Zehra Güngör IPRA 2014 Dünya Başkanı

Çok güzel bir haberi beni çok mutlu eden bir olayı sizlerle hemen paylaşmak istedim. Uzun süredir, girişimcilik hikayesini, başarılarını,farklı dünyasını, değişik renklerini, güzel enerjisini  sizlere aktarmak istediğim sevgili Zehra’nın önce,bugün belli olan,  bu çok gurur verici başarısını paylaşıyorum. Hikayesini çok yakında uzun anlatıp resimleyeceğim.

ZEHRA GÜNGÖR IPRA’NIN 2014 DÜNYA BAŞKANI OLDU

Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği (IPRA-International Public Relations Association) 2014 yılı Dünya Başkanı’nı seçti.

STAGE İletişim Danışmanlığı Ajans Başkanı Dr.Zehra Güngör dünyanın en büyük ve en eski halkla ilişkiler meslek kuruluşu IPRA’nın 2014 Dünya Başkanlığı’na getirildi.

2008 yılından bu yana Türkiye’yi temsilen IPRA’da Yönetim Kurulu üyesi ve iki dönem Altın Küre Ödülleri (GWA) Jüri Başkanı olarak çalışmalarını sürdüren Dr. Zehra Güngör, IPRA Dünya Başkanlığı koltuğuna Ocak 2014’te oturacak.

Güngör 2013 yılında Başkan Yardımcısı (Seçilmiş Başkan) olarak 15 üyesi olan IPRA Yönetim Kurulu’nda çalışmalarını 2013 Dünya Başkanı Christophe Ginisty (Fransa) başkanlığında sürdürecek.

60 yıllık geçmişi olan IPRA,  dünya başkanlığı koltuğunu Dr. Zehra Güngör’le birlikte üçüncü kez bir Türk’e emanet etmiş olacak. Bilindiği gibi daha önce Betûl Mardin (1995) ve Ceyda Aydede (2003)  IPRA başkanlığı görevinde bulunmuşlardı.

Enerjisiyle hepimizin özel hayranlık merkezi olan arkadaşımın mavi ojelerinin, dövmelerinin anlamını sırrını,heyacan verici iş kurma hikayesini, çok güzel resimleriyle aktaracağım.

Zehra Güngör Kimdir?

İzmir Bornova Anadolu Lisesi (BAL) ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler bölümünde “Halkla İlişkiler’de Toplam Kalite Yönetimi” konulu yüksek lisansını yaptı. Aynı üniversitede  “Diplomaside İletişim Yönetiminin Uygulanması” konulu doktora tezini tamamlayarak iletişim doktoru ünvanını aldı. Okumaya devam et

Reklamlar

Los Angeles

Los Angeles ve çevresini ve oradaki yaşamı çok keyifli, sıcak,renkli ya da bana uygun buluyorum. Bunda kızımın uzun senelerdir, orada yaşıyor olması ve yaşamak için orayı seçmesinin etkisi büyük. İklimi, insanları, evleri, mağazaları, alışveriş merkezleri, kafeleri,  restorantları , bana hep,  mutluluk ve heyacan  veriyor.Yukarıdaki resmi 1995 de çekmişim,Studiolar, herkes için ilk gidilen yerlerden.Benim için de çok değişik eğlenceli ve renkli. Hollywood filmlerini özellikle Los Angeles’da geçen romantik komedileri ve aksiyon, macera  filmlerini, çok seviyorum.Bu dünyanın  arka yüzünü görmekde bir o kadar cazip. 

Başak’a gittiğim ilk yıllarda, Orange County, Laguna Beach de kapıları kilitmediklerini görünce inanamamıştım. O güne kadar televizyonda, bölgeyle ilgili film, dizi seyrederken dışarıdan gelen birinin kapıyı açıp girmesine şaşırmamam gerektiğini o zaman anladım.California’da kendimi başka bir boyutta gibi hissediyorum.Önceleri Orange County’de kalıp oradan her gün çevrede bir yere gidiyordum.

