Başka Bir Dünya Mitingi

fotograf (62)WWF‘den gelen aşağıdaki maili alınca  ben ve  benim gibi çevre dostu  arkadaşım Esen ile Haydarpaşa’da buluşup bu çok renkli mitinge katıldık.Yeşil Kagider pankartlarımız olmadığı için üzgündük, ama  aktivist gençler hemen elimize “Diren Gezegen” pankartları verdiler.

“Bizler yaşam hakkına sahip çıkan her yaştan, her düşünceden insanlar olarak  doğa için tek yürek olduk. Şimdi ise mücadelemizi dünyanın dört bir tarafındaki iklim hareketleri ile birlikte 29 Haziran’da iklim değişikliğini durdurmak için harekete geçiyoruz.

Dünyanın her tarafında olduğu gibi değişen iklim koşulları yüzünden; Samsun’da, Sinop’ta, Antalya’da, Trakya’da da yaşadığımız sellerde; Akdeniz’de yaşadığımız hortumlarda yurttaşlarımızı kaybediyoruz. Anadolu’yu vuran kuraklık sebebiyle, gittikçe artan gıda fiyatlarıyla karşılaşıyoruz.

IMGP2766

Tüm dünyada iklimin değiştiğini ve bunun, bizi yiyeceğimizden, içecek suyumuza kadar etkilediğini biliyoruz. Daha fazla bekleyecek zamanımız kalmadı; şimdi iklim değişikliğini durdurmak için harekete geçme zamanı!

IMGP2771

İklim değişikliğini durdurmak ve “başka bir dünya mümkün” demek için dünyanın altı kıtasındaki 140’tan fazla ülkeden gelen yüzlerce insanla birlikte 29 Haziran’da Kadıköy’de olacağız. Onlara, Türkiye’nin her yerinden kömüre, sürdürülebilir olmayan HES’lere ve nükleer santrallere, 3. köprüye, 3. havalimanına, çevreye zarar verecek yeni yatırımların önü açan Tabiat ve Orman Kanunu tasarılarına karşı mücadele eden binlerce insan katılacak.IMGP2752 Başta kömür olmak üzere iklim krizini derinleştiren enerji kaynaklarına “Hayır” diyeceğiz. Tüm dünyada onlarca farklı şehirde destek eylemleri düzenlenecek.

IMGP2774

Geleceğimize hep birlikte sahip çıkacağız ve ne istediğimizi söyleyeceğiz:
“%100 temiz ve yenilenebilir enerji, hemen, şimdi!”

IMGP2776

Başka bir dünyanın mümkün olduğunu şenlikli bir şekilde göstermek için 29 Haziranda, saat 15:00’da Kadıköy Haydarpaşa Numune Hastanesi önünde buluşalım.

IMGP2781

Kimler Katılıyor? WWF, 350.org, TEMA Vakfı, Greenpeace, Yeşil Düşünce Derneği, Açık Radyo, ÇEHAV, Toplum Gönüllüleri, Küresel Eylem Grubu, Bağımsız Hayvan Hakları Aktivistleri, Sokak Bizim Derneği, Gola Kültür Sanat ve Ekoloji Derneği, ÇEHAV, EuroSolar Türkiye, Fikir Sahibi Damaklar, Yuva Derneği ve Su Hakkı Kampanyası”
IMGP2792
Mitinge, Türkiye’den çok sayıda çevreci ile dünyanın 6 kıtasındaki 140’dan fazla ülkeden gelen aktivist katıldı. Haydarpaşa Numune Hastanesi önünde toplanan çevreciler renkli görüntüler oluşturdu. Düdük çalıp, sloganlar atan çevreciler, iklim değişikliğini protesto eden çevreciler Kadıköy İskele Meydanı’na yürüdü.Fotoğraflarda ne kadar renkli farklı insanların bir arada olduğunu görüyorsunuz.Dünyanın her köşesinden katılan grup kadar bizim katılımcılarımız da bir o kadar  renkli idi. Üstteki fotoğrafta ki çok  şeker yaşlı çift gibi, tatlı minik kız da annesiyle kız  grubun içindeydi.
IMGP2802
Her grup kendi müziği ve dansıyla caddede yürüdüler. Ellerindeki düdük, ve enstrümanlarla  yaptıkları müzik, söyledikleri şarkı ve sloganlara dansederek eşlik ettiler. Ama hepsinin kendi arasında müthiş bir denge ve ahenk vardı. Hiç biri ne diğerinin  önüne geçti, ne de daha az ilgi çekti.Doğadaki  denge gibi.Kimi Latin Amerika, kimi Afrika, kimi Karadeniz,kimi Doğu Anadolu müziği yapıyor, söylüyor ve dans ediyordu. Söylenenleri anlamaya hiç gerek kalmıyordu. Çıkan tüm sesler birbirini tamamlıyor, destekliyordu.Bu harika, çeşitlilik, renklilik, herkese, tüm gruba katlanarak yansıyordu.fotograf (61)Bizde Esen ile bir anda grubun içinde onlarla bütünleştik.Tema’nın gömlekleri üstümüzde, pankartlar elimizde düdüklerimizi müziğe uydurmaya çalışarak,  grubu seyretmeye, fotoğraflamaya da çalışarak yürüdük.
fotograf (60)
Hissettiklerimiz çok güzeldi. Dünyada güzellikler, doğrular için elele yürümek, tüm katılımcıların aynı duyguları paylaşması umutların keyiflerin en güzeli idi. Ne zamandır, gülemeyen yüzlerimiz bambaşka parlıyordu.
IMGP2790

 Aktivistler, ellerinde “Toprak yaşamdır”, “Başka bir dünya mümkün” ve “Nükleere hayır” “Diren Mersin”, “Diren Gezen”, “Diren Şırnak ” gibi çok çeşitli lisanlarda yazılar resimler olan binbir çeşit pankartlar taşıdılar.

IMGP2808

Mitingde konuşan Küresel Eylemci Grubu aktivisti Nuran Yüce, “Gezi direnişinden aldığımız ilhamla, şimdi daha büyük bir sorunana karşı ara vermeden mücadele  etmeliyiz. Bu sorun tüm canlı  yaşamını gözlerimizin önünde yavaş yavaş yok oluşa sürükleyen iklim değişikliği. İklim değişiminin nedenlerini yani büyük şirketlerin, devletlerin, kömür, petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtlara dayalı enerji politikalarını geri püskürtemezsek, bildiğimiz dünyanın sonu beklediğimiz bir hızla gelecek” dedi.

170a3a999fc4d20bd69dDünyaca bilinen insan hakları aktivisti Güney Afrikalı Dr. Kumi Naidoo da mitinge katılarak çevrecilere destek verdi. Naidoo ile birlikte sahneye çıkan bir grup, Nelson  Mandela için pankart açtı. Mitingde konuşan ünlü aktivist, “Demokrasi işte budur. Bu, demokrasinin neye benzediğinin göstergesidir. Demokrasinin sadece oyla olduğunu düşünenlerin tekrar düşünmesi lazım. Tüm kıtalardan toplanan insanlar burada, kömürün bitmesi gerektiğini gösteriyoruz. Siyasetçiler ve işletmeciler kömürün zararını inkar edemezler. Kömüre yapılacak bir kuruluşluk daha yatırım çocuklarımız ve torunlarımızın ölümünü anlamına geliyor” dedi.

