İki Çevre Dostu Haber

Pazertesi sabahları ekogazete‘yi keyifle okuyorum.Derledikleri beni çok umutlandıran mutlu eden çevre yazıları var.Tabi mutsuz eden uyarıcı yazıları da var. Sonuçta hepsi çevre için farkındalık yaratan önemli yazılar. Buradan, zaman zaman  yazılarını paylaştığım Atila Alpöge ve Tahsin Çorat’a da teşekkür ediyorum.

Aşağıdaki haber de onlardan biri. Ben bunun altına Kadıköy Belediyesinin, konuyla ilgili çok güzel bir çalışma haberini de ekledim. Sizleride mutlu eder umarım. İyi haftalar diliyorum.

(Çevre yazılarımı Yeşil Kagider Blogumuzdaki , sorundan dolayı bir süredir  yayınlayamıyoruz,sadece burada paylaşabiliyorum.)

Mutfak atıkları işe yarayacak

28 Nisan 2013 tarihinde yayımlandıby 

Londra’dayız.  Binlerce lokantası var.  Yüzlerce de yiyecek üreten tesisi.  Tabii bunlarda zeytinyağından içyağına kadar her türlü yağ kullanılıyor.  Örneğin, patates kızartılıyor.  İşi bittikten sonra da yağlar atılıyor.  Doğru kanalizasyona.  Ama bunlar borularda, künklerde pıhtılaşıyor, donuyor ve tıkama yapıyor.  İdare de bunları temizlemek için her ay 1 milyon sterlin harcıyor.  Bu kaybı tersine çevirme zamanı geldi.

Garip de görünse, yepyeni bir proje oluşturdu yetkililer:  Mutfak yağı atıklarından enerji üretmek.  Her gün 30 ton yağ toplanacak ve bunlar bir santrali işletecek.  Projenin sorumluları tarlalardan gelecek işlenmemiş, kullanılmamış yağa kapılarının kesinkes kapalı olduğunu ısrarla söylüyorlar.

Santral yılda 130 milyar saatlik enerji üretecek.  Sorumlular “Bu enerji 40.000 konutluk bir kasabayı bütün yıl boyunca aydınlatır.” diyorlar.  Aslında bu enerjinin yarısı boruları temizlemekte kanalizasyon idaresine yetiyor.  Gerisini de elektrik idaresi satın alacak ve kendi sisteminde hizmete sunacak.  Elektrik idaresinin genel müdürü “Bu işten herkes kârlı çıkacak.  Vatandaş da, lokantalar da, kanalizasyoncular da, biz de.”

[Ancak bütün bu yağlar nasıl toplanacak?  Bunun maliyeti ne olacak?  Astarı yüzünden pahalı olmayacak mı?  İşin bu tarafı çok açık değil.  En azından şimdilik bilgi yok.]

Atila Alpöge /  Yararlanılan kaynak:  James Meikle, The Guardian, 7.3.2013

Atık Yağı Getir, Temiz Yağı Götür…

Kadıköy Belediyesi, atık yağların zararının önüne geçmek üzere “Atık Yağı Getir, Temiz Yağı Götür” kampanyası başlattı.

Kampanyanın tanıtımı, DoubleTree by Hilton Moda’da gerçekleşti. 1 litreyağın 1 milyon metreküp suyu kirlettiği ekolojik sistemde geri dönülmez hasarlar oluşmaması için düğmeye basan Kadıköy Belediyesi ve Çevre Bakanlığı lisanslı Deha Biodizel firması, örnek çalışmayı hayata geçirdi. Tanıtım davetine; Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, bazı KadıköyBelediyesi Meclis Üyeleri, Kadıköy Belediyesi Çevre Koruma Müdürlüğü yetkilileri, Taşyapı Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı, Deha Biodizel Genel Müdürü Abdullah Tiryaki, mahalle muhtarları ve Gönüllü Evleri öncüleri katıldı.

5 LİTRE ATIK YAĞ GETİREN, 1 LİTRE TEMİZ YAĞ ALACAK…

Evlerde ve lokantalarda kullanılan atık kızartma yağlarının çöpe ve lavabolara dökülmesi ile meydana gelen çevre, yeraltı suları ve deniz kirliliğini önlemek için çalışmalar yapan Kadıköy Belediyesi; konunun önemine dikkat çekmek ve ev kadınlarını harekete geçirmek için, atık yağınıbiriktiren Kadıköylülere temiz yağ armağan edecek. Deha Biodizel firması ile ortak kampanya başlatan Kadıköy Belediyesi, 5 litre atık yağ getirenlere 1 litre ayçiçeği yağı verecek.

SELAMİ ÖZTÜRK, GÖNÜLLÜLERE TEŞEKKÜR ETTİ…

Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, 2008 yılından bugüne ev ve işyerlerinden atık yağ topladıklarını ve biodizel yapılması için firmalara verdiklerini hatırlatarak, kampanyaya yönelik açıklamasında şunları ifade etti: “Bugün burada başlattığımız kampanya, iklim dostu çalışmalarımızın önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu proje ile insanlık için, dünya için güzel bir işyapıyoruz. İddia ediyorum ki, Kadıköylü gönüllüler sayesinde bu proje, Türkiye’de en iyi Kadıköy’de uygulanacak. Herkesi de, komşusunu bu projeden haberdar etmeye çağırıyorum.”

ATIK YAĞLAR TEMİZ ENERJİYE DÖNÜŞÜYOR…

Deha Biodizel Genel Müdür Yardımcısı Nihal Sözbir Karakuş ise, firma olarak geri dönüşüm çalışmalarına yönelik şunları ifade etti: “Türkiye’de yılda 350 bin ton atık yağ oluşuyor. Amacımız, bu yağların lavabolara dökülmemesi… Ben kimya mühendisiyim ve şunu söylüyorum; en tehlikeli atık, atık yağdır!Yağlar dökülmesin, canlılar ölmesin. Bu yağları toplayarak, ekonomiyekatkı sunalım…”

ÖRNEK GÖNÜLLÜ MUHTAR DEVELİOĞLU’NA PLAKET…

Atık yağların Kadıköy’de bulunan Gönüllü Evleri ve muhtarlıklara bırakılabilecek olması ile birlikte, davete Kadıköy Mahalle Muhtarları veKadıköy Belediyesi Gönüllüleri de katılım gösterdi. Proje başlamadan önce, kendi çabaları ile atık yap toplayıp, ekolojiye katkı sunmak üzere çalışan Zühtüpaşa Mahallesi Muhtarı Harika Develioğlu’na plaket takdim edildi. 5 litre atık yağ biriktiren bazı Kadıköylü kadınlara da, Belediye Başkanı Selami Öztürk ve Deha Biodizel Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı tarafından1 litre yağları hediye edildi.

