Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun

Cumhuriyetimizin kuruluşunun 92. yılında bir  Cumhuriyet Çocuğu olarak çok yoğun,  duyguları bir arada yaşıyorum. Bu günü Kadıköy kutlamalarının içinde ve hem aile fertleri hem  arkadaşlarımla da bir araya gelerek da kutlama şansım da olacak.  O günlerden bu güne yaşananları;  Cumhuriyet kadınları olan annelerimizi, büyük annelerimizi de anarak; hepimize nice kutlamalar, diliyorum… Arkadaşlarımın paylaşımlarından seçimlerle sizlerle de, paylaşmak istiyorum.Sevgiler11010545_10206948504744432_729735203689718740_n

12088015_526259460866249_5493215064281757683_n12115627_10153759240412948_1368352020614014933_n12187797_10153112210547539_4362533890413760858_n12191440_10207433189045695_1467700678213988631_n12187774_495516490629246_6857508624413130949_n

Reklamlar

Classlomm’dan Güzel Haberler…

Classloom çok yeni bir kuruluş, ama uluslararası ödül alarak çok gururlandırdı. Classloom çok faydalı bir okul, öğretmen, veli  iletişim sistemi…Ben de kuruluşlarını, nedenlerini sizle paylaşmıştım. Şimdi tekrar ödül haberi yazısı ile sevgili Özlem Açıkel Turhan’ın yazısını aktardım. Belki sizler de kullanıyorsunuz, ya da kullanmak isteyeceksiniz…Sevgiler…

12003155_684226628345610_2047940922711076320_n

İyi Bir Şey Yaptığımızı Biliyorduk

Classloom ile ülkemize uluslararası bir ödül kazandıracağımız için gururluyuz.

603703_10152982591222480_8547860850286463452_nTam 6 ay önce Classloom’u siz sevgili öğretmen ve velilerimizin kullanımına sunduğumuzda, sizler için iyi bir şey yaptığımızı biliyorduk.

6 aylık bu kısa sürede başta Türkiye olmak üzere ABD, Brezilya, İngiltere gibi pek çok farklı ülkeden binlerce öğretmen ve velinin aktif olarak Classloom’u kullanmaya başlaması, pek çok özel ve devlet okulunun Classloom’u okul iletişim uygulaması olarak kullanma kararı alması, her gün katlanarak artan kullanıcı sayımız, sürekli aldığımız teşekkür ve övgü dolu yorumlarınız da bunu en iyi kanıtlayan göstergeler oldu.

Son aldığımız haber ile bu yaptığımız iyi şeyin tüm dünyaca tanındığını, dahası ödüllendirildiğini duymak ise bize apayrı bir gurur verdi.

Classloom 12. Stevie İş Dünyasında Kadın Ödülleri’nde “Yılın En İyi Yeni Ürün veya Hizmeti” kategorisinde finalist oldu.

SAWIBLogoClassloom’un fikir annesi ve kurucusu olarak bu mutlu haberi sizlerle bizzat paylaşmak istedim. 

Türkiye’yi temsilen Classloom’un finalist olduğu kategoride ABD, Kanada ve Avutralya’dan 3 finalist daha yer alıyor.

90’dan farklı kategoride yarışmak üzere 1400’ün üzerinde başvurunun yapıldığı Stevie Ödüllerinde “Yılın Kadın Yöneticisi”, “Yılın Kadın Girişimcisi”, “Yılın Şirketi” gibi pek çok dalda ödül veriliyor. Classloom “Yılın En İyi Yeni Ürün veya Hizmeti” kategorisinde finalistler arasında yer alıyor. 120 iş profesyonelinin jüri olarak yaptığı ön eleme ile finalistlerin belirlendiği Stevie Ödülleri’nde, 5 jüriden oluşan son değerlendirme komitesi 19-28 Ekim tarihlerinde Altın, Gümüş ve Bronz madalya sahiplerini belirleyecek.12006093_684225845012355_8809291042890227242_n

Stevie Ödülleri 13 Kasım’da New York’ta açıklanacak. Tüm finalistler altın, gümüş veya bronz madalya ile ödüllendirilecek. Ben de Classloom’u temsilen bizzat New York’taki ödül törenine katılacağım ve ödülümüzü alacağım. Elbette dileğimiz altın ödülün sahibi olmak. Ancak altın ödülü alamasak bile gümüş veya bronz ödüllerden hangisini alırsak alalım ABD, Avustralya ve Kanada’nın yanında Türkiye’yi de finalist yapmış olmak, ülkemizin adını orada anons ettirmek, özellikle ülke olarak geçirdiğimiz bu zor günlerde bizim için başlı başına bir gurur kaynağı olacak.

Classloom’un siz kıymetli eğitimcilerimiz başta olmak üzere tüm kullanıcılarımız ile çok daha büyüyeceğine, tüm dünyaya yayılacağına,  ileride daha pek çok ödüller alacağına inancım sonsuz.

Sizler için iyi şeyler yapmaya hep devam edeceğiz.

Classloom’a emek veren ekibime, kıymetli blog yazarlarımıza, tüm kullanıcılarımıza, Classloom’u ve Classloom Blog’u takip eden herkese sonsuz teşekkürler.

12036392_684227251678881_1011645080972389888_n


Stevie Ödülleri Hakkında Bilgi Almak İsterseniz

Asya-Pasifik Stevie Ödülleri, Almanya Stevie Ödülleri, Amerikan İş Dünyası Stevie Ödülleri, Uluslararası Stevie Ödülleri, İş Dünyasında Kadın Stevie Ödülleri ve Satış ve Müşteri Hizmetleri Stevie Ödülleri olarak 6 farklı programda 2002 yılından beri verilen Stevie Ödülleri tüm dünyada her büyüklükten ve alandan şirketleri, ürünleri ve yüksek performansları ile bu şirketlere değer katan yöneticileri, çalışanları onurlandırmayı hedefliyor. Stevie ödülleri tüm dünyada iş dünyasının en önemli ödülleri arasında gösteriliyor. Stevie ödülleri hakkında www.StevieAwards.comaresinden ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Classloom’u Yakından Tanıyın.

