Bir Mektubumuz Var Rana Kalfa

Rana’dan bir ay önce blogumda yayınlamam için aşağıdaki maili aldım. Anlattıklarından Rana’nın girişimcilik öyküsünde eğitime çok önem verdiğini bu yolda doğru adreslerde, eğitimler aldığını ve başarılı olduğunu anlıyorum. Çok güzel, çok takdir ettim.Bu anlatımı ile de tüm yeni girişimcilere çok güzel bir örnek oldu.Ben de paylaşmakla mutluyum.

Hepimiz için eğitim her zaman olmazsa olmazımız. Yeni girişimciler için de Rana’nın aldığı eğitimler çok doğru. Doğru kanallarla da ilişkiler kurmuş, kuruyor, çok başarılı olmuş.

Sevgili Rana, aynı parelellikte yaptığın üretimin  kalitesi de, farklılığı,ambalajı, sunumu, paketlenmesi, pazarlaması için çok önemli.Hedeflerin doğrultusunda, üretim yapabilme kapasiten, ya da ne boyutta, üretim yapabilirsin, kar etmek için ne kadar üretmeyi satmayı hedefledin.Büyüme hedeflerin nelerdir? Fiyatların, teslimat, tahsilat koşulların, piyasa sistemlerine uyabiliyor mu? İş kurmayı düşündüğünde tüm koşulları bir büyük resim içinde görmek çok önemli.                                                                                                                           Seni ve eşini iş kurma ve geliştirme yolundaki cesur başlangıcınızdan dolayı kutluyorum. Tüm üretim ve pazarlama konularında bir iş akış planı, fizibilite çalışmaları, yıllık, üç yıllık, beş yıllık, öngörü çalışmalarını hazırlayıp, her türlü değişken durumlarda da B, C planların var mı? Kagider de senin sektöründe imalat, pazarlama yapan bir kaç değerli,tecrübeli arkadaşımız da var.Onlardan da bilgi paylaşımı, destek alabilirsin.Çok değerli, başarılı arkadaşımız  Handan Ercengiz ile tanışmışsın,  Sevgili Handan’ın senden talebini,ihtiyacını karşılayabilirsen, hem Handan’dan çok şey öğrenir, hem de pazarlama tanıtım çalışmaların  için çok faydalı olur.Rana’cım sana yazarken kendimi Güzin Abla gibi hissettim.Hem sana faydalı olmak, hem senin gibi çok yeni yola çıkan arkadaşlara faydalı olmak istedim. Seni ve üretimini tanımadığım için şimdilik çok birşey yapamıyorum, senden gelen bilgilerle de,  senden öğrenmek istediklerime  tam ulaşamadım.Ama sen gönülden istedin, ben de gönülden yazdım, paylaşıyorum.Hedeflerini koymuş ve yepyeni bir yola çıkmışsın, bu yolda çok istekli  ve çok çalışkan olduğunda, her zorluğu yenip çözeceğine eminim.Ben de Kagiderli  arkadaşlarım da hep yanında olacağız.Güzel haberleri gelişmeleri bekliyorum. Sevgiler

“Merhaba, adım Rana KALFA. 34 yaşındayım. Evliyim. Sakarya Üniversitesi Kimya bölümünden mezun oldum. Kimyagerim.Almış olduğum eğitimin ve sahip olduğumbilgi ve becerilerimi geniş bir şekilde kullanabileceğim bir sektör olduğundan dolayı kozmetik sektörünü seçtim.

9 yıl’a yakın bir süre kimya sektöründe çalıştıktan sonra, şubat 2011’de Tekirdağ’ın Çorlu ilçesin’de, tüketicilerin kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürmesi için, ihtiyacı olan Doğal Kozmetik Ürünlerini(Doğal Aromaterapi Sabunları, Doğal Kabak Lifli Sabunları, Gliserinli Sabunlar, Doğal Parafinsiz Soya Mumları, Body Peeling, Aromaterapi Banyo Topları, Aromaterapi Banyo Tuzları, Banyo fizzy’leri, Doğal Katı vücut kremleri) üretmeyi ve sunmayı hedeflemek amacıyla şirketimi kurdum.

Üretim aşamasından, paketlenmesi ve tüketiciye sunulmasına kadar her türlü işlem el yapımıdır.

