Girişimcilere Çok Güzel Bir Müjde

Sevgili Ümit Boyner, TÜSİAD başkanlığına veda ederken, girişimcilere çok güzel bir müjde verdi, haberi hemen paylaşmak istedim. 

22987

TÜSİAD başkanlığına veda eden Ümit Boyner,”İyi bir iş fikri olan gelip beni bulsun” diyor.

Ümit Boyner, üç yıllık başkanlığın ardından TÜSİAD’a veda etti ve Boyner Holding‘de ara verdiği işlerine geri döndü. Bugünlerde grubun bilanço detaylarını inceleyerek işe başlayan Boyner, 2013 yılında grubun yeni yatırımlarıyla yakından ilgilenmek üzere çalışmalar yürütüyor. Girişim sermayesinin daha çok öne çıkaracağını söyleyen Boyner’in planlarında melek yatırımcı olmak da var. Boyner, “İyi bir iş fikri olan gelip beni bulsun” diyor.

Ümit Boyner, “Girişimciliği çok önemsiyorum. Girişim sermayesi Türkiye’de çok yeni ve ben bu konu üzerinde daha çok durmak istiyorum. Bu doğrultuda melek yatırımcılık ve girişimcilik fonları gibi konulara eğilmek istiyorum.” dedi.

Melek yatırımcı mısınız?

Melek yatırımcı değilim ama olmak istiyorum. Üniversitelerde girişimciliğin geliştirilmesini ve melek yatırımcılığı önemsiyor. Bu konuda iş dünyasının üzerine de sorumluluklar düşüyor.

İyi iş fikri olanlar size mi gelsin?

Evet tabii ki.

İyi iş fikrini nasıl anlarsınız?

Biz perakende sektöründe olduğumuz için çok müşteri odaklı çalışıyoruz. Müşterinin hayatında iyi bir fark yaratabilecek herhangi bir ürün, iyi bir iş fikridir bence. Sonuçta müşteriye fayda sağlamak ve onu memnun etmek esastır. Müşteriden talep görmezse, olmuyor. Bunu sunan fikirler benim için önemli.

Ekonomist

Kaynak: http://www.patronturk.com/iyi-bir-is-fikri-olan-gelip-beni-bulsun#ixzz2JXJxCRPP

Cartier Uluslararası Kadın Girişimci Yarışması

Cartier Uluslararası Kadın Girişimciler Yarışması

Değerli Girişimciler,
Cartier’in Women’s Forum, INSEAD Business School ve McKinsey & Co. ortaklığıyla düzenlenen Cartier Uluslararası Kadın Girişimci Yarışması; Afrika, Asya, Avrupa, Latin Amerika, Kuzey Amerika ve Sahra altı ülkelerinden olmak üzere toplam 6 Kadın Girişimciyi ödüllendiriyor. Ödül olarak 20.000 USD, bir yıllık kişisel koçluk ve Fransa Deauville’deki Women’s Forum’a ücretsiz katılım verilen Cartier Uluslararası Kadın Girişimci Yarışması için son başvuru tarihi 08 Mart 2013’tür.
Yarışmaya katılım koşulları ve detaylı bilgi için www.cartierwomensinitiative.com web sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Siz değerli girişimcilerden birinin bu ödülü kazanması dileğiyle,
Saygılarımızla,
19 Mayıs Mah. 19 Mayıs Cad. A Rezidansı
No: 35 D:20  – FULYA  34360  ŞİŞLİ – İstanbul
Tel: +90-212-266 82 61
Fax:+90-212-266 82 65

Ekonomi Dergisi Optimist

Girişim, inovasyon ve yönetim alanlarına özel Türkiye’deki ilk ekonomi dergisi Optimist, girişimciler, iş liderleri, yöneticiler ve ekonominin tüm aktörleri için değişimin nabzını tutacak. Optimist’in demo sayısını, BZD Yayıncılık‘ın ortağı sevgili Bilge Dicleli‘den aldığımda çok beğendim.Çok büyük bir boşluk dolduracağına inandığım derginin Ocak sayısı çıktı. Her sayfasını satır satır okumak arzusu içinde elimden düşürmediğim dergiyi çok severek okudum, ve hemen takipçisi oldum.Aşağıda derginin kendi tanıtımlarını sizlerle paylaştım. Aslında her konu başlığını  aktarmak arzusundayım. Bugünlük bu kadar tanıtımdan sonra paylaşımlara devam edeceğime emin olabilirsiniz.