Classloom velilerin birbirleriyle ve sınıf öğretmenlerinin velilerle bilgi ve belge paylaşabilmesini, daha yakın ve iyi iletişim kurmasını kendine misyon edinmiş tamamen ücretsiz bir sosyal platformdur.

Siz de Classloom’u hemen keşfedebilir, kayıt olabilir, kendi sınıfınızın grubunu kurarak sınıfınızdaki tüm velilerle paylaşım yapmaya hemen başlayabilirsiniz.
Classloom’u hemen keşfedin, ücretsiz kayıt olun. www.classloom.com

Girişimci Geliştirme Programı

KAGİDER’in de paydaşı olduğu  Akbank’ın KOBİ ortağı ve üst seviye yöneticileri için 5 günlük KOBİ eğitim & sertifika programı Girişimci Geliştirme Programı bu sene 23-27 Kasım’da Sabancı Üniversitesi Karaköy Binası’nda düzenlenecek.

 

Girişimci Geliştirme Programı kapsamında girişimciler, toplam 5 gün süren ve bir KOBİ’nin büyüme yolculuğunda bilmesi gereken strateji, inovasyon, pazarlama, operasyonlar, finans, insan kaynakları, hukuk, fikri mülkiyet ve kamu destekleri konularını içeren kapsamlı bir eğitim ve sertifika programından faydalanıyorlar.  Programda Sabancı Üniversitesi profesörleri ve uzman danışmanlar tarafından kobiler için iş planı, iş modelleri, pazarlama, operasyonlar, strateji, inovasyon, finans, liderlik, hukuk, fikri mülkiyet ve kamu fonları anlatılacak.

 

2003 yılından beri devam eden ve Endeavor, KAGIDER ve Inovent tarafından desteklenen Girişimci Geliştirme Programı 1300’den fazla başvurudan 250’nin ötesine mezun verdi.   Girişimci Geliştirme Programı’na katılanlar aynı zamanda yetkin bir KOBİ mezun ağına katılma şansına da sahip oluyorlar.

 

Başvuru Kriter ve süreci:

  • Girişimci Geliştirme Programı’na Türkiye’de kurulmuş bir şirketin yönetimde aktif olan bir ortağı veya üst seviye yöneticisi başvurabilir.
  • Sabancı Üniversitesi Girişimcilik Kurulu tarafından yapılacak değerlendirme ve seçim sürecinde; projelerin yarattıkları katma değer, ne kadar inovatif oldukları, kat ettikleri yol, büyüme potansiyelleri ve hedefleri gibi konular göz önünde bulundurulacak.
  • Akbank’ın destekleriyle KOBİ’lere ücretsiz sunulan programın başvuruları için son tarih 2 Kasım 2015.
  • Başvuru ve detaylı bilgi için http://www.akbank.com/kobi/etkinlikler/girisimci-gelistirme-programi/Sayfalar/girisimci-gelistirme-programi.aspx sayfası ziyaret edilebilir.

 

 

.

 

Ebru Şinik İle “Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Bütünlüğü”

Blog yazmanın en güzel tarafı, yazarken araştırıp öğrenmek. Ayrıca da öğrendiklerini paylaşırken, saklayarak da önemli bir arşiv elde etmek. Benim için ikisi de çok önemli. Yeni şeyler öğrenmek hayatımın en güzel mutluluk kaynağı, unutmamak, aradığımda kolay ulaşmak  için de bir yer de toplu bulunuyor olması çok değerli. Bu gün yine son senelerde tanıdığım, son günlerde yaptıklarını, girişim hikayesini, okuyup dinleyip hayran olduğum Kagider üyesi arkadaşım Ebru Şinik’in girişimcilik öyküsünü ve işini paylaşacağım.Dr Deepak Chopra Ebru

Ebru Şinik Dr.Deepak Chopra ile…

Ebru; Meditasyon Seminerleri, Nefes Teknikleri Seminerleri, Ayurveda Grup Seminerleri, Bütünsel Sağlık, Farkındalık ve Denge Programları, Kurumsal Eğitimler veriyor. Şu aralar benim en çok ihtiyacım olan şeyler. “Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Bütünlüğü”..Sağlığımızın bozulmasının nedeni bu bütünlüğü dengeyi sağlayamamamız. Bu günün şartlarında nasıl baş edeceğiz, nasıl bedenimizi zihnimizi ve ruhumuzu sağlıklı tutacağız,  Ebru bunlara çözüm getiriyor.Yaptığı iş de çok başarılı, ünlü. Hem halka açık hem kurumsal eğitimler veriyor. Hem de kendisini sürekli yeniliyor, işinde paylaşıyor. Bütün bunların dışında çok da güzel bir girişimcilik hikayesi var. Hem şaşırtan, hem bazen çok tanıdık gelen, çok takdir edilecek bir girişimcilik öyküsü. Yükselen Çağ http://www.yukselencag.com/ adlı   sitesinde  bunların hepsi var. Kendisiyle yapılan bir dolu televizyon programı var.Ben kendisinden de dinlemiştim. Onları da seyrettim. Yazdıklarını, yazılanları okudum. Sizlerle de paylaşmak için toparladım.

