Artık Dört Yaşında

Prensim Eylül’ün  ilk yarısında dört yaşında oldu.Bu sene beraber çok güzel bir yaz geçirdik, sonra okul başladı, yeni telaşlar heyecanlar ve doğum günü.1236735_10153246998540323_1589262521_nBu sene doğum gününü en çok anladığı, beklediği yıl oldu. Önce okul partisi sonra da ev deki kutlama. Hepsi çok güzeldi, hoştu, ama asıl önemli olan Aslan sanki birden çok büyüdü olgunlaştı, değişti. Yaza girerken de değişmeler vardı; ama okul başlayınca sanki daha da büyüdü;minik bir delikanlı oldu.996182_10152962720300323_1432083700_n Yaza girerken Aslan’ı sevdiğini söyleyen,yanağından öpüp, evlenme teklif eden  okuldan kız arkadaşı Defne idi. Aslan yıl sonu törenlerin de onunla yan yana olmak için  ikinci sırada Defne ‘nin yanında idi. Defne’yi eve davet ettiklerinde Anna’dan Defne için prenses pastası yapmasını istedi, üstü penbe çiçeklerle dolu, kocaman bir pasta. Ama bu sene okulu açılıp koşa koşa gittiğinde öğrendi ki Defne’yi başka bir okula göndermişler….

Eylül ayında bu haberi  öğrendikten bir müddet sonra o da, beğendiği sevdiği bir kız arkadaşına evlenme teklif etti. Güzeller güzeli Alegra’ya karşı son derece ciddi duyarlı ve hassas idi.fotograf (88)

Evdeki kutlamada Alegra, Aslan ve Alegra’nın kardeşi Tuana birlikte çok hoş  poz verdiler.

İşte prensimin büyüdüğünün delikanlı olduğunun başka iki kanıtı daha. Aslan bu sene doğum gününde ne miki oldu, ne korsan, ne de haydut. O takım elbiselerinin içinde iki minik prensesin arasında tam bir prens olmuştu.

fotograf-95

Aninası ile okuldaki törende de, pastasını hemen yemiş!!!fotograf (90)

Doğum gününde aninası ona çok güzel bir bisiklet almış, artık bisikletinin üzerinde de çok mutlu, kendine daha güveniyor, çünkü bisikletini çok maharetle kullanıyor

fotograf (87)

Annesi ve Anna masayı onu sevdiği yemeklerle doldurmuşlardı. Pastası da en sevdiği gibi bol çukulatalı idi.

fotograf (83)

Pastasını üflerken Alegra hayranlıkla onu seyrediyor.fotograf (86)Bütün yaz prensim yediklerine dikkat etti. Doktoru Aylin kurabiye, kek pasta yok demiş, sadece bir top dondurma yiyebilirsin yoksa kilo alırsın dediği için aynen uyguladı, ama doğum gününde pastasına dayanmak güç oldu. Annesi pastayı keserken o kocaman bir bölümünü yemişti bile.

fotograf (89)Minik prensim nice mutlu yılların, yaşların olsun, iyi ki hayatımızdasın, seni çok seviyoruz….

Reklamlar

Enver Aysever ile Aykırı Sohbet

Dün Enver Aysever bizlerle Kagider’de kahvaltı sohbetindeydi,dün yazdım, bu gün de devam ediyorum.Sohbetin bazı kısımlarını ve Enver Aysever’in sorulara verdiği cevapları yazdım.fotograf (83)

Konuşmasına kızı olmayan baba %50 babadır diye yumuşak bir girişle başladı; ama arkası öyle gelmedi.

“Ben sosyalıstim. Kapitalizm hayatı tüketiyor, patronlar biraz vahşi oluyor,” deyip; sosyalizm olmayan düzende sosyalist olmak aptallıktır,” gerçeğini kabul ettiğini de açık yüreklilikle ilave etti, ve sohbetten en çok akılda kalanlar…

“Tembellik hakkımı kullanmak istiyorum, sekiz saat değil, beş saat çalışıp sonra gülüp eğlenmek, müzik dinlemek,kitap okumak sohbet etmek istiyorum.”

“Patronuma duacı olmak istemiyorum. Ben çalışıyorum o kazanıyor, o bana duacı olsun.”

“Sosyalizm yoksullukta değil, varlıkta eşitlik olsun.Benim de  hedonist taraflarım var, ben de iyi giyinmek, iyi içki içmek istiyorum.”

fotograf (86)

“Kişisel Gelişim Kitapları okuyanlara şaşıyorum, 40-50 yaşına gelmiş, gelişememişse bundan sonra hiç gelişemez.”

“Yaşam koçlarının, kendilerinin, önce  yaşam koçuna ihtiyacı var.”

“Çok şey de problem var, eksik  var, ama herkesin, misyonu ve vizyonu var.”

“Öğretmenler, hekimler kutsaldır, diye bir şey yok, onlar da insan, onlar da ay sonunu nasıl getireceklerini düşünüyorlar.”

“Bütün Kagider kadınları Nezihe Muhittin’i bilmeli.O ilk direnişçi kadın; bu yüzden de erkekler tarafından tımarhaneye atılmış.”

“Günümüzde bilgi sıradanlaşmış, saldırgan olmuş. Ben sezgi çağına inanıyorum.”

“Kadın kutsal değil, kadın çiçek değil, ot değil, kadın da bir insan erkekten farkı yok.”

“Hiç kimsenin kadın diye siyesette olmasını ,Tansu Çiller veya  Margaret Thatcher olmasını  istemiyorum.” 