OPTİMİST DUYURU METNİ (2)

Değişimin nabzını tutmak için yola çıkan Optimist, internet, sosyal medya ve bilgi ekonomisinin tüm dünyayı dönüştürdüğü koşullarda boy atan yepyeni fikir ve kavramlar için Türkiye’de verimli bir tartışma ve düşünme platformu oluşturmayı hedefliyor.

Yeni ekonominin motorunu oluşturan girişimcilik ve inovasyon konularında dünya ve Türkiye gündemini yakından takip edecek olan Optimist, yeni yönetim anlayış ve uygulamalarını yansıtacak. Halkla ilişkilerden çalışan ilişkilerine, üretimden pazarlamaya, eğitimden tanıtıma, sosyal sorumluluktan itibar yönetimine kadar tüm faaliyetlerde ihtiyaç duyulan yeni girişimci ve buluşçu ruh Optimist’in merceğinde olacak.

Optimist; yeni iş modelleri, sosyal girişimcilik, kurumsal ve kişisel girişimcilik, sosyal şirketler ve benzeri pek çok konuda dünya ve Türkiye’deki en yeni gelişmelere odaklanacak.

Sosyal yaşamda ve çalışma hayatında rolü gün geçtikçe artan girişimci, yönetici ve çalışan kadınlara özel bir bölüm ayıran Optimist, aynı zamanda ekonomik ve sosyal yaşamımızın geleneklerini, tarihi ve özgün renklerimizi de unutmayacak. Sanat ve iş dünyası ilişkisindeki yeniliklerin yanı sıra, Çin’den Hindistan’a, Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya dünya ekonomisindeki köklü dönüşümün analizi için güvenilir bilgi kaynağı işlevi görecek.

Girişimciler, iş liderleri, özel ve kamu sektöründeki yöneticiler, akademisyenler, kadın girişimci veprofesyonel çalışanlar, ekonominin ve sivil toplumun tüm aktörleri yeni dönemi derinlikli araştırma, analiz ve çarpıcı röportajlarla Optimist’in sayfalarından takip edecek.

BZD Yayıncılık tarafından çıkarılan aylık ekonomi dergisi Optimist, okurlarıyla kuracağı aktif bağla, ortak değerin sesi olarak, Türkiye’nin geleceğini bugünden kuranların görüş, öneri ve katkılarıyla sürekli yenilenecek.

Her yeni sayıyı heycanla bekliyor olacağım, BZD yayıncılğa,  teşekkürler, başarılar,sevgiler…

Kaşmir Yolu

Sevgili Ayşen Zamanpur‘un kitabının çıktığını duyar duymaz hemen alıp okumak istedim. Ben hep bir kaç kitap, hatta bir çok kitabı; bir arada okuyanlardanım.Hızlı da okumam, döne, döne, evire çevire okurum.Ama Kaşmir Yolu’nda bunların hiçbiri olmadı. Tek kitaba odaklandım, elimden bırakamadım, benim için olabilecek en hızlı şekilde okudum.

602406_10151135382282689_1818782615_n

Sevgili Ayşen kitabına “Bu benim ilk ve son romanım” diye başlıyor. Temennim devamı olsun.Doğan Kitapdan çıkan bu çok güzel roman aynı zamanda harika bir yol gösterici kitap özelliği taşıyor.Girişimciler için çok değerli referans kitap, biyografi, anı, yaşam öyküsü ve roman hepsinden var.Sevgili Ayşen kitabı okumaya başlarken bir sözleşme yapalım, diyor, beğenmediğiniz yerleri atlayın, ama sevdiklerinizin altını çizin. Öyle istemese böyle güzel bir kitabı çizmeye kıyamazdım, ama o isteyince keyifle çizerek okudum.Sizlerle  paylaşmaya gelince mümkün değil, baştan sona her sayfadan her bölümden çok keyif aldım.Sizlere de yapacağım en yararlı paylaşım alın ve okuyun demek. Ama izin verirse Ayhan Hanım bölümünü paylaşmayı çok isterim.