İş hayatına atılmadan önce, kurmayı istediğim işimde daha başarılı olabilmek, kendimi daha da geliştirmek için, KAGİDER’in düzenlemiş olduğu “İşimi Kuruyorum” eğitimine katıldım.

Goldman Sachs’ın, Türkiye’de Özyeğin Üniversitesi işbirliği ile başlattığı, ”Kadın Girişimcilik ve Yöneticilik” sertifika programına katılarak başarı ile bitirdim.

İşimi kurarken, KOSGEB’in Kadın Girişimci Destek Kredisini almaya hak kazandım.

Almış olduğum satış, pazarlama, Finans, Sermayeye Erişim, İş Planı Geliştirme ve Değerlendirme eğitimleri sayesinde, kendime olan güvenim ve bilgi birikimim arttı.

Hayata bakış açımı değiştirdim.

İkili insan ilişkilerinde kendimi daha iyi ifade edebildiğimi sezinledim.

İş ve sosyal çevrem daha da genişledi.En önemlisi, işimde başarılı olabileceğim inancım arttı.Kurduğum hayallere ulaşmanın hiç te zor olmadığnı anladım.

Sabırlı olmayı ve gerçekten işinde başarılı olmak için; gerekli çabayı göstermem gerektiğini öğrendim.Zor ve sıkıntılı günler geçirdim ama çalışma şevkimi, enerjimi ve motivasyonumu hiç kaybetmedim.

Öncelikli olarak hedefim, kurmuş olduğum şirketi ayakta tutabilmek 10 yıl içinde, marka bilinirliğini arttırarak , yurt içi ve yurt dışında ürünlerimin satıldığı mağazalar açabilmek.

Tüm kendi işini kurmak isteyen kadın girişimci arkadaşlarıma, işlerin kurmadan önce,bu tür “Girişimcilk ve Yöneticilik” eğitimlerini alarak iş hayatına atılmalarını tavsiye ediyorum.

Mirabellapure olarak misyonumuz; günümüz insanının, sağlıklı ve kaliteli yaşamı için gerekli olan, doğal ürünleri yapmak ve siz müşterilerimize yüksek kalite ve uygun fiyat ile sunmaktır.

Mirabellapure olarak vizyonumuz; insanlara doğal ürünler sunarak, yaşam kalitelerini artırmak. Doğal Kozmetik pazar payını genişletmek.

Kozmetik ürünler, gerekli hijyen koşullarına uyularak ve belirli bir bilgi birikimi ile laboratuvar koşullarında ve denetimlerle üretilmezse, yarardan çok zarar verir.”

Sevgi ve Saygılarımla

Rana KALFA

Web site: http://www.mirabellapure.com

E-mail: rana.kalfa@mirabellapure.com

Reklamlar

Prensle Konser Keyfi

Bu hafta sonu tontonum sabah bize geldiğinde hava henüz ısınmamıştı, önce biraz evde sohbet ettik. Haftanın türkülerini , şarkılarını söyledik, yeni öğrendiği şarkıları söylemeyi çok seviyor, biz de onunla beraber söylüyoruz. Bu hafta öyle güzel bir türkü söylüyordu ki inanamadık, sonra şarkılarımız, kurbağa ve kargayı yeni yorumlarıyla hep beraber söyledik. Biraz taşımacılık yaptık. Arabalarımızı taşıdık, teslim ettik, inirdik, bindirdik. Son derece ciddi ve bilinçli.Kitabımızdaki hayvanların ingilizce isimlerini tekrar ettik.

Hava açınca da deniz kenarına gitmeye karar verdik. O ara hafif müzik çalan radyomuzda bir latin parça çalmaya başladı. Aslan latin müzikten, ritminden çok hoşlanıyor, hemen bizi de uyardı, ve hep beraber dinlemeye, ve de müzikle dans etmeye başladık.Araba da da latin dinleyeceğimize söz verip koşa koşa arabaya bindik.Arabadan dinlediğimiz parça bitmeden inmedik tabi.Sahile geldiğimizde bizi bir sürpriz bekliyordu, Umut bebek baterisini getirmiş iskeleye kurmuştu.

