Çevresinde Fark Yaratan Kadın Girişimci

2014 yılı Türkiye Çevresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi İksir Sema Aydın.

29973_2

Bu sene bu kategoride iki ödül birden verildi, bunlardan biri İksir Sema Aydın oldu. Çevresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi, yarışmanın en güzel, en anlamlı kategorilerinden biri. Çevre insanı çalışma imkanı buluyor, çevrenin güzelliklerine, değerlerine sahip çıkılıyor.İksir Sema Aydın’da çok özel kadınlardan biri, sermaye koyuyor, emeğini koyuyor. Kastomonu’nun Daday ilçesinde bir mucize gerçekleşiyor. Çevre insanları, çalışanlar çok memnun, duyanlar gidenler, çok mutlu, bu çok güzel projeyi weblerindeki tanıtımlarından aldım, paylaşıyorum. tebrikler İksir hanım, ellerinize, gönlünüze, sabrınıza sağlık. Ne kadar değerli bir iş yapmışsınız. En kısa zamanda görmek dileğimle, sevgiler, sevgiler…

 

Daday’da İksir Hanım mucizesi

daday03“Güzellikleri bazen bir tuvale yansıtmak, bazen bir fotoğraf karesinde ölümsüzleştirmek, bazen yürüyerek sakinleşmek, bazen atımızla dört nala dağlar, yaylalar arasında özgürce dolaşmak. Bazen de kayak keyfini sürmek. Böyle doğdu İksir Resort Town Daday Tesisleri” Kastamonu’nun Daday ilçesinde kurulu İksir Resort Town, kurumsal internet sitesinde böyle tanımlıyor kendini.

İksir Sema Aydın, üzerinde harap bir konak ve müştemilatı ile bir samanlık bulunan araziyi ismi gibi sihir kullanarak bir cennete dönüştürmüş. Konak, otantik görünümünü muhafaza ederek, modern bir konaklama tesisi; samanlık, tabaklarında her daim organik ürünler bulunan bir restoran. Müştemilatlar ise, yüzme havuzu, ek konaklama tesisi oluvermiş. Bütün bunlar da İksir Hanım ve eşinin süreç içinde 10 milyon dolarlık birikimlerini buraya aktarmasıyla gerçekleşmiş.

MEYVE SEBZELER ÇİFTLİKTEN, ŞARAP ÇATALCA’DAN

İksir Aydın’ın yarattığı cennette her şey doğal. Restoranda tükettiğiniz tüm sebze ve meyveler az ötedeki çiftlikten; içebileceğiniz en güzel şarap da, İksir Hanım’ın Çatalca’daki bağından geliyor. Üstelik, İksir Hanım o güzel aromalı sıvıyı kendi elleriyle yapıyor.

DADAY R (6)

MUTLAKA ATA BİNİN!

Yolunuz Daday’a düşerse, mutlaka İksir Hanım’ın tesislerine uğrayıp, lezzetli yemeklerin tadına bakmanın ardından atlarla tanışmayı da ihmal etmemelisiniz. Konaklama tesislerinin hemen yanında yer alan harada birbirinden güzel kısraklar barınıyor.  Binicilik Federasyonu ile ortak projeler geliştiriyorlar. Sertifikalı usta binicilerden kısa sürede ata binme eğitimi alabiliyorsunuz. Bunun dışında birkaç gün süren konaklamalı safarilere de katılabilirsiniz. Özetle söylemeliyim ki, hiç ata binmediyseniz ilçenin sakinliğiyle özdeşleşen eğitimli atlarla mutlaka birkaç tur atın! Gerçekten inanılmaz bir deneyim.