Rodeo Drive’da L.A de ilk gidilen görülenyerler arasında, bu güzel caddede ünlü yıldızlara rastlama şansınız oldukça yüksek

Sonraları Los Angeles da kalmaya başladım.İkisinin de çok farklı keyifleri var. Bir kerede yazmak zor, ama bugün birazını benim beğendiklerimi, denediklerimi, yazacağım. L.A de mutlaka gidilen yerlerden çok, benim tercihlerimi özellikle aktaracağım.

Malibu hep filmlerde gördüğümüz, romanlarda okuduğumuz plajı ve evleri ile hep cazip

Los Angeles deyince ilk akla gelen yerler, Hollywood Studio’ları, Rodeo Drive, Beverly Hills, Malibu, Sunset, sonra çok yakın mesafede Disneyland ve Sea World.

Özellikle Universal  Hollywood Studio’lar L.A ın simgesi. 1995 de ilk kez gittiğimde,Back To The Future Ride‘ın da çok etkilenmiş korkmuş, çıkınca uzunca müddet kendime gelememiştim.

İlk gittiğim yıl Back To The Future’da çok etkilendim, hayal mı gerçek mi ayırtetmem zor oldu.

Stüdyoları gezmek tam bir hayal dünyasında gezmek gibi, kendimi L.A de boyut değiştiriyormuş gibi hissetmemin önemli nedenlerinden biri. Disneyland’ı, Sea World’ü gezerken de kendimi bambaşka dünyalar içinde buluyorum, mutlu oluyorum.Çocukluğum, anılar, gelecek hepsi birbirinin içinde yaşıyorum.Her seferinde başka showlara gitmek, hiç görmemiş birini götürmek, yeni ilaveleri keşfetmek, hep keyif aldığım işler.  

Benim favorim Grove ve Farmer’s Market de tranvay. Bizde de şimdi biraz benzeri  İstinye Park açıldı, ama  ben Grove’u  hep çok sevip keyif alıyorum.

Bilinen turistik L.A dışında benim favori yerlerim içinde Grove ve Farmer’s Market var. Bu açık havada çok şık alışveriş merkezini oradaki mağazaları, kafeleri restorantları, çarşısını, yiyecek bölümünü çok seviyorum.Benim için güzel bir buluşma ve  alışveriş mekanı.

Gündüzü kadar gecesi de çok güzel,özellikle Aralık ayında çok daha süslü ve çekici oluyor. Her gittiğimde evim için alışveriş yaptığım Crate & Barrel,  kitapçım Barnes & Nobel, sevdiğim markalar, markalar,kafeler,restorantlar,yiyecek alışverişi alternatifleri hepsi bir arada, otoparkı diğerlerine göre daha rahat ve büyük. Tüm sevdiğim lezzetler ve beğendiğim markalar Anthropologie,Nordstorm,Forever 21, Gap, Victoria’s Secret , Michael Kors ve de niceleri, en güzel mağazaları ile orada.

Grove ve Farmer’s Market gecesi gündüzü her yaş için çok şık, eğlenceli , hoş vakit geçirilen bir yer.

Her çeşit dünya mutfağının güzel restorant ve kafeleri de mekanı ayrıca cazip kılıyor.

Cheese Cake Factory, Morel’s Steak House, Farmer’s daki sempatik yemekçiler, özellikle Brezilya mutfağı hepsi favorilerim.

Outlet tercihimiz Camarillo.Adet olduğu için gidiliyor, ya da misafirler götürülüyor, aslında Amerika’da her yer alışveriş cenneti. Outlet’e gitmeye pek gerek yok .Ama  giderken ya da dönerken mutlaka  IN-N-0UT’da hamburger yenmeli diyorum, o çevreye özgü çok lezzetli Hamburger zinciri. Ben salata içinde olanı çok daha severek ve içime sinerek yiyorum.