“Kadın; kadın dili kullanmalı, çoğulcu, barışsever,hassas, duygulu. Erkek dili kullanan (baskıcı, otoriter, saldırgan,ötekileştiren,)kadın olmanın, erkeklerden farkı yok. Kadın dili kullanan, bütün kadınları  destekleyen, kadının; söz hakkı olduğu,bir dünya istiyorum.”

“Kadın diliyle siyaset yapan kadın, içişleri bakanı, adalet bakanı olmalı, kadın bakanı, kadın olmamalı, erkek kadın bakanı olmalı.”

“Kadın kotası, kadın kolları çok alçaltıcı. Erkek kolları  diye birşey var mı? İsteyen her parti istediği kadar kadın aday koyabilir.”

Enver Aysever annesi ve anneannesi ile gurur duyuyor. Emlak Kredi Bankasında çalışan annesinin şık kıyafeti ile işe giderken elinden tutmasını unutulmaz gurur verici anıları arasında yer alıyor. Çalışan kadına saygı duyuyor.

Gençlik yıllarında ilgi  duyup sonra ayrılmak zorunda kaldığı kız arkadaşı ,kendisini iki yıl sonra arayınca, ne yapacağını şaşırıyor,koşarak felsefe hocasına gidip danışıyor, hocasına, durumunu  heyacanla anlatıyor, ve çaresizlikle ne yapmalıyım hocam diyor.Çok ilgisiz dinleyen hocası,“Ben de aşığım ve ne yapacağımı bilmiyorum, zaten tarihte de hiç bir filozof, kadın karşısında doğru yolu bulamamış.”diyor.

Enver Aysever; aşık olduğu kadın olarak Sevgi Soysal’ı anlatıyor.Tüm kitaplarını okuyun diyor.

Behice Boran, Büşra Ersanlı, Leyla Erbil,Ayşe Emel Mesci, Zeynep Kuray, Nilgün Marmara’yı da hayran olduğu diğer kadınlar olarak tanımlıyor.

602092_425942997516139_1842558672_n

Sorular

Erkekleri yetiştiren de anneler, anneler nasıl erkek çocuk yetiştirmeli?

“Erkek çocuğu sadece anneler yetiştirmiyor, babalar da aynı derece sorumlu, anneler kız çocuk da yetiştiriyor.Bunu kadına indirgemeyelim.Bir erkeğin etik duruşunun tamamlanması, kadına nasıl davranılacağını öğrenmekle olur.”

Hükümetin kadını evde tutma yanlısı  politikası için ne diyorsunuz?

“Kadını evde tutmak fikri çok acı. Anlatıldığı gibi kutsal aile diye bir kavram yok,evde taciz de var, tecavüz de var, ensest de var, çocuk gelinler de var.Aile kutsanması gereken bir kavram olmamalı .Kadın isterse evde, isterse dışarda olmalı.Boyun eğmeyen kadına ihtiyacımız var.”

Programınızda arka arkaya çok kadın koyarak,  tepkinizi, gösteremez misiniz?

“Böyle hazırlığım var, önce dört partiden dört kadın getirmek istedim, ama dört partiden dört kadını bir araya getiremedik.Ama başka konularda 16 kadın konuğu arka arkaya getireceğim.Başkanınızı da davet ederim o zaman.”

Enver Aysever Aykırı Sorulara Nasıl Hazırlanıyor?

“İnsanlara mahremiyet soruları sormam.Açık istihbarat yaparım.Yazılmış olanlarla ilgili sorular  sorarım. Soru sorma tekniği çok önemli. Düşünme özgürlüğü kendi kendine olunca herkeste var.Türkiye ‘de ifade etme özgürlüğü sorunu var.Bu da sormakla başlar, İYİ SORULARIM VAR, AMA CEVABINDAN EMİN DEĞİLİM. derim.”

Hep kadınları konuştuk, erkek olmak nasıl bir duygu?

“Erkek olmak zor, erkek adam da korkar, ama söylemekte zorlanır. Ben 28 gün askerliği bile çok zor yaptım. 4 kutu zanaks içmek zorunda kaldım.Kan aldırmaya korkarım, her seferinde bayılacak gibi olurum. Sünnet olmaktan nefret ederim, o törenlerden elbiseden,bir parçamın kesilmesinden…Becermek, becerememek meselesi…Korkuyor musun? diyenlere, evet korkuyorum, korkmayanlardan da korkarım.”

Edebiyat, müzik sanat deyince ne yapıyor?

“Önce rock davulcu olmak istedim, sonra edebiyatçı olmaya karar verdim.Tavsiyem ailece, her gün yarım saat hiçbir şey yapmadan sadece müzik dinleyin.Tezer Özlü, Leyla Erbil okuyun, göz okuması yapmayın, kitabı kitabın hakettiği şekilde okuyun.Bir kitap size birşey vermiyorsa kabahat sizdedir,”

Özel yaşamda ne yaparsınız?nasıl birisiniz?

“Evcimenim, çok kadın arkadaşım var, nasıl biri olduğumun karnesini ben veremem.Kızımın hayatımda değeri çok büyük, benim babam önemli bir yazar desin, isterim. Sabahattin Ali’ye tutkunum. Boyun eğmeyen bir kız evlat yetiştirmek istiyorum.”