Biz de hemen yanına gittik. Aslan çalmak için izin istedi. Umut bagetinin birini Aslan’a vermeyi onun iki arabasıyla oynama teklifiyle kabul etti.  İki minik baterinin başında olunca başka minikler de geldi ve orkestra kurulmuş oldu.

Sırayla sololar yapıldı, zaman zaman anlaşmazlıklar çıktığı da oldu, ama hepsi sırayla bazen hep beraber çoşkuyla sahil konseri verdiler.Tatlı tatlı ısıtan güneş, denizde renk, renk, yelkenliler, tekneler, iskelede ciddi ciddi müzik yapan minikler,daha büyük mutluluk ne olabilir. Konserler sona erdiğinde yemek vaktimiz de gelmişti. Artık yemek saatimiz gelince masaya oturup yemeğimizi yemenin önemini ve ciddiyetini bilen prensim masada yarini aldı, ve özenle yemeğini yemeğe başladı.Yemek yerken sohbetler edip, denizdeki tekneleri seyretmek de çok keyifliydi.Sonra    beraberce biraz deniz kenarında dolaştık, kedilerle oynamak istedik, onlar bizim oynama teklifimizi anlamayıp kaçtıkları için onların peşinden gittik. Şezlongların altından çıkmalarını bekledik. Bazen kaybettik, başka kedileri takip ettik. Biraz başka miniklerin bisikletleriyle gezmelerini seyrettik, sonra artık eve gidip dinlenelim, sonra da Aslanın istediği annesinin çok güzel pişirdiği çukulata parçalı muffin yapmak için yola çıktık. Yolda markette durup alışveriş yapmayı planlamışdık. Durduk market arabamızı aldık. Sarı kırmızı arabamızın şöförlüğünü Aslan çok dikkatli yaptı. Alışveriş bitincede yerine ustaca parketti.

Evde hep beraber, hafif bir müzik açarak dinlenme pozisyonuna geçtik, prensim de yorgun ve mutlu uyudu.Kalkınca muffinlarımızı yapmayı teklif ettim, ama yüz vermedi,  oyunlar, şarkılar, daha enterasan geldi, armutlarımızı soyup yedik, değişik müzikler keşfettik, sonra hep beraber akşam yemeğimizi hazırladık ve yedik.Herzamanki gibi bana sofra kurmada yardım etti. Yemekden sonra biraz televizyon seyrettik, sonra da  Aslan’ların evine doğru  yola çıktık. Evlerine gelince, prensim bize gündüz söylediği türküsünü babasıyla beraber tekrarlayınca çok daha beğendik. Sonra baba oğul çok sevdikleri Latin parçayı dinlettiler,beraberce söylediler.Anlayacağınız prensim bize harika bir akşam konseri verdi. Artık banyo saati gelmişti, Aslan köpükler içindeki banyosunda da bayağı bir, oynayıp yatağına gitti, bizde, kanatlanmış gibi, nasıl döndüğümüzü anlamadan evimize geldik.Sanki evin her tarafında hala Aslan varmış gibiydi, sanki hiç gitmemiş gibi, üstümüzde kokusu, kulağımızda sesi, makinamızda resimleri, kendi dünyamıza döndük.

Ayın Davetleri

Üniversiteden arkadaşlarımla geçen hafta Cuma akşamı bizde buluştuk. Yaza, merhaba partisi yaptık. Moda’ya taşınıp bizlere yakın gelen sevgili Esen’e  hoşgeldin demek ve  geçen hafta doğum gününde olamadığımız Nazan’ı da kutlamak istedik.

Herkes kendi yaptıklarının servis öncesi son hazırlıklarını yaparken

Bu partide ilk defa farklı bir uygulama yaptık. Dört arkadaş tespit ettiğimiz, menüyü  paylaştık ve herkes kendi evinde yaptı.Ben ev sahibi olarak masa organizasyonunu ve servis de kullanılacak tüm tabak, bardak ve diğer herşeyi hazırladım.