11260424_756268011162202_7655155868947695351_n

Benim gibi beden ruh ve zihin bütünlüğü problemleriniz varsa, hayatınız ve işiniz de denge istiyorsanız, ya da çok özel bir girişimcilik hikayesi ( profesyonel hayatta ki farklı sektör başarılarından sonra, bambaşka bir dünyaya geçiş ve bunu işi haline getirip çok kısa zamanda başarılı olmak, sanki, FERRARİSİNİ SATAN BİLGE- Robin Sharma- hikayesi gibi ) okumak istiyorsanız, hepsinden burada biraz var. Tamamı http://www.yukselencag.com da…ya da Ebru Şinik ile tanışmakta fayda var. Ebru İyi Ol, Mutlu Ol.. diyor. Ebru’cum seni tanıdığım için çok mutluyum, yazıyı hazırlarken öğrendiklerim seni daha da iyi tanımamama ve hayranlık duymama neden oldu. Takipçinim. Web’inde çok güzel öğretiler, ropörtajlar paylaşmışsın. Hepsi birbirinden değerli ve faydalı. Onları da sık sık paylaşmak istiyorum. Başarılar diliyorum, dediklerini de Los Angeles’da  yapacağım, senden haber bekleyeceğim; sevgiler, sevgiler…

10398046_534839859971686_3778260603267672897_n

Önce sayın Sinan Özedincik’in röportajı nı aldım.

 

  • Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

19  yıl boyunca profesyonel iş hayatında, üst düzey yöneticilik pozisyonlarında da bulunduğum, çok farklı sektörlerde çalıştım. Marmara Üniversitesi Almanca Öğretmenliği bölümünde okurken son sınıfta Gebze’de bulunan AEG&ETİ Trafo Fabrikası’nda tam zamanlı olarak Pazarlama Departmanı Asistanlığı ile işe başladım. Şehrin merkezinde çalışmak ve daha sosyal bir hayatımın olmasını istediğim için buradan iki yılımı doldurup üniversiteyi de bitirdikten sonra ayrıldım.

Lise yıllarımda izlediğim New York borsası ile ilgili filmlerden etkilenerek hep borsacı olmayı hayal etmiştim. Aracı kuruluşlara başvurarak bu hayalimin peşinden koşmaya karar verdim ve bir aracı kuruluşta iş buldum. Bu işe ilk girdiğimde sabahtan akşama kadar sadece ordinoları yazarken, ikinci senenin sonunda İMKB’nin açmış olduğu broker’lık eğitim ve sınavlarını tamamlamış ve seans salonunda broker olarak çalışmaya başlamıştım. Toplam yedi yıllık broker’lık ve portföy yöneticiliğinin sonunda hayattan beklentilerim farklılaşmış ve reel dünyadan uzakta bu sanal ortamda daha fazla çalışmak istemediğime kanaat getirmiştim.

Johnson Johnson

Johnson&Johnson ile eğitimde… Kurumlarda İyi Olma Hali

Yedinci yılımı doldurduktan sonra bu işimden ayrılarak, bir dergi yayıncılık ve reklam ajansında Genel Koordinatör olarak çalışmaya başladım. İki yıl boyunca neredeyse hiç izin yapmadan haftanın 7 günü günde ortalama 12-13 saat çalıştıktan sonra şu andaki moda deyim ile Tükenmişlik Sendromuna girmiştim. İşten ayrılarak bir müddet dinlendim ve Türkiye’de daha önce yapılmamış, beni heyecanlandıracak bir iş geliştirmenin peşine düştüm.

2005 yıllarında İstanbul’da farklı ve kaliteli gayrimenkul projeleri geliştirme furyası başlamıştı. Bende bu sebep ile araştırma ve sezgilerim neticesinde gayrimenkul sektöründe farklı birşeyler yapmaya karar verdim ve dünyadaki en önemli tasarımcılardan olan Philippe Starck’ın ortaklığında kurulmuş dünyadaki en başarılı Residence tasarım markası olan YOO şirketinin Türkiye Mümessilliğini aldım. Bunu çat pat ingilizce seviyem ve sıfır maliyet ile başardığım için etrafımda büyük bir şaşkınlık yaratmıştım. Ve böylece gayrimenkul sektörüne adım atmıştım. YOO markasını Türkiye’de pazarlamak üzere  ilk bir sene içerisinde ülkedeki en büyük şirketlerin sahipleri ve tepe yöneticileri ile görüşmüştüm. Bu arada ülkemizdeki en nadide ve butik gayrimenkul danışmanlık şirketlerinden Servotel tarafından keşfedilerek, iş teklifi almış ve burada da tam zamanlı olarak çalışmaya başlamıştım. YOO markasının  bir yatırımcı ile anlaşmasını sağladıktan sonra 6 yıl boyunca Servotel’de Kıdemli Proje Geliştirme Danışmanı  sıfatı ile çalıştım.

Ve yaklaşık iki sene önce de uzun zamandır düşündüğüm bir projenin neticesi olarak bu firmadan ayrılarak Yükselen Çağ adındaki ‘Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Bütünlüğü Merkezi’ni kurdum.12019963_761542067301463_207860708116138419_n

  • Kendi işinizi yapmaya nasıl karar verdiniz? Bunu yapmaya karar verirken kimden destek aldınız?

17 yıl boyunca birbirinden tamamen farklı sektörlerde güzel işler yapmış birisi olarak zaman zaman içimde hep bir eksiklik ve tatminsizlik duygusunu hissediyordum. Birşey eksikti ama adını koyamıyordum.  Ayrıca bu kadar farklı sektörde çalışınca kendi kapasitemi keşfetmiş ve hedeflerimi hiçbir şekilde sınırlamamayı da öğrenmiştim. Sınırlar sadece zihnimizde, zihnimizi özgür bırakabildiğimiz zaman bir insan dünya üzerinde  arzuladığı her işi başarabilir.