1 LİTRE ATIK YAĞ, 1 MİLYON LİTRE SUYU KİRLETİYOR!

Lavabo ya da çöpe döküldüğünde toprağa, yeraltı temiz su kaynaklarına ve denizlere ulaşarak çevre kirliliğine neden olan bitkisel atık yağlar, su kirliliğinin yüzde 25’ini oluşturuyor. Atık yağlar ile kirlenen suları ise, biyolojik olarak arıtmanın mümkün olmadığı biliniyor. Denize karışan atık yağlar, suların yüzeyini kaplayarak, suya oksijen transferini önlüyor ve deniz canlılarının ölmesine sebep oluyor.

YAĞLARI SOKAKLARDA AKILLI CİHAZLAR TOPLAYACAK…

Deha Biodizel firması, atık yağ toplama işlemi için yakın zamanda Kadıköy sokaklarına cihazlar yerleştirecek. Kadıköylüler, atık yağlarını bu cihazlara bırakacak ve karşılığında bir bilet alacak. 5 litrelik yağa denk gelen bilet sayısına ulaştıklarında ise, anlaşmalı mağazalara giderek 1 litre ayçiçek yağlarını ücretsiz olarak alabilecekler.

Böylece Kadıköylülerin, evde uzun süre yağ biriktirmek ve bir seferde 5 litre yağ bırakmak gibi bir zorunlulukları da kalmayacak. Atık yağlarını yeni ay çiçek yağı ile değiştirmek isteyen vatandaşlar, 444 28 45 ya da 414 38 15 no’lu telefonları arayarak, evlerine atık yağ toplama aracı çağırabilecek. Kadıköylüler, atık yağlarını Muhtarlıklar ile 21 mahallede bulunan Gönüllü Evleri’ne de bırakabilecek.

Beyaz Yakalı Girişimci

 Fatmanur Erdoğan çok severek takip ettiğim Kariyer Yolculuğu blogunun yazarı, bir kitap yazdı. BEYAZ YAKALI GİRİŞİMCİ-Girişimci Hayata Yumuşak Geçiş

Fatmanur Erdoğan’ı yazılarından  beğeniyorum, okuyorum, takip ediyorum. Kitabının  çıktığını ve de girişimciler için yazdığını görünce, hemen alıp okumak sizlerle de paylaşmak istedim. Sevgili Fatmanur’u bugüne kadar hakkında çıkan yazılarla ve özellikle blogunda yazdığı yazılarıyla tanıyorum. Size de onu; ilgili birkaç yazıyı, görseli paylaşarak anlatmak istedim. Girişimciler için çok faydalı olduğunu düşündüğüm kitabını da yine hakkında çıkan yazılarla paylaşmak istedim. Bu güne kadar sizlerle paylaştığım girişimcilik hikayelerinde kitapta anlatılan tavsiye edilen örnekler hep var.Fatmanur çok doğru ve değerli tespitler yapmış.Kitapta  da toplu bir bakış açısıyla anlatmış, size hangisi uyarsa.Karar sizin.

fatmanur-erdoganFatmanur Erdoğan Hakkında

Fatmanur ErdoğanTürkiye’nin ilk kariyer ve yönetim blogunun kurucusudur. 

Hürriyet Daily News gazetesinde girişimcilik üzerine yazdığı köşe yazılarıyla girişimci ruha sahip olanların başarıyla yükselmelerine destek olmayı amaçladı.

Kariyerine Norveç’te Norsk Hydro Agri International’da başladı. Singapur’da FMCG sektöründe çalıştıktan sonra, uzun yıllar ABD’nin Kaliforniya eyaletinde, University of California, Santa Barbara Extension’ın global pazarlama stratejilerine yön verdi. Pazarlama alanındaki çalışmalarıyla Ventura County, California Addy Awards gümüş ödülüne layık görüldü. Pacific Coast Business Times tarafından ‘40Under40’ genç girişimci lider ödülünü kazandı.

Yurtdışında 10 yıl yaşadıktan sonra, BSH Bosch ve Siemens Ev Aletleri şirketinin kurumsal iletişim departmanını kurdu ve yönetti. Abdi İbrahim İlaç Sanayii’nin kurumsal sosyal sorumluluk süreç tasarım çalışmalarını başlattı. The Coca-Cola Company’nin 91 ülkeden oluşan Coca-Cola Avrasya ve Afrika Grubu’nun kurumsal ilişkiler ve sürdürülebilir gelişim stratejilerinin oluşturulmasında etkin bir rol aldı.

Girişimci bir yönetici olan Fatmanur Erdoğan, Uludağ Üniversitesi’nde İşletme okudu; University of California, Santa Barbara’da Pazarlama, Grafik ve Web Tasarım programlarını tamamladı; Yorkville University’de Psikolojik Rehberlik ve Danışmanlık üzerine yüksek lisans yaptı. Erdoğan, Yeditepe Üniversitesi MBA Programında “İnovasyon İçin Kurumsal Kültürler ve Liderlik” dersi vermektedir.

indir (3)Beyaz yakalıdan girişimci olur mu?