IMGP2762

Mitinge katılan aktivistler, alternatif enerji kaynaklarını göstermek için bisiklet pedalı çevirerek büyük bir balon şişirdi. Ayrıca miting alanına, “aktivistlerin hiçbir şeyden korkmadığını” göstermek amacıyla 5 metre uzunluğunda bir korkuluk getirildi.                       Sizlere yaşadıklarımın , duygularımın ne kadarını aktarabildim bilmiyorum,ama bana çok iyi geldiği kesin; SEVGİLER, SEVGİLER…..

 

Reklamlar

Esra’nın Pastaları…

133_1339Tesadüfen tanıştım, tanıştığım an sevdim, hemen sipariş verdim.Pastam hem çok leziz hem çok sağlıklı hem de çok özel dizaynda yapılmıştı.Kocaman aşkımın doğum gününde onun iş hayatının önemli sembolü Büyük Ansiklopedi’yi Esra pasta olarak hazırlamıştı.Okuma gözlüğünü ve ayracındaki sarı kırmızı renkleri de eklemişti. 133_1347Fikir de aramızda yaptığımız minicik sohbette oluştu.Böyle bir pastanın yarattığı şok sevinç  de müthişti.Pırıl, pırıl, genç çalışkan yetenekli pastacı Esra Şaşmazer‘i o günden beri de yazmak istiyorum. Fotoğraflamak istiyorum.Ama Esra’cık çok yoğun sürekli koşturuyor. Çünkü Esra aynı zamanda her gün bir finans şirketinde çalışıyor. Aldığı siparişleri hafta sonu ya da akşamları hazırlıyor. Gününde de götürüp teslim ediyor. Hep gülerek, neşeyle, sevgiyle… Her seferinde de pastalarını, kurabiyelerini  heyacanla, merakla  çok  güzel , kocaman gözlerini  açarak acaba beğenecekler mi? endişdesiyle bakarak teslim ediyor.En büyük mutluluğu sipariş verenin beğenisi.

1057503_10151470868707539_240323858_n

Sevgiyi göstermenin farklı yolları vardır ama yediden yetmişe herkes için ortak olan,gülümseten hediye anne kurabiyesidir..O’na sevginizi göstermek,özel günlerinizde dostlarınızla paylaşmak,çocuklarınıza güzel anılar yaratmak için Madame Cookies size keyifli kurabiyeler sunuyor….gülümseten kurabiyeli günler.

Esra böyle anlatıyor; Madame Cookies‘i

1057985_10151474281452539_874096819_n

“Yaptığım pastalar ile insanların güzel anlarında imzam olmasını istedim diyor..”.İşte birkaç imza pasta fotoğrafını sizler için seçtik.

1058745_10151474272472539_578187801_n

“İlerde butikr üretim alanı olu bişturmak istiyorum,yaratıcı arkadaşlarla çalışmak istiyorum” diyen ; Esra’nın benim çok sevdiğim, maske şeklindeki bir doğum günü pastası;

702518_10151178958482539_1066225985_n

Bu da çok beğendiğim bir yeni yıl yemeği pastası….

Böyle gönülden yapılan, yaratıcılığı, kalitesi, ön planda olan her pasta , ve benzeri ikramların güzel olmaması, beğenilmemesi mümkün mü?

1060493_10151474278192539_576167429_n

Buna ne demeli…Gurme lezzetler için mutfak atölyesine katılan Ruhi Bey’in doğum günü pastası…

1062485_10151474278717539_612387530_n

Pasta olduğuna inanmak çok zor, kime yapıldıysa kıskanmamak mümkün değil; hiç unutulmayacak bir anı…

979811_10151474283117539_943026556_n

Paskalya yemeği  için daha güzel bir hediye olabilir mi?

1057527_10151474281802539_446316568_n

Bence bu inci pasta verilirken; şaşkınlık anı geçmeden de  inci kolyenin orjinali çıkarılmalı…Harika bir anneler günü hediyesi….

1057702_10151474272047539_1401694034_n

Bu kurabiyeleri kime vermeli siz düşünün…Bütün bu çok özel ve  sadece size özel olacak seçenekler sadece bir telefon uzağınızda…133_1252

Esra’yı keşfeden sevgili Zehra Güngör. Ben de ondan duyarken bir anda tanıştım ve müşterisi oldum.Hem de çok takdir eden beğenen müşterisi oldum. Hepimiz özel günlerimizde özel anılar, özel kutlamalar isteriz. Hiç unutulmayacak, gözümüzün önünden silinmeyecek. O zaman hemen Esra’yı arıyorsunuz; o birkaç sorudan sonra sizin kafanızdakini hayata geçirmek için çalışmaya başlıyor. Önce tasarımı örnek fotoğraflarla anlatıyor, beğendiriyor. Sonra da yapımına  geçiyor.

Esra Muğla Üniversitesi iktisadi ve idari bilimler fakültesi  iktisat bölümü mezunu; okulu bitirdikten bir sonra finans şirketinde çalışmaya başlıyor. Sonra da  çok severek yaptığı pasta ve kurabiye becerilerini hobbyden öteye  götürmek, işe dönüştürmenin yollarını bulmaya çalışırken Zehra Güngör ona destek veriyor. Koçu mentörü oluyor. Esra’nın şimdi bir şirketi var.  Henüz pastaları kurabiyeleri evinden yapıyor. Canı kocası ,Özgür; ona her aşamada yardımcı oluyor. imageKocası da Güzel Sanatlar Akademisi mezunu. Yaratıcılığını ve becerilerini dövmeler yaparak ortaya çıkaran çok farklı bir alanda çalışıyor.İkisi de farklı konularda yaratıcılıklarını konuşturuyorlar.Sevdikleri işi yapıyorlar. Gelecek için güzel hedefleri var. Belli bir döneme kadar da evden çalışmayı sürdürmek istiyorlar.Esra ayrıca başka bir işte çalışıp güzel bir mücadele veriyor. Bu iki güzel pırıl pırıl gence saygı duymamak, sevmemek mümkün mü?

Sınır tanımayan bu genç girişimcilik hikayesini çok beğeniyorum, onun için paylaştım, gurur duyuyorum.Başarılarının devamını, hayallerinin en kısa zamanda en güzel noktalara ulaşmasını diliyorum, sevgiler sevgiler… tonlarca….

