Los Angeles Günleri…

11224106_10153951020979311_2149120751512765224_nGünler geçiyor,artık bir Los Angeles’li gibi yaşıyoruz. Pazar günleri  pazara gidiliyor,yürüyüş için ormana gidiliyor, günlük alışverişler farklı çeşitli marketlerden yapılıyor. Her semte yakın, pazar, orman, park, göl, golf sahası, ve çok çeşitli aktivite imkanlarıyla çok sayıda bollukta…Her kese göre yiyeceklerin satıldığı marketler var, ama değişik yerler de. Whools Food’lar organik yiyecekleri ve günlük hazır yemekleri, salataları, çorbaları ile güzel marketler.. Trader Joe’s larda öyle…Jon’s larda Süper King Marketlerde Türk Markaları ve ürünleri bol miktarda var…Hatta Kosher Marketlerde de Türk lezzetleri, ürünleri olabiliyor.

12311031_10154006428464311_1006245858097223773_nBen beğendiğim semtleri, restoranları özel yerleri  sizlerle paylaşmak istiyorum. Los Angeles dünyanının en güzel şehirlerinden biri. Çevresi de bir o kadar güzel.. İklimi güzel… Güneş bütün yıl boyunca bol bol ısıtıyor, ve ışıldıyor. Sabahları ve gün batımından sonra hava sıcaklığı farkı her mevsim çok oluyor…Gündüz, oldukça ince giyilse de akşamları yanınıza akşamlar için kalın bir şey almak gerekiyor. 12196130_10153964217134311_8951456509171744310_nLos Angeles yaşayanları spora, yogaya masaja, çok meraklı.. Her yerde bol bol, yoga, spor, masaj merkezleri var.Sabahları da özellikle hafta sonları insanlar mutlaka yürüyüşe çıkıyorlar. Sokaklar caddeler, spor kıyafetleri ve şortları ile yürüyen insanlarla dolup taşıyor,bu da insana  da iyi enerji veriyor. Hayvanlar sadece evlerde besleniyor, sokaklarda başıboş hayvan hiç yok. İnsanlar mutlu, huzurlu, saygılı, yardımsever, ve de kurallara uyuyorlar…Yollarda trafikte inanılmaz bir saygı anlayışı var. Yayaların öncelikleri çok. 12313744_10153996236404311_391053130981877216_nAraçlar birbirlerine hep saygılı, kurallara uyuyorlar.Keyifli yemeyi, içmeyi, happy hour saatlerini hafta sonu kahvaltılarını, brunchlarını seviyorlar. Doğayı seviyorlar, her yer de muhteşem ağaçlar var, yeşillik var. Ama kuralına göre sulayıp, bakıp çok su harcamamaya özellikle dikkat ediyorlar. Organik yiyecekler çok ön planda ve en fazla, yerel pazarlarda hep organik..Çok enterasan köpeklerin bile organik mamaları var. Glutensiz gıdalara çok önem veriyorlar. Pazarda markette restoranlarda hep glutensiz çeşitler mevcut…12219367_10153964216689311_1557376189163888380_nEvlerini seviyorlar, çok çeşitli çok farklı güzel iç ısıtan evler var.. Sıcak, sevimli güzel evler… Alışveriş seçenekleri sonsuz, herkese göre, giysi, aksesuar, hobi malzemeleri satan yerler mevcut… Markaların satıldığı yerler, mall’lar onların ucuzluk günleri, ayrıca, outletler, ve her zaman markaların tek tek ürünlerini ucuz fiyata bulunduran T-J Max, Marshall ve Ross gibi mağazalar mevcut. Amerika her zamanki gibi alışveriş cenneti. Ama her şey artık  Türkiye’de de olduğu için ve de dolar çok yükseldiği için eskisi gibi cazip gelmiyor. İhtiyaç almak için evet, fazlası için hayır.Bütün dünya mutfaklarından yemekler içeren restoranlar var. Ama Çin, Kore, Thai. Japon, Meksika daha çok…Fransız, İtalyan, mutlaka var. Bazı yerlerde Yunan restoranlar da var.Hepsi ilk günler çok güzel, ama sonra aman benim yemeklerim diyorsunuz, ben dedim, ama evinizde baklava bile açabilirsiniz. Her şeye de ulaşmanın yolu var. Dostluklar davetler, buluşmalar, misafire saygı önemli değerli… Biz her gelişimizde çok güzel vakit geçirdiğimiz için bu sefer de uzun kalmak istedik. Çok da iyi yapmışız…Önce güneşi ve yeşili ile gönülleri fetheden California’nın çevresinde muhteşem güzel yerler, doğa harikası natural parklar var. San Fransisko, Los Angeles San Fransisko arası muhteşem sahil, güneyde Orange County, Laguna Beach, Newport Beach, Dana Point..  Las Vegas‘a kolay ulaşım, San Diego, Nevada Arizona’da dünya harikası parklar… Sıkılmak, aaa ben beğenmedim demek mümkün değil…Daha önceki gelişlerim ile ilgili  Los Angeles yazısı yazmıştım. Şimdi Los Angeles ‘da yaşarken yapılanları yazmaya çalıştım.12249815_10153988151719311_3956657547162628553_n

Down Town harika bir kültür merkezi, Moca, (The Museum of Contemporary Art)  The Broad, Walt Disney Consert Hall ve niceleri, galerileri, sokakları binaları, buluşma noktaları ile muhteşem…Grand Central Market çok otantik ve ilgi çekici,

11990634_10153988152719311_7857612302881551961_nPersch akşamları gün batımında ve hafta sonları, muhteşem bir kafe restoran, harika şehir manzarası var… Otium, The Broad’ın karşısında güzel şık…

12341277_10154006430554311_5266032911463633777_nSilver Lake, tasarım vintage mağazaları, pazarı, restoranları ve kafeleri ile çok güzel şık bir semt. Ben Cafe Stella’yı öneririm. Silver Lake’de her yer, hareketli dinamik, pazarına rastlarsanız daha da eğlenceli, renkli… Bizim Galata ve Karaköy’ümüze benzettim.

12313870_10154006429554311_994334233016535745_n

Brentwood da şık semtlerden, kafeleri restoranları ile hoş,Tavern ve Village Farmers Marketi özellikle önerebilirim.