daday iksir

DOĞDUĞU YERE VEFA BORCUNU ÖDEMİŞ

Yeşilin her tonunu bulmanın mümkün olduğu Daday’ın havası, İksir Sema Aydın için de sanki zamanı durdurmuş. İki kız annesi, emekli bir matematik öğretmeni olduğunu söylese de, görüntü çok daha genç bir sureti yansıtıyor. Gerisini İksir Hanım’ın sözlerinden dinleyelim:  “Daday doğumluyum. Matematik öğretmenliğinden emekliyim. Uzun yıllar memleket dışında yaşadım. Babam memurdu sonra da kendi işim nedeniyle hep dışardaydık. Doğduğumuz yerle bağlarımız her zaman güçlü kaldı. Eşim yeminli mali müşavir, işleri de İstanbul’da. Daday’a otel projesini ben ve iki kızım şirket kurarak hayata geçirdik. Bölgeye büyük bir katma değer oldu. Biz şöyle düşündük; doğasıyla, tarihi, yerel kültürü, özgün mimarisi, gastronomisiyle bizim doğduğumuz topraklar çok özel bir bölge. Bunlar bozulmadan kalmış ve bunun tanıtılması, paylaşılması herkese fayda sağlar. O düşüncelerle , bölgenin mimari özelliklerine sahip bir konağını aldık. 1926 yılında yapılmış, çift girişli, sofaları, etrafında odaları, ocakları olan bir konak. Konakta 24 oda var. Diğer eklediğimiz bina ile tesisimizin tamamında 60 oda oldu. Samanlığı da yöresel lezzetleri sunduğumuz restorana çevirdik. Burada  yöresel lezzetleri sunuyoruz. Mutfağımızda sebze, meyve, yumurta ne kullanıyorsak kendimiz yetiştiririz. En meşhur yöresel lezzetimiz ise gelincik şurubumuzdur.”

DOLULUK ORANI ARTIYOR, HAVAALANI DOPİNG OLACAK

Yıllık doluluk oranının giderek yükseldiğini ifade eden İksir Aydın, “Yüzde 30’larla başladığımız günleri geride bıraktık. Şu an yüzde 50’lerin biraz üstündeyiz. Bir de havaalanının faaliyete geçmesiyle hem tesisimizin, hem de Kastamonu’nun güzelliklerini  daha çok kişi tanıyacak.  Dünyanın her ülkesinden ziyaretçi alıyoruz, bu sayının havaalanıyla birlikte oldukça artacağını umuyoruz” diye konuştu.

daday08

ÇATAK KANYONU VE SÜRPRİZ FİNAL

Kastamonu’nun şirin ilçesi Daday tam bir doğa müzesi konumunda. İstanbul’dan gelen 15 kişilik gazeteci kafilesiyle Çatak Kanyonu’nu gezmek üzere yola çıktık. Geçtiğimiz günlerde yaşanan fırtına bazı ağaçları devirmiş. Yolun kenarlarında o devrilen ağaçlar dizi dizi yatıyor ama hepsi özenle kesilmiş ve kullanıma hazır.

Ağaçların boyu ve ormanın sıklığı dikkatimizi çekiyor; 40-50 metreye kadar uzayan çamlar görmeniz mümkün. Aman diyoruz içimizden mangalcılar ile kundakçılar bu güzelliklere dokunamasın!

Kafile, rehber eşliğinde yola koyuluyor. Aslında rehbere çok da ihtiyacınız olmadığını fark ediyorsunuz sonradan. Çünkü, daha önce kanyonu keşfe çıkanlar, izlenecek yolu işaretlerle öyle güzel belirlemişler ki, o sık ormanda dahi kaybolmanız zor.

Patikada ilerlerken bazı bitkilerde tabelalar olduğunu görüyoruz. Henüz mantar mevsiminde değiliz ama yolda kuşburnu, kızılcık, ahlat gibi bitkilerle karşılaşıyoruz. Ama en çok, patika kenarında hiç meyve ağacının olmaması dikkatimizi çekiyor. Yaklaşık 3 kilometre yol yürüyoruz veeee yol bitiyor. Gördüğünüz manzara karşısında sanki diliniz tutuluyor. Çünkü, uçsuz bucaksız bir uçurum ve önünüzde küçük bir suyun aktığı manzarayla karşı karşıya kalıyor, ürperti ile şaşkınlık duygusunu bir arada yaşıyorsunuz.