Macahel Uzmanı “Doğal Lider”

Görür görmez aşık olduğum çok özel bölge Macahel’in çok güzel insanı, doğal lideri ,çevre dostu,Hasan Yavuz’u geçtiğimiz günlerde kaybettik. Macahel’e gittiğim de evinde kaldığım, sofrasında yediğim bu çok değerli, çok mütevazi  insanı tanıma şansım oldu. Macahel’i daha önce blogumda  2012 Eylül yazılarımda Macahel  1-2-3-4  sayfalarında  fotoğraflarla uzun uzun paylaşmıştım.Bölgeye kattıkları, doğaya bize kazandırdıkları hiç unutulmayacak kadar değerli olan Hasan Yavuz’u Bayar Şahin ile  2005 de yaptığı  videosunu ve Macahel Vakfı Org’da çıkan haber yazısı ile paylaşmayı vazife bildim.954641_10151643270512158_1056025496_n
Hasan abi, Macahelde yaşayan insanlar ve bütün canlılar senin fedakarca yaptığın çalışmaları hiç bir zaman unutmayacaktır.

https://www.facebook.com/photo.php?

HASAN YAVUZ Artık bir EFSANE

Hasan Yavuz 1955 yılında Camili köyünde dünyaya geldi. Camili İlkokulu ve Borçka Ticaret Lisesini bitirdi. Askerlik dönüşü kısa süreli İstanbul’da kaldıktan sonra Camili köyüne döndü. Bu radikal kararı aldığında, dünyanın en saygın kurumlarının yönetici ve bazı çalışanları, Türkiye’nin önde gelen medya mensupları, yazılı basın üyeleri, pek çok saygın bilim insanı, çevreci kuruluşlar, doğa dostları ve yazarlar tarafından tanınan, hikayelere konu olan, Doğal çevrenin korunmasında lider ve kurduğu dernekle de Türkiye’de öncülük yapacak olan Akil Adam olma kararı verdiğinin farkında değildi. O Camili’de mütevazi yaşamını sürdürürken 1994 yılında ODTÜ’den bir grup bilim insanı kapısını çalar. Gelen yabancıların başındaki insanın konuşma jargonu O’nun jargonu ile örtüşmektedir. Onlarla hemencecik kaynaşır. Ve o kapı yaklaşık 15 sene boyunca bir daha kapanmamak üzere hep açık kalır. Çünkü, Machel keşfedilmiştir. Dünya bankası Çevre Fonu ve BM Çevre Fonu’ndan UNESCO’ya, TEMA Vakfı’ndan Doğa Deneği’ne kadar uluslararası ve ulusal kuruluşlar, belgeselciler, değişik projelerde görev alan onlarca bilim insanı Hasan ve Hacer’in konuğu olurlar. Gelenleri ağarlamanın ötesinde, onları fırtınada-borada dağ-bayır gezdirir, yolluklarını sırtıyla taşır. Bunca insanla oturup kalkan Hasan özellikle doğa, yabanıl hayat, biyolojik çeşitlilik, endemik türler, gen merkezi gibi konularda tam bir entelektüel olur. Sayısız uzmanlardan dinlediği ve bizzat gözlemlediği çalışmalar  O’nu konunun uzmanı yapar.
camiliFg1

 Macahel’de hangi ağacın anıt ağaç olduğunu, hangi Rhodedondron’un endemik olduğunu, hangi Dipthera’nın  Kelgena macahelensis olduğunu adı gibi biliyordu.

Looking down on village in Macahel

Bu bilinç ve algı, O’nu arkadaşları ile birlikte Türkiye’nin ilk çevreci köylü derneği olarak ünlenecek olan Camili(Macahel) Çevre Koruma ve Geliştirme Derneğinin kurmaya öncülük etmesine neden oldu.

kdenizdar740

Macahel’e karayolu ulaşımının sağlandığı 1960’lı yılların ortlarından itibaren Orman Bakanlığınca yürütülen orman kesiminin durudurulması için büyük çaba harcadı.“İstihsal” adı verilen ve binlerce anıt ağacı barındıran “Ilıman yağmur ormanları”nın kıyımına neden olan bu uygulamayı durdurulmasına öncülük etti.

Saf Kafkas arısının melezlenmemesi için yerel yöneticilerden ve ilgili bakanlıktan Havzaya dışarıdan arı girişinin yasaklanması ve Macahel’in Saf Kafkas arısı için “Gen Merkezi” olması kararını aldırdı.

macahel köyü(camili köyü)

Bir toplantıda, “Macahel’in doğası herhangi bir dış müdahele sonucu bozulursa, 3. zamandan beri sadece havzada yaşamını sürdüren ılıman yağmur ormanlarım, vadilerimdeki Kelgena macahelensis ne olacak? CansuyunuzSalmo trutta macrostigma’nın yaşamasına yetecek mi? Rhodedondronlarım nasıl çiçek açacak? Phylloscopus lorenzii’nin ötüşünü duyabilecekmiyiz?

Saf Apis Mellifera Caucasica’m saf halde kalabilecek, 10 Km.den bal toplaybilecekler mi? diye avazı çıktığı kadar bağırıyordu.

Hepimiz şaşkına dönmüştük. Bizim Hasan Zoolog değildi, Biyolog değildi, Botanikçi hiç değildi. Bütün bu latince isimleri nasıl kafasına nakşetmişti?

Keskin zekası, bitmeyen öğrenme arzusu ve üstlendiği bilim insanlarına gönüllü hammallık anlayışı O’nu “Macahel Uzmanı” yapmıştı. Hasan’ı farklı kılan da buydu.

Hasan biyolojik olarak Macahel’de yaşıyor görünüyordu. Oysa iç dünyası, dünyanın en önemli başkentlerinde yaşıyor gibi son derecede zengindi.

Macahel’de düzenlenen onlarca toplantı ve çalıştaylarda aktif rol oynadı.

Macahel’de hazırlanan tüm belgesellere konuk oldu.

Yerli, yabancı binlerce dost edindi.

Hasan, artık Macahel’in olmazsa olmazı idi. O bir kanaat önderi, O bir Akil Adam, O bir Doğal Lider’di.

Farkında olmadan verdiği Macahel’e dönüş kararı kendisine kimseye nasip olmayacak bir ufuk açtı, çevre yarattı.

Gençliğinden itibaren hep doğru bildiklerini savundu. Her zaman halkın çıkarlarını kendı çıkarlarından üstün tuttu. Fedakardı, bir o kadar mücadeleciydi. Mücadeleci ruhu O’nu hep asabi kılmıştı. Toplantılarda bazen O’nu zaptetmekte zorlanılıyordu. Yalana ve yanlışa çok tepkiseldi.

“Hasan sakin ol” uyarılarına cevabı, “Duman vurmişim” idi.

Tek kötü alışkanlığı stres bahanesiyle kopamadığı sigara idi. Ve günün birinde, en verimli çağında, en gerekli olduğu zamanda hiç aklına getirmediği sigara alışkanlığı Hasan’ı bizden, dostlarından ve canı kadar sevdiği Macahel’inden ayırdı.

Sigara konusundaki uyarılara cevabı da “Duman vurmişim” idi.

Gelecekte Macahel’in tarihini yazacak olanlar, belgelerde, belgesellerde, gerekse de halk arasında en çok Hasan Yavuz ismine rastlayacaklar.

hasany

Hasan artık bir EFSANE….

Ne mutlu Hasan’a….