12345504_10154006428494311_814322419491690048_n

Ojai biraz şehire uzak ama sanatçıların yazarların çok olduğu çok şirin bir semt. Bir hafta sonu gezmesi için ideal. Cadde, açık hava kütüphanesi, şık butikleri ile çok sevimli.. Gün batımı muhteşem…Lokal restoranları, şarküterleri, ev yapımı şarapları çok hoş. Bana Santa Barbara tadı verdi, belki daha sakini doğalı…

10583870_10154069158549311_1700150558617868272_nSunset, güzel caddesi şık restoranları, kafeleri , mağazaları ile  hep güzel… Caffe Primo, Crevin  Katana...hep şık hoş…Biz bu sefer Panini restoranı keşfettik, harika pizzaları, salataları, home made şarapları ve konukseverlikleri ile gönlümüzü fethettiler…

Klasik turistik noktaları yazmıyorum...Hollowod Street, Dolly Theatre…Beverly Hills, Belair, caddeleri evleri ile çok güzel…

12376521_10154037476889311_9221676726808534461_nRodeo Drive markaların olduğu caddesi, Canon Ave, restoranları, cafeleriyle güzel…Bizim tercihimiz İl Pastio  oldu. Hoş bir İtalyan restoran. Bu bölgede ünlülere rastlamamak tuhaf. Ama ayırt etmek de zor. Çünkü son derece doğallar. Ama ışıkları farklı. Benim Rodeo Drive da şansım Silvester Stallone oldu. Hala çok hoş…The Broad da Chiara Ferragni, Aroma Cafe de Mahsun Kırmızıgül … mutlaka farketmediklerim de çok olmuştur.

12369019_10154037476254311_1983935581191874620_n

Melrose tasarımcıları, vintage mağazaları, kafeleri ile güzel. Türk restoran Mama’s Secret her zaman çayı kahvesi,kahvaltısı ile çok iyi…Ülkenizi özlediğinizde harika..Urtgh kafesi hoş, değişik veya  bilinen çok restoran kafe var. Üçüncü cadde de çok hoş, hareketli. Üçüncü caddenin bir ucu Beverly Hills Connection‘a bağlanıyor. Burada Sax Fifth Avenue’nun outleti  Nordstorm Rock outleti var.Ayrıca Marshall Ross, T-J Max hepsi bir arada. Şehir içinde ki outlet diyebilirim. Karşı köşede de Beverly Hills Mall var.Günümüzün favori mağazası Uniqlo da içinde 3.katta…

12390832_10154045476049311_2327642424649509217_n

Üçüncü caddenin diğer tarafında da The Grove ve Farmers Market var. Benim her zamanki favorilerim. Mağazalar, kafeler, caddeleri, su showları, treni ile mini masal şehrine benziyor. The Grove da girişte Yunan restoranı, içeride Fransız ve İtalyan restoranlar favorim. Değişik lezzetler, tatlar için de Farmer Market çok hoş…

 

Studio City’de ya da oraya yakınsanız, Midici, pizzası ile Serra’s Dance & Night müzikli geceleri ve Türk ev sahipliği ile süper…..12369250_10154037475989311_3989257388228241709_n

Koreatown’a gitmek güzel et yemek isterseniz, favorim…Kang Ho Dong Baekjeong...

12391821_10154045475654311_8597417327262265596_n

Little Tokyo rengarenk, cıvıl cıvıl hali ve Noddle restoranları ile her zaman eğlenceli…

12316287_10154006428814311_4258009128954403900_n

Orange County Laguna Beach, Newport Beach ve tüm bölge muhteşem.. Benim 20 senedir değişmeyen favorim Las Brisas

 

Kıyılara sıra gelmedi, onları bir başka yazıya diyorum.. Sevgiler… yeni yıla yeni mutluluklar, yeni heyecanlar, yeni umutlar, barış ve huzurla diliyorum…Bütün güzelliklerin birbirimize yansıdığı bir dünyaya  inşallah…Sevgiler en güzelinden…

 

 

Ilık Su İçmenin Faydaları…

 

warm-lemon-waterHer zaman ılık su içmek ,benim de olmazsa olmazım.. çok da faydasını gördüğüm bir alışkanlığım. Bazen mecbur kalıp,soğuk su içtiğimde  bütün dengem bozuluyor…Gün içinde de  yazın bile hep ılık ya da normal ısıda su içiyorum. Arkadaşım bu güzel bilgileri bana yollamış, ben de görünce hemen sizlerle paylaşmayı istedim. İyi hafta sonu dileklerimle, sağlıklı, huzurlu yaşamlarımız olsun…

İşte o güzel bilgiler…

Çoğu insan soğuk su içmeyi tercih edebilir. Ancak yapılan araştırmalar ılık su içmenin çok daha faydalı olduğunu gösteriyor.

1. Vücudu İçeriden Temizler

Ilık su içmek vücudunuzdaki zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlayarak detoks etkisi yapar. Ilık su içtiğiniz zaman vücut ısınız artar ve terlemeyle birlikte vücudunuzdaki zararlı maddeler dışarı atılır.

2. Metabolizmayı Hızlandırır

Yapılan araştırmalar 2 bardak ılık su içmenin metabolizmayı 40 dakika boyunca %30 hızlandırdığını göstermiştir. Soğuk su için de aynı sonuca ulaşılan bu araştırma, ılık suya zencefil ya da limon ekleyerek içmenin metabolizmayı çok daha fazla hızlandırdığını da göstermiştir.

Ayrıca zencefil ve limonun içinde bulunan pektin lifleri, iştahınızı bastırarak ihtiyacınız olandan fazlasını yemenizi engellemeye de yardımcı olur. Zencefil ve limon eklediğiniz ılık suyu yatmadan önce ve kahvaltıdan önce içerek etkisini artırabilirsiniz.

3. Adet Sancılarını Hafifletir

İçine ajwain tohumu eklediğiniz ılık su, adet sancılarını hafifletmek için oldukça etkili ve pahalı olmayan bir çözümdür. Ilık su karın kaslarını rahatlatarak, kas spazmlarının neden olduğu adet sancısını hafifletir. Ayrıca baş ağrısı, vücut ağrıları ve karın ağrıları olmak üzere diğer ağrı türleri hafifletmeye de yardımcı olur.