Hazırda işiniz varken, düzeninizi oturtmuşken, geliriniz belliyken girişimci hayata geçmeyi düşünür müydünüz? Birçok kişi bu rahatlığı ve garantili durumu bırakmak istemiyor. Fakat bazıları da kurumsal hayatı devam ederken hep yapmak istediği işi yapabilmek için can atıyor. Bir yandan şirket diğer yandan yepyeni bir iş alanı… İkisi nasıl yürüyecek? Fatmanur Erdoğan, Beyaz Yakalı Girişimci adlı kitabında girişimciliğe heveslenen beyaz yakalılara tavsiyelerde bulunuyor.

Beyaz yakalı girişimci, eğitimi olan, iyi şirketlerde kariyer yapmış, başarılı, bir yandan da girişimci ruha sahip kişilere deniyor. Sayıları da git gide artıyor. Hazırda bir işi, düzeni varken bir girişimde bulunmak cesaret istiyor. Şu anda yaptığı işi bırakmasa bile girişimine zaman ayırması gerekecek. İşin tutup tutmayacağı batıp batmayacağı da kesin değilken neden böyle bir şey yapılsın? kariyeryolculugu.com’un kurucusu ve Beyaz Yakalı Girişimci kitabının yazarı Fatmanur Erdoğan bunu şöyle açıklıyor: “Beyaz Yakalı Girişimcilerin aklında hep bir gün kendi işlerini yapmak oluyor. Bazıları aile ve çevrenin baskısıyla başka şirketlerde çalışan ama arayışları daim olan kişiler oluyor. Bazıları için elde ettikleri deneyim artık onları tatmin etmiyor ve daha çok üretken olabilecekleri bir kariyer arayışı içinde oluyorlar. Diğer bir sebebi şirketlerin hiyerarşik yapıları, kuralcı yaklaşımları, ya benim düzenime uyarsın ya da gidersin tarzı liderlik anlayışları sayılabilir.”

İnsanların saygı gösterdiği bir kariyerden sonra bilinmeyen bir alanda ilerlemeye çalışmak cesaret işi. Özellikle de ilk yıllarda. Girişimcinin kendini kabul ettirmesi ve ürününü, hizmetini satması ilk yıllarda zor oluyor. Tanınırlık, güvenilirlik gerekiyor. Referans işler birikene kadar kapıların yüzünüze kapanmasına da hazırlıklı olmak gerekiyor. Eğer tek başınaysanız daha rahat hareket edebiliyorsunuz. Ama bir aileniz varsa onlar da yeni kariyerinizden etkileniyor. Düzenli bir gelirden vazgeçiyorsunuz. Genellikle yatırımı geri alabilmenin iki seneyi bulduğunu belirten Erdoğan, bunun en az iki sene alışık olunan hayattan mahrum kalınması anlamına geldiğini söylüyor.

57 (1)Üçüncü denemede başarılı oluyorlar

Kurulu düzeni bırakmak zor. Bu nedenle beyaz yakalıların büyük bir kısmı böyle bir değişime gitmiyor. Uluslararası bir şirkette çalışıyorsanız, sizinle iş yapmak isteyen çok kişi oluyor. Sadece şirket ismi nedeniyle sizinle temas kurmak istiyorlar. Girişimciliğe geçiş yapıldığında ilgi azalıyor. Bu da 20 yılını büyük şirketlerde geçirmiş beyaz yakalılar için zor bir süreç. İtibarını ve gücü kendinizden almamaya alışmışsanız, süreciniz daha da zorlaşır diyen Erdoğan, beyaz yakalı girişimcilerin bir müddet gelir kaybı yaşamayı da göze alabildiğini söylüyor. Yıllarca maaşı zamanında yatanlar için dengesiz bir hayata geçmek büyük sıkıntı. Kararınızı verdiniz, girişimci olacaksınız. Ölçtünüz, biçtiniz ve bir şekilde işe başladınız. Her şey istediğiniz gibi gitmeyebilir. Erdoğan, istatistiklere göre, girişimcilerin genellikle 3. iş denemelerinde istedikleri başarıyı elde ettiklerini söylüyor. Bir kısmı da bu işin onlara göre olmadığını tecrübe ederek farkediyor. Hiç denememektense, deneyimlemeyi tercih ediyor. Bunun çok önemli bir özellik olduğunu belirten Erdoğan, günümüzde işinden, iş yerinden ve yöneticisinden memnun olmayan çalışanların sayısı yüksek olduğunu söylüyor. Bu kişilerin çoğu da hayal kuruyor fakat aksiyon alamıyor. Bir kısmı da cesaret ediyor ve iş istediği gibi gitmese bile, bu tecrübe onu profesyonel hayatında daha başarılı yapıyor.

Girişimcilik işsiz olmakla eşdeğer

Bir yandan iş bir yandan binbir zorlukla ilerletmeye çalıştığınız girişiminiz… Bu dönemde çalıştığınız kurumun tutumu önemli. Bazı girişimcilerin bu süreçte şirket hedefiyle kendi hedefleri örtüşmediği için kurumsal hayatı bıraktığını belirten Erdoğan, çevik şirketlerin zaten bu kişilerin hedeflerine ulaşabilmeleri için destek olduklarını söylüyor.

Girişiminizi yaptınız, hatta biraz da yol aldınız. Fakat sıkıntılar bitmiyor. Profesyoneller için en önemli sıkıntılardan birinin girişimciliğin işsiz olmakla eşdeğer olması diyen Erdoğan, bu durumun beyaz yakalı girişimcinin kendini yeni işinde kabul ettirene kadar devam ettiğini söylüyor. Ancak o zaman sosyal baskıdan kurtulabiliyorlar. İnternet girişiminde bulunanların işi daha zor. Evde laptop’unuzda iş yapıyorsanız, vay halinize. Yazık çocuğa, gül gibi işini bıraktı diye düşünülüyor. Fiziksel bir dükkanınız da yoksa, ne iş yaptığınızı anlatmak zor. Çevreden gelen eleştirilere dayanmanın en iyi yolu da halinizden anlayan kişilerle, yani girişimcilerle vakit geçirmek.