Bir bayram günü dedesinin bahçesinde ki koyunu severken yıllar sonra keçilerin peşinden koşacağını hiç bilmiyordu. 

319787_10150848748997689_1758330234_n

Doğan Kitabın tanıtımında;Kaşmir Yolu çok güzel özetlenmiş. Ben de aynen aldım.

Türkiye’den İç Moğolistan’a uzanan bir tutku yolculuğu…
Silk&Cashmere’in hikâyesi… “Dünyayı fetheden
kaşmirci”nin… Projelendirilmiş bir tutkunun hikâyesi…
20 yıl…163 mağaza ve corner… 26 ülke…
Kaşmir ve ipeğin peşinde kat edilen binlerce kilometre…

Kaşmir Yolu…

Aynı zamanda bir annenin hikâyesi…
Bir genç kızın düşlerinin adım adım gerçeğe dönüşmesinin…
Bir iş kadınının umutlarının ve hayal kırıklıklarının
hikâyesi…
“İçimizden biri”nin tutkuyla bir marka yaratma, düşlerini
gerçeğe dönüştürme macerası…
Ayşen Zamanpur’un eşsiz yaşam öyküsü ve muhteşem
girişimcilik başarısı…

149429_10150857759907689_860133724_n

Sevgili Ayşen ile Kagider’le ilk katıldığım yıl bir bankanın davetlisi olarak katıldığımız yemekte tanışmıştık.                                                                                                                        Hemen ne kadar “fırlama çıkıntı, arkadaş canlısı, komik, deli pot, biraz anarşist, kural dinlemez, asi” olduğunu anlamıştım, demiyorum tabii. Ama o kendini böyle anlatıyor. O günden  benim aklımda kalan ise farklı, asi ruhlu,komik ve çok renkli olduğu. Bu çok özel, ve çok başarılı kadını katıldığı panellerde defalarca keyifle dinledim. Kitabında çok yer verdiği sevgili  ekibi ve eşi ile ofislerinde  tanışma fırsatım oldu.Her zaman mağazalarının hem kendim, hem hediyelerim, için müşterisi takipçisi oldum.

31015_10151109794912689_566644808_n

Kaşmir Yolu, hem girişimcilere, hem de bir başarı öyküsü okumak isteyenlere, hem hepimize hitap ediyor. Bu kez yazar kimliği ile karşımızda olan Ayşen Zamanpur da yapıtını bir
anı ya da iş dünyası kitabı olarak tanımlamak yerine, “bu
benim ilk ve son romanım” diyerek bir ipucu veriyor
okurlara…
Zamanpur kitabıyla ilgili olarak şunları dile getiriyor;
“Silk&Cashmere’in öyküsünü yani Kaşmir Yolu’nu anlatmak
için, sınırsız bir istek duydum yıllardır. Öylesine gerçek, o
kadar keyifli, o kadar tutku dolu bir öykü ki, belki sadece
bilimsel gerçeklere dayandırıp bir referans kitap
yazabilecekken, üstelik eğitimini aldığım bir konu olduğu için
bunu daha iyi yapabileceğimi bilirken, açıkçası, öylesi bir
roman içime sinmedi.
Hâlâ başkahramanlarından biri olduğum bu cânım öyküyü, şimdi pek çok
konuşmamda yaptığım gibi, ‘Madde 1: Girişimciliğe giriş’, ‘Madde 2: Nasıl marka
olunur?’, ‘Madde 3: Çin’de yatırım yapmanın zorlukları’ gibi sıralamak, benim ve
tüm ekibimizin yaşadıklarını böylesine azımsamak, kategorize etmek, büyük
haksızlık olur diye düşündüm. Kendime, markamıza emek veren herkese, saf
kaşmire, saf ipeğe, hatta o güzel yumuşacık keçilerimize haksızlık yapmak
istemedim. Gözümü kararttım.”