İçimdeki tatminsizlik hissini kapatmak için yıllarca farklı entellektüel, dini veya spritüel disiplin ve teknikleri öğrenerek uygulamaya gayret etmiştim. Bu çerçevede asla yapamam diye öğrenmemek için aylarca ayak dirediğim meditasyon tekniği ile de tanıştım ve tanıştığım günden itibaren uygulama günlük rutinime ‘cuk’ diye oturdu. Sanki yıllardır bu teknik ile tanışmayı bekliyordum. İnanılmaz bir rahatlık ve şevk ile her gün sabah-akşam düzenli olarak yarımşar saatten toplam 1 saat meditasyon yapmaya başladım. Yaklaşık bir yıl içinde

haziran meditasyon grubu

yaşamım entellektüel zihnimin anlam veremediği, idrak edemediği bir şekilde olumlu olarak değişmeye başladı ve etrafımda beni yakından tanıyan hemen herkes ‘ Ebru Hanım, ne yapıyorsunuz bilmiyoruz fakat kesinlikle devam edin’ mesajları vermeye başlamıştı.

Meditasyon sayesinde içimdeki mutlak huzur alanını keşfetmiştim.  Bu öyle bir alandı ki, aynı kadim bilge kitaplarda yazdığı gibi, koşullara bağlı olmayan arı huzur ve tatminlik halini herkesin içinde ve sadece kendisinde araması gerektiğini farkına vardım. Bu benim için çok büyük bir keşifti ve hayatımda çok önemli bir dönüm noktası oluşturdu. Zihnim hala ‘huzura ermenin’ bu kadar basit olamayacağına dair beni şüphelere düşürmeye çalışıyordu ama ben bu biliş halini yaşamıştım. Zihnimizin bize oynadığı oyunların ötesine geçmeyi öğrenmek kelimelerle ifade edilemeyecek bir özgürlük alanı oluşturuyor. İşte bu müthiş keşfimi etrafımdaki tüm tatminsiz, mutsuz, huzursuz ve benim gibi adını koyamadıkları şey’in arayışında olan gücümün yettiği herkese öğretmeye karar vererek ‘Yükselen ÇağBeden, Zihin ve Ruh Sağlığı Bütünlüğü Merkezi’ni kurmaya karar verdim.12002234_759836927471977_968043528128491004_n

Bu kararımda başta sevgili eşim Alaeddin Babaoğlu bana her türlü şekilde destek verdi ve vermeye devam ediyor. Sevgili kardeşlerim Didem, Mert ve annem de bana her zaman inanarak destek olmaktadırlar.

  • Birçok başarılı hamle gerçekleştirdiniz. Bu yolda ilerlerken bir kadın olarak neler yaşadınız?

Ben kadın olduğum için size çok standart olan kadın olarak şöyle zorluklar yaşadım, böyle engellerle karşılaştım demeyeceğim.

Tam tersine, ben kadın olarak her zaman duygusal zekamı ve sezgilerimi dinlemenin avantajını kullandım. Kadın olmanın getirdiği bu çok önemli avantajları akılcı bir şekilde kullanarak hala erkekler dünyası olarak algılanan iş hayatında hızla ilerledim.

neges grubu

  • Neden bu işi yapmaya karar verdiniz?

Hayatta her şeyin dengeden ibaret olduğunu idrak ettikten sonra, bütünsel anlamda sağlıklı olabilmemizin salt fiziksel beden sağlığı ile mümkün olamayacağını, bunun yanı sıra zihinsel ve ruhsal bedenlerimizde de denge sağlanması gerekliliğini deneyimleyerek öğrendim. Bence bu hayatın en açık sırlarından birisidir.

Bu sebep ile Bütünsel Sağlık konusunda uzmanlaşmayı seçerek,  Bütünsel Sağlığın  (Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Bütünlüğü) dünyadaki tartışmasız en tanınmış ve en güçlü liderlerinden olan, şifa sisteminde ‘Kuantum İyileşme’ metodu ile bir çığır açan ünlü doktor, yazar ve filozof  Deepak Chopra’nın öğrencisi olarak  A.B.D.  California’da bulunan ‘Chopra Center Üniversitesi’nde  ‘Meditasyon Fakültesi’ ve ‘Ayurveda  Fakültesi’lerini tamamladım.

Şu an itibarı ile bu üniversitenin ilgili bölümlerinden mezun olan ülkemizdeki ilk ve tek ‘Ayurvedik Beslenme ve Yaşam Tarzı Danışmanı ve Meditasyon Uzmanı’ ünvanına sahibim.

Bu  5,000 yıllık kadim bilgiler 21.yy  ihtiyaçlarına her yönden cevap veriyor ve bu kadim bilgileri öğrenmenin sonu yok…Halen A.B.D. New Mexico’da bulunan  ‘American Institute of Vedic  Studies’  merkezinde ‘Ayurveda ve Bütünsel Sağlık ve Zindelik’ konularını içeren eğitim ve çalışmalarıma devam etmekteyim. Bu arada da ‘Yükselen Çağ’ çatısı altında bir çok kurumsal şirkete, üst düzey yöneticiye,  sanatçıya, öğrencilere vb.  bireysel ve grup eğitim seminerleri vererek, yaşamlarımızı stresten uzak, farkındalıklı ve daha tatmin bir şekilde sürmenin ve bilinçli seçimler alma yönünde değiştirmemizin yollarını paylaşmaktayız.

  • Yaptığınız işten istediğiniz sonuçları alabildiniz mi? İleriye yönelik koyduğunuz hedefler nelerdir?

Yaptığım bu iş beni manevi anlamda daha önceki iş hayatımda hiç olmadığı kadar tatmin ediyor. İnsanlara kendilerini bulmanın, huzuru bulmanın yolunu göstermek adeta sihirli bir değneğe sahipmişim gibi  ayrıcalıklı bir duygu yaratıyor.