4. Boğaz Ağrısını Yatıştırır

Ilık su içmek balgam söktürücü etkisiyle boğaz ağrılarının hafiflemesine ve boğazın rahatlamasına yardımcı olur.

Ayrıca C vitamini açısından zengin olan limon ekleyerek içilen ılık su, bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun soğuk algınlığı ve griple savaşmasına destek olur.

5. Saç Sağlına İyi Gelir

Ilık su saçların hızlı ve sağlıklı uzamasını sağladığı gibi, kepek oluşumuna da engel olur. Aynı zamanda saç derisini nemli tutar ve saç köklerinin aktivitesini artırarak sağlıklı ve parlak saçlara sahip olmanıza yardımcı olur.

6. Kabızlığı Azaltır

Sıcak su içmek bağırsak hareketlerini kolaylaştırır ve kabızlığı giderir. Her sabah aç karnına büyük bir bardak ılık ya da sıcak su içmek, bağırsak hareketlerini artırır ve şişkinlik, gaz ve kabızlık gibi mide problemlerinin sıklığını azaltır.

7. Sindirimi Geliştirir

Bazı çalışmalar ılık su içmenin sindirim üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Bu konu, üzerinde daha çok araştırma yapılmasını gerektiriyor ancak şimdiye kadar birçok insan üzerinde yapılan araştırmalarda ılık suyun sindirimi kolaylaştırdığı görülmüştür.

8. Yaşlanma Belirtilerini Azaltır

Yaşlanma belirtilerini azaltmak için artık pahalı anti aging kremler kullanmanıza gerek yok. Çünkü ılık su bunu sizin için bedavaya yapabilir!

Ilık su, toksinlerin vücuttan dışarı atılmasına ve serbest radikallerden etkilenerek zarar görmüş hücrelerin tamir edilmesine yardımcı olarak cildin erken yaşlanmasına engel olur. Ayrıca cildin elastikiyetini artırır ve kırışıklıkları azaltır.

Vücudu içeriden temizleyen ılık su, aynı zamanda sık görülen cilt rahatsızlıklarına neden olan bakterileri de ortadan kaldırarak, akne ve siyah nokta gibi cilt problemleri yaşanmasına da engel olur.

9. Kan Dolaşımını Geliştirir

Ilık su kan dolaşımını geliştirerek, kanın ve taşıdığı besinlerin vücudun ihtiyacı olan bölgelerine daha hızlı ulaşmasına yardımcı olur.

Kan dolaşımının gelişmesi demek kandaki oksijen oranın artması anlamına geliyor. Bir parça limon ekleyerek içeceğiniz ılık su da, limonun içerdiği sitrik asit sayesinde kan dolaşımınızı hızlandıracaktır.

10. Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

İçine biraz bal ve limon ekleyerek içeceğiniz ılık su, bağışıklıkta aktif rol oynayan lenfatik sistemi uyararak, vücuttaki toksinlerin dışarı atılmasını sağlar ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Zencefil ekleyerek içeceğiniz ılık su da çok faydalı bir bağışıklık sistemi dostudur.

Bu da Çinliler ile ilgili bilgiler…

Çine gitmiş olanlar iyi bilir, özellikle yaşlı Çinliler yanlarında sürekli bardak tipi termoslarda sıcak su, çay taşırlar. Kışın soğuk günlerde, hatta bunaltıcı yaz sıcaklarında bile hep sıcak su içerler. Çin restoranlarına gittiğinizde de masanıza ilk gelen bu hafif çayımsı sıcak su’dur.

Peki Çinliler neden sürekli sıcak su içer?

Vücudumuz için gerekli olan şeylerin %99′unu midemiz sayesinde alıyoruz. Yediklerimiz bizi fiziksel ve ruhsal olarak o kadar çok etkiliyor ki acı yememiz bizi daha agresif, tatlı yememiz ise bizi daha mutlu yapıyor. Hatta bu yüzden bilim adamları midemiz için 2.ci beynimiz diyorlar.

Midemize en iyi gelen şey ise sıcak su. Peki sıcak su bizim için neden iyi?

İşte binlerce yıldır bunun farkında olan Çinliler de her fırsatta sıcak su içiyor. Midemiz vücudumuzun için bir nevi “fırın” işlevi görüyor. Midemiz yediklerimizi bakteri ve enzimlerle eritmek için ilk önce uygun ısıya getiriyor, yani tekrar ısıtıyor. Soğuk su içmek ise midemizin daha fazla enerji harcamasına neden oluyor. Ve yanında alınan diğer besinlerin sindirimini de zorlaştırıyor. Özellikle yağlar soğuk suda çok daha zor çözünüyor. Çinliler ise yemekten önce ve sonra sıcak su içerek midelerinin extra efor sarfetmesini engelliyor.

Çinliler soğuk içecekler içtiğiniz veya soğuk besinler yediğiniz zaman içsel organların daha fazla büzüldüğüne, mevcut problemleri daha da kötüleştirdiğine inanıyor.

Yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya çalışın. Yağlar donar ve yapışır. Ama aynı tavayı SICAK suda yıkarsanız, yağı çözer ve uzaklaştırır. Bedenimiz yağları içerir. Sıcak su sistemimizi temizler.

SICAK SUYUN FAYDALARI :

1 – Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırır. Bu kan dolaşımında artışa neden olur.
2 – İç organları ve kaburga kafesinin etrafındaki kasları gevşetir,daha derin nefes almanızı sağlar.
3 – Mide asidi etkilerini rahatlatır ve asit reflu semptomlarını rahatlatır.
4 – Sulanmayı ve besinlerin emilimini artırarak sindirime yardımcı olur.
5 – Kabızlığı giderir.
6 – Kilo verme : yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeyi hızlandırır. Nefes tekniği ilebirleştirilirse, yağ yakmak için hiper – oksijenlenme sağlar.
7 – Soğuk algınlığı, gripin süresini kısaltır, zatürreyi önler.

NE KADAR İÇMELİ, NE KADAR SICAK OLMALI, NE KADAR SIK İÇMELİ?

Günde 3 kez 1 fincan için, kahve sıcaklığında. Daha fazlası daha iyidir. Denemeye ne dersiniz?