Mesele “Gökkubbede hoş bir seda bırakmak” ise,

Duman vurmişim….

Alıntı haber : http://www.macahelvakfi.org/

Şaşırtan Davetler

Bazı sofralar, davetler çok özel. Neden; davetin gönülden isteyerek yapılması. Bu davet sahipleri, yaşamdan aldıkları keyfi, sevdikleri ile dostları ile paylaşmaktan mutlu oluyorlar.Mutlulukları da sofralarına lezzet ve sevgi olarak yansıyor.537286_10151397814028115_2125718187_n Netice mükemmel oluyor.Böyle değerli sofraları ben de paylaşmaktan çok keyif alıyorum. Paylaşmak istediğim çok güzel gönülden sofralar, davetler var. Bu günkü sofralar, 2014 Dünya İpra Başkanı,  sevgili arkadaşım İzmir’li çok özel kadın Zehra Güngör‘e ait.

308550_10151402294122539_1776758956_n

Dostlarına hazırladığı sofraların fotoğrafları bile yemek kitabına konacak güzellikte, çekicilikte. Çoğunda malzemeleri anne evi Ayvalık’tan özel olarak geliyor.Lezzetleri, sunumları, kendi yöresel özellikleri ile bu harika davet yemeklerini sizlere fotoğrafları ile aktaracağım. Zehra’dan geldikçe tariflerini sonradan ekleyebilirim. Ama önce görüntüleri ile gönülleri fethetsinler dedim.

247553_10151402294057539_1413531484_n

Önce çok sevdiğim klasik yemek bamyayı seçtim. Harika görünüyor. Ben bazen zeytinyağlı yemeklerin üstüne, pişirip tabağa aldıktan sonra, tekrar yağda domatesleri biraz çevirip ekliyorum. Burada da böyle olabilir mi? diye düşündüm. 946237_10151402294217539_1050936841_nZehra’nın klasiği, karidesli kiş. Tarifi gelirse ekleyeceğim. Ben, kendimce benim  favorim  patlıcanlı kişimdeki (tıklarsanız ulaşırsınız) gibi yapıp, közlenmiş patlıcanların yerine karides haşlayıp koyabilirim dedim.Çok çekici hemen yapmalıyım.912726_10151396231097539_2088070947_nFava, enginar, arpacık soğanlar ile, üstünde de deniz börülcesi…Harika zeytinyağı ile yapılmış bu yemek için ne demeli bilemiyorum. Çok kışkırtıcı baştan çıkarıcı, mükemmel bir beraberlik.

913264_10151396822767539_1141320770_n

Atıştırmalık içi dolu minik domatesler, minik lezzet topları… Çok hoş bir sunum, içi, herkesin  ağız tadına  göre bir peynirle  hazırlanabilir.911535_10151397497722539_1014507236_nSorbe her zaman favorim, çok yaparım, ama böylesini hiç yapmamıştım, limonlu sorbe, limon küp  içinde ve kurabiye ile servis edilmiş.(Dr Oetker’inde çok pratik yapılan sorbeleri var.)

Zehra’nın mutfağında daha çok yemekler var, hepsi birbirinden güzel, sağlıklı, lezzetli, ot,  balık, sebze ağırlıklı. Hepsi süperler, sırayla paylaşmak istiyorum.Gönülden sofralar, şaşırtan sofralara döndükçe kendimi tutmam mümkün değil. Sevgiler sevgiler…

Genç Kızlarımız İçin;

Milla-300x300Trendyol‘un sahibi Demet Mutlu; başarılı, enerji dolu, pırıl pırıl,  bir genç girişimci. Hikayesini, başarısını duyduğumda, ilgimi çok çekti. Kendisini görüp, hikayesini kendi anlatımıyla dinleyince çok daha sevdim, hayran oldum.Demet’in  gençlere, özellikle genç kızlarımıza  örnek olacak güzel  hikayesi ve tavsiyeleri var.Çok daha önce paylaşmalıydım, ama her anın paylaşım değerlerinin  çok farklı dokunmalara, neden olacağını düşünüyorum.

Demet işini kurarken kendi moda beğenisini  ve Amerika’da kullandığı internetle alışveriş sistemini biraraya getirerek işe başlıyor.

Demet Mutlu, şöyle anlatıyor öyküsünü:

İnşaatçı ve çok yoğun çalışan annesi ona ilk rol modeller oluyorlar.

demetmutlu2_dNew York’ta doğdum. Babam işadamı, inşaat projeleri yapardı. Hem New York’ta, hem Türkiye’de. Annem ise Citibank’ta çalışıyordu. Babam (Bilal Mutlu) genç yaşta New York’a gitmiş. Şu an 76 yaşında ve halen aktif. Aslen Ankaralı. Annem ise Adanalı. Tarsus Amerikan’da okumuş, sonra İstanbul  ardından New York. Orada da babamla tanışmışlar. İkisinin de yoğun iş hayatı vardı. Benim için güzel rol model oldular. Bana küçük yaştan itibaren hep ‘yapabileceğim’ anlatıldı. New York’ta aslında 3 yıl kaldım. Sonra İngiltere’de ilk okulun 3, 4 ve 5’inci sınıflarını okudum.İtalya’da da lise okudum. New York’ta işletme eğitimi aldım. Türkiye’ye döndüm.

7 yıl profesyonel hayatta çalışıyor.Girişimci olmak fikriyle hep başarılı girişimcilerin sohbetlerini izliyor, dinliyor.Dijitalin pazarlama gücünü farkediyor.

İşletme mezunu olarak hep küresel şirketlerde çalıştım. Finans bölümünde, üretimde, iş geliştirmede ve pazarlamada hepsinde tecrübe edindim. İstanbul, İsviçre, Japonya ve New York’tan sonra da Harvard’da MBA yapma kararı aldım. Çünkü girişimci olmak istiyordum, bunun için de iyi bir eğitimim olmalıydı. Okulda, iş projeleri yapıyorduk. Çok sayıda başarılı girişimci gelip bizimle sohbet ediyordu. Birçok önemli şirketin iç yapısını zaten bizzat görmüştüm. Ancak en çok yeni iş geliştirme, proje yönetme bana çok heyecan vermişti. Japonya çok ilginç bir deneyimdi benim için orada daha 2005 yılında dijitali yaşadım, öğrendim. Dijitalin pazarlama gücünü gördüm.

imagesRihanna ile proje

ABD’de çalıştığım şirketin ‘zencilere kozmetik’ pazarlamadaki başarısızlığını aşmak için bir proje yönettim. Sarışın mavi gözlü kadınlarla sunulan kozmetiğin zenci kadınları çekmeyeceğini anlattım ve Rihanna ile anlaşıp o projede büyük başarı elde ettik. Meşhur Umbrella şarkısıyla ilk çıkışında, bizim projemizle yeni bir alan açtık.                                                                                                                             Bir arkadaşım internette bir kozmetik projesi yaptı ve başarılı oldu. O benim için cesaret vericiydi. Ben de internetten ‘moda’ satmaya karar verdim. İstanbul’daki tasarımcıların ürünleri ile Türkiye genelindeki kadınların hatta İstanbul’un Beşiktaş Nişantaşı Osmanbey dışındaki semtlerinde oturanların bile buluşması zordu. Tasarımcıların da mağazaları yoktu. İşte bu aradaki bağlantıyı internetle yaparız diye düşündüm. Üstelik moda benim de tutkumdu. Türkiye’de bu alanda büyük boşluk olduğunu düşünüyordum.