Hem hamburger yiyorum, en lezzetlisinden hem de sağlıklı çok hoş değil mi?

Katana gerçekten çok lezzetli suşi yapıyor, ayrıca çok hoş bir mekan. Suşi sevenler için mutlaka deneyin derim.

Suşi için tercihimiz, Katana, rezarvasyon şart. Sunset’de çok güzel yerler var.Hem kafeler restorantlar hem farklı butikler.  Cravings’in sahibi Türk ve Galatasaraylı onun için Sunset’de yemek için  tercih ettiklerimizin başında geliyor.

Cravings’de Türk dostlara herzaman rastlamak mümkün, sıcak ortamı ve lezzetli yemekleri ile  her zaman gidilebilecek bir yer.

Le Petit Bistro La Cienega Fransız mutfağı, Pink Taco; Century City Mall’da çok güzel Meksika mutfağı tercihlerimiz, ısrarla tavsiye edebilirim.

Le Petit Bistro La Cienega dostlarla gidilecek şık ve iyi bir Fransız restorantı, L.A de Meksika mutfağı  yemek yemek isterseniz, illa Pink Taco.

Chinese Theatre, gidip görülecek, Santa Monica güzel vakit geçirilecek yerler.Biz  Madonna’nın konserine LA de Greek Theatre’da gitmişdik. Önceden ayarlanarak showlar, konserler yakalanabilir. Venice Beach beni çok şaşırtmadı derim.

Madonna konser biletini herhalde dört ay önce almıştık, çok müthişdi, güzeldi dememe gerek yok, ama seyrederken o çok büyük kalabalık beni çok korkuttu. Kapalı yer fobim devreye girdi. Ama Madonna için yendim ve konser sonuna kadar ayakta çılgınca dans ederek seyrettik, dinledik, herkes gibi.Enerji müthişdi.

İşte turistik noktalardan biri daha Chinese Theatre

Getty için bir bütün gün ayrılması gerekiyor, ayrıca çok hoş bir park  içinde 

Getty’nin evi ve müzesi görülesi yerlerden, Lacma ‘da çok önemli bir müze. Kızımın evi senelerce Lacma’nın karşısında olduğu için ben bugün yarın deyip henüz gidemediklerimden. Bu gidişimde gitmeli ve anlatmalıyım.

Köpekler de spor yapıyorlar, belli oluyor değil mi?                                                                                                             Los Angeles ayrıca tam bir spor ve sağlık şehri, heryerde spor salonları, herkese uygun imkanlar var. Ayrıca çok güzel yürüyüş tırmanış parkurları parkları var. Özel spor, vücut trainerlerı çok revaçta ve popüler.Yürüyüş deyince benim değil, kızımın tercihi demek daha doğrusu, Runyon Canyon Park .Üç farklı parkuru var, kolay, orta ve zor. Ben orta parkurda da ve de ortalarda  zorlanıyorum.Oldukça dik yerleri var. Ama çok keyifli ve güzel bir park, ayrıca tüm Hollywood manzarasına hakim.Dönüşte kahvaltı için yine Başak’tan bir tavsiye kahvaltı yeri Aroma Bakery Cafe  diyorum.Simitleri bile var.

Urth Cafe ‘de çok bilinen ve sevilen bir cafe….

Sevgili arkadaşım Ayşen, Urth Cafe, Standart Hotel ve Asia De Cuba’yı eklemelisin diyor, evet haklı ,daha yazacak çok yer var, bir daha ki L.A yazıma bırakıyorum.

                                                          Orange County favorilerimi  ise  başka bir yazıda yazmam şart oldu. Las Brisas, Caviar,iki güzel kafe restoran,Newport Beach, Huntington Beach, Dana Point, Long Beach, tabi ki Laguna Beach çok özel, hoş yerler. Plajları evleri, caddeleri  başka bir dünya. Başka bir yazıda uzun uzun yazmalı belki Disneyland , Sea World ve San Diego’yu da eklemeliyim..