Aykırı Olmak Ona Yakışıyor

Bu gün Kagider kahvaltı toplantısında; Enver Aysever bizlerle idi.Ben çok TV seyretmeyen biri olarak  ne kadar beğendiğimi söylesem de arkadaşlarımın ilgisinin ve sevgisinin yanında çok zayıf kaldığım kesindi. Böyle söylüyorum, çünkü bu davet Kagider YK nın değil, Kagider üyelerinin teklifi idi.Enver Aysever Kagider’e geldiğinde her erkek konuk gibi bu kadar kadının arasında “ne yapacağım” tedirginliği içindeydi.. Sonra bizlerin ev sahibi ve hayranları olarak dostça ilgimizi hissettikçe rahatladı.Kahvaltı ikili, üçlü, beşli mini sohbetlerle başladı. Saat 10.00 dan sonra da Enver Aysever ile beklenen aykırı sohbet başladı.Aykırı sohbet diyorum,TV  programının isminden etkilenerek değil, gerçekten aykırı bir sohbet olduğu için.

1376563_10151897686049311_20679525_nKonuşmasına kızı olmayan baba %50 babadır diye yumuşak bir girişle başladı; ama arkası öyle gelmedi.

“Ben sosyalıstim. Kapitalizm hayatı tüketiyor, patronlar biraz vahşi oluyor,” deyip; Gerçi sosyalizm olmayan düzende sosyalist olmak aptallıktır,” gerçeğini de kabul ettiğini de açık yüreklilikle söyledi.

Kapitalizm ve patron karşıtı söylemlerinden  bütün kadın girişimciler olarak nasibimizi aldık.Belki erkek patronlar gibi sert , otoriter  ve vahşi olmasanız, duygularınızla hareket edebilseniz, farklı olacaksınız, ama iş kadınları olarak sizlerde erkekler gibisiniz, demeyi ihmal etmedi.Edebiyat, müzik, siyaset, kadınlar hakkında çok farklı, çarpıcı ve aykırı sohbet devam ederken; güzel güzel dinleyip, ama kendi bildiğinden şaşmayan özgüveni yüksek Kagider Kadınları sıranın sohbet sonrası soracakları sorulara gelmesini beklediler. Çünkü sohbetin her aşamasında çarpıcı, vurucu aykırı bir düşünce duygu hep vardı. Zaman zaman annesine ve kızına olan hayranlığı ile gönlümüzü alsa da hepimizi yerden yere çarpan söylemler çoğunlukta idi. Sohbet bitiminde sorular çoktu, tamam şimdi köşeye sıkıştırdık, derken cevaplar daha da çarpıcı ve baskın çıktı. Evet Enver Aysever’i   mat edemedik, ne de olsa ev sahibiydik. Tüm sohbet esprilerle dolu idi, ama hepsi aykırı düşünceler üstüne kurulduğu için çok güldürmedi, ama tüm sohbeti gerginlik değil keyif içinde dinledik, bitsin istemedik. Sohbet sonunda da hepimiz üç beş kitabını alıp imzalattık. Yani girişimci gözüyle satışlar iyiydi, Enver’e aykırılık yakışıyordu. Bu günlük, gelemeyen dinleyemeyen arkadaşlarımın  ısrarları  için bu kadarını yazdım.Tüm sohbeti ÖZELLİKLE  AYKIRI SORU CEVAPLARI sizlerle yarın paylaşacağım. Çünkü TV de Enver Aysever’i dinlemek istiyorum.Sevgiler sevgiler…

Keiretsu Forum ve Kayak

Girişimciler için Teşvik, Hibe, Melek Yatırımcı Fırsatları ;
Ne zamandır, planladığımız bir çalışmayı bugünden itibaren her hafta adım adım anlatmaya çalışacağım,katkı, destek  alanlardan, verenlerden bilgiler, örnekler röportajlar ekleyeceğim. Girişimciler ve girişim adayları için; faydalı olacağına inandığım çalışmayı, sevgili Hande Çilingir ile birlikte hazırladık.Hande 2011 de Kagider’e girdiğinde en genç Kagider’li  ve çok başarılı girişimcilik hikayesi ile hepimizin gözdesi, gururu oldu. Onun da o günlerde girişimcilik hikayesini yazmıştım. Sonra da Hande’den zaman zaman çok güzel haberler paylaştım. Şimdi de yeni projelerle yeni yatırımlar alarak koşturmaya devam ediyor. Onun yatırım alma hikayesini de ayrıca özellikle paylaşacağım.Ben öncelikle Türkiye’de de artık yavaş yavaş etkin olmaya başlayan Melek Yatırımcılar ile başlayıp sonra teşvik, hibe ve avantajlı diğer fırsatlarla devam edeceğim.Melek Yatırımcı deyince hem nasıl melek yatırımcı olunur, hem de nasıl girişimlere yatırım alabilirsiniz konularını detaylarlarıyla paylaşmaya çalışacağım. Geçtiğimiz hafta Keiretsu Forum Türkiye’nin Kagider ile başlattığı Kadın Yatırım Kolu KAYAK  toplantısına katıldım.Hem girişimcilere hem yatırımcılara faydalı bilgilerin aktarıldığı toplantıyı paylaşarak başlıyorum. Sevgiler, sevgiler