İleriye dönük olarak ilk hedefimiz  ‘Ayurveda ile Dengeli Yaşamın Anahtarları ve Stres ile Başetme Yöntemi Meditasyon’ ana başlıklı eğitim paketlerimizle olabildiğince çok kurumsal şirkete ulaşmak ve yaşamda dengeyi sağlayıcı bu basit günlük rutin ve teknikleri ulaşabildiğimiz herkesle paylaşmak.

11214294_754127691376234_2923163281135380859_n

Temmuz ayında gerçekleştirilen Chopra Center University olarak tüm dünyada #Merhamet temalı küresel bir meditasyon etkinliği .

Şu an itibarı ile kurumsal düzeyde bilimsel temelli olarak verilen bu eğitimler ülkemizde sadece Yükselen Çağ çatısı altında verilmektedir. Çünkü Chopra Center Üniversitesi iş dünyasında stresle baş etmeyi öğrenerek daha huzurlu ortamlarda çalışmanın özel yaşamımızdaki evlerimize, çocuklarımıza, eşimize ve toplumun her kısmına sirayet ettiği inancı ile iş dünyasına yönelik özel eğitim programları geliştirmeye çok önem vermektedir. Bu sebeple biz Chopra Center Üniversitesi eğitmenleri özellikle Amerika’da uluslarası  şirketler tarafından tercih edilen ilk sıralardaki eğitim danışmanlarından olarak yer almaktayız. Bu eğitimleri alan uluslararası şirketlere örnek olarak Apple, PricewaterhouseCoopers, Nike, AOL Time Warner, Yahoo!, Deutsche Bank, Procter & Gamble, IBM, Microsoft, Hewlett Packard, Shell ve IBM’i verebiliriz. Türkiye’de kurulsal yapılarda da bu bilinci geliştirmeyi hedefliyoruz.

  • Genç kadın girişimcilere/ iş kadınlarına öneriniz nelerdir?

Bu soruya hem çok farklı sektörlere girip başarı yakaladığı söylenen bir profesyonel olarak, hem KAGİDER üyesi, hem TurkishWIN üyesi, hem de bir bütünsel sağlık uzmanı olarak cevap vermek istiyorum.

Hayalini kurabildiğiniz herşeyin gerçekleşmesi mümkündür, önce bu  çok değerli kadim bilgiyi bilelim. Hedeflerinizi hiç bir şekilde sınırlamayın. Hayal kırıklıkları, beklentilerinizin istediğiniz zamanlarda oluşmaması gibi durumları bir fırsat olarak değerlendirerek, hedefinize daha yaratıcı yaklaşmayı deneyin. İnsanoğlu özellikle de kadın çok yönlü ve güçlü, bunu sakın aklınızdan çıkarmayın ve pes etmeyin. Her durum yeni bir kapı aralar, sezgilerinizin aklını kullanmayı geliştirin ve lütfen meditasyon yapmasını öğrenin. Düzenli meditasyon uygulaması ile hayallerinize çok daha hızlı ve gayretsizlik yasası ile ulaşabileceğinizi biliniz.

“Metin Hara-Yol” İle Nefes Egzersizleri

2015 zor ve farklı bir yıl oldu, benim için. Önce annemin sağlığı iyice bozuldu, sonra Nisan başı onu ebediyete uğurladık. Onun yokluğuna alışamadan; çok sevdiğimiz yakınlarımızı üst üste kaybettik. Ülkemizin yaşadığı sıkıntılar, hep katlanarak devam etti.  Yaşadıklarım sağlığımı, yaşamımı olumsuz etkiledikçe zaman zaman yazma enerjim de yok oldu. Hep mutlulukları, başarıları paylaşmayı istediğim blogumda yazmak istediğim her şey anlamsız gözüktü. Halbuki bütün bu süre içinde çok okudum, çok film seyrettim, çok yeni yerler keşfettim, konserlere gittim, seyahatlerim oldu; yeni güzel başarı hikayeleri biriktirdim ;ama hiç birini paylaşmaya değer bulamadım. Sanki ben de tükenmişlik sendromu yaşadım. Hala da kurtulmuş değilim. Hayatımın temposunu bozmadım. Eskisi gibi hayatın içindeyim, ama mutlu değil de, mutlu gibi olmaya çalışıyorum, ve de zorlanıyorum, tıkanıyorum. Eskisi gibi bol bol içten kahkahalar atamıyorum. Artık acele etmeden,  kendimi ana bırakarak yaşamı deniyorum. Tüm hayatım boyunca hep koşturarak yaşamanın bana neler kaçırdığını yeni yeni keşfediyorum.  Bir sabah çok erken saatlerde uyarılmış gibi kalktım. Geçen sene alıp okuyamadığım, Metin Hara’nın Yol kitabını açtım, ve büyük bir istek ve merakla okumaya başladım. Geçen sene hiç ilgimi çekmeyen kitap bu sefer beni çok etkiledi. Demek zamanı şimdi imiş.Kitapla birlikte kalbimin sesini daha iyi duyabilmek, gönlüme yolculuk yapabilmek için, nefes çalışmaları yapmaya başladım.Daha önce bir kaç kere nefes egzersizi yapmıştım ama devamını getirememiştim. Şimdi bambaşka bir aşkla yapıyorum. Çözemediğim, içinden çıkamadığım mutsuzluğumu, bozulan sağlığımı bu egzersizlerle sonlandırmaya çabalıyorum. Bu çalışmalar ve deneyimlerim ile ilgili anlatacak çok şeyim var.Metin Hara’nın Yol adlı kitabı rehberim. Önce çok sevdiğim, önerilerine, tespitlerine çok değer verdiğim bir arkadaşım beni uyarmaya başladı, Meral göründüğün gibi değilsin,  biraz kendine özel zaman  ayır,  sadece dış dünya  ile olan iletişimini değil, biraz da iç dünyanı duy, yoga ya da benzeri uğraşlar dene. Yoksa sağlık sorunlarını çözemeyeceksin   diyordu. Aslında oldukça pozitif biriyim, olaylara hep olumlu yönüyle bakarım, hatta bu konuda fazla iyimser olmam eleştirilirken, neden böyle diyor diye düşünürken; Metin Hara’nn Yol’u ile yanlışlarımın, eksiklerimin farkında olmaya  başladım.  İşte böyle. Şimdi başka bir Yol’dayım…Senelerdir, kişisel gelişim, iletişim  eğitimleri alırım, bu konuda çok kitap okurum, tasavvuf ile ilgili öğretilere seminerlere katılıyorum.Kitaplar okuyorum. Hepsinin de çok faydalarını gördüm. Ülkemi, dünyamı, evreni, yaşamı seviyorum… ama bu dönem yetmedi.Özellikle ülkemin yaşadıkları,  hayatımı kararttı. Her gün , bu gün yeni bir gün yeni bir umut diye başlıyorum, ama yeni bir acıyla karşılaşıyorum. Söyleyecek sözüm kalmıyor…Umudum “Yol “ile başlattığım nefes egzersizlerinde …Aşağıda kitap tanıtımını paylaştım, Metin Hara ” Bu kitabı  okuyup anladım, inandım demeniz için yazmadım. Bu egzersiz kitabı yapın deneyin, siz de yapabilirim.” deyin, diye yazdım diyor. Aşağıda kitabın tanıtım yazısını paylaştım, ben düzenli egzersizlerimi yapıyorum. Farkındalıklarım arttı, aşkla, umutla devam ediyorum, …sevgiler, sevgiler…658047