Hoşgeldin içkisi olarak şampanya ve çilek, kuru yemiş,fırınlanmış keten tohumlu gevrekler hazırladım, ayrıca, balık ve salatanın yanına  özel soslu brokoli ve fırınlanmış yaz sebzeleri yaptım. Masada yeşil organze yemek örtüsü ve sekiz ayrı renkteki keten peçetelerle yazın sıcaklığını vermeğe çalıştım. Nehla somonları ve sosuyla geldi, özel hazırladığı sosla balıkları fırına koydu. Nazan harika salatasını ve sosunu salata tabağına yerleştirdi.Esen krem karamellerin yemek sonrası servisi için hazırlıklarını yaptı. Annem de konuk olmasına rağmen arzu etti, çok güzel zeytiyağlı fasulye yaptı getirdi.Sonra herkes tabağına istediği kadar aldığı  önce zeytinyağlı ızgara sebzeler ve  salata ile masada yerini  aldı. Haluk içki servislerimizi yaptı. Soğuttuğum beyaz şarapları sundu.

Partinin  iki  konuğundan  biri annem, biri de yine hepimizin çok sevdiği üniversite arkadaşımız,   tasavvuf da aşk sohbetleri ile gönlümüzde bambaşka yeri olan, neşesi, enerjisi, herkesle bol bol paylaştığı sevgisiyle sevgili Ayşe Sakar’dı.Damatlar Necil ve Haluk bizlerle olmaktan  çok keyifliydiler. Davetin en önemli özelliği, sağlıklı, hafif, abartmadan  yeterli miktarda bir yemeği, hep beraber hazırlayıp, servis edip, hep beraber keyif yapmaktı. Benim misafirlere özel sürprizim ise herkesin tabaklarına koyduğum Yeşil Kagider Farkındalık  Yaratma, Hatırlatma Projesi olarak kullanacağımız akıl yüzükleri oldu. Bu minik zarif yüzüklerlerin özelliği,amacı, her zaman Yeşil Kagideri, tweeterda, facebookda blogumuzda takip ederek, doğa dostu olmamızı, hatırlatmaktı. Çok da anlamlı  ve yararlı oldu. Ertesi gün, güzel geri dönüşler geldi,sonra anlatacağım, mutlaka.Sohbet güzeldi, yemekler güzeldi, annem herkesin servise ve mutfağa yardım etmesine çok şaşırdı ve alışamadı ama çok keyifli bir akşam oldu.

Ayın  diğer iki davetinden biri,  Leyla bebeğin bir yaş partisi idi.

Bebekler hayatın çok farklı, en güzel mutluluğu, onların büyümesini izlemek,dokunmak, konuşmak, anlamak, anlatmak, herşeye değer. O kadar saf, korumasız, ve güzeller ki.Bu dönem de hayatımdaki önemli bebeklerden biri Leyla, onunla zaman zaman bir araya gelme şansım olduğu için çok mutluyum. Leyla sakin, güleryüzlü, biraz ürkek,zarif, minicik bir kız bebek. Şimdi de bir yaşını doldurdu. Mutlulukla, keyifle yaşgünü partisindeydi, anlamaya çalşıyordu, ama zordu tabi.

İlk kez bu kadar kalabalık ilgi, bütün sevdikleri, tanıdıkları, tanımaya çalıştıkları oradaydı, minik başka bebekler vardı, onlarla oynadı, pastasını üflemeye çalıştı,  bol bol gülümsedi, güldü, çok mutluydu. Bizde onunla çok keyifli ve mutlu olduk. Hiç başka şeyler düşünmeden onunla ve çevremizdeki bu çok değerli sevgiyi, güzelliği mutluluğu paylaştık.

Haftanın  önemli  davetlerinden biri de sevgili arkadaşımız Nilgün Gülen‘in Bağdat Caddesindeki Mağazası BNQ‘nun  sezon açılışı idi.

Bu güzel mağazada, Avrupa ‘da Milano’da bir Türk markası olarak kendini kabul ettiren defileler, tanıtımlar  yapan çok beğendiğimiz başarılı markasının yeni koleksiyonunu onunla paylaşmak, görmek, dokunmak, denemek, sipariş vermek, almak, çok hoşdu.Sezon modellerinde Milano tanıtımından çeşitlerde vardı, hem farklı, hem spor, hem abiye, hem rahat, hem şık koleksiyonu ile ve hep güleryüzlü  tarzıyla   Nilgün de koleksiyon da içimizi ısıttı, hava yine biraz soğusa da artık yazdayız dedik.