Sabah kalktığınızda siz de güne sıcak su içerek başlamayı deneyin ve vücudunuzun nasıl tepki verdiğini kendiniz deneyimleyin. Eğer sıcak suyun tadı hoşunuza gitmiyorsa içine biraz zencefil, limon, portakal yada kivi dilimi katarak suyunuzu tatlandırabilirsiniz. Yada çin usulü yeşil çay içebilirsiniz.

Bir Düşün Peşinden…

Türkiye’nin Yılın Kadın Girişimcisi Yarışmasının 9 .yılında yılın sosyal girişimcisi ödülünü sevgili Zehra Sema Demir aldı. ff8d7f8ca7128ddae220b5c5653b2e16Bu sayede yine müthiş bir kadını tanımış olduk. Zehra Sema Demir’in yaptıkları, imkansız gibi görünen, bir düşün hayata geçmesinden, başka bir şey değil. Yine gözlerimizi yaşartan, gururlandıran harika bir proje, ve başarmaktan öte, yenileriyle devam eden çok değerli projeler..Ben bugün bu başarılı insanları, bizlerin de tanımasını sağlayan, Kagider, Garanti Bankası ve Ekonomist Dergisi’ne tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum. Her sene yepyeni mucize gibi hikayelerin kahramanları ile tanışıyoruz. Çok onur duyacağımız, bir sosyal girişimcilik hikayesi ve mucizeleri gerçekleştiren Zehra Sema Demir’in hikayesi de bunlardan biri…Okuyun, seyredin siz de hak vereceksiniz.

sema-demir1

Zehra Sema Demir, kültürümüze sahip çıkma ve onu gelecek kuşağa aktarma tutkusuyla Yaşayan Müze projesini gerçekleştiriyor.

Hacettepe Üniversitesi Türk Halk Bilimi Bölümü öğrencisiyken kültürel çalışmalar üzerine aldığı eğitim sırasında müzelere ilgi duyuyor. Bu dönemde, insanın kendi kültür değerlerini tanımasının, sevmesinin önemini anladığını söylüyor. İnsanların birlik ve beraberlik içinde yaşayabilmeleri için yaşadığı toplumun kültürünü, sanatını, tarihini bilmesi gerektiğini düşünüyor. Üniversiteden mezun olduktan sonra bir lisede Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapmaya başlıyor.

Bu dönemde Avrupa’da klasik müzeciliğin yanı sıra yerel kültürü tanıtmaya yönelik vitrin ve etiketlere bağlı kalınmadan yapılan müzecilik çalışmalarının varlığından haberdar oluyor. Kurulduğu ülkenin başta mimarî çeşitliliğinin ve endüstri öncesi gündelik ve törensel hayatının gösterildiği bu müzelerde klasik müzelerden farklı sergileme teknikleri kullanılıyor. Bu tür bir müzenin Türk ziyaretçisini kendine çekmede daha başarılı olacağını düşünüyor ve Türkiye’de böyle bir müze yaratmak istiyor.

“Yaşayan Müzenin en önemli misyonu kültürel mirasımızı özüne sadık kalarak ve dünya müzecilik ilkelerini de içselleştirerek sergilemek ve tanıtmaktır.”

Zehra Sema Demir Bilkent Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışırken Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Halk Edebiyatı kürsüsünde doktora programına girmeye hak kazanıyor.

Aynı dönem Yaşayan Müze projesini kabul ettirecek bir kurum ararken 1999 yılında Beypazarı Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile yaptığı görüşme çok olumlu geçiyor ama uzun bir süre geri dönüş alamıyor. 2006 yılında Beypazarı Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tan projenin kabul edildiğine dair haber alıyor.

canli-yasayan-muze-beypazari-ankara-yoresel-kultur-sanat-pazar-gezilecek-yerler

“Yaşayan Müze projesi için hazırlıklar yaparken aynı zamanda Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışıyordum, dersim biter bitmez Ankara’dan Beypazarı’na gidiyordum. Bir çocuk annesi, öğretmen, doktora öğrencisi ve müze kurmaya çalışan bir kadındım. Oldukça yorucu, meşakkatli ve bir o kadar da keyif verici, heyecanlı bir süreçti.”

Bilkent Üniversitesindeki işine müzecilik sebebiyle son veriyor ve artık Yaşayan Müzenin kurucusu, müdürü, küratörü, müze yorumcusu, rehberi ve hatta temizlik görevlisi oluyor.

Yaşayan Müze, 23 Nisan 2007 tarihinde “Geleneksel Çocuk Oyunları ve Oyuncakları” temalı bir etkinlikle ziyaretçileriyle buluşuyor ve müzecilik tarihinin içindeki yerini alıyor. Müze kurulduktan iki yıl sonra tam zamanlı ve sigortalı 5 çalışanı oluyor. Yaşayan Müze, bugün Anadolu’nun en çok ziyaret edilen müzelerinden biri haline geliyor. Yaşayan Müzenin bu azimli çalışması, kısa sürede aralarında JCI’nın da bulunduğu iki önemli kuruluşun ödülüne layık görülüyor.

“Yaşayan Müze tıpkı düşlerimdeki gibi ziyaretçisinin çok sevdiği, birçok şey öğrendiği ve eğlendiği bir müze oldu. Yedi yaşındaki ziyaretçimizin de yetmiş yedi yaşındaki ziyaretçimizin de aynı ilgi ile karşılandı.”

Beypazarı’nda Sultan Alaaddin adına yaptırılan bir hamamın işletilmesi ile ilgili sorunlar nedeniyle kapatılması Zehra Sema Demir’i harekete geçiriyor ve bu kültürel mirası kurtarabilmek için hamamın sahibi Vakıflar Genel Müdürlüğü ile görüşmeye gidiyor. Görüşme sonucu hamamı kiralamaya karar veriyor.

Yaşayan Müzeden elde edilen gelir hamam müzesinin restorasyonu, koleksiyon edinimi ve onların sergilenmesi için kullanılıyor. Ankara Kalkınma Ajansı “2011 Yılı Turizm Potansiyelinin Harekete Geçirilmesi Malî Destek Programı” ile maddi destek sağlanıyor.