Şimdilik bu kadar herkese sevgiler, sevgiler…

Zülfü Livanelli ile Cumhuriyet Bayramı

Kadıköy Belediyesinin organize ettiği etkinlikte, 29 Ekim 2012’de Pazartesi günü saat 19.00 da önce Suadiye Işıklar’da Cumhuriyet Yürüyüşünde caddede buluşup yürüyoruz.Yürüyüşden sonra da Caddebostan sahilde Zülfü Livanelli konserindeyiz.

Etkinlik , konser herkese açık ve ücretsiz.

Prens’im Yarışıyor

Prensimin ilk yarışını resimledim, çok hoştu,çok dostça idi, çok anlamlıydı,çok centilmence idi.İki minik, iki yeni arkadaş skutır (scooter) larıyla çok güzel oynadılar, yarıştılar.Sonra da hep birbirlerini özlemle aradılar, beraber oynamak vakit geçirmek istediler.Bu güzel anları, tanışmayı, resimledim, paylaşıyorum.

Ada ile Aslan için, güzel anılar olsun istedim.

Yine güzel bir pazar günü prensim bizimle ve pembe skutırı ile.Hep beraber klüpteyiz.Eylül’ün son günleri  olmasına rağmen denize girenler var, güneşlenenler var,uzun kahvaltı edenler var.Skutır onun için yeni bir uğraş, biraz öğrenmeye,biraz binmeye çalışıyor.Sonra birden çok güzel bir şey oluyor. Ada da benzer mavi skutır ile geliyor. O da yeni öğreniyor, o da yeni yeni binmeye çalışıyor.

İki yeni arkadaş hem tanışıyorlar, hem skutırlarına binmeye çalışıyorlar. Hemde yarışmaya. Ama çok centilmence, birbirlerini de bekleyerek, kollayarak, gözleyerek.

İki  güzel delikanlı, temkinliler, skutırlarını keşfderken birbirlerini de keşfetmeye çalışıyorlar. Kendilerine ayrılan ara yolda yarışıyorlar, klüptekileri rahatsız etmiyorlar,kuralları uyguluyorlar.

Başlama ve bitirme noktalarına çok dikkat ediyorlar. Ben çok sevgiyle ve beğeni ile izledim, Ada’nın annesi babası da öyle. Her zaman bu güzel dostluluklarının devamını arzu ediyoruz, tekrar buluşmaları oynamaları dileğiyle.                                                                                                Prensimle bayramın ilk günü bayramlaştık .İlk kez bayramımızı kutladı,tam anlamasa da anlamaya, çalıştı, harikaydı. Bayramın son günü yani klasik pazar buluşmamızda da ona  özel bir programımız var. Herkese tekrar, sevdiklerinle  nice güzel bayram günleri,sevgiler, sevgiler…

Bodrum’da Tango

Bodrum’da Marina’nın karşısında favori mekanım Tango’da harika bir Ekim akşamı.Ilık, tatlı, çok güzel bir sonbahar havası. En güzel dostlarla caddenin üstündeki masamızdayız.Tango’nun çok sevdiğim, harika dekorasyonu,atmosferi, gelenler geçenler, her şey sakin, huzurlu ve cezbedici.

Yemekler, daha doğrusu etler, çok ama, çok lezzetli.Ben bu sefer Burger’i tercih ettim, ama hepsi bir şölen gibi sunuluyor, pişiriliyor ve servis ediliyor.