Hepsinde güzel olan sıcak samimi ortamlar eski yeni dostlarla bir araya gelmek, birbirimizden güzel enerjiler, bilgiler, tüyolar almak, en güzeli,gülmek, gülebilmekdi.

Benim Yeşil Farkındalık Filmim

Yeşil yolculuğumu geçtiğimiz hafta  Yeşil Kagider Blog’da yazdım. Bugünde bu yolculuk içinde Yeşil Farkındalıklarım neler oldu, neler yaptım, yapıyorum, onları film ve fotoğraflarla aşağıda paylaştım. Filmdeki karakter Mimi’ nin anlatımı ve müziği, kulağıma ve gözüme hoş geldiği için onu seçtim.

Daha doğrusu bu güzel filmi önce                                         doğa dostu sevgili prensim keşfetti. O beğenince benim beğenmemem mümkün değil zaten.

Prensim yuva çıkışı boş su şişesini dönüşüm kutusuna atarken….

Filmdeki sırayla anlatırsam,

1-Kağıtları çift taraflı kullanmak her zaman yaptığım birşeydi.Gereksiz israfdan hep sakınırım.İşyerlerimde, evim de de buna çok dikkat ederim.Ama son iki senedir, printer’ı hayatımdan çıkardım. Çok mecbur kalmadıkça derken, artık hiç kullanmıyorum.Her yerde her şekilde de hallediyorum. Sözleşmeler dışında.

Ayrıca artık geri dönüşümlü özel kağıt kullanıyorum, defterlerim notebooklarım,çok sevdiğim Yeşil Yolculuk Ajandam hep geri dönüşümlü kağıt.Geri dönüşümlü notebooklar  hediye etmek, ya da ederek, hatırlatıcı olmak, çok hoşuma gidiyor.Kızımın da bana hediye ettiği, dışı deri içi, dönüşümlü kağıt, günlüğüm de en değerlim.

2-Carpooling; biz Kadıköy grubu, Kadıköy’de yaşayanların ,en sevdiğimiz şey her yere beraber gitmek, toplu taşıt kullanmak.Bunu hep yapardık, devam diyoruz. Yine 2004 de evimizi Ulus’dan Fenerbahçe’ye taşıyınca eşimle ben tek araba kullanmaya başladık.Bu bizi ne kadar mutlu ve rahat ettirdi, çünkü ayrı ayrı gittiğimiz özellikle akşam ziyaretlerinde, iki araba dönmek bize çok sorun oluyordu.  Hem evimiz ile işimizide  birbirine çok yakın mesafede konumladık. İşyerimiz de de hiç uzakta oturan eleman almadık.Bize yapılan başvurularda önce oturduğu yerin yakın olmasına dikkat ettik. İşimiz evimiz, vakit geçirmeyi çok sevdiğimiz, mekanlar hep yürüme mesafesinde,anneciğimide yakına taşıdım. Yüremeyi zaten çok severim, keyifle devam ettim.Benim sarı limuzin tutkum ise beni nasıl özgür, mutlu ve cool yapıyor anlatamam. Evet sarı lumizinlerimle (Bağdat Caddesi minübüsleri) bir yere gideceksem kıyafetlerimi de daha rahat seçiyorum, çantalarımı da. Yanlış anlamayın çok şık olabiliyorum, ama sadece, dar olmayan rahat inip bineceğim kıyafetler.Kadıköy yakasında minübüs kullananmak bence çok büyük konfor, hemen sizi görür görmez dururlar, beklerler. Her zaman caddede bir yere ya da Kadıköy’e giden, öğrenci, işadamı, kadını, emekliler, çelışanlar sanatçılar, sanatsevenler, operaya, konsere gidenler hep minübüsdedir.Nereye park edeceğim, derdi olmayınca hayat birden ne kadar kolaylaşır. Çoğu arkadaşım da benim gibi,şoförünü, arabasını almaz, limuzini tercih eder. Gerçekten konfor, özgürlük, ve farkındalıkdır, münübise binmek.Bu özel keyfimi size daha çok anlatabilirim.