“Kiralayabileceğimi öğrenir öğrenmez kira sözleşmesini imzaladım. Henüz burayı nasıl restore ettireceğimi bilmiyordum. Önceleri hamamın gerçek işlevine uygun bir biçimde hamam olarak çalışması gerektiğini düşünüyordum. Ama bu kesinlikle bilmediğim bir işti. Ben müzeciydim, o zaman hamamın otantikliğine, geleneksel dokusuna zarar vermeden hamamı müzeye dönüştürebilirdim.”

Türk Hamam Müzesi, 12 Haziran 2012 tarihinde halka kapılarını açıyor ve koleksiyonu, sergileme yöntemleri ve uygulamaları ile seçkin bir müze oluyor.

Türkiye’nin zengin kültürel mirasının sergilenebileceği büyük bir müze kurulması hayaliyle ve Beypazarı’ndaki turizmi canlandırma amacıyla “Anadolu Açık Hava Müzesi” isimli yeni bir projeye adım atıyor.

Kuruculuğunu üstlendiği Anadolu Değerleri Derneği’nin ileride bir vakfa dönüşmesini ve Türk kültür değerleri ile ilgili yapılacak araştırma, inceleme ve belgeleme gibi çalışmalara destek olmasını hedefliyor.

Sevgili Zehra Sema Demir; çok değerli projelerinle gönlümüze taht kurdun, devamı da geliyor, başarılar, sevgiler,yolun açık, desteğin bol olsun…

 

Engellileri Tasa Edince…

Bu sene Yılın Gelecek Vaat Eden Girişimcisi Melis Tasacı..Gencecik bir girişimci henüz otuz yaşında.. Ailesinin çevresinin önceleri itirazlarına rağmen çok faydalı bir imalat yapıp, engellilere kolaylık sağlayan rampalar yapıyor. Arabasını satıp bu işi başlatıyor, parasını aliminyuma yatırıyor, ve otuz yaşında   yılın girişimcisi olmayı hedefliyor, ve gerçekleştiriyor. Kırk yaş hedefi ise fabrika kurmak…Melis’in yaptığı işe, katkılarına, gelecek hedeflerine hayran olmamak mümkün değil.

Melis Tasacı’nın girişimcilik hikayesini Forivia  Online Katalogu çok güzel anlatmış. Garanti Bankası da çok güzel bir film  hazırlamış. Onları sizlerle paylaşmak istedim. Paylaşmadan önce de bu çok tatlı genç kızımızı çok kutluyorum. Genç yaşında böyle bir noktaya gelmek, onun için büyük mutluluk. Benim içinde hem mutluluk hem çok gurur verici. Başarılar Melis’cim, önünde çok daha güzel yıllar olacak eminim, sevgiler, sevgiler…12241751_10153247307536344_507712917809702050_n (1)

Türkiye’de engelli erişimine yönelik ürünlerin sadece ithal ürünler olduğunu ve yüksek fiyat, sınırlı stoklar nedeniyle pek çok kişinin ürünlere ulaşamadığını gören Melis Tasacı, yaklaşık beş yıl önce cesur bir adım atarak Türkiye’nin ilk engellilere yönelik portatif rampa üreten şirketini kuruyor. Kısa sürede işini katlayarak büyüten genç girişimci şimdi de yurtdışına açılıyor.Şu anda Fransa en büyük müşterisi..

engelli rampalari

Melis Tasacı henüz 30 yaşında genç bir kadın girişimci… Ankara Atatürk Anadolu Lisesi ardından Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi istatistik Bölümü’nden mezun oldu. Daha o yıllarda girişimci ruhu ortaya çıkmaya başladı. Üniversite birinci sınıftan itibaren çalışmaya başladı. Basketbol antrenörlüğü, çocuk kitapları çevirmenliği ve matematik özel ders öğretmenliği gibi işlerle uğraştı, ikinci sınıfta tekerlekli sandalye ithal etmek isteyen bir medikal şirkette parttime olarak çalışmaya başladı. Bu süreç Melis’in  hayatında önemli rol oynayacak bir dönemin de başlangıcı oldu. Part time başladığı şirkette zamanla ithalat işlemleri, son kullanıcı ve internet satışları üzerine tam zamanlı çalışmaya başlayan Melis, bu süreçte gittiği fuarlarda Avrupa’da engellilerin yaşam tarzını görme fırsatı buldu. Türkiye’deki eksiklikler ise sektöre olan ilgisini artırdı genç girişimcinin.

2006-2008 yılları arasında Avrupa’da katıldığı uluslararası fuarlarda ve yaptığı araştırmalarda ortopedik engelli kişilerin günlük hayatlarını kolaylaştıracak ve Türkiye’de henüz bulunmayan ürünler olduğunu fark eden Melis, 2008 kriz döneminde, riskli ve zor bir kararla bu ürünleri Türkiye’ye getirmek için kendi şirketini kurmaya karar verdi. Henüz bir üniversite öğrencisi olduğunu söyleyen Melis ailesini ikna etmenin hiç de kolay olmadığını belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Bu kararımı bir öğretmen çocuğu olarak ailemin kabullenmesi zordu. Ailemi de ikna ederek, 1974 model kaplumbağa arabamı 3 bin 500 TL’ye satıp ilk ürünümü ithal edip müşterime teslim ettim.’’ Annesinin desteği ile kiraladığı 20 metrekare bir dükkanda, engelli mobilitesi alanında dünyanın sayılı firmalarının Türkiye distribütörlüğünii almak için sıkı bir çalışma sürecine giren Tasacı, Türkiye pazarında Çin ve Tayvan men-şeili ürünlerin kullanılması yaygınken, iki yıl içerisinde ABD, Almanya, İsveç, Ingiltere firmalarının Türkiye distribütörlüklerini aldı. Böylece sektörde kaliteli ve özellikleri ürünleri bulunduran bilinir bir firma haline geldi.

2010’da üretime karar verdi

Tasacı’nın iş hayatındaki ikinci dönem ise 2010 yılında başladı. Tekerlekli sandalye kullanıcısının günlük hayatında en fazla karşılaştığı zorluklardan birisi olan erişim problemine çözüm olarak dünyada sunulan ürünlerin Türkiye’de sadece ithal ürünlerden oluştuğunu ve yüksek fiyatlar ve sınırlı stoklar ile satıldığını fark eden Melis  buna bir çözüm bulmaya karar verdi.