Keiretsu Forum İstanbul,

Melek Yatırımcıları Bir Araya Getirdi!
Keiretsu Forum İstanbul’un Kadın Yatırımcı Kolu (KAYAK) Candan Karabağlı Başkanlığı’nda Türkiye’deki kadın ve erkek yatırımcıları bir araya getirdi. Keiretsu Forum İstanbul ve KAGİDER (Türkiye Kadın Girişimciler Derneği) iş birliği ile çeşitli seminer ve eğitimlerle melek yatırımcılığın öneminin anlatıldığı toplantıda Keiretsu Forum İstanbul Yatırımcı Üyesi Ümit Boyner ve KAGİDER Başkanı Gülden Türktan konuşmacı olarak yer aldılar. AvivaSA sponsorluğunda Sabancı Center’da gerçekleştirilen etkinlik kapsamında bir konuşma yapan Keiretsu Forum İstanbul Üyesi ve KAYAK Başkanı Candan Karabağlı, “Keiretsu Forum İstanbul KAYAK etkinlikleri ile kadınlara melek yatırımcılığın önemini ve onların yıllara dayanan deneyimleri ile girişimcilere yatırım ve mentorluk sağlayarak girişimcileri farklı bir boyuta getirmelerinin önemini ön plana çıkarıyoruz” dedi.
jpgCandan Karabağlı profesyonel hayattaki başarılı çalışmalarından sonra nasıl melek yatırımcı olduğunu; dünyada ve ülkemizdeki melek yatırımcı kadın oranının erkeklere göre çok düşük olduğunu,bu nedenle KAYAK’I kurduklarını dile getirdi.
Dünyanın en büyük melek yatırımcı ağı Keiretsu Forum’un İstanbul ofisinin, Türkiye’deki kadın ve erkek yatırımcıları bir araya getirdiği etkinliği,  AvivaSA sponsorluğunda Sabancı Center’da gerçekleştirildi. Keiretsu Forum İstanbul ve KAGİDER iş birliği ile düzenlenen, melek yatırımcılığın öneminin ve şirket değerleme yaklaşımlarının anlatıldığı Kadın Yatırımcı Kolu (KAYAK) etkinliğine Keiretsu Forum İstanbul Yatırımcı Üyesi ve KAYAK Başkanı Candan Karabağlı ev sahipliği yaptı. Keiretsu Forum İstanbul Genel Müdürü Aslı Işınak Gözören, “Keiretsu Forum olarak yatırımcı ve girişimcilere uluslararası platformda büyük fırsat ve imkânlar sunmakla beraber, en büyük önceliğimiz Türk yatırımcı – girişimci ekosistemini geliştirmektir. Bu noktada her sektörden tüm girişimciler bizim için çok değerli olmakla beraber, Kadın Yatırımcı Kolu’muz KAYAK ile kadın girişimcilere ihtiyaç duydukları desteği vermeyi amaçlıyoruz” dedi.
Keiretsu Forum İstanbul Üyesi ve KAYAK Başkanı Candan Karabağlı ise “Keiretsu Forum İstanbul KAYAK etkinlikleri ile kadınlara melek yatırımcılığın önemini ve onların yıllara dayanan deneyimleri ile girişimcilere yatırım ve mentorluk sağlayarak girişimcileri farklı bir boyuta getirmelerinin önemini ön plana çıkarıyoruz”  açıklamasını yaptı.
KAGİDER başkanı Gülden Türktan ise, “Türkiye’de kadın girişimciliği, gücü tam olarak ortaya çıkarılamamış bir potansiyel. İş kurmak isteyen kadınlar için sermayeye erişimde hala büyük engeller var. Bu yüzden, alternatif kredi ve finansman modellerine ihtiyaç duyuyoruz; özellikle sistemdeki engeller sebebiyle finansmana erişimi kısıtlanan kadınlar için melek yatırımcılık yükselen bir değer. Finansmanı ve yatırımcıları kadın girişimciler ile buluşturacak KAYAK’ın bir paydaşı olmak, KAGİDER olarak bizi gururlandırıyor. Daha fazla yatırımcıyı bu ağa dâhil olmaya ve kadın girişimcilere yatırım yapmaya davet ediyoruz. Unutmayalım ki kadının ekonomiye katılmasını desteklemek, ülke ekonomisinin büyümesi için en büyük katkılardan birine imza atmak demektir” açıklamasında bulundu.
Ümit Boyner ise Keiretsu Forum ve Kagider üyesi olarak, kadınların her konuda olduğu gibi bu konuda da ne kadar etkin olurlarsa ekonomik sistemimize o kadar katkı sağlanacağını özellikle vurguladı.
Keiretsu Forum Hakkında
San Francisco merkezli, kuruluşundan bu yana 400’den fazla şirkete 450 milyon doların üzerinde yatırım yapan Keiretsu Forum; sermaye, kaynak ve iş birliği fırsatı sunarak 3 kıtada, toplam 27 şubesi ve 1300’in üstünde akredite / lisanslı yatırımcı üyesi ile faaliyetgösteriyor. Keiretsu Forum İstanbul üyeleri ise yaptıkları melek yatırımlar ile girişimcilere 100 bin dolar ile 1 milyon dolar arasında sermaye sağlıyor. Keiretsu Forum İstanbul bir yıl önce kurulmasına rağmen, yatırımcı üyeleri 5 farklı sektörlerden gelen girişimci şirkete 3 miyon dolarlık yatırıma imza atmıştır.
Keiretsu Forum, bir fon değildir ve sınırlı sorumlu bir ortaklık şeklinde yatırımlarda bulunmamaktadır. Yatırımcı üyeler her ay düzenlenen toplantılarda Keiretsu Forum İstanbul üyeleri tarafından titiz elemeden geçen firmalardan yatırım sunumları dinleyerek değerlendirme ve inceleme çalışmalarını bir arada yapıyor, ancak yatırım kararlarını tek başlarına alıyorlar. Üyeler herhangi bir yatırım fırsatına istedikleri miktarda yatırım yapabilmektedir.
Keiretsu Forum İstanbul
Eğer Keiretsu Forum üyesi olmak isterseniz; ya da girişimlerinize yatırım almak isterseniz. Yukarıdaki adresten detaylı bilgi alabilirsiniz.
Farklı  Melek Yatırımcıları ve nasıl girişimlere yatırım yaptıklarını öğrenmek istiyorsanız; ben yazmaya anlatmaya devam edeceğim. İşinizi kurarken, ya da büyütmek isterken nasıl başvuracaksınız, hepsini detaylarıyla paylaşacağım.
Sevgiler, sevgiler
 