Satışa başladıktan  6 ay sonra ortaklık için kapımız çalındı

Demet Mutlu, internetten moda satma fikriyle çıktığı yolda 300 bin dolarlık başlangıç sermayesiyle hareket ettiklerini anlatıyor ve şöyle devam ediyor: “İnovatif bir girişim yapmadık. ABD’deki benzer iş modelini uygulamış oldum. Modaya odaklandım, 18 Mart 2009’da şirketi kurduk, Eylül 2009’da lansman ve satış başladı. Babam başlangıçta ‘seni bunun için mi bu kadar okuttuk’ diyordu (bugünlerde fikri değişti). Satış başladıktan 3 ay sonra Tiger Global geldi. 4.3 milyon Euro’luk kaynak geldi. Reklam, pazarlama, teknoloji yatırımı yaptık. Moda organizasyonlarına sponsor olmaya başladık. Kleiner Perkins ortaklık istedi, iş daha da büyüdü. Şu an trendyol.com’un yüzde 60’ı fonlarda. ‘Büyük olanın parçası olmak çok daha akıllıca.”

Trendyol-250x250Alışverişin yüzde 80’ini kadınlar yapıyor

Demet Mutlu, trendyol.com’un ‘yüzü’ olarak seçtikleri şarkıcı Hadise’nin Türk kadınları tarafından çok sevildiğini söylüyor ve şu bilgileri aktarıyor: “Üyelerimizin yüzde 70’i kadın, alışverişin yüzde 80’ini kadınlar yapıyor. Onların en sevdiği popüler ismi marka yüzümüz yapmak istedik. Hadise’nin ‘O Ses Türkiye’deki performansından etkilendik. İsabetli karar vermişiz. Büyüme hızlandı.”

100_0459

Demet’in  Genç Kagider’in geçen seneki  panellerinden birinde,” Genç kızlarımızın bir kısmı okuyor, iyi eğitim alıyor, sonrada çalışmıyor, evinin kadını olmak istiyor, bu konuda onlara ne demek isterseniz. ” diye sorulduğunda;  verdiği cevabı ve kendinden örneklemeyi çok beğendim.Aşağıda çok değerli bulduğum bu saptamasını özellikle genç kızlarımız için ekledim.

“Başarı bir bütündür. İş kadını işinde olduğu kadar; evinde iyi bir eş ve anne ise başarısı onunla daha da bütünlenecek ve büyüyecektir, diyen Demet Mutlu  sadece evinin kadını olarak yaşamak isteyen kadınların; bir müddet sonra kendini eksik yetersiz hissedebileceği, eşine eşlik etmekte zorluklar yaşayacağına inandığını, annesinin de bu konuda  kendisine çok iyi örnek olduğunu anlattı. Kendisi de işlerinin en yoğun olduğu kuruluş dönemlerinde, cesurca evlilik yapmaktan çekinmiyor.

Biz de çevremize baktığımızda genelde başarılı iş kadınlarının, evinde de aynı başarıyı sürdürdüklerini özellikle çok görüyoruz.Girişimci olmanın özel bir yetenek istediğine inananlardanım. Ama kızlarımızın ister girişimci olsunlar , ister profesyonel hayatı seçsinler, ister evli, ister bekar; mutlaka çalışmalarından yanayım.Çalışma hayatını  evliliğin  ilk yılların da, özellikle çocukları küçükken  zor gibi görebilirler. Ama inanın öyle değil, hepsinin çareleri bulunuyor. Zamanlama, şartlar dengesi içinde kurulduğunda;çocuklar daha sağlıklı, bilinçli mutlu, özgüvenli  yetişiyorlar. Her çalışan kadın hem kendi için, hem ailesi için  büyük gurur kaynağı oluyor. İşinde  çok başarılı, çok aktif hem de bir çocukla yetinmeyip üç dört çocuğu da başarıyla büyüten örnekler oldukça fazla. Sizlere önümüzdeki günlerde böyle bir iki girişimcilik öyküsünü  hemen anlatmalıyım.

Çok başarılı, güzel ve genç örnek Demet Mutlu’nun ileride de farklı başarı  haberlerini  paylaşmak isteyeceğimden eminim.

Girişimciler,  işini kurarken, büyütürken finans ve ortaklar nasıl bulur, bu konuda yeni bir yazı serisi başlatacağımı geçen hafta yazmıştım. Önümüzdeki günlerde başlayacak.Demet de bu konuda çok değerli bir örnek, çok başarılı ortaklıklarla, onların finans ve mentörlük katkılarıyla  işini çok büyüten süper bir örnek. Aşağıda Demet’in milliyet.com.tr de çıkan işi trendyol‘la ilgili röportajı ekledim.Sevgiler, sevgiler…

Bizim de bir garaj öykümüz oldu sonunda. Ve garajda bir kadın var üstelik. Girişimci işkadını Demet Mutlu’nun üç yıl önce kurduğu fırsat sitesi Trendyol.com büyüdükçe büyüyor. Şirketine ortak olan her işadamı kârını ettikten sonra hisselerini yeni bir ortağa bırakıyor neredeyse. Yalçın Ayaydın şirketteki payını ABD eski Başkan yardımcısı Al Gore’a bırakmış durumda. Al Gore Türkiye ziyaretinde şirketin Ayazağa’daki merkezine gidip bilgi aldı.