Metin Hara’nın üçlemesinin ilk kitabı Yol,  zihinsel algı biçimlerinden dolayı, kendi mutsuz  hayatlarını ve hastalıklarını yaratan insanların, iyileşme ve gelişme süreçlerini başlatabilecekleri ruhsal yolculuklarını kaleme alan Metin Hara, paylaştığı bilgiler ve uygulanabilir kolay tekniklerle okuyucudaki değişimi başlatıyor. İnsanın ruhsal yolculuğunun anlatıldığı kitapta, günümüzde var olan dinlerden, doğanın dilinden, evrensel kanunlardan, fizik yasalarından ve ezoterik bilgilerden bahsediliyor. Üçlemenin ilk kitabı olan “Aşkın İstilası-Yol” insanları algılarının hapishanesinden kurtararak onları, içlerindeki değerli ustayla ve o ustanın sınırsızlığıyla tanıştırıyor.

Aşkın, yeniden doğuşun, farkındalığın, sınırsızlığın, değişimin ve şifanın yol rehberi olacak; “Aşkın İstilası-Yol” ile içinizdeki gücü ve ustayı çıkarmaya hazır olun.

Editör:E.Kadir Kılcı

Bombanın Ardından Yaşananlar

Onedio’nun çarpıcı haberini gönlüm istemeden paylaşıyorum.Çünkü acılarımızı hafifletecek hiç bir sözüm, yok…

Onedio Özel

11 Ekim, 11:25‘te eklendi

Bir bombanın ardından yaşananlar, pek çoğumuz için ölü ve yaralı sayısından ibaret oluyor. Oysa o bombanın patlamasıyla başlayan ilk saniyeden itibaren çok daha fazlası yaşanıyor. Görülen zararlar konuşulmuyor, yalnızca yaralı denen insanların ne yarasına sahip olduğundan bahsedilmiyor… Adli Tıp doktorlarından Dr. Joseph Erdem tarafından yazılan bu yazıda tüm bu zayiatı okuyacaksınız…

Bir Adli Tıp Doktoru Tarafından Yazılan Bu Yazıyı Mutlaka Okumalısınız: "Bir Patlamanın Anlatılmayan Anatomisi"
Patlayıcı madde infilakında sadece insanlar ölmez. Kollar bacaklar kopar, gözler kör olur, işitme kayıpları, süregen ve geçici hafıza kayıpları ve travmalar da olur. Bir tnt gücündeki patlamada bile, 350-400 metrekare çevredeki bütün kuşlar, ciğerleri patlayarak ölür. Aynı etki, patlamaya 100-200 metre yakındaki sokak kedi ve köpeklerine de olur. Etrafta kırılan camını bile değiştirecek parası olmadığı için, kaç gece soğukta yatacak evler olur.

Bir Adli Tıp Doktoru Tarafından Yazılan Bu Yazıyı Mutlaka Okumalısınız: "Bir Patlamanın Anlatılmayan Anatomisi"
Patlamanın ilk blust etkisi ses hızındadır. Patlamaya yakınlık oranınca, ilk önce akciğer, dalak, bağırsak, östaki borusu gibi içinde basınç olan organlar patlar. Sonra, yaklaşık 3000 derece alevi ile sizi kavurur. En son, şarapnel-parça etkisi ile sizi yaralar. Bütün bunlar saniyenin yarısında olur.