Dünyada tekerlekli sandalye kullanıcılarının günlük hayatında karşılaştığı tüm alanlarda pratik ve portatif erişim çözümleri sunma fikriyle yola çıktığını söyleyen Melis, “Portatif engelli rampaları dünyada çok yaygın. Banka şubesi, kamu kurumu, tren, cami, okul, mağaza gibi alanlarda karşılaştıkları engelleri aşabilmeleri için saniyeler içerisinde açılarak kullanıma hazır hale gelen portatif rampalar var. Biz de bunları üretmeye karar verdik” diyor.

500 bin TL’lik yatırım

Cesur bir adım atarak hiçbir üretim tecrübesi olmamasına rağmen Amerika’da üretilen modüler portatif engelli rampasını Türkiye’de üretmek için harekete geçti genç girişimci. Yaklaşık 50 bin TL’lik banka kredisi çeken, toplamda ise kendi imkanlarıyla 500 bin TL’lik yatırım yapan Büyüksan, bir yıllık çalışmanın ardından ilk ürünlerini piyasaya sürdü. 2010 yılında üretimini üç kat artıran Melis, “Bir yıl içerisinde çok daha fazla engellinin erişilebilirlik sorununu çözebileceğimize inanarak çalışmaya ve ürünü geliştirmeye devam ettim. Üretim alanında bir kadının sanayide bulunması, çalışan iletişimi, malzeme ve üretim kontrolü sorunlarını yaşadım ancak tüm bu sıkıntılara rağmen yaptığım işe olan inancım ile sürdürmeye devam ettim ve ediyorum. Bu süreçte her zaman yanımda olan ve güvenen ailemin desteği ile firmamı bir aile şirketi haline getirdim” diyor.

Tasacı, kolayca katlanabilen, az yer kaplayan, tekerlekli donanımı ile kolayca kullanım alanına taşınabilir, rampa eğim sorununa karşın sınırsız uzunlukta kullanılabilir pratik rampalar üretiyor. Dünyada üretilen muadil ürünlere göre pratik kullanım ile öne çıktıklarını söyleyen Melis , “Çimento, demir gibi malzemeler kullanmak yerine alüminyum malzeme ile hafif ve portatif, pratik çözümler sunuyoruz” diye konuşuyor.

ihracata başladı

Aylık 150 metrelik üretim kapasitesiyle çalışan Medlis, ilk altı ayda ihracatın da etkisiyle yüzde 180 büyüdü. Bu yıl Fransa, Hollanda ve Rusya ihracata başlayan Tasacı, önümüzdeki dönemde ihracatı artırmayı planlıyor. 2015 yılının ikinci yarısında üretim kapasitesini artırmaya yönelik ve Avrupa pazarında daha fazla alanda yer almak için fuar ve pazar ziyaret çalışmalarına devam edeceklerini söyleyen Melis, “Daha pratik ve kompakt bir ürün geliştirme konusunda yıl sonunda çalışmamızı sonuçlandırarak ilk ürünü gelecek yıl uluslararası fuarda sergilemeyi planlıyoruz. Talebe göre üretim kapasitemizi artırabiliriz” diye konuşuyor.

Melis Tasacı, hikayesiyle Garanti Partners ve BUBA’nın desteğini almayı başardı. Garanti Partners ve BUBA sayesinde çemberin dışına çıkmayı başardıklarını söyleyen Melis, “Garanti Partners ve BUBA ile tanışmanın bizim için en değerli yönü; işimize odaklanarak yaşadığımız kendi çemberimizden dışarı çıkaran, farkında olmadığımız desteklerin, projelerin var olduğunu gösteren ve işimizi geliştirmeye yönelik artık bizi destekleyen ve yardımcı olan yanımızda bir oluşumun olduğunu bilmekti” diye konuşuyor.

Kamudan öze! şirketlere kadar müşterileri var

Şirket bugüne kadar TBMM, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Akbank, INGBank, İş Bankası, Ziraat Bankası, Vakıfbank gibi pek çok şirket için rampa üretti.

Şimdi de Melis’in kendi anlatımı  ve görsellerle girişimcilik hikayesi…Çok genç yaşta imalata girmek , hiç denenmemiş bir ürünü ilk defa ülkesinde yapmak ve satmak, gerçekten cesaret işi. Bravo Melis’cim, tekrar, tekrar…

“İdil Bebe” İle Zorluklar da Aşıldı

Bu senenin  2015 yılı Türkiye Kadın Girişimcisi Birincisi Sevgili Mevlüde ile  Kagider üyesi olduğunda  tanıştık. O günlerden beri hikayesini, ne kadar çalışkan başarılı olduğunu biliyorum. 12234950_10153384187109671_1960833846012026595_nBu sene yarışmaya katıldığını duyduğumdan beri gönlüm, kalbim onunla heyecanlandı. Benim gibi tekstilci olduğu ve işe atölyeden, üretimden başladığı için, ne kadar zorluklar yaşadığını daha da iyi anlıyorum. 513M04E4406-300x424Tekstil üretimi çok zevkli ve çok zahmetli işlerden. Şimdi de, hem de bebe sektöründe, imalatçı çok arkadaşlarım var.Her şekli aşaması hassas zor. Böyle bir iş de bu derece büyümek, mağazalar zincirine ulaşmak, çok zahmetli günler,  gerektiriyor. Hem de herkesin, yapamazsın, batarsın demesine rağmen, parekendeden toptana geçen Mevlüde Uygun; bu gün 20 mağaza ve 640 kornerı olan İdil Bebe  Mamino‘nun sahibi. Hedefide 10 yılda 100 mağazaya ulaşmak. Mevlüde’cim seni yürekten kutluyorum, kucaklıyorum, tüm mutluluğunu;  yazarken bile seninle hissederek paylaşıyorum. Hikayen de kim bilir ne zorlukları da yaşadın, ama bu günlere geldin. Girişimcilik hikayeni anlatan videonu seyrettim, senin anlatımınla, görsellerle ben de paylaşmak istedim. Sevgili arkadaşımı, komşumu, meslekdaşımı çok uzaklardan tekrar kutluyorum. İzleyince siz de çok beğeneceksiniz. İşini çok sevmesi, çok çalışması, ,tüm krizli zor günlere rağmen onu bu günlere getirmiş. imageÇalışanlarının %80i kadın. Çoğunluk kadın istihdamı yaratan bir işveren olması, ekonomiye kadınları da katması çok değerli. Mevlüde Uygun; başarısında, % 20 si de erkek olan,benim büyük  ailem dediği ekibinle birlikte başardıklarını,” Belki onlara iyi lider olmam, fark yaratmıştır, başarı tüm ekibin başarısıdır. “diyerek anlatıyor.