292616_10150853851187689_1442470990_n
Silk&Cashmere’in öyküsünde baş kahraman kendisi olsa da, yanında güçlü bir
ekip olmadan tüm bu başarıların gerçekleşmeyeceğinin altını çiziyor Zamanpur;
“Aslında bir romanda/uzun hikâyede olması gereken tüm unsurları içeriyor bizim
öykümüz. Bizim diyorum, çünkü biliyorum ki, ben şu anda rahat odamda bu
satırları yazarken yüzlerce kişi ter içinde markamız için çalışıyor. İç Moğolistan’da
ortak olduğumuz fabrikada, çekik gözlü Ming, gözünü kazağın yakasına dikmiş,
bizim detaylı kriterlerimize göre kalite kontrolü yapıyor. Barselona bayimiz Jose bir
alıcıya İspanyolca kaşmiri anlatıyor. Akmerkez mağazamızda Nurten kasa alırken,
Barış da bir müşterimize paket yapıyor. Tasarım ekibimiz baş başa vermiş, gelecek
seneki koleksiyon için katalog karıştırıyor ya da yüzü aşkın tonu olan pembelerden
pembe beğeniyor. Bu öykü benim, bu öykü bizim, hepimizin… Hadi gelin benimle
20 yıldır nefes nefese yürüdüğümüz kaşmir yolunun gizemli ve tutku dolu
yolculuğunu sizler de yaşayın.

304332_10151059590457689_1538220059_nUzun zamandır bu kadar keyifli roman  okumamıştım, ayrıca tüm girişimci adaylarına ve girişimcilere özellikle tavsiye edebileceğim, bir kitap.Çok keyifle bir solukta okudum, ama hemen yazamadım, şimdi yazarken tekrar okumak istediğimi hissettim. Bunun için bu ara yanımda taşıyacağım kesin.

Yazar HakkındaÖnce anne sonra her şeyim…
Robert Kolej, Boğaziçi Üniversitesi, Şişecam Planlama, Benetton bayiliği ve son
yirmi yıldır Silk&Cashmere!…
Çook uzun zamanadır evli…
Yasemin ve Ferhat’ın annesi…
Yeter bence tüm bu sözler beni tanımlamak içincontent_pic1Sevgili Ayşen seni tanıdığım için çok mutluyum, romanından çok keyif aldım,bütün başarılarınla çok gurur duyuyorum.Tüm dünyada çok değerli bir marka ve iş oluşturdun, hepimizin gururusun.Bu müthiş hikayeyi, öyküyü o kadar güzel anlatmışsın ki, çok güzel bir roman olduğu kadar,  çok değerli bir belge, yol gösterici olmuş, sevgiler, sevgiler…

Fotoğraf Sergisinde

Cumartesi günü ailece, kardeşimin de ( Melih’in Tüfekçi) katıldığı ve hocamız Ahmet Tanju‘nun 2012 grubu için düzenlediği Kadıköy Belediyesi‘ndeki fotoğraf sergisindeydik. Çok keyifli, başarılı ve heyacan verici fotoğraflarla çok beğenilen bir sergi oldu.Sevgili Melih’in çok beğendiğim fotoğrafları arasından hocamızın seçtikleri, ve grubun diğer katılımcı arkadaşlarının fotoğrafları,  hepsi birbirinden etkileyici ve şaşırtıcı idi. Çoğu inanılmaz bir çekimle kendine bağladı, yanından ayrılamaz olduk. Sema Güleryüz‘ün komşu kedisi,

184671_4810967266812_1650187128_n Belkis Ayanoğlu‘nun güvercinleri,551811_10150982857192472_733000595_n Melih‘in ördeği ,_IGP8367Nursel izmirlililer‘in Küba’dan portreleri,

IMGP2409

eminim ki gerçek halleri ile bu kadar etkileyici olmamışlardı. Haksızlık etmek istemiyorum, sergideki tüm  fotoğrafların ayrı bir hikayesi ve cazibesi vardı.Hepsini tek tek anlatmak ve paylaşmak keşke mümkün olsaydı.IMGP2412

Melih’in üç fotoğrafı ile

Hocamız, Gönüllü Evi Başkanlarımız, Kadıköy Belediyesi Sosyal Çalışma Yetkilileri herkes mutlu, keyifli ve heyacanlı idi.Sevgiyle, gönülden yapılan her işin başarılı olmaması mümkün değil. Emekler ortaya çıkınca da hayran olmamak mümkün değil.