Türkiye’den örnekler

Türkiye’de de beyaz yakalı girişimciler var. Erdoğan bunlara örnekler veriyor: Özüm Sönmezalp, Türkiye’nin prestijli bir kurumunda, iyi bir konumda çalışırken ayrılıp daha önce bu alanda deneyimi olan Kemal Gürer ile birlikte Burger House’ı kuruyor. Türk markası olan bu girişim, uluslararası alanlara da açılıyor. İngiltere’de şube açtılar ve şimdi planları arasında Güney Afrika’da 5 şube açma planları bulunuyor.

Diğer bir girişimci Fiba Holding’in kurucusu Hüsnü Özyeğin. Yapı Kredi Bankası’nda üst düzey bir pozisyondan ayrılıp, kendi şirketini kurdu. Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik alanında yaptığı çalışmalarla öne çıkıyor.

trendyol.com kurucuları da Beyaz Yakalı Girişimcilere iyi bir örnek. Kurucularından Demet Mutlu, başarılı bir eğitim hayatı arkasından, memur olarak bir şirkette çalışmaktansa, start up girişiminde bulunmayı tercih ediyor. Belli bir kurumda unvan almak için koşturmak yerine tutkusunun ve ideallerinin peşinden koşuyor. Harvard’dan mezun olup ismi bilinmeyen bir şirket kurmak da büyük cesaret, özgüven ve öngörü gerektirir. CFO’su Mehmet Akgün, Amazon.com’da finans müdürüyken, Türkiye’de bir start-up a CFO olarak katılıyor. Kısaca Beyaz Yakalı Girişimci, kendi tutkuları doğrultusunda hareket edebilme cesaretine sahip, girişimci ruha ve davranışa sahip, eğitimli, başarılı, çok meraklı ve potansiyeli yüksek olan dinamik bireylerden oluşuyor.

posta-gazetesi-fatmanur-erdoganGirişimciliğe geçişte tavsiyeler

-Halihazırda çalıştığınız bir şirket varsa ve kendi işinizi yapma hayaliyle tutuşuyorsanız, keskin bir geçiş yerine kademeli geçişi deneyin. Şu an X şirketinde gıda ürünleri satan bir pazarlama direktörüyseniz ve ticarete atılmak istiyorsanız, evinizden küçük adımlarla ticarete atılmanız ya da ticaret yapan bir tanıdığınızla birlikte bir müddet hareket etmeniz faydalı olur.

– Yaptığınız işten farklı bir alana geçecekseniz, o alanı tanımak, networkünüzü kurmak için zaman geçirin. Yeni bir alan hakkında öğrenmeniz gereken çok detay olacaktır.

-Eğer girişiminiz aynı sektörde olursa, networkünüz sağlam, bilgi ve tecrübeniz de kuvvetli olacağından geçişiniz yumuşak olacaktır.

-Aileniz ve sorumluluklarınız yüksekse, onlarla fikirlerinizi paylaşın. Girişimci hayat, stabil memur hayatından farklıdır. Aileniz de sizinle birlikte durumdan etkileneceği için, onların da hazır olması ve sizi desteklemesi yararlıdır.

-Finansal olarak yüklü girişimde bulunacaksanız, kaynaklarınızı iyi planlayın.                         Yukarıdaki güzel yazıyı  Hürriyet İK dan Zeynep Mengi’den aldım. zmengi@hurriyet.com.tr

ELLE-COVER-STORY-FATMANUR-ERDOGAN-155_156_ELLE150Kitap Hakkında Yorumlar

“Girişimciliği ve girişimcilerin deneyimlerini akıcı bir anlatımla gözler önüne seriyor. Girişimci bir hayatın size göre olup olmadığını keşfetmenizi sağlayacak etkili bir kitap. Girişimciliğe gönül vermiş herkesin girişimci hayata adım atmadan önce Fatmanur’un bu kitabını okuması gerekir.

-Norbert Klein, CEO, BSH Bosch ve Siemens Ev Aletleri A.Ş. Turkey

“Girişimciliği tanımlamak çok kolay değil. Belki en yakın ve açıklayıcı olanı “girişimciliği” bir ruh hali olarak tarif etmek. Fatmanur Erdoğan’ın yakaladığı ve aslında hazırladığı bu kitabı farklı kılan da buradaki yaklaşımı. Psikolojik olarak girişimciliğe yaklaşım ile aslında Erdoğan, bir yaşam biçimini anlatıyor. Bu açıdan içerik olarak Türkiye’de alanındaki en ilgi çekici çalışmalardan biridir. Kitapta sizi başarıya götürecek ‘girişimcilik ruh hallerini’ bulmak mümkün. Yapay formüller yerine, kendi girişimci ruh hallerinizi keşfederek ilerlemenin yolu açıklanırken, girişimcilik alında dünyaca tanınmış isimlerden örnekler ve sözler, anlatılan yaklaşımları renkli kılıyor.”

-Volkan Akı, Turkish Time, Genel Yayın Yönetmeni

61“Girişimcilik üzerine yazılmış ilham verici, çok değerli bir kitap. Fatmanur Erdoğan, bizlere yeni ürün ve hizmetler geliştirebilmek için yaratıcı ruhumuzu kullanma yöntemlerini, inovasyon için keşif yollarını gösteriyor. Merak duygunuzu harekete geçirmeye ve cesaretinizi bulmaya destek oluyor. Fikirlerinizin akması ve başarıyla sonuçlanan girişimlere imza atmanız için gereken gücü size kazandırıyor. Merakınızı cezbettiren başarı örnekleri ve yüksek tempolu anlatımıyla girişimcilik yolculuğundakilerin başucu kitabı.”

-Nancy Overholt, Direktör, Institute of International Education, USA

“Fatmanur öyle güzel biriktirmişsin ki hepimizin iş hayatındaki keşkelerimizi, iyi ki yapmışımlarımızı, yine olsa acaba öyle mi davranırdımlarını… Uzun zamandır birbirine çok benzeyen kişisel gelişim kitaplarının girişimcilik alanındaki boşluğunu dolduracak bir kitap olmuş. Yirmili yaşlarının başlarındaki her Türk gencine bu kitabı okutabilmeyi öyle isterdim ki… Bu durumda kitabı elinde tutan ve bu yazıyı okuyanlardan ricacı olayım; mümkün olduğunca fazla kişiye hediye ederek okumalarını sağlayalım. Emin olduğum ise, bu kitapta okudukları sayesinde hayatında önemli kararlar alacak birçok kişi için bir başucu kitabı değil, başının tacı kitabı olacak…”

-Mustafa Demiralay, Yeşim Tekstil Üretim Direktörü

Mustafa Demiray’a ben de katılıyorum. Optimist Yayınlarından çıkan bu çok güzel kitabı çevremde ki gençlere tavsiye etmekten, hediye etmekten çok mutlu oluyorum.