Süslü Kadınlar Turu Yapıldı

Bugün yapılan güzel bir haberi,çevreci bir etkinliği ,Kadıköy Gazetesi’nin haberini dün Yeşil Kagider Blog’da paylaştım. Bugün yarış gerçekleşti, çok renkli çok ilgi çekici idi.Hem izlemeye, hem fotoğraflamaya çalıştık.Caddebostan Migros önünden geçerlerken Melih’in objektifinden  üç fotoğraf seçtim. Daha da ekleyeceklerim var.Otomobilsiz Kentler Günü Etkinliğinde ;BİSİKLETLİ KADINLAR aynen söylediklerini yaptılar.

fotograf (86)

Süslü kadınlar bisiklet kullanıyor!
“Egzoz kokusuna karşı parfüm kokusu… ” diyen bir grup bisikletli kadın, “Süslü Kadın Bisiklet Turu” düzenliyor.
Gökçe UYGUN
fotograf (83)
Otomobilsiz Kentler Günü’nde  İzmir ve İstanbul’da 22 Eylül Pazar günü eş zamanlı olarak yapılacak turu, hem bisiklete şık kıyafetlerle de binilebileceğini kanıtlamayı hem de bisiklet kullanımı konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyor.
Etkinliğin düzenleyicisi bisikletli kadınlar, ‘’Bisiklete herkesin binebildiğini, hatta çok güzel bindiğini, o da yetmezmiş gibi süslü püslü bindiğini göstermek için Otomobilsiz Kentler Gününde süslü kadınlar yollarda olacak. İstanbul’un yollarını, boğaz köprüsünü egzoz dumanı kokusu değil, parfüm kokusu saracak. Yaptır saçları, sür parfümünü, giy kokoş elbiseni, tak şalını, sür rujunu-ojeni, giy topuklunu; sadece kendini mi süsleyeceksin? Hayır… Bisikletini de süsle, çık yollara…’’ çağrısını yapıyor. ‘’Tura katılım için kadın olmak, süslü olmak, süslü bir bisiklete sahip olmak, en fazla 10 km hızla ilerlemek ve şaşkın şaşkın bakanlara el sallamak yeterli..’ diyen kadınlar, 15.30’da Kadıköy İskelesi’nde buluşacaklar. Topuklu ayakkabılarla pedallayarak Kadıköy çarşısından geçerek Yoğurtçu Parkı’na varacaklar. Süslü kadınlar için 15 dakika makyaj tazeleme molasının ardından, 16.30 sularında Bağdat Caddesi’ne hareket edecekler.  Bağdat Caddesi Migros’ta 15 dakika ihtiyaç ve makyaj tazeleme molası verecek olan kadınlar, tura yeni katılımlarla 17.30’da Bağdat Caddesi turunu gerçekleştirecekler. Kadınlara daha sonra Kadıköy Boğa’ya dönerek turu tamamlayacaklar.
Otomobil değil bisiklet!
Öte yandan Bisikletliler Derneği de 22 Eylül dünya Otomobilsiz Kent Günü’nde her sene olduğu gibi bu kez de etkinlik düzenliyor. Teması “TEMİZ HAVA”! olan etkinlikte bisikletliler, sabah 10.30’da Lütfi Kırdar’dan başlayıp Boğaz Köprüsü’nden geçerek Haydarpaşa’ya pedallayacaklar. Burada da Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu,  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin de katılımıyla etkinlik düzenlenecek.
fotograf (87)

Doğal Oyuncaklar Üretti

Ayşe Ünlü,  2011’de Türkiye’nin Kadın Girişimcisi yarışmasında oyuncak sektöründe gelecek vaat eden kadın girişimcilerden…

2013 Türkiye Kadın Girişimci Yarışmasının neticelendiği günlerde; hem çevre dostu, hem  organik ahşap yapımı oyuncaklarla marka olmayı başaran Ayşe Ünlü’nün girişimcilik öyküsü beni çok etkiledi. Aldığı eğitimler, izlediği yol, yola çıkış nedenleri ve mücadelesi ile her satırında öğrenilecek çok şey var. Onun öyküsünü hem yeşilkagider blogda hem de yaz-gi da paylaşmak istedim. 

Çin malı olmayan oyuncak yok ki” cevabını alınca yeni bir iş fikrine sahip oldu. Bu fikri, uzmanlığı ile birleştirince farklı ülkelere ihracat yapan ahşap oyuncak şirketi doğdu.

SEVGİYLE ÜRETİLEN OYUNCAKLAR

25 seneyi aşkın zamandır pek çok projeye imza atmış olan Eray Mimarlık Dekorasyon Ahşap Sanayi Şirketi’nin ortakları Ersin-Ayşe Ünlü çifti 2008 yılında çocuklarına organik oyuncaklar yapmak arzusuyla ahşap oyuncaklar hazırlamaya başladılar. Ortaya çıkan puzzle hayvan oyuncaklar çocuklarından ve çevrelerindeki dostlarından o kadar çok ilgi gördü ki; onlar için de oyuncak yapar halde buldular kendilerini.