3-Çamaşır makinesinde genelde soğuk su kullanırım, zaten yıkananlar çok kirli de olmadıkları için son derece ekonomik ve yararlı. Evdeki beyaz eşyaların zaten değişme vakti gelmişti, hepsini yeni ekonomik, çevre dostu sisteme döndürdük.2004 den beri kurutma makinemi hiç kullanmadım.Kurulu dolap içinde duruyor. Bu evimize taşınırken dolap odamızda, boydan boya cam olan bölüme  dolap yaptırmadık, kurutma yeri haline getirdik, hem sağlıklı ve çabuk kuruyorlar hem de elektirik tasarrufu yapıyoruz Yukarıda resmini gördüğünüz bölümün önüne istersek kapatabileceğimiz çok şık bir paravan perde de yaptırdık ama ona da gerek kalmadı, hem çamaşırları bir taraftan asıyoruz, bir taraftan ütüleyip kaldırıyoruz, hem kolay ve çabuk ütüleniyorlar.Bodrum’daki ev de de arka bahçemizde çok şık bir ahşap paravanla ayrılmış  yerimiz var, yine anında kuruyorlar, hemen ütüye hazır hale geliyorlar.

Şalımla mutluyum,hem yeşil dikkatinize

4-Artık kalorifer ve klimaları minumumda kullanıyoruz,hem daha sağlıklı oluyor, hem kışın şallarla, yazın, hava giren güzel esintilerle daha keyifli oluyor.Ampulleri hemen değiştirdik zaten. Elektrikli aletleri kullanmadığımız zamanlarda prizden çekmeye özen gösteriyoruz. Ama şimdi yeşil ofis programındaki sistemi bir tesisatçıya yaptırarak daha da  kontrol etmiş olacağız.

Bunun dışında, çöpleri ayrıştırma, gazeteleri, kağıtları, plastikleri, şişeleri ayırma konusunda harika bir belediyemiz var, biz de sadece dikkatli davranıyoruz. Her zaman doğaya yararlı hediyeleri tercih ediyorum, ağaç dikme sertikası, yeşil yayınlar gibi, ve devamlı yeni şeyler öğrenmenin uygulamanın keyfini yaşıyorum. Doğa dostu olmak bana çok ama çok keyif veriyor, kendimi çok huzurlu hissediyorum, sevgiler

Girişimci Aile Royal Eğitim

Bu hafta çok özel, girişimci bir aile ile tanışdım. Çok mutlu oldum, çok sevindim,                 Royal Eğitim‘in sahipleri böyle güzel bir aile şirketi, annenin 25 senelik başarılı iş hayatında, önce eşinin sonra da çocuklarının onun yanında yer alması ona destek vermesi, hep beraber işlerini büyütmek kurumsallaştırmak için beraberce sorumlulukları paylaşmaları,mücadele etmeleri, ortak çoşkuları, heyacanları, çalışmak için, sorumluluk almak için, birbiriyle adeta yarışmaları, her halleri ile müthiş güzel ve kutlanacak bir aile, ve tabi başarının kaynağı, başlangıcı çok özel anneleri iş kadını Feyza Batallı.

Onları ziyarete gittiğimde, randevu alıp gitmeme rağmen çok yoğun çalışma içindeydiler, çünkü işleri hep yoğun, hep dersler devam ediyor.Ailenin tüm ferleri ve hem eğitici hem yönetici olarak işin başındalar.

Tüm aile fertleri, aynı zamanda çok güzel, bakımlı,enerjik, samimi doğal, ve gözlerinin içi gülen insanlar.Onlarla tanışmak bana 19 Mayıs öncesi harika bir bayram hediyesi, enerjisi, mutluluğu oldu. Anne Feyza Batallı çok çalışkan, çalışmayı çok seviyor, hergün geç saatlere kadar işinin başında olmak ona hiç zor gelmiyor, aynı tempoyla devam diyor. Ama gönlünde sosyal katkılar da da bulunmak, kimsesiz, kızlarımızı eğitmek, meslek sahibi yapmak da var. Doğru bir STK ile topluma yararlı paylaşımlarda bulunmayı çok istiyor. Bu güne kadar hiç vakti olmamış ama şimdi, tüm aile yanında olduğu için, biraz zaman ayırabilmeyi umut ediyor.