12219501_10153380671229671_6521951726463245483_nKızının şans getirdiğini söyleyen Mevlüde’nin en güzel şanslarından biri de kızıyla beraber çalışıyor, olmaları. Her girişimci anne, her girişimci ebeveyn çocuklarıyla işlerini devam ettirmeyi hayal eder, bu da Mevlüde’ye nasip olmuş. Arkadaşımı, kızı İdil’i, tüm büyük ailesini ekibini, tekrar tekrar kutluyorum. Böyle güzel, örnek, oldukları için, sevgiler, sevgiler…

 

Kaz Yemeyen Kalmasın…

Her şey çok çabuk geçiyor.Garanti Bankası, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) işbirliğiyle bu yıl 9.su düzenlenen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması sonuçlanalı 15 gün olmuş. 18 Kasım 2015 tarihinde düzenlenen ödül töreninde 4 kategorinin birincileri açıklandığı gece her sene olduğu gibi yine çok heyacanlandım, mutlu oldum, yeni seçilen girişimci kadınlarımızla büyük gurur duydum. İdil Bebe’nin kurucusu Mevlüde Uygun’un “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” olduğu yarışmada “Yaşayan Müze” projesini hayata geçiren Zehra Sema Demir “Türkiye’nin Kadın Sosyal Girişimcisi” seçildi. Nuran Özyılmaz “Kars Kaz Evi” girişimiyle “Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”; “Medlis Engelli Yaşam Çözümleri”nin kurucusu Melis Tasacı ise “Türkiye’nin Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi” kategorisinde birinci oldu.11988665_10205338822093550_1183706301498985833_n

Yine kazanan girişimcilerin hikayeleri çoğumuzu ağlattı. Ağlarken, gururlandırdı, mutlu etti, umutlandırdı. Bütün kazanan ve katılan arkadaşları Türkiye’nin bu özel kadınlarını kutluyorum. Her sene yaptığım gibi hikayelerini de paylaşmak istiyorum. basında2Bu gün Kars Kaz Evi  girişimi  ile katılan  Nuran Özyılmaz‘ın hikayesinden  başlamak istedim. Bu sene yarışmayı izleyemedim. Ama her aşamasını takip ettim. Çok sevdiğim, çok başarılı arkadaşlarım katıldı, derece alanlar oldu. Almayanlar da yine yeniden katılmak kararı ile tekrar yeni heyacan ve güçle devam dediler. Neticeler belli olduğunda ben de internetten takipteydim. Hepsinin heyacanının onlarla yaşadım. Sevgili Nuran Özyılmaz’ı da ilk kutlayanlardan oldum. Sosyal medya aracılığılı ile çok uzaklarda da olsak tanışdık, Birbirimizi takibe başladık. Hikayesini detaylı okudum, dinledim. Çok güzel bir video hazırlanmış,Nuran Özyılmaz ile ilgili, hiç hikayeyi anlatmadan onu sizlerle paylaşmak, istedim. Kendi sesiyle, güzel görsellerle harika bir video, uzun değil, kısa öz ve çok keyifli gururlu bir hikayenin anlatımı. Yöresinde fark yaratan kadın girişimci kategorisinde birinci olan Nuran Özyılmaz Kars’ın da ilk kadın girişimcisi dört kız çocuk annesi. Yoktan var etme felsefesi ile işe başladım diyor. resim0022Kars Kaz Evi sadece bölgesinin değil, şimdi bütün Türkiye’nin tanıdığı bir lezzet noktası oldu.Nuran Özyılmaz çevrenin kadınlarının da çalışarak ekonomiye kazandırmış, kadınların ekonomik özgürlüklerine kavuşmalarını sağlamış. Sıcacık, güler yüzlü, bir kadın. Kars’lı kadınların Nuran ablası. Ayıca Kaz Yetiştiriliği ve Irkını Sürdürme Derneğini kurarak, Avrupa Birliğine de bir proje olarak sunmuş,böylece  işinin sürdürülebilirliği için de çaba başlatmış.  kars-kaz-evi-20Nuran Özyılmaz, aile bütünlüğünü bozmadan, işinin başında; ailesinin, çevresinin tüm Türkiye’nin gururu oldu. Dört masa ile başlattığı Kars Kaz Evi şimdi yepyeni bir mekana taşınmak için inşaata başlamış. Sıcacık bir Türk kadını, anne, yöresinin değerlerine değer katan pırıl, pırıl bir girişimci. Örnek bir girişimci …Defalarca kutlanacak çok güzel bir hikaye..İşte böyle beraber tanıyalım, istedim. En kısa zamanda Kaz Yemeğe İnşallah…Sevgiler,, sevgiler…

Nerede Yanılmışım….