Sonra bu fikri tüm çocuklar için nasıl geliştirebiliriz düşüncesinden yola çıkarak oyuncak işini tamamen profesyonel bir seviyeye taşıdılar ve Eray Unique Wooden Toys markasını yarattılar.

Şu anda 2.000 metrekare kapalı, 10.000 metrekare açık alana sahip üretim tesislerinde tamamen doğal, kesinlikle çocuklar için hiçbir zararlı madde içermeyen, çocukların algısını yormayan, beceri geliştirmelerine olanak tanıyan, hayal güçlerini belirli hikaye ve kalıplarla kısıtlamayan, derinlik algısını öğrenmelerine, el-göz koordinasyonlarının gelişmesine yardımcı olan ahşap oyuncakları sevgiyle üretiyorlar.

Ersin-Ayşe Ünlü’nün yaptıkları işle ilgili tanımları gayet yalın ve sevgi dolu: “Çocukluğumuzun vazgeçilmez gelenekselahşap oyuncaklarını günümüz teknolojisi, yorum ve sevgiyle yeni nesile taşıdık.” Çocuklarımız Deniz, İsmail ve Demir ile beraber, ürettiğimiz ahşap puzzle, şirin bloklar ve arabalarımızla oynamaktan çok keyif alıyoruz…

ÇOCUKLARIMIZIN SAĞLIĞI
KONUSUNDA ÇOK ÇALIŞTIK.

Masif Kayın Ağacından üretilen ahşap oyuncaklarımızın hiçbir parçası çocukların sağlığına zarar verebilecek herhangi bir katkı maddesi içermez.Tüm ahşap oyuncak parçaları zımpara kullanmadan temizlenir ve doğal reçine ile cilalanarak su emmezliği sağlanır. Böylelikle çocuklar oyuncaklarını ıslatsalar bile parçalar üzerinde bakteri oluşumu engellenmiş olur.
100% ORGANİK
Röportajı Murat Erdör yapmış.Ayşe Ünlü’yü ve markası Eray Unique Wooden Toys ‘u araştırırken ben de hem Martı e-dergiyi hem Murat Erdör’u keşfettim, yazılarından keyif aldım, takipçileri oldum.Sizlerle de paylaşmak istedim.
Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1965 yılında Antalya da doğdum. Hayalim, ailemin de isteği ile tıp eğitimi almaktı. 1983’de Ankara ODTÜ Matematik bölümünü kazandım. Hazırlık okurken mimarlık beni etkiledi. Tekrar sınava girerek Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık bölümünü  kazandım.1989’da mezun oldum. 1990-1995 Arası Nurol Tarabya Evlerinde mimar olarak görev yaptım.

Koleksiyon Mobilya’da kısa süreli toplu pazarlamada çalıştıktan sonra, eşimle birlikte 1996 yılında Eray mimarlık ve dekorasyon şirketimizi kurduk. Yedikule Altınkapı restorasyon, Cem Uzan (Yeniköy yalısı), Hülya Avşar (Nurol Evi), Erdal Özyağcılar (Kuruçeşme), W Otel (Akaretler Ahşap İşleri) vb. projelerimiz gerçekleşirken, kızım Deniz ve oğullarım İsmail ve Demir’in arkasından onları da çok ilgilendiren ahşap oyuncaklar tasarlamaya ve üretmeye başladım.

2011 Yılı Türkiye’nin Kadın Girişimcisi yarışmasında 5600 kişi içinden oyuncak sektöründe gelecek vadeden kadın olarak ilk 5’in içindeydim ve “Bireysel  Koçluk Ödüllü aldı ve eğitimi aldım.

“Goldman Sachs  ve Hüsnü Özyeğin 10.000 Women” girişimci kadın programını oyuncak sektöründe iş planımı yaparak tamamladım ve şimdi de koçluk hizmeti olarak çalışmalarımız devam ediyor.

Antalya lise yıllarımda atletizm de  400 engelli Türkiye birinciliklerim var.  Her zaman hedef odaklı yaşamışımdır. 1997 Engelliler Spor Federasyonu Sosyal İşler Başkanlığı, Görme Engelliler Federasyon Başkanlığı ve Beşiktaş Engelliler Spor Kulübü kurucusuyum.

Kendi işinizi yapmaya nasıl karar verdiniz? Bunu yapmaya karar verirken kimden destek aldınız?

Çocukları ve oyuncakları çok seviyorum. 2 yıl önce, 3 yaşındaki çocuğumuza yüzde 100 doğal oyuncak almak istedik. Neredeyse bütün oyuncakçıları dolaştık. O günlerde haberlerde sürekli Çin mallarının sağlığa zararlı olduğundan bahsediliyordu. Bir gün, alışveriş merkezindeki bir kasiyere, “Çin malı olmayan oyuncaklarınız ne tarafta?” diye sorduk. O da, “Çin malı olmayan oyuncak yok ki” dedi. O gün ofise dönüp kıl testereyle bir tane oyuncak yaptık. Ardından, 1,5 sene boyunca, “Bu konuda ne yapabiliriz?” diye düşündük. Sonunda bulduk. Ahşaptan tamamen doğal maddeler içeren puzzle oyuncaklar üretecektik.

Eşim ve ortağım Ersin Ünlü nün maksimum desteği olmuştur .

Yine oyuncak sektöründe başarılı iş kadını Cemile Tankurt Şenulubaş; “Leonardini” adıyla mağazalar zincirlerinin kurucusu, hep bu konuda büyük düşünmemi sağlamıştır. 21 kişilik ekibim , dışarıdan mevsimlik çalışma arkadaşlarım ve yakın çevremin  desteğini hep görüyorum.