MEDİL MAĞARASI                                                               

Öğleden sonraki durağımız ise Medil Mağarası oluyor. Yine doğa dostlarının işaret ettiği yollardan ve daracık bir patikadan ilerliyorsunuz. Fakat bu kez, sürekli çıktığınız yokuş, sizi nefes nefese bırakıyor. Mağaraya ulaştığımızda, hepimizde acaba yanlış mı geldik havası hakim. Çünkü, bir büyük kayanın dışında pek de bir şey yok. Rehberimiz, küçük bir deliği işaret ederek girişi gösteriyor. Ve uyarıyor, flaşlı çekim, yüksek sesle konuşmak yasak. Çünkü, binlerce yıl bozulmadan kalan bir yere giriyorsunuz ve bu hassasiyet çok da doğal.

İki gruba ayrılıyoruz; ben ilk gruptayım. Daracık bir yerden iyice eğilerek içeri süzülüyoruz. Aman Allahım, sanki birisi buzdolabının kapısını açık bırakmış, siz de içerdesiniz. Soğuk içinize işliyor sanki. Kaygan taşların ve sarkıtların arasından başınızı vurmamaya dikkat ederek ilerliyorsunuz. Artık nispeten geniş bir bölgeye geldik, ayağa kalkabiliyoruz.  Rehberimiz açılan bir çukuru göstererek, ‘Bakın gömü aramışlar’ diyor. Gerçekten epeyce derin bir çukur kazmışlar. Buldular mı, bilinmez ama binlerce yıldır korunan mağaraya zarar verdikleri kesin. Elimizdeki fenerlerin yardımıyla hızlı hızlı resimlerimizi çekiyor ve donmadan kendimizi dışarı atıyoruz.

kasabakoyumahmutbeycamii

MAHMUT BEY CAMİİ

Ertesi gün güzergahımızda Kasaba adlı bir köy var. Bu köyün özelliği 1366 yılında kimliği bilinmeyen bir mimarın ana gövdede tek bir çivi kullanmadan inşa ettiği ahşap bir camiye sahip olması. Girişteki yazıdan okuduğumuza göre caminin kapısı imitasyon. Çünkü, gerçeği Kastamonu Liva Paşa Konağı Etnografya Müzesi’ne taşınmış. Camiyi bize yapıyı korumakla görevli bekçi anlatıyor. Bekçi arkadaş, koruma görevinin yanı sıra, konusuna da oldukça hakim.

Çivi kullanılmadan bindirme tekniğiyle yapılan ve günümüzde de olası bir yangına sebebiyet vermesi için elektrik kullanılmayan Mahmut Bey Camii, başta Japonlar olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden turistlerin ilgisini çekiyor. İçerde geniş gövdeli ağaçlar görüyoruz. Cami kubbesini bu ağaçlar tutuyor. Her ne kadar adı cami olsa da, kilise mimarisi dikkatimizi çekiyor. Demek ki, o yıllarda ister istemez etki altında kalmış mimar. Hiç çivi kullanılmadığı doğru değil. Çünkü, Minber, merdivenler ve diğer bağlantıların başka türlü tutturulması çivi olmazsa oldukça zor.

Dikkatimizi çeken en önemli noktalardan biri de, 14. Yüzyılda inşa edilmesine karşın, olası bir depremin rezonanslarının hesaplandığı bir teknolojiyle yapılması oldu. Binanın nirengi noktasına dönebilen iki demir boru konulmuş. Salınım nereden gelirse, yük diğer bölgeye aktarılıyor. Böylece bina dengesini muhafaza edebiliyor.

Selçuk ONUR – LOJİPORT/KASTAMONU-DADAY

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s