Artık Bir Fikri Var….

Prensim  sürekli yeni şeyler öğreniyor, her hafta bir önceki haftadan  daha  farklı. O küçücük bebek hızla büyüdü, akıllı  minik bir delikanlı oldu.Artık bir çok konuda kendine ait bir fikri var…

9427_278229965322_5781420_n

 Eylül 2009

Her hafta yeni öğrendiklerinle bizi şaşırtıyor.Artık tuvalete kendi başına girmek istiyor. Daha önce gittiğimiz yerlerde gayet bilinçli bir şekilde; siz burada bekleyin ben bir bakıp geleyim deyip bize neler bildiğini gösteriyor. Yemek seçimlerinde son derece özgür bilinçli seçimler yapıyor.Tabaktaki tüm kurabiyeleri  kendi yemek isterse;  “Onu ben alim canım.” diyerek hızla ve bütün sempatikliği ile yaklaşıyor.

Aralık 2009

Ya da elimizden Ipad’i almak isterse; bak sana ne vereceğim deyip,elindeki  iki objeyi sana uzatıyor, senin ellerin açılıp Ipad’i bıraktığında objeleri eline koyup, Ipad’i alıyor.

Bir Fikrim Var...

O kadar yerinde ve güzel kullandı ki hiç tartışmak, düşünmek istemedim.Bu fikre varım dedim.Bir ay kadar önce; ona sadece bir oyuncak araba alma sözümüz için mağazaya girdik. Seçmek için uğraştı, didindi, sonunda elinden iki tanesini bırakamadı, yanımıza geldi,

IMGP0278

Eylül 2010

“Bir fikrim var, dedi ciddiyetle; arabanın birini Necil alsın, birini de sen, olur mu?” Fikir güzeldi, sorusunu çok kibarca ve ısrarsız sordu; bir şansını denemek istemişti. Babinisi böyle akıllıca ve güzellikle sorulan soruya nasıl hayır derdi ki! Bir daha da bu konuda hiç pazarlık, yapmadık. Zekasını kullanıp  ödülünü almıştı.

382951_10150499520234311_12443943_n

 

Aralık 2010

Geçtiğimiz ay beraber olduğumuz  bir Pazar günü öğle yemeği için köfte  yiyelim mi ?diye konuştuk. O da yemek yememe bahanesi ile; Nişantaşı’nda annesiyle Sultanahmet Köftecisine gittiklerini oranın köftesini beğendiğini söyleyip; başka  köfteci sevmem dedi.

299601_10150771718695323_1322584_n

Ağustos 2011

100_0192

Kasım 2011

Bağdat caddesinde de bir çok Sultanahmet Köftecisi olduğunu düşünememişti. Aaa öyle mi! hemen o zaman bizde buradaki Sultanahmet köftecisine gideriz diye önünde durunca ne yapacağını bilemedi, şoka uğradı.Kendi oyununa gelmişti.Halini görmeliydiniz.

IMGP1249

Mayıs 2012

İlk zamanlar en çok müzikli oyuncaklar ilgisini  çekti.Sonra yapbozlarla çok severek oynadı. İki yaşından  sonrada  da arabaları öncelik kazandı.Müzik tutkusu, ilgisi hep var.Her zaman bir TOP 10 listesi var.

IMG-20120712-00004Temmuz 2012

Güneş gözlükleri ile arası hep iyiydi, haziran 2012 de de numaralı gözlük takmaya başladı,

545994_10152135759580323_150891556_n

Eylül 2012

Her gün yaşamdan öğrendiklerini o da hızla bize satıyor,çok da başarılı.

524254_10152387776495323_168097863_nAralık 2012

Prens büyürken sürekli bizi şaşırtmaya devam ediyor.Yılbaşı davetinde papyonu ile geldi, hediyesini de kendi verdi.

11946_10152762851620323_409115974_n

Nisan 2013

Henüz 3.5 yaşında, ama şimdiden minik bir delikanlı, hızla da büyümeye devam ediyor. Biz de hep şaşırarak , sevgiyle,  aşkla onu izliyoruz.

Şehir Merkezinde Botanik Bahçesi

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi Nihat Gökyiğit tarafından karısı adına hatıra ormanı olarak yaptırılmış.

fotograf (68)

Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (NGBB), 1995 yılında Ali Nihat Gökyiğit tarafından eşi Nezahat Gökyiğit adına hatıra parkı oluşturulmak amacıyla kurulmuş.Tema’nın kurucusu, Tekfen Holding’in ortağı, bir çok değerli projenin, fikir babası, destekçisi, takipçisi Nihat Gökyiğit; benim idolum, güzel enerjisine hayran olduğum insan karısı için bu parkı yapmış.Şehrin müthiş trafiğinin gürültüsünün içinde botanik bahçesine girince kendinizi Alis Harikalar Diyarına gelmiş gibi hissediyorsunuz.

fotograf (54)

Çektiğim kareleri sizlerle paylaşmaya çalıştım. Bir önceki yazımda da sakuraları anlattım, paylaştım.Bahçenin her günü, her ayı, her mevsimi başka güzellikler sürprizlerle dolu.Yolunuz düşerse bir soluk almaya girin. Sonra tekrar tekrar keşfetmeye gideceğinizden eminim.

fotograf (56)

Önce yol inşaatı nedeniyle yapısı aşırı derecede bozulmuş toprak ıslah edilmiş; sonra 32 hektarlık park alanına takriben 50.000 ağaç ve çalı dikilmiş. Daha sonra amaç değiştirilerek, bir botanik bahçesi olma yolunda çalışmalara başlanarak 2002 yılında halkın ziyaretine açılmış ve 2003 yılında adı Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi olarak değiştirilmiş.

fotograf (57)

İstanbul’un Anadolu yakasında, Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden gelen otoyollarla, Anadolu otoyolunun(Ankara) birleştiği kavşakta bulunmakta. Bahçe kavşaktaki anayollar ile bağlantı yolları arasındaki adalar üzerinde kurulu ve sekiz adadan oluşuyor.

fotograf (52)

Otoyola inat! Doğal hayat!  NGBB, İstanbul’a %12 oranında yeşil alan sağlamasıyla İstanbullular için bir nefes alma noktası olmasının yanı sıra, bir araştırma, eğitim ve öğretim merkezi.