Bir Adli Tıp Doktoru Tarafından Yazılan Bu Yazıyı Mutlaka Okumalısınız: "Bir Patlamanın Anlatılmayan Anatomisi"
Terörizm amaçlı bir patlamadan sonra, en çok da ölen insan sayısından bahsedilir. Ancak asıl etkisi ölü sayısından çok arkada kalanlarda görülür. Patlama ile ölenlerin yakınlarındaki travmalar, patlamadan sağ ya da yaralı çıkmış insanların o can pazarında parçalanmış insanları gördüğünde yaşadığı travmalar, hayat boyu ruhi ve bedensel sakat kalanlardan kimse bahsetmez. Hele o kadar insanın öldüğü bir bombalamada, sokakta kaç kuş, kedi, köpek öldü kimse saymaz…

Bir Adli Tıp Doktoru Tarafından Yazılan Bu Yazıyı Mutlaka Okumalısınız: "Bir Patlamanın Anlatılmayan Anatomisi"
Ancak, bir patlamanın kimsenin bahsetmediği gerçeğinde bunlar da vardır. Kolu kopmuş 15 yaşında bir kızdan kime ne? Kaç kuş mu ölmüş? Otopsi için patlamada parçalanmış çocukları, morgta elimizde iğne iplikle birleştirirken ne hissederiz kimse bilmez… Televizyonda sadece ölü yaralı sayısı duyarsınız, ki o da yalan dolandır.

En çok size anlatılmayan detaylara bakın. Asıl bomba o detaylarda saklı.

En çok size anlatılmayan detaylara bakın. Asıl bomba o detaylarda saklı.
Dr. Joseph ErdemAdli Tabip

Kriminal Psikiyatri & Klinik Psikoloji Uzmanı

Aziz Sancar “Türk’üm O Kadar”

Çok gurur  verici  bir haber; ve ülkemizin gerçeği...iki gündür hayatımız da yeni bir ışık parıldadı Türkiye için bu çok önemli haberi  www.internethaber.com un yazısıyla paylaştım. Sevgiler

NOBEL ödülü alan Aziz Sancar’ın ailesi ‘Türkiye’nin özeti gibi. Bir kuzeni HDP milletvekili, ağabeyi ise albay. Aziz Sancar ise ‘Ben Türküm o kadar’ diyor.

NOBEL Kimya ödülünü kazanan ilk Türk bilim adamı olan Aziz Sancar etnik kimliği ile tartışma konusu oldu. BBC röportaj için aradığında ‘Arap mısınız’ diye sordu. O ise ‘Ben Türküm o kadar’ diyor.Aziz Sancar ailesi şaşırttı Arap mı Kürt mü?

Türkiye sevdalısı olan Aziz Sancar’ın bir kuzeni HDP milletvekili. Ağabeyi ise TSK’da albay rütbesine çıkmış. Aziz Sancar ailesine Mardin’de ‘Bajari’ deniyor. Bu bölgedeki Arap kökenli olanlara verilen bir isim.

Aziz Sancar’ın amcası, 1937’de Savur Belediye Başkanlığı da yapan Şevket Sancar. 1932’de genç Türkiye Cumhuriyeti zamanı, Almanya’dan ‘Savur Tayyaresi’ olarak bilinen savaş uçağı ‘Yunkers’lerden bir tane satın alıp THK’ya bağışlayanlar arasında. Sancar’ın babası Abdülgani Sancar çiftçi. Annesi Meryem Sancar, ev kadını. 8 öz, üç üvey kardeş. Aziz Sancar, kardeşlerin 7’ncisi.

2 AĞABEYİ TSK MENSUBU

AZİZ SANCAR’IN KUZENİ HDP MİLLETVEKİLİ

Prof. Dr. Aziz Sancar’ın kuzeni HDP Mardin Milletvekili Prof. Dr. Mithat Sancar. Mardin taşından yapılmış evi, Aziz Sancar’ın babası Abdülgani Bey yapmış. Doğduğu ve ders çalıştığı odada ders kitapları duruyor. Hepsi, “Gurur duyuyoruz. Kürt, Türk, Arap fark etmez” deyince Abdülgani Sancar, duvardaki bayrağı işaret edip “Biz Türk’üz, anadilimiz Arapça” diyor.
Mithat Sancar, konuşuyor: “Savur’da Kürt-Arap ayrımı yoktur, Bajari-Gundi yani şehirli-köylü ayrımı vardır. Araplara Bajari denir. Ailemiz gibi Aziz Bey de Bajari yani şehirlidir. Araplar da Kürtlere Gundi yani köylü der.”

Aziz Sancar’ın etnik kimliğinin araştırılıp tartışılmasını ayıplıyor. “Aziz Bey duysa çok üzülür. Anadili Arapça olsa da toprağımızın insanı demek doğru olur. Zaten göç nedeniyle köylü-şehirli ayırımı da ortadan kalktı.”

En büyük ağabeyi Kenan Sancar, 1985’te Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı, emekli tuğgeneral. Kurmay olmadığı halde Tuğgeneral olan ender albaylardan.

Ağabeyi Tahir Sancar, emekli Yarbay. Küçük kardeşi Hasan Sancar, makine mühendisi. Ablaları Yıldız, Edibe, Seyran Sancar ev kadınları. Ağabeyi Orhan Sancar, emekli işçi.İsveç Kraliyet Bilim Akademisi’nin Nobel Kimya Ödülü’ne layık gördüğü Prof. Dr. Aziz Sancar, ödülü tıp dalında beklerken kimya alanında almasının kendisi için sürpriz olduğunu söyledi. NOBEL ödülü almasını sağlayanın ABD’deki hayatı değil temel harcının Türkiye olduğunu belirten Aziz Sancar “Sağolsunlar annem babam okuyama büyük önem verirdi’ dedi.

