ve enerji saçıyor.

Bu seneki oyun da çok hoş bir komedi, çok beğendik, tüm kısıtlı vakte ve imkanlara rağmen herkes işinden çıkıp, kar, kış, yorgunluk demeden çalışıp ortaya çıkardıkları oyun.

Oyunda iki kadın üç erkek oyuncu var. Hepsi günlük yaşamlarındaki, kişiliklerini bir yana bırakıp bambaşka birilerinin karekterine bürünüp, sahnede  harikalar yaratıyor.Onları izlemeye gelen yakınlarına, sevdiklerine çok güzel bir gece yaşatıyorlar.Hepsi çok başarılı oyuncuların performansına bayıldım, başroldeki Mıgır rolünde Hovsep Karagözyan ise turuncu kostümleriyle, doğal oyunu ile çok başarılı idi.

Sevgili Hermon başlattığın bu güzel tutku, sevdiklerinle, seni sevenlerle  devam ettiriliyor, yaşatılıyor, herzamanki gibi mutluluk ve ışık saçmaya devam ediyor.Ne güzel, ne mutlu….

Teşekkürler Anahit, teşekkürler, Raffi, teşekkürler Selin, teşekkürler Arlet, teşekkürler tüm emeği geçenler, bizde sizlerle çok keyifli bir akşam geçirdik, ve uzun sürecek, güzel duygularla dolduk. Herkese sevgiler,

Evlerimiz Sevdiklerimizle Paylaşınca Güzel

Ben hep evlerime, tutkuyla, aşkla bağlananlardanım. Kiralarken, satın alırken, yaşarken, yaşatırken, çalışırken, tüm evlerim,sevdiklerimle paylaştığımla bütün mutluluklar benim oluyor. Aşk İksiri yazımda , haftanın aşklarını , gönlümün aşklarını sizlerle tek tek paylaşacağım demiştim.Çocuklarımız, eşimiz,ailemiz,ülkemiz,işimiz hep çok büyük aşkla bağlandığımız, hayatımızın en önemli değerleri. Bunların dışın da da   bizi mutlu eden enerji veren çok farklı mutluluklar aşklar var. Benim için evlerim, orada,  sevdiklerimle paylaşımlarım, hep en önemli aşklarımdan  olmuştur.