Berkay Batallı Lütfi Kırdar’da tüm ekip, ailesi ve öğrencileriyle katıldıkları fuarda

Çocuklar  da biraz anneleri dışarıda da olabilsin, hem kendisi için, hem sosyal sorumluluk almak için  çalışmalara katılsın istiyorlar.Kagider’e başvuruyu oğlu Berkay yapmış. Herhalde annesi için böyle bir girişimde bulunan ilk erkek.Berkay kısa süre önce askerliğini yapmış dönmüş. Berkay’ın arzusu,kadın istihdamı, eğitimi, girişimciliği için çalışmak, yol göstermek, çözüm olmak. Bir de kurumsal şirketler için kaliteli,farkındalıkları olan, mavi yakalılar eğitimi vermek.Her alanda verilecek eğitimlerde önemli olan kaliteli ve kurumsal yapıya uygun elmanlar yetiştirmek.

Feyza hanım öğrencilerin yaptıkları bir çalışmayı gösteriyor.

Royal grubun en önemli özelliklerinden biri eğitim verdikleri herkese iş garantisi veriyorlar. Ayrıca İşkur ile de çalışıyorlar. Çok özel bir aile, kadın için girişimcilik için, kurumsal kaliteli eleman için çalışıyorlar, çalışıyorlar. Önümüzde ki günlerde de Pendik de yeni bir bina da da çalışmaya başlayacaklar. Şu an da da iki şubeleri var. Güzellik Salonları için makine ithalatı da yapıyorlar. Baba da bu işin başında.

Güzel genç kız Benay psikoloji mezunu o da annesi ve kardeşi gibi eğitim veriyor, yönetici olarak çalışıyor. O da çalışmayı çok seviyor, tek sıkıntısı, ailece bir araya geldiklerinde özel saatlerde bile hep iş konuşuluyor olması. Bu hem çok yararlı oluyor, ama biraz değişiklikler de istiyorlar.Bu çok çalışkan ailenin annesi uzun yıllardır, işinin başında çok mutlu , çok gururlu. Olmasın mı 25 yıl emek verdiği işini, şimdi de kocası ve çocuklarıyla paylaşıyor olmak, sağlıklı ve güvenilir büyümek, kurumsallık çalışmalarını başlatmak, hepsi çok güzel çalışmalar. Bu çok özel girşimci aileyi kutluyorum, bir an önce Kagider grubu içinde görmek,daha iyi tanımak, için, sabırsızlanıyorum.

Feyza hanım çok sevdiği değer verdiği ailesi, öğrencileri ve çalışanları ile

Benim favorilerim

Blogumda yaz sezonunda, hayata dair sayfalarımda beğendiğim,  güncel, ya da her zaman,her dönem favorim olan tarzları, stilleri, davetleri, ikramları,yaşamları, daha çok  paylaşacağım. En önemli özelliği, beğenilerimin yaşı olmayacak. Yaşsız, stiller. Hayatımda hep çok beğendiğim, 20 li 30 lu,40lı,50li, gençler olduğu gibi, 60,70,80,evet, hatta 90lı  yaşlar da da  çok beğendiğim, tarzları, stilleri, yaşam tarzları  ile hayranlık duyduğum, çok özel insanlar var. Onları aksesuarları, giyimleri, sofraları, yaşam tarzları, evleri ile sizlere aktarmaya çalışacağım. Çünkü sizlerin de seveceğinizden, beğeneceğinizden eminim.Böylece de, şu günlerde, tenimizi ısıtan güneşle,birlikte, favorilerimin de  hepimize  yeni, taze, farklı,  enerjiler getireceğinden kuşkum yok..

Bu gün hemen; birçok konuda, giyim, aksesuar davet, ikram, ev dekorasyon, çok beğendiğim,  çok zevkli, çok pratik, çok kendine özgü, çok enerjisi yüksek, sevgili Ezgi’mle başlıyorum.Senelerdir babasıyla tekstilde  dış giyim ihracatı yapan Ezgi,geçen seneden beri de,  online satış yapan sitesinin, ModaZigi‘nin modellerinin seçicisi ve yaratıcısı.

Paylaştıkça göreceksiniz, giyim konusunda Ezgi’nin çok kendine özgü bir stili var. Hem spor, hem abiye, hem soft, hem frapan,ama kendi içinde müthiş ahengli,hiç bir şey abartı, ya da fazla durmuyor.Ama mutlaka Ezgi’nin üstünde çok farklı ve albenili.