Ne üzerine bir iş yapıyorsunuz? Başka iş fikirleri varken neden bu işi yapmaya karar verdiniz?

İş fikri OYUNCAK sektöründe ve sektör dünya çapında 55 milyar ABD doları ile çok büyük bir pazar oluşturmaktadır. Gün geçtikçe bu pazar daha da büyümektedir. Dünya üzerinde ana üreticinin Çin ve Hong Kong, ana alıcının da ABD olduğu bilinmekte.

Türkiye Oyuncak sektörü neredeyse tamamen ithalata bağlıdır.

Unique Wooden Puzzle Toys markamızla, CNS ve kendi bulduğumuz yöntemlerle, geleneksel ahşap oyuncakların Türkiye’de  ilk kez seri imalatını  gerçekleştirip, paketleyerek  sektörün önde gelen oyuncak mağaza zincirlerine ürün sağlamaktayız.

Ormanlarımızda hammadde (kereste fazlalığı), eğitime yönelik, ahşap oyuncağa ebeveynlerin verdiği önemin olumlu yönde değişimi, markalı oyuncak satışlarında ithal edilen Çin oyuncaklara sıkı kalite yönetmelikleri sebebi ile ithalatın zorlaşması, oyuncak güvenliğine dikkat edilmesi sonucunda Avrupalı için ülkemizi cazip hale geldiğini gözlemledik.

Mimarlık ve Mühendislik Eğitimi  sonrası tasarım, uygulama  ve ahşap  üzerine bilgi birikimlerimiz, imalatı teknoloji ile birleşme becerilerimiz  ile  imalat maliyetlerini  Avrupa ve Çin’den daha ucuza üretebilmekteyiz. Avrupa pazarına kısa sürede ulaştırabiliyoruz. Şu anda, Avrupa, Rusya ve Amerika ile ciddi bağlantılar yapıyoruz.

Bu işi yaparken ne tip sıkıntılarla karşılaştınız ve bunları nasıl aştınız? Sizce kendi işinizi kurarken nelere dikkat etmek gerekiyor? Hangi konularda bilgi sahibi olmak gerekiyor?

Doğru iş planı yapmamda, Goldman Sachs  ve Hüsnü Özyeğin 10.000 Women girişimci kadın programı eğitmenlerinden ve sektörün duayenlerinden dersler aldık ve halen ayda bir tüm desteklerini vermekteler ve her şey sosyal sorumluluk projesi olarak ücretsiz. Sermayeye erişim de eğitim konularımızın içindeydi. Çektiğimiz zorluk; maalesef  büyük zincir mağazalar ve kitapevleri konsinye ve uzun vadeli ödemelere alışmışlar.Oyuncaklarımızın, Unifree ve Opus ile havaalanı dış hatlarda satışlarından  memnun kalınca ihracat bizim için öncelikli oldu. İç piyasadaki sıkıntıyı bu şekilde aşmak istiyoruz.

İşini bilen adamlarla çalışmak gerçekten çok önemli. Mutlaka yapacağınız işin bir iş planı, pazarlama planı  olmalı. Biz sektörde  farklı tasarım, kaliteli ürün ve uygun fiyatla öne çıkmalıyız.

İş hayatında kadın olarak yer almanın zorlukları var mı sizce? Varsa nelerdir?

Kadın olmanın zorlukları  benim için açıkçası olmadı. Uzun yıllar şantiyelerde çalıştım. Kadın veya erkek benim için aynı. 3 çocuk annesi olarak onlardan organize olmak adına çok şey öğrendim. Çok kolay yakın çevremden destek sağlayabiliyorum.

Yaptığınız işten istediğiniz sonuçları alabildiniz mi? İleriye yönelik koyduğunuz hedefler nelerdir?

İnternet sayesinde farklı  kültürlerde ülkelerin  ahşap oyuncak isteklerine çözüm üretmek aramak çok heyecan verici. D&R, Remzi, Kabalcı kitapevleri, dış hatlar gibi sektörün önemli 100-150 noktasında oyuncaklarımız satılıyor.

Çocukların ilgisini çeken çizgi film karakterleri ile ilgili lisans hakları alıp, ürünler yapmak. Eğlenceli, eğitici ve ilgi çekici oyuncaklar geliştirmek.

Kontraplak puzzle seri üretimine girmek.

Atık ahşap malzemelerini şömine odunu haline getirecek makine parkını kurmak ve sıfır zayiat ile doğaya saygılı üretim yapmak.

Abeslang ahşap, ahşap fırça sapı, ahşap züccaciye ürünleri, tematik ürünler vs. gibi yeni imalat bantları oluşturmak.

Piyasa payını artırmak.

Unique Wooden Puzzle Toys markasını Dünyada bilinir yaparak sürdürülebilir kılmak istiyorum.

Kendi işini yapmak isteyen kadınlara neler tavsiye edersiniz?

Gün içinde, tüm iletişim araçlarını farklı tasarımlar, farklı düşünceler ve farklı satış noktaları olarak algılarım ve takip ederim.

Hayata gelişimizi, gelişmek ve öğrenmek olarak algılamalarını öneririm.

Etrafımızda muhteşem, güvendiğimiz insanları bulup, sormaktan ve eleştiri almaktan korkmayalım. Evrimimiz için gerekli bunlar.