12208461_10153975765159311_8241773861667909528_nSevgili arkadaşım  Raffi yaz başından beri bana Meral daha sakin, daha dingin, daha sağlığına özen göstererek , yaşa dedikçe bir türlü ne demek istediğini çözemiyordum.  Ben kendimce çok sağlıklı yaşıyorum, sanıyordum;  spora, sağlığıma, beslenmeme özen gösterip, erken yatıp erken kalKıp, hiçbir zararlı alışkanlığım olmamasına  rağmen nerede yanlış yapıyordum. Sağlıklı yaşıyorsam neden sürekli hastalanıyordum, neden bağışıklık sistemim düşmüştü.  Stresli ortamlarda bulunmamaya çalışan, her şeye olumlu tarafından bakmaya programlanmış olmama rağmen nasıl daha özenli olacaktım. 11295902_10206134853506134_1335314245983693971_nRaffi beni her gördüğünde, ısrarla terapi al, yoga yap,diye uyarıyordu. Raffi diyorsa bir bildiği vardır, diye düşünmeme rağmen bir türlü neyi kastettiğini anlamıyordum. Yoga meditasyon yapmak, güzel ve faydalı şeyler olabilirdi, ama ben o konuda  zorlanıyordum.Çünkü kendimi tam anlamıyla veremiyor, konsantre olamıyordum. Kaç kere yapmaya kalksam, kendimi başka düşüncelerin içinde buluveriyordum. Sonuç da başarısız oluyordum.An da yaşamayı da beceremiyordum. Beynim de hep bir sürü şey aynı anda dolaşıyor, hep güzel ve olumlu şeyler düşünsem de anı yaşamak onun keyfini çıkartamadan, içinde olduğum en güzel anlarda bile aklım hemen  ya nasıl fotoğraflarım, ya nasıl yazarım, ya nasıl arkadaşlarımı, sevdiklerimi de getiririm, paylaşırım düşünceleri ile doluyordu.12194779_10153964216589311_3846820827168299395_oHatta gece uykularım bile düzensizleşmiş, hep gelecek ile ilgili yapılacakları  düşünerek uyanır, ya da uyuyamaz olmuştum. İşe bunu çözmekle başlamalıyım diye düşünürken Metin Hara’nın Yol kitabını bir gece uykumdan uyanıp okumaya başladım. Bir sene önce alıp o zaman okuyamadığım kitabı neden gece uyanıp okumak istedim, bilmiyorum. Okumaya başlayınca da elimden bırakamadım. Raffi’nin ne demek istediğini anlar oldum. Ben hep bir koşturmaca içinde yaşarken beynim sürekli “acele et” modunda olduğundan, normal yaşam dengesini bozmuşum, ve senelerce böyle yaşayınca orada takılı kalmış.Sabahları kalkar kalkmaz harika bir sahilde yürüyüş yaparken, çok huzurlu olduğumu sansam bile, etrafa bir anlığına bakıp, hayran olup bir iki nefes alıp şükrettikten sonra varsa yoksa günün işleri telaşları beynimde dolaşarak yürürüyüşü tamamlamak,etrafdaki çiçekleri ağaçları, sevip koklamadan eve koşmak, sonra yine aynı telaşla koşuşturmak, en sevdiğim müziği açıp ilk namelerden sonra ne çalıyor hiç farketmemek, özenli kahvaltı hazırlamak, ama çabucak yemek, hep telaş, hep telaş…658047Metin Hara diyor ki acele içinde yaşamanın cehennemde yaşamaktan farkı yok.Böyle yaşanırsa ruh sağlığımız bozuluyor, ruh sağlığımız bozulunca da beden sağlığımız bozuluyor, bağışıklık sistemimiz düşüyor, sonra gelsin hastalıklar. “E nasıl yapalım, koşturmacasız hayat yok diyenlere de; hasta olma lüksümüz de yok diyor. İstersek her işimizi koşturmadan da yapabiliriz, ” Saatlerimizi, planlarımızı ona göre ayarlamak mümkün, iyi yaşamanın sırrı belki biraz daha erken kalkıp, erken yatıp,anı yaşamayı öğrenmek, onun için de meditasyon yapıp, beynimizi  sürekli  acele modundan çıkarıp sakin modda olmasını sağlamamız şart..Bunu yapabilmek için de sufi tekniği ile nefes almayı öneriyor, Metin Hara. Güne sufi nefes alma yöntemi ile başlayıp bunu sürekli yaparak, kendimizi, beynimizi eğitmemizi istiyor. “Beni anlamayın, bana inanmayın, bunları yapın, o zaman ben size faydalı olabilirim,” diyor. Ben de bu uygulamalara başladıktan hemen sonra Raffi’yi aradım, dediklerini yapmaya başladım, haberin olsun dedim. İlk karşılşatığımızda Raffi’nin bana tavsiyesi “Meral’cim artık her yaptığını başka şeyler düşünmeden kendini vererek yapmaya çalış,mesela şimdi sadece güzel bir domates kes, ya da güzel bir kahve yap” oldu. Ben şimdiye kadar bir şey keserken kimbilir neler düşünerek keserdim, neler, ya da kahve yaparken ne düşünceler,ne planlar … Evet işin sırrı ne yapıyorsak ona konsantre olup,başka şeylere takılmadan o işi yapıp sonlandırmak. Sonra da ne yapıcaksak ona odaklanmak, söylemesi kolay gibi gözükse de yapması çok zor… 11221282_10153956693319311_8163252629380134015_nAma çalışıyorum, önce sabahları ve her fırsat bulduğumda sufi nefes çalışmaları yapıyorum, sonra da domateslere ya da her ne yapıyorsam ona odaklanmaya çalışıyorum.Bu dönemde Los Angeles da yaşıyor olmam da çok büyük şans ayrıca.Burada çok telaşdan uzağım, ya da uzak kalmayı daha kolay başarabiliyorum. Çoğu telaşı reddedebilmem daha kolay. Yepyeni ve çok daha karmaşasız bir hayatım var, güzel minik bir bahçe içinde minicik ve çok düzenli, sadece gerekli eşyaların olduğu bir evde yaşıyorum. Harika güneşli günlere uyanıyorum. Caddeler, etraf, gezdiğim, dolaştığım yerler, sakin huzurlu. 12274756_10153975765134311_1144430432225345323_nBen de aşırı trafiğe, yoğunluğa karışmadan yaşıyorum.. Hiç acele etmiyorum. Hiç detay detay program yapmıyorum, Genelde Başak programlıyor, ben ona uyuyorum. O da sakin ve huzurlu, telaş kargaşa yapmıyor. Ama hiç bir şeyi de atlamıyor. Haftanın iki günü Kabala sohbetlerine katılıyor, bu hafta ben de onunla katıldım.İşte böyle hala hiç bir şeye başından sonuna koşulsuz, tam kendimi veremesem bile, hemen kendimi toparlıyorum. Gün geçtikçe daha iyiye gidiyorum. Amaç domatesi en güzel şekliyle, başka şeyler düşünmeden  kesebilmek… Siz de denemek istemez misiniz? sonunda ödül büyük…