IMGP2418

Melih ve hocamız Ahmet Tanju ile

Açılış Kokteylinin en hoş sürprizlerinden biri de Feyza Görücü‘nün fotoğraf makinalı kurabiyeleri idi , bence.

IMGP2420Tüm katılımcılara başarılar,hocamıza emeği geçen herkese tebrikler, teşekkürler, sevgiler

Laleper Aytek ve ISSIZ

Bu hafta iki  fotağraf sergisindeydim,önce sevgili Laleper’in sonra da kardeşimin katıldığı karma fotoğraf sergisi. Bu sene bir fotoğraf bloğu projesini bu günlerde başlatmak üzereyken iki serginin denk gelmesi benim için çok değerli oldu.

555369_520162318018508_1483920065_n

16 Ocak’da başlayan Milli Reasürans Sanat Galerisindeki Laleper Aytek’in sergisinin açılışı, bana eski  Nişantaşı günlerimi yaşattı.  Sanatçıların ve sanatseverlerin, sıklıkla biraraya geldiği, sergi açılışları, etkinlikler. Hemen, giyimleri,stilleri, duruşları, sohbetleri ile fark yaratan kadınlar, adamlar, gençler. Bir zamanlar benim için Nişantaşı’nı  vazgeçilmez yapan  nedenler.

issiz_webpage_deneme

Laleper Aytek’in “Issız” adlı sergisi  2002-2007 yılları arasında Bodrum, Çeşme, Datça yarımadalarında başlayıp; İstanbul, Kavala ve Fransa’nın güney kıyılarını da dahil ederek tamamladığı serinin fotoğraflarından oluşuyor. Kış aylarında çektiği ve ağırlıklı olarak siyah beyaz fotoğraflardan oluşan seride Laleper Aytek, izleyiciyi kendi ıssızlığında bırakabilmek için ziyaretçisi olmayan, terkedilmiş (gibi duran), kimsesiz yaz/kış mekanlarının duygusuna dokunmaya adeta zorluyor.
428292_10151359999017158_1571104200_n16 Ocak-9 Şubat 2013 tarihleri arasında Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde izlenebilecek olan sergide, fotoğraflar daha salona girerken ucundan kenarından bile beni kendine çekiverdi,hayranlıkla yaklaştım, ve sergiyi  tekrar tekrar dolaştım, her karede farklı  düşler, mutluluklar, farklılıklar ya da tam anlatamadığım,  duygular yüklendim.Sonra büyük bir sevgiyle Laleper’in hazırladığı harika katoloğu elime alınca Laleper’in başlangıç yazısı beni daha da şaşırttı. Mutlu, hoş, tarifsiz, duygulara götürdü. Fotoğrafla, ve de çekenle  iletişim bu olsa gerek. Hepsini yeni blogumda anlatmak istiyorum.
IMG-20130116-00314Sanatçılar,sanatseverler, dostlar, Laleper’in sevgili öğrencileri ile çok güzel bir sergi ve gündü, teşekkürler, teşekkürler, başarılar sevgiler  Laleper
541693_10152471284130235_1686461846_n
                                                                                                                                          Sevgili Laleper şöyle anlatmış;Karşılaşılan görüntüye bir anlığına yabancılaşmak ya da tedirgin olmak hayırlıdır;hayranlık yaratır (fotoğrafı ya da fotoğraftaki duyguyu tam olarak, net olarak tarif edememenin şaşkınlığıdır bu ), ilk bakışta uzak gibi dursa da ısrarlı bir izleme sonrasında izleyenle görüntü arasında sözsüz-bilinçsiz bir (ilk) bağ kurulur.Ve görüntü izleyiciyi de tıpkı  fotoğrafçıya yaptığı gibi kendine bağlar…..