İnsan inanmakta zorlanıyor. Üç yıl önce internet üzerinden kıyafet satmak üzere kurulan bir sitenin değeri 300 milyon doları bulmuş. Şirkette 850 kişi çalışıyor, ciro 150 milyon doları aşmış. Şirket demek ne derece doğru onu da bilmiyorum. Trendyol.com daha çok bir film, fotoğraf stüdyosunu andırıyor. Fotoğraf muhabiri arkadaşım Hüseyin Özdemir’le indiğimiz alt katta girdiğimiz 10 odada da mankenlerle çekim yapılıyordu. Siteye koymak için günde 5 bin çekim yapıyorlarmış. Kulis bölümlerinde makyaj yapanlar, kıyafet değiştiren mankenler, kıyafetleri taşıyanlar… Demet Mutlu da bir patrondan çok yönetmene benziyordu.
300 bin dolarla işe başladı
New York doğumlu Demet Mutlu sonrasında İngiltere ve İtalya’da okumuş. Ortağı Begüm Tekin ile çıktıkları yolda daha altıncı aydan itibaren ortaklık teklifleri almışlar. Emre Kurttepeli, Yalçın Ayaydın, Sidar Şahin’in  bir dönem ortak olduğu şirket bugüne kadar 50 milyon doların üstünde yabancı yatırım çekti. İsviçre, Japonya, Amerika’da küresel şirketlerde finans, üretim, pazarlama alanlarında çalışan Demet Mutlu, 2008’de Harvard’daki işletme masterını yarım bırakıp Türkiye’ye döndü. İnternetten moda satma fikriyle 300 bin dolarlık başlangıç sermayesiyle sitesini kurdu. Üç ay sonra Tiger Global ortak oldu siteye. Arkasından Kleiner Perkins… ABD’li Fortune dergisinin ‘Dünyanın En Güçlü 10 Kadın Girişimcisi’ arasında gösterdiği Demet Mutlu ile hazır giyim ve e-ticaret pazarını konuştum.
Tüketiciyi ücretsiz iadeyle yakaladı
* Herkes restoran ya da alışveriş sitesi açmak istiyor… Bu kadar kolay mı, herkese ekmek var mı?
Ama herkes! En son eşimin 60 yaşındaki kuzeni de, “Bir fikrim var, site açmak istiyorum” deyince, “Eyvah” dedim. Açmak çok kolay, üç beş bin dolara açıyorsunuz. Ama büyütmek zor. İnternette küçük rakamlarla büyüyemiyorsunuz. Mesela biz 3 milyon üyeye eriştikten sonra para kazanmaya başladık. İnternette iş yapıp da büyüten marka haline getiren girişimci sayısı çok az. Bir defa çok iyi bir ekibiniz olmalı. Yaptığınız işle ilgili olmanız lazım sonra. Ben ve ortağım Begüm modayla çok ilgili omasak bu kadar tutunabilir miydik, emin değilim. Sonra size yatırım yapabilecek büyük yatırımcıları arkanıza almanız lazım. Bunları yapabilirseniz evet kolay! Müşterileri her anlamda tatmin etmeniz lazım. Çünkü hızlı değişiyor her şey. Bakmayın siz, Türkiye’de çok gelişmiş bir sektör değil bu. Biz hata yapa yapa öğrendik. Ücretsiz iade sistemini ilk biz getirdik. Bu müşteri memnuniyetini ciddi şekilde artırdı.
* İşinizin ne kadarı moda bilgisi, ne kadarı internet?
Ben de ortağım Begüm Tekin de internet dahisi falan değiliz. Modayı çok severiz. Bu ihtiyacı görüp böyle bir site açtık. Daha önce başka siteler de vardı çok başarılı olan. Ama bu kadar moda odaklı, mankenle çekimle, styling’le, Türk tasarımcılarla, kadınlara odaklı bir site yoktu. Konseptiyle, sitenin tasarımıyla… Orada bir ihtiyaç vardı. Perakendeye baktığınızda kadınlar yüzde 70 oranında alışveriş yapıyor. Fakat dönüp internete baktığınızda çoğunlukla erkeklerin alışveriş yaptığını görüyordunuz. Biz bu ihtiyacı gördük.
İnternette alışveriş sabah yoğun
* Şu an itibariyle kaç bin işlem gerçekleşti?  (Demet Mutlu ile geçen çarşamba sabah saat 11.30’da buluştuk.)
15 bin işlem olmuş şu saat itibariyle. Hafta sonu daha da yükseliyor ama rakamlar.
* O zaman daha çok sabah saatlerinde alışveriş yapılıyor…
Kesinlikle. Fiziksel mağazalarda akşamüstleri daha çok alışveriş olur. İnternette ise sabah saatlerinde. Hafta sonlarında rakamın bu saatlerde 50 bini de bulduğu oluyor. İnsanlar daha çok iş saatlerinde alışveriş yapıyor internette.
* Toplam perakende pazarındaki satışların ne kadarı internet üzerinden gerçekleşiyor?
Toplam perakende pazarının büyüklüğünün 137 milyar TL olduğu görülüyor. Bunun yüzde 2’si online. Birkaç yıl içinde yüzde 10 olacağını düşünüyoruz. Servis kalitesini iyi tutan ve müşteri memnuniyetini sağlayan şirketler hızlı büyüyecek o nedenle.
Müşteriler kadın, kartlar erkeğin
* Ne kadar sıklıkla alışveriş yapılıyor?
Her 3 saniye de bir ürün satılıyor. Ortağım Begüm Tekin’le daha altıncı aydan itibaren yatırımcı ortaklardan teklifler aldık. Siteyi 300 bin dolar başlangıç sermayesiyle kurdum. Şu anda dünyanın en büyük teknoloji fonu New York merkezli Kleiner Perkins ve Tiger Global ortağımız. Kleiner biliyorsunuz Amazon, Google ve Twitter gibi şirketlerin de yatırımcısı. ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore da yatırımcımız. Türkiye’ye geldiğinde yatırım yaptığı şirketi görmek istedi. Merkezimizi ziyaret etti.
* Müşterilerinizin ne kadarı erkek ne kadarı kadın?
6.5 milyon aktif müşterinin yüzde 80’i kadın, yüzde 20’si erkek. Kredi kartı ödemelerinden bakarsanız ise yüzde 75’i erkek. Kadınlar daha çok erkeklerin kredi kartını kullandıkları için ödeme üzerinden bakarsanız erkekler ağırlıklı.
* Modada ihtiyaç gördünüz ve buna yatırım yaptınız. Şu an yatırım yapsanız neye yapardınız?
Oyun sektörüne yaptım. Sidar Şahin’in kurucusu olduğu Peak Games adlı oyun sitesine yatırım yaptım. Milyonlarca kişi bu siteye giriyor. İkinci moda sitemiz http://www.modagram.com’u açtık. Çok da iyi gidiyor. Çok değişik markalar var orada. Siteyle aynı adı taşıyan kendi markamızı yarattık. Bu markanın koleksiyonları da sitede satılıyor. Erkek koleksiyonları da satılıyor. Bu sitemizde çocuk ve ev tekstili, aksesuarı ürünleri yok. Bu site fırsat sitesi değil. Normal sezon ürünleri satılıyor. Her markanın her ürünü değil koleksiyonlardan seçilmiş ürünleri satılıyor. Moda butik havasında full fiyattan satış… İkinci bebeğimiz bu… Sağlık sektörünün çok gelişeceğine inanıyorum. Hatta doktorsitesi.com diye bir site açtık.
* Üretime de girdiniz yani…
Evet, birkaç ay önce kendi markamızı yarattık. Bir tasarım ekibi kurduk. 100 atölyeye fason üretim yaptırıyoruz. Bu yıl deri detaylar, dantel detaylar çok moda. Bu sitede tüm Türkiye’de 48 saat içinde sipariş teslimi yapılıyor.
‘Türk kadınları sonsuza kadar ayakkabı alabilir’
* Kadınlar en çok ne alıyor?
Elbise ve ayakkabı. Bu site vasıtasıyla Türk kadınlarının sonsuza kadar ayakkabı alabileceklerini gördüm. İnanılmaz sipariş veriyorlar. Ayakkabıyı çok seviyorlar. Bunu kendi aramızda da tartıştık. Belki de yollarımızın tozlu ve kötü olması etkilidir. Ayakkabıyı çok sevdikleri ortada. Yeter ki fiyatı ucuz olsun… Türk kadınındaki ayakkabı sevgisi sanmıyorum ki hiçbir ülkede olsun… Erkekler ise gömlek ve tişört…
n Sizin kaç çift ayakkabınız var?
200. Benim de ayakkabı zaafım var…
trendyol-logo
Önümüzdekİ yıl yurt dışına açılıyor
* Türkiye’den milyar dolarlık internet şirketleri bir gün çıkacak mı?
Bizim hedefimiz bu. 2015’te 1 milyar dolarlık değerlemeye gelmek istiyoruz. Projeksiyonlarımızı buna göre yapıyoruz.
* Hangi adımlarla bunu sağlayacaksınız?
Trendyol ve Modagram sitemiz Türkiye’de daha da büyüyecek. Ama sadece lokal kalarak bunu sağlayamayız. Önümüzdeki yıl yurtdışına satışa başlayacağız.
* Amazon modeli ile büyüyeceksiniz yani…
Aynen. Yabancı müşterilerimiz Dubai’den, Kuveyt’ten, İtalya’dan Trendyol ve Modagram’a girip alışveriş yapılabilecek. Buradan yollayacağız siparişlerini. Bu gerçekten çok zor bir operasyon. Ciddi yatırım isteyen bir operasyon. Bütün altyapıyı buna göre uyarlayacağız. Yazılımı yaptık. Tuzla’da 12 bin metrekarelik depomuzu hazırladık. Dünyada Amazon bunu çok iyi yaptı. Biz de modanın Amazon’u olmak istiyoruz. Türkiye bir tekstil cenneti. Çok kaliteli ürünler, çok özel tasarımcılarımız var. Ne zaman bir Türk tasarımcının kıyafetini giysem yurtdışında birisi yaklaşıp mutlaka, “Kıyafetiniz nereden?” diye soruyor. Türk markalarının yurtdışına açılması için bir platform olacağız. Binlerce marka bu şekilde yurtdışına açılmış olacak. Bizim hedefimiz Türk tasarımcılarını, markalarını, konfeksiyonunu dünyaya tanıtabilmek. İlk etapta Ortadoğu ile başlayacağız. Sonra Avrupa, Amerika ve Asya’dan gelecek siparişleri karşılayacağız.
3 milyon üyenin altı zarar yazıyor
* Sizinki gibi bir sitede para kazanmak için ne kadar üyeye sahip olmalı?
İnternet işinde kesinlikle büyümeniz gerekiyor. Biz hırsımızdan değil internette iş yapmanın dinamikleri böyle işlediği için bu kadar hızlı büyüyoruz. Bu sektörde ufak ufak büyüyüp de kalan görmedim. Başarılı şirketlerin hepsi hızlı büyüyenler. Böyle bir işte en az 3 milyon üyeniz olmalı. Altı zarardır.