1.DSC01938

Şehir merkezinde bu çok değerli alan için sevgili Nihat Gökyiğt’e defalarca, defalarca  teşekkürler. Yeşil Kagider olarak artık bir ormanımız var, sıra bahçe park projelerinde; yazdıkça, paylaştıkça, güzel umutlarımız daha da güçleniyor.

Sakuralarla Aşk, Sevgi, Dostluk, Yenilenme….

Ne zamandır programımdaki en önemli ziyaretlerden birini geçtiğimiz hafta yapabildim. Nezahat Gökiğit Botanik Bahçesi’ne gitmek için çok nedenim vardı. En önemli nedenlerimden biri de sadece Nisan ayında 10 gün ömrü olan, Japon kirazı sakuraları görebilmekti.Çok sevgili, arkadaşım Esen’in güzel programı ile ucundan yetiştik.Ucundan diyorum, çünkü bütün ağaçların sadece birkaçında  sakura kalmıştı.Ben de sadece birkaç tane kalan sakuraları fotoğraflayabildim, bu çok zarif çiçeklerin hikayesiyle de sizlerle paylaşabildim.

fotograf (49)

Türk-Japon dostluğuna katkı amacıyla altı yıl önce İstanbul’daki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’ne dikilen Japon kiraz ağaçları sakuralar, nisan ayında sadece 10 gün çiçek açıyor

Japonya’da nisan ayı geldiğinde iki hafta boyunca güneyden kuzeye doğru yayılarak, ülkeyi bir tablo gibi güzelleştiren kiraz ağacı sakuraların çiçekleri, Japon kültüründe önemli bir yer tutuyor. Bin yıl önce aristokratların bahçelerinde yetiştirilmeye başlanan sakura çiçekleri, şarkılardan şiirlere, kimono desenlerinden sayfa süslerine kadar kullanılıyor. Japonlar, baharın müjdecisi gibi gördükleri sakura çiçeklerinin yenilenmeyi, aşkı ve sevgiyi simgelediğine de inanıyor. Başka ülkelerle ilişkilerini geliştirmek için de dostluk amacıyla hediye edilen sakuralar, ABD’de Washington ve New York, Almanya’da Berlin başta olmak üzere pek çok şehrin bahçelerini renklendiriyor. İstanbul’da da bundan 120 yıl önce Japonya’ya yapılan dostluk ziyaretinden dönerken batan Ertuğrul Firkateyni’nde şehit olan 600 denizcimizin anısına ekilen sakura ağaçlarının anlamı büyük. Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nde oluşturulan ve Ertuğrul Adası adı verilen özel bir bölümde yetiştiriliyorlar.

fotograf (51)

 

1890 yılında, Sultan II. Abdülhamid’in emriyle Japonya’ya gönderilen Ertuğrul Firkateyni’nde yaşanan facia, 115 yıl sonra İstanbul’da bir sakura bahçesi kurulmasına vesile oluyor. Japonlar, Oşima Adası açıklarında batan firkateynde hayatını kaybeden denizcilerin anısına, altı yıl önce Türkiye’ye sakura fidanları göndermiş. Şehit deniz piyadelerini simgeleyen 587 fidan, Japonya Sakura Vakfı’nca seçilen TEMA Vakfı’na teslim edilmiş.

fotograf (52)Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’ne serpiştirilen banklara oturduğunuzda, sakuraların yanı sıra Türkiye florasının nadide örneklerini de görülebiyor. Bahçe TEM otoyolu kıyısındaki ada üstünde İstanbul’un  o müthiş trafiğinin gürültüsünün ortasında bir vaha gibi, sanki kendinizi birden Alis Harikalar diyarına girmiş gibi hissettiriyor. NGBB de anlatılacak görülecek çok şey var. Çok güzel de fotoğraflar çektim. Zaman içinde paylaşacağım.

Alkali Beslenme

Asit Alkali Dengesini Koruyarak

Toksinlerden Arınma
ve Kilo Verme Rehberi

Kendimi bildim bileli sağlıklı beslenmeye, kilo almamaya özen gösteririm. Her sene kışdan yaza geçerken birkaç kilo fazlam olur, onu vermek için,  bir yöntemi tercih eder uygularım, hepsin de de genellikle başarılı olurum.Ama tüm diyetlerin farklı zorlukları olduğu gibi, her sene çıkan;  bir öncekini çürütüyor, ve kafalarımız karışıyor.İsveç Diyeti, Dukan Diyeti,Karatay Diyeti hep uygulayıp sonradan; yanlış mı  yaptım diye düşündüğüm diyetler.Bu sene öncelikle sağlıklı yaşam için okumaya araştırmaya, sormaya, öğrenmeye başladığım Alkali Beslenme aynı zamanda bir zayıflama modeli. Aşağıda paylaşmaya çalıştım.

07.04.2013_13.15.39_816411 Hayatımda da özümleyip uygulamaya başladım. En kolay ve uygulanabilir şekilde. Nasıl olabildiğince çevreci olmaya çalışıyorsak olabildiğince alkali olmaya çalışıyorum. Faydalarını gördükçe, hayatıma daha kolay yerleşeceğine ve kolaylaşacağına inanıyorum. Çünkü zaten uzun zaman önce detoks yaparak, sebze meyvaya ağırlık vererek bu konuda oldukça yol katetmiştim ama şimdi tüm bunları daha bilinçli, sistemli ve de inanarak yapıyorum. Sizlere de inandığım için aktarıyorum.                                                                              İşe önce çok kolay anlaşılır, kolay okunur bir dille yazılmış benim için de  çok faydalı olan  Dr Ayşegül Çoruhlu‘nun kitabı Alkali Diyet‘i okuyarak başladım.