AZİZ SANCAR : TÜRKÜM O KADAR

69 yaşında bilim alanında Nobel alan ilk Türk olan Aziz Sancar tam bir Türkiye sevdalısı. Nobel ödülü sonrasında yabancı medyaya da sürekli bu konularda mesajlar veriyor. Profesör Aziz Sancar Türkiye’de iyi bir eğitim olduğunu belirterek şunları söylüyor;

‘TEMELİ VEREN TÜRKİYE’

“Biz genelde memleketimizi tenkit etmeyi severiz. Fakat bizim memlekette çok güzel bir eğitim var. Türkiye’de ilkokulumuz, ortaokulumuz, lisemiz, üniversitelerimiz bedavadır. Bana bu imkânlar sağlandı. Türkiye’de üniversitede okurken, orada gördüğüm eğitim, buradaki üniversitelerin seviyesindeydi. Türkiye bizlere çok güzel eğitim sağlıyor. Bunu Amerika’da yapamazsınız. O bakımdan ben bu ödülü memleketime ve Cumhuriyet devrinin başlattığı eğitime borçluyum. Ben buraya geldim başarılı oldum ama bana bu temeli veren Türkiye’deki eğitimdi. Ben buraya 1974’te geldim, o geldiğim dönemde Türkiye’nin bugünkü imkânları yoktu. Fakat Türkiye beni hazırlamıştı. Buraya geldiğimde araştırma yapabilecek düzeydim.”

GENÇLER BENİM YAPTIĞIMI YAPMASIN DÖNSÜNLER

Genç beyinlere “hiç yılmamaları” tavsiyesinde bulunan Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dış ülkelere gitsinler, oraları görsünler, çalışsınlar fakat benim yaptığımı yapmasınlar. Türkiye’ye dönsünler. Ben dönemezdim. Askerliği yaptıktan sonra Dicle Üniversitesi’nde bir hekimle görüştüm, oradaki imkânlara baktım, sadece Dicle Üniversitesi’nde değil Hacettepe’de bile, o dönem istediğim araştırmaları yapamazdım. O nedenle dönmedim. Ama şimdi Türkiye çok değişti. Tavsiyem, evet buraya gelin, burayı görün ama sonra Türkiye’ye dönün.”

‘TÜRKİYE 10 YILA AVRUPA’YI YAKALAR’

Türkİye’de çok yetenekli bilim insanları bulunduğuna işaret eden, Avrupa ve Amerika’da başka çok başarılı, pırıl pırıl Türk bilim insanları da bulunduğunu belirten Prof. Dr. Aziz Sancar, şöyle konuşuyor: “Türkiye devleti bilime büyük yatırım yapıyor. O bakımdan ben ümitliyim. Gelecek 10 yıl içinde sanırım Avrupa düzeyine yakın oluruz. Amerika’da Nobel ödülü alabilecek düzeyde araştırmalar yapan insanlarımız var. İnşallah onlar da kazanırlar. Ümitliyim, inşallah başka Nobel ödülleri alanlarımız olur.”aziz-sancar-ve-eşi.jpg

AZİZ SANCAR’IN YABANCI EŞİ KONUŞTU

Aziz Sancar Gwen Sancar ile evli. Nobel ödülü alan eşi hakkında konuşan Gwen Sancar, “Eşimin başarısı, bu ülkeye gelen göçmenlerin ne yapabileceği, nasıl katkı sunabileceği noktasında müthiş bir örnek. Göçmenlerin ABD’de bilime, dünya bilimine katabileceklerini göstermek açısından bu büyük bir olay” diye yorumluyor.

‘TÜRK’ÜM O KADAR’

Kendisine birçok medya kuruluşundan ulaştıklarını ve bundan memnuniyet duyduğunu belirten Sancar, ancak bazı sorulardan ve sosyal medyada kökenine ilişkin yorumlardan rahatsızlık duyduğunu dile getirdi. İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin aradığını aktaran Sancar, “Sordukları ilk soru ‘Arap mısınız, kısmen mi Türk’sünüz’ oldu. ‘Arapça ve Kürtçe konuşmuyorum, ben Türk’üm’ dedim. Güneydoğulu olunca bundan kaçamıyorsunuz ama kendimi öyle biliyorum, BBC’ye de söyledim size de öyle söylüyorum” diye konuştu.

kenan-sancar-aziz-sancar-ağabeyi.20151009085049.jpgTUĞGENERAL AĞABEYİ KONUŞTU

Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Nobel Ödülü’nü alması, İzmir’in Seferihisar İlçesi’nde yaşayan ağabeyi emekli Tuğgeneral Kenan Sancar’a da büyük sevinç yaşattı. Kenan Sancar (83) şunları anlattı:
“Ben subay olduktan sonra Aziz’i Ankara’ya yanıma aldım. İlkokul üçüncü sınıftan itibaren yanımda okudu. Ortaokul ve lise eğitimini tekrar Savur’da yaptı. Böyle bir başarı elde edeceği zaten belliydi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni dereceyle bitirdikten sonra Mardin’e döndü. Savur’un köyünde iki yıl sağlık ocağında doktorluk yaptı. Burada hasta köylüler için Kürtçe öğrendi.”

‘ÖNCE REDDETTİ’

Yaklaşık iki yıl Mardin Savur’da kaldıktan sonra TÜBİTAK’ın bursuyla kardeşinin ABD’ye gittiğini anlatan Kenan Sancar, kardeşinin en son bir ay önce eşiyle Seferihisar’a yanına geldiğini de anlatan Kenan Sancar, o günkü sohbetlerini de şöyle anlattı:
“Bilim çalışmalarıyla ilgili fazla bir konuşma da yapmadı. Sadece isminin Nobel için geçtiğini söyledi. Bu kadar önemli bir olayı, ‘bakalım ne olacak’ sözleriyle, geçiştirdi. Kansere karşı bilimsel araştırmalarını sorunca, ‘Bir bomba patlatabiliriz’ dedi. Onunla gurur duyuyorum. Kanser tedavisi için de kendisinden bir başarı bekliyorum. Aziz kısa zamanda ona da bir çare bulacaktır. Bizim için onun başarılı olması, özel bir durum değil çünkü kendisi dünyadaki üç önemli isimden birisidir.”