Çok et yiyen olmamama rağmen, her zaman ki gibi çok beğeniyorum.Salata ve peynir tabağı da harika. Şaraplarımız öyle. DJ’e hayran oluyoruz. Bizi, bizim gençlik yıllarımıza götüren harika parçalarla ortamı çok daha keyifli hale getiriyor.  Sonra her akşam yaptığı gibi mekanın sahibi, Kazım Ak geliyor, herkes ile ayrı ayrı sohbette. Bu güzel mekan için her sefer kutladığımız gibi kendisini yine kutluyoruz, Yalıkavak Marina’da yaptıklarını, yapacaklarını dinliyoruz. Son Arjantin gezisini anlatıyor, resimlerini gösteriyor.Sevgili kızı ile, sorumlulukları paylaşması çok hoş, çok yapıcı yansıyor. Sonra bu akşam canlı müzik var mı diye soruyoruz.” Perşembe, Cuma, Cumartesi canlı müzik var, ama her gece başka bir sürpriz show var diyor. Bekleyin görün.”Sonra o müthiş an geliyor. Caddede tango show,Tango’da tango show.

Seçilen parçalar ve danslar çok güzel, dansçılarda çok uyumlu ve hoşlar.Çok da başarılılar, muhteşem gece, çok daha güzelleşiyor.

Masada ki çok sevdiğimiz arkadaşlarımız, diğer masadakiler, caddeden geçenler, herkes bu büyülü müzik ve showu seyrediyor, tadını çıkarıyor, resimler çekiliyor.

Dansçıları yabancı sanıyoruz, ama değiller, Bodrum’da yaşayan tangoyu yürekten seven hayatlarına katan iki güzel, dansa çok değer katan yetenek. 

Aralarda dansçıları kutluyoruz,bize mutlu çoşku anlar yaşatanlara teşekkür ediyoruz.

Tangonun  sokak showu çok etkileyici.Şimdiye kadar yemekleri, müziği, atmosferi ile bizi Arjantin’de gibi hissettiren,  mekan şimdi de  tango showla tavan yaptırıyor.

Hiç bitmesin istiyoruz.Yarın akşam, başka programlarımız var ama, mutlaka çıkışta uğramaya kararlıyız. Yılbaşı Bodrum’da olsak diye program yapıyoruz. Ben çok sevdiğim, ilk gördüğüm de aşık olduğum Bodrum’a aşkımı tazeliyorum.

Benim Girişimcilik Hikayem

Girişimcilik hikayemi merak edenler, özellikle de gençler için ben de yazmaya çalıştım. Aslında kısa bir özet yapıp, daha önce Aylin Löle’nin yazdığı hikayemi paylaştım.

Benim için iş kurma fikri lise çağlarında oluşmuştu.Hem de çabuk okuyup işimi kurayım diye birinci sınıftayken, müdürümüzle konuşup dışarıdan imtihanlara girenler gibi bende lise bitirme sınavlarına girmeyi teklif etmiştim.Belli bir yaşın üstünde olmak gerekiyormuş kabul etmediler.Sonra lise ikinci sınıfta ilk kez çalışıp, bir uluslararası turizm kongresinde staff olmuştum.

İlk işim,1970 de, Skal Turizm Kongresinde, AKM de Opera’da İnci Pirinçcioğlu, Günseli Başar ve dünyanın her tarafından katılan turizmcilerle  ile 

Acele et, ve güçlü ol.Bu komutlar, beni her zaman  yönlendiren hayatımı organize eden güçler oldu. Lise sonda evlenme kararı aldım.Onun için üniversite tercihim, o yıllarda devam mecburiyeti olmayan Marmara  Üniversitesi İşetme Bölümü oldu. Okulum o dönemde,Şişli’de daha önce özel okul olan Şişli İktisat binasındaydı. Yani evime yürüyüş mesafesinde.Okulun birinci yılında evlendim.Hiç kimsenin inanamamasına rağmen ben okulumu herkesle aynı yıllarda, aksatmadan bitirdim.Üçüncü sınıfta da kızım dünyaya geldi.Hepsi bir arada sıkıntısız, haloldu. Hep kendi işimi kurmayı hedeflerken, kocamı çalışmam fikrine  ikna edebilmem için önce bankada çalışmaya başladım.O dönemde kadınlara en uygun  gözüken kurumsal iş banka idi. On beş ay çalıştıktan sonra, istifa ettim ve  hocam Öztin Akgüç‘ün mali müşavirlik ofisinde staj yapmaya başladım. Amacım ben de hocam gibi Mali Danışmanlık Ofisi sahibi olmaktı.