Yeni Yıl’a Fındıkkıran ile Başladık

Yeni Yıl’a Fındıkkıran ile başladık.Aralık, Ocak ayı yeni yıl buluşmaları, kutlamaları, davetleri ile devam ederken, bu hafta prensimle Fındıkkıran Çocuk Balesine gittik. İDOB  bu muhteşem eserle çocuklara gerçek bir şölen hazırlamış. Bizim içinde tam bir yeni yıl gösterisi oldu.İDOB Çocuk Balesi, bale eserlerini çocuklara tanıtmak ve sevdirmek amacıyla, ünlü Rus besteci P.İ. Çaykovski’nin “Fındıkkıran” balesini farklı bir yorumla ilk kez seyirciyle buluşturuyor.

Deniz Olgay Yamanus‘un eserin özgün libretto ve müziğini özet haline getirerek sahneye koyduğu “Fındıkkıran” balesi, yeni yıl kutlamalarıyla özdeşleşmiş ve pek çok bale topluluğu tarafından yılbaşında sahnelenmesi gelenekselleşmiştir.

DSC_2707Clara’nın yılbaşı armağanı olarak aldığı Fındıkkıran oyuncağıyla ilgili rüyalarını konu alan büyü – masal tarzı “Fındıkkıran” balesi,  İDOB’un çocuklara yeni yıl hediyesi!

İzleyici çocuklarla iletişimi sağlayan anlatıcı karakterin de bulunduğu bir perdelik “Fındıkkıran” çocuk balesi’nin koreografisini Deniz O. Yamanus, Bahar Vidinlioğlu ve Serap Meriç yapıyor. Dekor tasarımı Efter Tunç’a, kostüm tasarımı Gizem Betil’e ait eserin ışık  tasarımıysa Metin Koçtürk imzasını taşıyor.

findikkiran0

Prensim daha 3.5 yaşında bile değil, bir senedir, çocuk tiyatrolarına gidiyoruz, ama bu sefer ilk kez gerçek bir baleyi Çaykovski müziğiyle dinledik  ve seyrettik. Ben de onunla ilk kez bu tecrübeyi yaşarken, çok heyacanlandım, sonunda da inanılmaz mutlu çıktık salondan.Seyrederken neden konuşmadıklarını anlamadı ve sordu, ama   sabırla sonuna kadar merakla izledi ve dinledi.İkimiz için de harika bir yeni yıl kutlaması oldu.

Yılbaşı öncesinde Clara ve Fritz’in ailesi evlerinde bir parti vermektedirler. Misafirler soğuk kış gününde yavaş yavaş gelmekte, çocuklar sokakta oynamaktadırlar. Clara’nın büyük babası Drosselmeyer çocuklar için hediyelerle gelir. Misafirler yılbaşı ağacının önünde dans etmektedirler. En güzel hediye Clara’ya gelen Fındıkkıran dır. Fritz kıskanır. Misafirler ve çocuklar hep beraber dans eder, eğlenirler. Parti sona erince herkes ayrılır ve aile yatmaya gider. Clara koltukta Fındıkkıran’ı ile uykuya dalar ve bir düş görmeye başlar.

_wp_es_foto_ef0424s06

Her yerde fareler vardır. Clara kaçmaya çalışır fakat fareler onu durdururlar. Oyuncak Fındıkkıran prense dönüşür. Fareler ile savaşır ve onları yener. Prens ve Clara beraber bazı ülkelere doğru yol alırlar.Bu sırada Clara rüyadan uyanır ve kendisini Fındıkkıran’ı ile beraber evlerinin salonunda bulur.

fft99_mf2918662

Bu sene Nişantaşı sokakları ve caddelerinin  yılbaşı konsepti de Fındıkkıran Balesinden esinlenmesi çok hoş olmuştu. Büyükler,  küçükler,herkesin beğenisi kazanması belki hepimizi Clara’nın o düş masallarına götürmesi idi.