Başarılı insanların  öykülerini her zaman dinleyip yada okumalıyız.Ve hepsinin temelinde çok sevmek, çalışma, özveri ve inanç olduğunu düşünüyorum. Yapmak istediğiniz her ne iş ise, kolaya kaçmanın gelecekte çok zorluk çıkaracağını düşünüyorum.

Konuyla ilgili sizden fikir almak isteyenlerin size ulaşabileceği bir e-posta adresi veya veya yaptığınız işle ilgili bilgi almak isteyenlerin girebileceği bir web sayfası var mı?

http://www.eraytoys.com

http://www.eraymimarlik.com

eraymimarlik@hotmail.com

üzerinden bana ulaşabilirler.

Sorbe Deyince

limonlu-sorbeBen sorbe yapmayı, ikram etmeyi çok seviyorum; siz de sever misiniz?  bilmem. Sorbeler yemeklede balıktan veya tavuktan ete geçerken hem ağız tadını nötralize etmek, hem de hazmı kolaylaştırmak için tüketilen sütsüz dondurmalar, ya da dondurulmuş meyvalar. En çok bilineni ve sevileni limonlu sorbe. Ben de en çok limonlu sorbe yapıyorum, franbuazlı ya da kavunlu, da yaptığım oluyor.Yemeklerde hem balık, hem tavuk hem et aynı anda yapmadığım için yemek arası ağız tadını değiştirmek için  kullanmıyorum.minzsorbet_005_1

Ama yemek sonrası hafif, ve özellikle ben şekersiz yaptığım için, tercih ettiğim hoş soğuk bir tat olarak ikram etmeyi seviyorum.Yanına da fırınlanmış, ya da taze meyvalarla armut, şeftali, ayva gibi ya da su muhallebisi de ekliyorum.Nane yaprağı da ekliyorum. Ama ben yine tarifleri hiç şekersiz yapıyorum,meyvaların şekerleri benim için yeterli oluyor.Belki siz biraz doğal tatlandırıcı koyarsınız.

bogurtlenli-sorbeBen size aşağıda önce bilinen sorbe tanıtımı ve tarifini meleklermekanı’nın anlatımıyla verdim.Sonra da favorim dondurulmuş meyva çubuklarımı anlattım.

Sorbenin yapısında dondurmada olduğu gibi süt ürünleri ve yumurta bulunmaz. Ana malzemesini meyva suyu veya meyva püresi oluşturur. Bu ana malzemeye şeker ve suyla hazırlanan bir şurup eklenir. Lezzetinde çeşitlilik yaratmak için, şurup yerine şampanya, likör veya meyva çayı da kullanılabilir. Bu nedenle sorbeler dondurmaya oranla daha gevşek bir yapıda olup, buzlu kristalize bir dokudadır. Sorbe hazırlanıp buzlukta donmaya bırakıldıktan sonra hafifçe çırpılabilir. Sorbenin tarihçesi Sorbelerin tarihi araştırıldığında, ilk kez meyva, bal ve kardan yapıldığı ve yemek sonrası tatlı yerine yendiği görülür, geçmişi de dondurmadan daha eskilere dayanır. Sorbeyi ilk kez Çinliler hazırlamış, Perslere ve Araplara öğretmişlerdir. Araplarla yoğun ilişki içinde olan İtalyanlar aracılığıyla da tüm Avrupa ya yayılmıştır. Sorbe sözcüğünün kökeni, tatlı içki anlamına gelen Türkçe “şerbet”, Arapça “şarap”tan gelir. Günümüzde yemek üstüne veya yemekler arasında alınan serinletici, klasik bir tattır. Bunun yanı sıra içine alkol katıldığında davetlerin şık bir ikramı haline gelir. Sunumu Sorbeler genellikle kup olarak veya yüksek ayaklı kadehler içinde, bazen üzerine, sorbenin yapımında kullanılan meyvanın aromasıyla uyumlu bir likör gezdirilerek servis edilir. Servis sırasında dikkat edilecek en önemli nokta, kullanılan servis kabının da soğutulmuş olmasıdır. Dondurulmaya bırakılmadan önce sorbe kabının dibine üzüm, fıstık veya fındık gibi kuru yemişler de konabilir. mutfakrehberi.com

En kolay tarifi 1 bardağa suya  1 bardak şeker  olarak hazırladığınız şuruba,(ben hiç şeker koymadan meyva püresini donduruyorum.) 1 kilo kadar istediğiniz herhangi bir meyvenin püresini ve 1 paket vanilyayı ekleyin. Yayvan bir kaba koyup buzdolabına kaldırın. Sorbeyi 2-3 kez yarım saatte bir karıştırarak havalandırın. En sonunda düzleşirip, dondurma kaşığıyla servis yapın. Sorbe, dondurmanın aksine pürüzsüz değil, kristalleşmiş ve meyve parçacıklı olmalıdır.Dr. Oetker’in hazır sorbeleri de çok başarılı.Ama onlar da şekerli tabi.

FAVORİM İSE AŞAĞIDAKİ TARİF

meyve-şiş-tarifi-eyemekgentr-360x190Şimdi de; yazın çok kullandığım,  çok beğenerek yaptığım başka bir buzlu meyva ikramını anlatacağım.Çok daha kolay ve doğal. Öncelikle siyah beyaz üzümleri, ya da küçük küpler halinde doğranmış kavun, şeftali gibi meyvaları küçük çöp şiş çubuklarına geçirip buzlukta donduruyorum. Yazın günün her saati ikramı çok keyifli oluyor. Her zaman da ev de buzluğunuzda hazır bulunduruyorsunuz. Tabi evde müptelası sakinler yoksa .Sevgiler , sevgiler