Ama orada iş hayatımın önemli  bölümünü oluşturan iş ve ortaklık  teklifini aldım. 1980 de kurduğumuz, şirketle 2000 li yılların başına kadar ev ve otel tekstili yaptım. İnişli çıkışlı, bazen çok zor, mücadelelerle dolu,bazen çok keyifli bir işim oldu.Havlu çarşaf imal ettim,tüm otellere marketlere, toptancılara sattım.Yurt dışında fuarlara katıldım. Club Med’ler Sheraton’lar Etap’larla başlayan çalışmalarım, sonra Türkiye genelinde bütün otel tatil köyleriyle çalışır hale geldim. Printemp,Carrefour, Metro gibi zincirlerin hep ilk açılış dönemlerinden itibaren ev tekstili üreticileri oldum. Migroslar, Çarşı’lar (Boyner) YKM’ ler, toptancılar ve diğer ev tekstili satanlar  hep müşterim oldular. Türkiye’de kabak lifinden sabunlukları yapan ilk  firma oldum.Kabak liflerini, Alanya’da hem yetiştirdim, hem sabunluk haline getirip sattım.Tüm bu dönemle ilgili anılarımı Aylin Löle‘nin kitabında çıkan anlatımıyla aşağıda ekledim.2000 li yılların başında, ev tekstilin de tüm dünyada uzak doğunun etkisiyle kriz yaşanır olunca, ben de imalatı zora düşmeden bırakma kararı aldım. 2000-2005 yılları arasında ev tekstili imalatını durdurup,eşim ve çok sevdiğimiz ortağımız ile Fransa’dan  kumaş mümessillikleri ve tekstilde b2b portalı ile devam ettik. O ara 2003 de Kagider üyesi oldum.

Kagiderde kurduğum çok güzel ilişkilerde iki Kagiderli arkadaşımla yeni bir iş kurduk. İlk işimin amacı para kazanarak güçlü ve özgür olmaktı. Yeni kurduğumuz iş de ise, para kazanmak ama keyifle, şartıyla başladık .Bunu da hep birinci ilke olarak sürdürdük.O güne kadar hep yatırım amacı olarak hayatımın önemli bir yerini işgal eden Gayrimenkul,iş konumuz oldu.

Mimar olan ve bu konuda senelerini vermiş, Proje ve İnşaat şirketi olan ortağımızla Gayrimenkul Proje Geliştirme, Satma, Kiralama şirketi kurduk.Üçümüz için yepyeni heyacan veren keyif veren bir iş oldu.Sektörde çok farklı ve yepyeni bir sistemle başladık. Başarılı olduk. Kurumsal olmak, Kalteli olmak,Çevreci olmak,İlk leri başlatmak için çok emek verdik.

Gayrimenkul Konsept’de Kagiderli iki ortağım Nuran Evrensel, Ayşe Köroğlu ve ekip bir aradayız.

