Peillon’da Çok Özel Bir Gün…

İki senedir yazmaya fırsat bulamadığım, Peillon anılarımı bu gün arkadaşlarımla sohbette, hatırlayıp konuşunca artık bir an önce yazmalıyım, dedim. İki sene önce Cote D’azur tatilimizde sevgili yol arkadaşlarımız, gezimize   çok güzel bir sürpriz program eklemişlerdi. Nice’e 20 dakika mesafede tepelerde, ortaçağdan beri bozulmadan kalmış tam bir provance  köyü;  Peillon’da çok özel bir gurme restoran ve otelde kaldık…40123744Anayoldan Nice’e girmeden Peillon’a giden yola saptığımız  andan itibaren heyecanlıydık. Çünkü otelin, köyün fotoğraflarını görmüştük, ve tepeye çıkan yol muhteşemdi. Tek arabanın zorla döne döne çıkabildiği yol, üstelik çift yönlüydü. Zirvedeki köy yolunda aslında muhteşem manzaraya  bakmak, şaşırtıcı olduğu kadar ürkütücü, ve yükseklik korkusu olanların bakamayacağı kadar da dikti…Yolumuzun üstünde muhteşem bir provance köyü, ve köyün gürme otelinde bir gün geçirmek gerçekten çok hoş bir programdı…Köy de 1600 yıllarından kalma evler, ve tepede bir kilise vardı.Hiç biri bozulmadan; günümüzde de kullanılır halde idi.  Araba yolu ne kadar dik ve dar ise, köyün içinde yürüyerek çıkılan yollar da daha dik ve dardı…demeureOtelimiz köyün girişinde , köye  bakan odaları ve restoranı  ile çok güzeldi. Oradaki çoğu yer gibi bu güzel oteli işletenler, ve de aynı zamanda otelin ahçıları bir baba oğul olduğunu otele vardıktan sonra öğrendik. Oteli keşfedip, odalarımızda biraz istirahat ettikten sonra heyecanla akşam yemeği için restorana indik. Çok şık, sıcak samimi kendini bir evde konukmuş gibi hissettiren ve yöreye uygun döşenmiş odalar ve otel gibi restoranda çok sevimli ve güzel döşenmişti. Ortada sadece siparişlerimiz için bize bilgi veren, menüleri anlatan şef garson ve yardımcıları vardı. Usta ahçılarımızı henüz görmemiştik, ve oldukça merak ediyorduk…

İşte başarılı baba oğul ahçılarımız Christian & Thomas Millo

IMG_5704 Özellikle ben…Böyle sıcak samimi bir yerde sanki menüleri ahçılarımızdan dinlesek daha iyi olurdu diye içimden geçirdim, ama böyle de daha merak uyandırdıkları kesindi.ph2 Provance mutfağının tüm özelliklerini yöresel ot, sebze ve av hayvanlarını kullanarak, mevsime göre değişen menüler ile nasıl hazırladıklarını şefimiz anlattı. Her gün, her hafta aynı menüyü bulmak mümkün olmuyormuş… Olması gerektiği gibi…Provance mutfağında hem İtalyan hem Fransız mutfaklarının etkisi var. Uzun yıllar Fransızlar ve İtalyanlar bu bölgede beraber yaşamışlar. Sonradan ayrılsalar da hala bu bölgede yaşayan İtalyan aileler mevcut.. Ayrıca provance kültüründe Fransızlar kadar etkileri var…Bölgede bol bol şarapçılık yapılıyor, üzüm kadar, elma ve erik şarapları da çok ünlü, lezzetli ve farklı..IMG_5701

Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz;  kabak çiçeği mücveri diyebileceğimiz, otlar, patlıcan ve domatesle yapılmış biraz bizim  mücverimize  benzeyen, üzerine file badem de ilave edilmiş çok güzel çeşitlerden biriydi.

Bölgede bizim menümüzde de olan kuzey Afrika orjinli yabani tavukları berçleri de önemli yer alıyor… Bizim yabani tavuğumuzun  (berç) yanında kiraz ve bazı kök sebzeler vardı.. Pişirilirken şarap da ilave edilmişti.Otlar sebzeler bizim akdeniz mutfağımızı andırıyor, ama yine farklılıklar da çok..Biz de otlar daha çok kavrulup, sotelenip daha sade yeniyor, onlarda daha mücver gibi, ya da sebzeli kiş gibi benzetmeler yapacağım çeşitler vardı. Başlangıç olarak seçilen kızarmış soğanlı minik ekmeklerin yanında  kendi bahçelerinin portakal şarabı ikram edildi…  Her yemeğe de yörenin meyvelerinden yapılan  farklı şarap eşlik etti.  IMG_5632IMG_5633Aslında tüm yediklerimiz içtiklerimiz ya kendi bahçelerinin ya da köyde  yetiştirilen taze  üretimlerdi…Bizim Polonez Köy otelleri de eskiden böyle menüler ile misafirlerini ağırlardı, son zamanlarda gitmediğim için bilmiyorum…İşte böyle güzel bir masada çok keyifli; seçimlerimizi tadalım diye başlayıp kendimizi alamayıp çok yedik tabii. Yemeğin sonunda yediğimiz tatlımız, annelerimizin çocukken yaptığı vişneli ekmeklere benziyordu… Hep bize ev gibi hissettiren otelimizin ve restoranımızın ahçıları ile tanışmayı bekledik, ama akşam yemeğinde değil ertesi sabah kahvaltıda buluşup sohbet etme fırsatımız oldu. Sabah da yine yöresel lezzetlerle donatılmış kahvaltımızı bahçede yapıp bu güzel köyü gezmeye çıktık…Auberge de la Madone‘da çok keyifli bir gece ve gün geçirdik… Hiç unutamayacağımız anılarımız oldu… Teşekkürler Raffi, teşekkürler Arlet… iyiki varsınız…iyiki arkadaşımızsınız…Yolunuz o bölgeye düşerse belki sizde bu güzel otel ve başarılı ahçıları ile tanışmak istersiniz… Sevgiler,sevgiler…

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s