İki Müze Ev 1

İki senedir Haziran ayı ilk haftası tesadüfen Müze Ev’ler geziyorum.Hatta üç senedir, 2011 Ernest Hemingway’in müze evi; 2012 Masumiyet Müzesi 2013 Sait Faik Abasıyanık’ın müze evi.  Dün Ernest Hemingway’in evini anlattım, bugün Sait Faik Abasıyanık’ın evi  ile devam edeceğim.Burgazada’da bulunan Sait Faik Abasıyanık müzesi 2010’dan bu yana Darüşşafaka Cemiyeti’nin sürdürdüğü restorasyon çalışmalarının tamamlanmasından sonra yeniden Mayıs 2013’de tekrar açıldı. Güzel adaya daha da değer kattı. 250px-SaitfaikSait Faik Abasıyanık’ın pek çok hikâyesini kaleme aldığı evde, yazarın el yazması öyküleri ve fotoğraflarının da içinde bulunduğu kişisel eşyaları da yer alıyor. Babasının vefatından sonra kışları Şişli’de, yazları ise Burgazada da,zaman zaman da  annesi Makbule Hanım ile bu köşkte yaşamını sürdüren Sait Faik, rahatsızlandıktan sonra zamanının büyük bir kısmını da burada geçirmişti. Yazarın ölümünden sonra evleri, annesinin isteği ile müzeye dönüştürülmüş. Müze, 22 Ağustos 1959 günü ziyarete açılmış. Türk edebiyat dünyasında ilk müze ev olduğu için hem tartışmalara neden olmuş, hem ilk değerli örnek müze ev olmuş.DSCF5917 Makbule Abasıyanık , 8 Kasım 1954 yılında hazırladığı vasiyetinde varlıklarının çoğunu, yazarın eserlerinin telif haklarını ve Burgazada’daki köşkü (müze yapılması şartıyla) Darüşşafaka Cemiyeti’ne bırakmıştı. Bunun nedeni, 1954’te ölümünden önce oğlu Sait Faik’in bu lisede düzenlenen bir edebiyat matinesine katıldıktan sonra ortamdan çok etkilenerek, annesine malvarlıklarını bu kuruma bağışlamayı teklif etmiş olması idi. 1964’te bu vasiyetin Darüşşafaka Cemiyeti’ne intikal etmesi üzerine müze evin bakım, onarım gibi sorumluluklarını cemiyet üstlenmiştir. 2009’da restorasyon çalışmaları başlatılmış, müze dört yıl kapalı kaldıktan sonra 2013’te yeniden ziyarete açıldı. DSCF5904 Burgazada’daki ev, babası Mehmet Faik Abasıyanık tarafından Burgazadalı bir Rum doktordan satın alınmış. Evin yaklaşık 200 senelik bir geçmişi bulunuyor. Burgazada vapur iskelesine iner inmez sol tarafınızdaki Fayton Meydanı’ndan yukarıya doğru yürüdüğünüzde sol tarafınızda Aya Yani Kilisesi var. Kilisenin hemen çaprazındaki Sait Faik Sokak’tan çıkınca, beyaz boyalı görünümüyle Sait Faik’in hayaller kurduğu, evi karşınıza çıkıyor. DSCF5920Ben iki ev arasında çok benzerlikler bulduğumu Ernest Hemingway’in evini anlatırken yazmıştım. Belki en önemlisi müze evleri gezerken, size yaşattıkları duygu yoğunluğu.DSCF5926İki ev de de mobilyalar, tablolar, kullanılan özel eşyalar, çalışma odalarını da, birbirine benzettim. Dönemleri aynı, ama ikisi de birbirinden çok uzak dünyanın iki ayrı ucundalar.DSCF5925Ev hakkında daha fazla yazmak istemiyorum,geri kalanını sizin hayallerinize bırakıyorum.DSCF5922IMGP2692IMGP2693IMGP2701

Bu da evin penceresinden görünen manzara. Burgazada’ya giderseniz uğrayın, bu güzel eve, belki Sait Faik’in bir kitabını da yanınızda götürürsünüz.