İso ve EFQM   Kalite Belgeleri aldık. Sosyal Medyayı başarılı kullandık. Ses getiren, başarılı projeler başlattık, teslim ettik. Altıncı yılın sonunda üç ortak gelecek günlerde,şirket için,  gereken vakti hep birlikte, ayıramıyacağımızı anlayarak, yeni iş almadan, sonlandırma kararı aldık. Elimizdeki projelerle ilgili çalışmalarımız da devam ediyor.                                              Bu önemli karardan sonraki günlerde spontane gelişen, Quantum Koçu Aynur Tümen ile  bir araya gelmem, benim içimdeki gizli bir isteği hayata geçirdi, ve yazmaya başladım. O günden beri de blogumda girişimcilik hikayeleri,haberleri yazıyorum. Ayrıca bana mutluluk veren olayları duyguları paylaşıyorum.Yeşil Kagiderli olarak çevre dostu farkındalık sürecimi paylaşıyorum.Yine çok çalışıyorum. araştırıyorum, izliyorum, seyrediyorum, geziyorum, takip ediyorum, fotoğraflıyorum ve anlatmaya çalışıyorum.Bu dönemimdeki çalışmalarım sadece keyif aldığım işler, zorlamadan, gönülden,gönlümün sesini dinleyerek yaptığım işler. 2013 de hem yaz-gi için hem yeni oluşturmayı düşündüğüm fotoğraf blogum için beni çok heyacanlandıran  projelerim var.                                                                                  Gayrimenkulleri yatırım amacı olarak değerlendirirken, nasıl bir strateji geliştirmeliyiz, konusunda hem kendimin ve ailemin hem  sevdiklerimizin, keyifle çalışabileceğimiz dostlarımızın gayrimenkullerinin doğru değerlendirilmesi, gayrimenkul yatırım stratejilerinin oluşması için çalışmalarımız,Gayrimenkul Yatırım Stratejileri olarak   devam ediyor.

Aşağıda Aylin Löle’nin İŞ’te Kadının Gücü kitabında anlattığı ilk dönem girişimcilik hikayemi onun anlatımıyla paylaşıyorum.Kitapta kuruluş yıllarında karşılaştığım zorluklar için,Aylin Löle “Case Study” diyor.Şimdi düşündüğümde ben bile şaşırıyorum. Evet istediğim buydu.Kendi işim olsun istemiştim,  büyük mücadeleler vermiştim.Üretmek, çalışmak beni hep çok mutlu etti.Çok zor günlerim de oldu ama hiç pişmanlık duymadım. Yeni girişimci adaylarının, en çok sorduğu sermaye nereden bulacağız konusu ise benim hiç bir zaman problemim olmadı. Sermaye için, bir yere girer çalışırsın kazandığınla da iş kurarsın, ne kadar paran varsa da o kadar sermayeli bir iş kurarsın, gerisini kazanır, işi döndürürsün diye hep başladım, ve başardım.  Benim için,istemek, kararlı olmak, azmetmek, çok çalışmak,her zaman etik,dürüst,yenilikçi,takipçi, işine, çalışanına, müşterisine,paydaşlarına, rakiplerine  saygı ve sevgi dolu olmak başarıyı olmazsa olmaz yapan temel kurallar.                                                                                                                   İş’te Kadının Gücü  / Aylin Löle                                                                                                    Varuy’u farklı kılan, ‘sıfırdan’  başlama azmi…Yaşadığı krizler karşısında pes etmiyor, ‘kaderine küsmüyor’  ve daha da önemlisi yoluna devam ediyor…Ta ki başarana dek…Varuy’un girişimcilik hikayesinin satır aralarında ise bir girişmciye en çok gerekli olan kriz yönetiminin ipuçları gizli…Onun girişimcilik hayatı boyunca yaşadığı deneyimler, adeta ‘case study’ niteliğinde….Girişimciliğin sırrı belki burada…Her şeye rağmen ayakta kalabilmekte…Direnip, yeniden başlamakta…!

“Hayatımda iş önemli oldu ama,hiçbir zaman sadece iş  olmadı, ailem, kendim de çok önemliydim.Bu dengeyi de  kurdum.Hep iyi bir anne, iyi bir evlat, iyi bir eş, ve kendinle barışık, hobilerine, seyahatlere, konserlere,spora vakit ayıran bir programla yaşadım. Nasıl yaptın derseniz, zamanı programlıyarak. Yapamadığım dönemlerde, yaşadığım oldu,negatif etkilerini farkettiğimde hemen gerekeni yaptım.  Tercihim sadece işin kölesi olmamaktı. Bunu da yaptım.”
Okumaya devam et