Aşağıda önce  kitabıı tanıtımını; sonra sistemi ve Ayşegül Çoruhlu ile yapılan söyleşideki soru cevapları yazdım.

Kitapta yazılanların özeti aşğıdaki satırlarda;                                                                                            İleri anti-aging yaklaşımlarını ülkemizde ilk uygulayan hekimlerden  Dr.Ayşegül Çoruhlu diyetin biyokimyasını hücre düzeyinde bir denge ile açıklıyor. Diğer tüm diyet önerilerinin eksik bıraktığı parçayı yerine koyuyor: İşe en basit biçimde “iç” çevrenizi temiz tutarak başlamanızı öneriyor.

Ne kadar yağ, ne kadar vitamin, ne kadar protein? Genellikle bunlara odaklanıyoruz oysa dikkat edilmesi gereken başka bir nokta daha var:

Vücudun genel iyilik ve sağlık halini belirleyen ASİT- ALKALİ DENGESİ.

İnsan organizması hafif alkali olmak üzere programlanmıştır. Aşırı asitlenme farkında olmadığımız en büyük gizli tehlikedir.

Kanser, kolesterol, osteoporoz, aşırı kilo alımı, kilo verirken yağ yerine kas kaybetmek, kırışıklıklar, cilt sarkması gibi birbiriyle ilgisiz görünen rahatsızlıklar aynı sebepten kaynaklanırlar: Vücudun aşırı asitlenmesi, yani iç ortamımızın kirliliği.

Çözüm basittir:

alkali-besinAsit yapan yiyecekleri azaltıp, alkali yapan yiyecekleri artırmaktır. Gerçek evimiz olan vücudumuzu temiz tutmaktır. Et yiyorsak yanında yiyeceğimiz bol yeşillik günahlarımızı silecektir. İçeceğimiz suya yapacağımız küçük bir dokunuş onu kat kat daha faydalı hale getirecektir. Asit alkali dengemizi iyi kurarsak, hayatın tadı tuzu olan kaçamaklarımız için de ağır bir bedel ödemeyiz.

Daha önce kimsenin diyetin biyokimyasını böylesine mercek altına almadı, tek bir hücrenin sağlığının, genel ruhsal-bedensel iyiliği belirlediğini böylesine net ve akıcı bir dille ortaya koymadı. Kalori hesaplarını, karbonhidrat-protein oranlarını, kan grubu formüllerini bir kenara bırakıp Alkali bir diyeti seçmek insanın sağlığı için verebileceği en basit ama en büyük destektir.

indir

Tabağınızı oranlamayı öğrenin
Yediklerinizin %20si asit yapan yiyeceklerden , %80i alkaili yapan yiyeceklerden oluşmalıdır. Alkali yiyecekler için verilen yüzdenin yarısının çiğ olması gerekiyor. Çiğ sebze veya çiğ sebze suyu tüketmek zorundasınız.
Hızlı kilo vermek için çiğ sebze yemeniz gerekiyor.
Salata deyince marul, salatalık, domatesten başka bir şey aklınıza gelmiyorsa, salatalara ıspanak, kabak, semizotu vs. tüm yeşilleri eklemelisiniz.
Patlıcan, brokoli gibi çiğ yenmeyen sebzeler için sebze suyu yapmak daha idealdir.
Haşlamalar, buharda pişirmeler sakıncasızdır. Kilo aldırmazlar, ayrıca doyurucudur.
Ama buharda sebze yemeği veya zeytin yağlı pişmiş yemekle kıyaslandığında, çiğ yemenin ve çiğ sebze suyu içmenin faydaları çok daha fazladır.

Konuyu On Adımda Alkali Beslenme başlığı ile  ile özetleyen; Ayşegül Çoruhlu çok güzel anlatmış,size aşağıda  videosu ile paylaşıyorum.

On Adımda Alkali Beslenme

.

Ayşegül Çoruhlu’dan merak edilen soruların cevapları;

Alkali diyetin temel prensipleri neler?

Öncelikle alkali ve asit kavramlarını açıklayayım. Basit lise kimya bilgisinden hatırlayacağımız üzere, asitler alkalilerle nötralize olurlar. Yani alkali, asidin zıddıdır. Bunları ölçme derecesi pH’tır. pH, 1-7 arasında ise sıvı asittir ve pH, 7-14 arasında ise sıvı alkalidir. Vücudumuzun içindeki sıvıların neredeyse hepsi alkalidir (yüzde 72’mizin su olduğunu hatırlayalım). Vücudumuzdan attığımız ter ve idrar sıvısıysa yüksek oranda asidik sıvılardır. Bu sıvılar her gün atılır çünkü vücut alkali olmak ister. Temel işleyiş bu kadar basit bir prensibe dayanır. Vücudun asit yükünü artıran besinlerin alkali besinlerle beraber alınması alkali diyetin temel prensibidir.

Asit ve alkali besinler hangileri?

Hazır gıdalar, işlenmiş etler, basit şekerli besinler, şekerli, kolalı içecekler, kızartmalar, cipsler, kömür ateşinde pişirilmiş yiyecekler, beyaz undan yapılmış besinler, tüm işlenmiş unlar, sağlıksız yağlar, katkı maddeleri, hormonlu ürünler… Asitli besinler listesi böyle uzayıp gidiyor. Alkali besinler olan taze sebzeler, çoğu taze meyve, tohumlar (badem vs.), tohum yağları, diğer sağlıklı yağlar (zeytinyağı, balık yağı, avokado yağı, keten tohumu yağı gibi), baharatlar, su. Bu besinler sağlıklı çünkü vücudu alkali yapıyorlar. Vücuttan asit atılım işini kolaylaştırıyorlar. Sağlıklı kalmanın ve kalıcı kilo vermenin en kestirme yoluysa her öğünde tüketilen alkali olan besinlerin miktarlarını asitlen-diren gıdalardan 3 kat fazla tutmak.