Çoğu kişinin hiç almayacağı denemeyeceği şeyleri, o üstünde o kadar iyi taşıyor ki, onun üstünde görünce mutlaka almak istiyorsunuz.Özellikle de aksesuarları hem çok farklı ve hem çok iyi kombinler yapıyor. Kendime de hemen kurukafalı  set siparişi verdim.Gelinine özenmiş demeyin diye de sizlerle  de paylaşıyorum.Güncel çekicilik için çok güzel. Her zaman gereksiz israf yapma, yaşına yakışan klasik takılardan çok şaşma, tarafımla da, yazın geldiğinde de kızıma hediye ederim gibi, kendimi rahatlatıyorum.

Önümüzdeki günlerde sofra, ikram, davet, giyim, moda,ev, yaşam, hatta güzellik ipuçları ile hep sizlerle olacağım. Ezgi de, herzaman favori beğenilerim sayfalarımda, yaşsız stil ikonlarımla birlikte benimle olacak.

Prensle Tiyatroda

Bu hafta prensimle önce arabalarımızla oynadık, haftanın şarkılarını söyledik,” yağmur yağıyor,” ve “onun arabası var” yine favori şarkılarımızdı.Yeni resimli, oyunla öğrenme kitabımızı okuduk,birbirimize sorular sorduk. Gazeteden, çocuklar için  kültür, etkinlik, eğlence  haberlerine baktık. Gideceğimiz tiyatronun yerini öğrendik.

Yemek vakti beraber masamızı hazırladık, Aslan herzamanki gibi, bana yardım etti.

Sonra tiyatroya gitmek için yola çıktık. Tiyatroya geldiğimizde bize oyun başlamadan önce balondan kılçlar yapıp verdiler.Bizim renk seçimimiz mavi oldu.Çocukların yüzlerine değişik makyajlar yapılıyordu, ama Aslan istemedi.yerimize yerleştik, heyacanla oyunun başlamasını beklemeye başladık.

Oyunun adı Meraklı  Penguenler’di,Oyunun yönetmeni ve yazarı M.Tevfik Tunga, çocuklar için  müzikli eğlenceli ve öğretici bir oyun hazırlamış.

Oyun dört penguen ve iki (fok) ayı balığı arasında geçiyor. Arkadaşlarını kaybeden iki penguen tüm zorlukları yenerek, arkadaşlarını bulmayı başarıyorlar. Sevgilerinin karşılığında arkadaşlarına kavuşuyorlar, onların bu güzel davranışı sayesinde ayı balıkları da doğruyu, güzeli, sevgiyi  öğrenmiş oluyorlar.

Seyrederken çok güldük, alkışladık, ve  oyuncuların, oyun sırasında sahneden sordukları soruları,  tüm çocuklarla  beraber cevapladık.

Perde arasında da, sahneye çıkıp dekorları kontrol ettik, Aslan henüz üç yaşından küçük, oyunu tam anlayamadı, müziklerini, danslarını, komik yerlerini çok beğendi tabi. Ara sıra sıkıldığı anlar oldu ama hiç ayrılmak istemedi, sonuna kadar merakla izledi.

Oyunun sonunda hep beraber, tüm oyuncuları alkışladık,bir daha ki sefer başka bir oyuna gelmek dileğiyle,  evimize döndük.

Evde dinlenip biraz uyuduktan   sonra,  kulübe  gitmeğe karar verdik. Çünkü Aslan deniz kenarında olmayı, denizdeki gemileri,

oradaki minik kedileri görmek istiyordu.Hummer’ı mızı da yanımıza aldık.Gemileri ve gün batımını seyrettik, karanfilleri kokladık, kedilerle oynadık, ya da daha doğrusu kovaladık. Akşam yemeği için siparişlerimizi verdik. Sonra da hep beraber yemeğimizi yerken tiyatroyu, meraklı penguenleri konuştuk.Artık eve gitme vakti gelmişti,Aslan annesine, babasına bugün yaptıklarını anlatmak için sabırsızlanıyordu.Yolda, Aslan’ın da beğendiği  Latin müziği  dinleyerek keyifle döndük. Biz, tontonumuzu evine bırakınca,  onunla geçirdiğimiz harika gün için çok mutlu, ayrıldığımız  için buruk, gelecek haftayı şimdiden özlemeye başlamıştık bile.