IMGP2710

Aşağıya yazarın hayatının kronolojik özet anlatımını koydum.Sevgiler, sevgiler

IMGP2711Sait Faik; Kasım 1906’da Adapazarı’nda dünyaya geldi. İstanbul’da 11 Mayıs 1954’te sirozdan yaşamını yitirdi. İlköğrenimini Adapazarı Rehber-i Terakki Mektebi’nde yaptı. İki yıl Adapazarı İdadisi’nde öğrenim gördü. Kurtuluş Savaşı‘ndan sonra ailesi İstanbul’a yerleşince İstanbul Sultanisi’ne girdi. Onuncu sınıfta bir öğretmene yapılan şaka yüzünden sınıfı dağıtılınca Bursa Erkek Lisesi’ne geçti, 1928′de buradan mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde bir süre eğitim gördü. Ekonomi öğrenimi için İsviçre Lozan’a gitti. Kısa süre kaldı ve Fransa’ya geçti. 3 yıl Fransa’da Grenoble’da yaşadı. Eğitimini yarım bırakarak 1933′te İstanbul’a döndü. Kısa bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi’nde Türkçe grup dersleri öğretmenliği yaptı. Babasının desteğiyle girdiği ticarette de başarılı olamadı. Daha sonra hiçbir işle uğraşmadı. Geçimini babasından kalan mirasla sürdürdü. Yaşamını Şişli’de Bulgar Çarşısı’ndaki apartman ve Burgaz Ada’daki köşklerinde annesiyle geçirdi. Şiir yazmaya İstanbul Sultanisi’ndeki öğrencilik günlerinde başladı. Öyküye Bursa’daki öğrencilik zamanında geçti. İlk öyküsü “Uçurtmalar” 9 Aralık 1929′da Milliyet gazetesinin sanat sayfasında yayınlandı. 1934-1940 arasında Varlık, Ağaç, Servet-i Finuni, Uyanış, Ses, Yeni Ses, Yaprak, Yenilik gibi dergilerde yayınlanan öykülerinle tanınmaya başladı. Sait Faik ilk ürünlerini ortaya koyarken, Türk öykücülüğünde durum şöyleydi: Bir yanda Ömer Seyfettin‘in “milli hikayecilikcilik” etkisi sürüyordu. Refik Halit Karay’dan F. Celalettin’e uzanan gülmece ağırlıklı “fıkra-öyküler” yönelimi” vardı. Sabri Ertem ve Sabahattin Ali ile yerine oturan “gerçekçi yönelim” ve Memduh Şevket Esendal’ın içten ve yalım anlatımı.Sait Faik  bu ortamda ilk öyküleriyle gözlemci bir yazar olarak belirdi. Ama kısa sürede öyküyü olaydan sıyırmaya yöneldi. Bu yönelişinde onun gerçeği ya da durumu bir anlatıcıdan, kendi “ben”inden geçirme eğiliminin de büyük payı vardı. Bu, öykülerinde doğal bir öznelleşme süreci hazırladı. O “ben” evrensel bir insanlık duygusunun odağı olduğu için, insanlığın tüm çelişkilerini, bunalımlarını öyküsünün temeline yerleştirdi. Ona göre her şey insanı sevmekle başlar. İlk dönem ürünü öykü kitaplarında Adapazarı ile İstanbul’daki çocukluk ve ilk gençlik yıllarını anlattı. Sonraki yapıtları giderek bir şiirsellikle doldu. “Lüzumsuz Adam”, “Mahalle Kahvesi”, “Havada Bulut” gibi eserlerinde esnaf, işsizler gibi dertli insanlara, toplumun acı çeken kesimlerine yöneldi. “Kumpanya” ile öykülerine giren karakterler arttı. Gezgin tiyatro topluluğu, cambazhane çalışanları, emekli miralay, Galata, Samatya, Yedikule’deki deri işçileri, meyhaneler, sabahçı kahveleri, çımacılar, garsonlar. “Son Kuşlar”da bir tür düş kırıklığı hissedilir. Sait Faik, toplumsal düzenin çirkinlikleri, sahtelikler, adaletsizlikler karşısında direnen insanın yalnızlığını keşfeder. Sonraki kitaplarında bu karamsarlık artar. “Alemdağda Var Bir Yılan”la gerçeküstücülüğe yöneldi. Hikayedeki konu ve olay akışını iyice ortadan kaldırdı. Öykülemeyi ruhsal değişiklikler yoluyla yaptı. Gerçeküstücü öğelerle kişinin yalnızlığı ve bunun yarattığı acıları irdeledi. Öykü, roman ve şiirlerini yaşamın hakkını vermek için yazdı. Sürekli kullandığı ana tema yaşama sevinci oldu. Sıradan insanlar, işsizler, hamallar, balıkçılar, sokak kadınları, kimsesiz çocuklar, emekçiler ve küçük burjuvalar onun insanlarıdır. O bu insanlarda evrensel insanı yakaladı. Aynı zamanda bir İstanbul öykücüsüdür. Doğa güzellikleri karşısında başı döner. Toplumsal sorunlar onu bireysel planda bir hayıflanmaya sürükler. Böyle anlarda karamsar bir tablo çizer. Toplumsal çelişkiler karşısındaki tavrı öfke, yenilgi ve kaçış olur. Ölümünden sonra Burgaz Ada’daki evi müze haline getirildi. Annesi “Sait Faik Hikaye Ödülü” oluşturdu. Çağdaş edebiyata katkılarından dolayı Amerika’daki Uluslararası Mark Twain Derneği’nin onur üyeliğine seçildi.


ESERLERİ ÖYKÜ: Semaver (1936) Sarnıç (1939) Şahmerdan (1940) Lüzumsuz Adam (1948) Mahalle Kahvesi (1950) Havada Bulut (1951) Kumpanya (1951) Havuz Başı (1952) Son Kuşlar (1952) Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954) Az Şekerli (ölümünden sonra, 1954) Tüneldeki Çocuk (1955) Mahkeme Kapısı (Adliye röportajları) (1956) Balıkçının Ölümü-Yaşasın Edebiyat (1977, derleyen Muzaffer Uyguner) Açık Hava Oteli (1980, Konuşmalar-mektuplar derleyen Muzaffer Uyguner) Müthiş Bir Tren (1981, deleyen Muzaffer Uyguner) ŞİİR: Şimdi Sevişme Vakti (1953) ROMAN: Medar-ı Maişet Motoru (1944, ikinci baskı 1952′de “Birtakım İnsanlar” adıyla) Kayıp Aranıyor (1953) Yaşamak Hırs IMGP2702

Bu Kısa Film Herşeyi Anlatıyor…

Çok hoş yapmışlar, gençlerimizle gururluyuz, mutluyuz,onlar geleceğimiz herşeyimiz.Sevgili arkadaşım paylaşmış, ben de sizlerle paylaşıyorum.Umutla, sevgiyle, gözümde yaşlarla…

https://www.facebook.com/photo.php?v=261901663948516

Ümit Özdağ’da dünkü yazısında  güzel bir irdeleme yapmış.Paylaşıyorum http://www.21yyte.org/arastirma/politik-sosyal-kulturel-arastirmalar-merkezi/2013/06/12/7047/taksim-erdogani-nasil-yener