Alkali diyet uygulaması zor bir diyet mi?

Alkali diyet, aslında şimdiye kadar doğru bildiklerimizin toplamı olarak tanımlanabilir. Alkali diyet yeni bir kavram ya da trend değil. Zaten tüm hekimlerin bildiği vücudun normal çalışma süreçleriyle ilgili bilgilerin toplamı. Yeni olansa, vücudun istediği alkali seviyesini doğru besin seçimlerimizle yapabileceğimiz bilgisi. Ayrıca şunu özellikle vurgulamalıyım ki alkali diyet, diyet sözcüğünün çağrıştırdığı gibi bir kısıtlama değil. Aksine, vücuda alınan alkali oluşturan besinlerin miktarının asit oluşturanlardan daha fazla olmasını sağlayan bir “ekleme ve dengeleme” diyeti. Örneğin bir öğünde sadece et yiyen bir kişiyle, aynı öğünde et ve yanında et miktarının en az 3 katı sebze yiyen kişinin kalp-damar sağlığı aynı olamaz. Aynı şekilde sebze ekleyerek daha fazla yiyen kişide kilo problemleri (beklediğinizin aksine) daha az görünür. Çünkü sadece asitli gıdaları tüketerek asitlenen bir bünye daha kolay yağ depolar.

Neden asitli diyet içecekler de kilo yapıyor?

Aslında çoğu kişi fazla yemekten değil, öğünlerindeki özellikle de sadece akşam yemeğindeki yanlış seçimler yüzünden kilo alıyor. Çünkü mesele kalori veya protein hesapları değil; mesele modern yaşamdaki beslenme şeklimizde asitlendiren besinlerin alkali besinlere göre fazla tüketilmesidir. Ve tabii öte yandan asıl mesele kilo da değil; kilo maskesi altında yanlış besinlerin vücutta yarattığı asitlemenin tüm sağlığımızı olumsuz etkilemesi. Kabul etmek zorundayız: Ne yiyorsak oyuz!

Alkali diyeti takip edenler kısa ve uzun vadede sağlık durumlarında ne gibi değişiklikler gözlemleyecekler

Alkali beslenen kişiler, vücuttaki atılacak asit miktarını anında azaltacakları için idrarlarının rengi açılacak ve kokusu hafifleyecek. Alkali beslenen kişini deodorant kullanması gerekmeyecek çünkü ter kokusu azalacak. Yüksek protein diyetleri yapanlarda olan ağız kokusu olmayacaktır. Dışkılama daha düzenli ve sorunsuz olacak, gaz ve hazımsızlık problemleri azalacaktır. Mide yanması, reflü şikayetleri azalacak, kilo kayıpları bel bölgesinden olacaktır. Alkali beslenen bireyler daha dinlemiş uyanacaklar ve daha enerjik olacaklardır. Uzun vadedeyse: kan testlerinde olumlu değişiklikler görülecek, kolesterol, şeker, insülin değerleri düşecek, tiroit fonksiyonları daha düzgün çalışmaya başlayacak, azalan damar plakları ve azalan karaciğer yağlanması, yavaşlayan kemik erimesi gibi olumlu sağlık durumları yaşama ihtimalleri fazlalaşacaktır. Kısaca alkali beslenme kiloda kansere kadar her türlü sağlık sorunun azalmasına yardımcıdır.

Benim de  yavaş yavaş anlamaya ve uygulamaya çalıştığım, sistemi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Kendi bulduğum pratik yolları da ekleyerek. Bugün bu kadarla bırakıyorum, sağlıkla kalın sevgiler, sevgiler…

Doyurucu, Sağlıklı Salatalar….

Bu gün bu senenin  favorisi tahıl salatalarımı anlatmak istiyorum.Buğday, Kuru Börülce, Meksika Fasulyesi  çok yaptıklarım.Aşağıda benim denediklerimden bazılarını yazdım, ama sizde kendinize göre karışımlar yapabilirsiniz. Bir kaç tahılı biraraya getirebilirsiniz,içine peynirler ilave edebilirsiniz, alternatifi bol.

buğday-salatası

Buğday Salatası

Akşamdan ıslattığım buğdayı güzelce haşlıyorum. Sonra, bol kıyılmış dereotu maydanoz,kırılmış ceviz,  hazırlıyorum. Bir kasede tuz, limon suyu ve zeytinyağını çırparak yaptığım sosu da üstüne ilave ediyorum. Üzerine nar taneleri ekliyorum.Şu ara narlar azaldı, onun yerine rendelenmiş ya da küçük küçük doğranmış elma veya ananas olabilir. Ben çok seviyorum.

salatalar

Meksika Fasulyesi Salatası

Yine akşamdan ıslatılmış fasulyeler güzelce haşlanıyor. Sonra içine incecik kıyılmış pırasanın yeşil kısımları ve  nane, fesleğen ekliyorum. Minik doğranmış, kırmızı, sarı biber ve kornişon turşu ilave ediyorum. Yine limon zeytinyağ sos yapıyorum.

Kuru Börülce Salatası

Yine akşamdan ıslanmış, iyice haşlanmış  börülcelere bol dereotu maydanoz muhtelif yeşillik ve ve çok az sarımsak kıyarak ilave ediyorum.  Zeytinyağlı limon suyu çırpıp ekliyorum.Hepsi için sizde farklı alternatifler deneyebilirsiniz.

IMG_3846

Geçen hafta bir davette Meksika Fasulyesi Salatasını, ikiye bölünmüş cherry (kiraz) domates ve haşlanmış yumurtalarla servis ediyorlardı, çok da yakışmıştı.

Tahil_salatasi_2

Hem doyurucu, hem sağlıklı bu salatalar benim bu ara favorilerim,keyifle öneriyorum. Yine bu yılın  favorisi birkaç çeşitle daha; hem sağlıklı hem kolay alternatiflerle  devam edeceğim. Sevgiler, sevgiler