Erkekleri Kıskandıracak Başarı Öyküsü

http://www.youtube.com/watch?v=h2AECOlqcXc&feature=player_embedded

Yine çok genç, yine çok başarılı, yine çok şaşırtan bir girişimcilik hikayesi,                  Begüm Özdoğularlı‘nın hikayesinde, Kanaltürk Haberini de  seyretmenizi istedim.          Ben okurken, dinlerken, çok gururlandım.Begüm’le her konuştuğumuzda çok güzel, çok başarılı, çok yönlü aktivitelerin içinde müthiş bir enerjiyle koştuğunu gördüm.Kendisini ilk tanımam Kagider Garanti Bankası İşbirliği 5 İl 5 Zirve Kütahya Girişimcilik Seminerlerinde oldu. Orada sevgili Sevim Güral, hemşehrisini bize tanıttığında, yaptığı çok sıcak, çok duygulu konuşmayla Begüm hepimizin kalbini fethetti. Sonra yine başka aktivitelerde biraraya geldiğimizde, kabına sığmayan enerjisi, güzelliği,başarıları, çok iddialı kıyafetleri ile de herkese kendini, farklı yönleriyle sevdirdi.

Begüm çok aktif, çok çalışkan , aynı zamanda yorulmak nedir bilmiyor. Çalıştıkça mutlu oluyor, daha enerji doluyor, daha çok çalışıyor.İşindeki mücadelesini, başarısını sivil toplum örgütlerindeki çalışmalarıyla pekiştiriyor. En zor, en tehlikeli mesleklerin eğitimlerini veriyor.Erkekleri kıskandıracak işler yapıyor. Bu ara,  3 Nisan’da Amerika ‘da Brandeis Üniversitesine  konuşmacı olarak katılacağı davet,onu çok heyacanlandırıyor.Bu hafta sonu  Antalya’daki Türkiyedeki Tüm Girişimci Kadın STK ları toplantısında zaman zaman biraraya gelebilsek de o Antalya’da kendi sektörünün çok önemli toplantılarına da koştu durdu. Bütün bu koşturmacaların içinde beni kırmadı, çok ilgi çekici girişimcilik öyküsünün, hiç bilinmeyen, bölümleriyle, yazdı gönderdi. Bende yine bu çok özel  hikayeyi aşağıda sizlerle paylaştım.

“Bu da Benim Hikayem… Geleneksel bir şehirde, bir Osmanlı erkeğinin kızı olmak kim için kolaydır ki benim için kolay olsun. Üçüncü de mi bir kız çocuğu?  Osmanlı erkeği bir baba için çok da iyi bir haber sayılmaz… Ama bunu değiştirmek biraz da babanın elinde.  Beş yaşından itibaren erkek pantolonları, ayakkabıları giydirip saçlarını kısacık kestirdiği küçük kızını bir erkek gibi görmek geçici bir tatmindi baba için sanırım. Bir benzin istasyonu işletmecisi olan baba, kızını  İlk okula başladığı  yaz tatilinden,  on sekiz yaşına kadar her yaz, pompacı, market satış elemanı, çaycı, bozulan makinelerin tamiratı gibi alanlarda çalıştırarak büyütürse,  bu kız şehrin gelenekselliği içinde normal bir aile kızı olabilir mi, iyi bir aile tarafından gelin alınmayı bekleyen?….. Baba hiç kıskanç değil, kızı erkek kıyafetleriyle gezdiği sürece. Bu arada on iki yaşında farklı bir ilde iyi bir okulu kazanarak, aynı zamanda iyi bir eğitim alabilmesi kız için başka bir şehirde okuması  ne büyük bir avantaj, baba için de… sonuçta bu bilgiler nasıl olsa yaz tatillerinde firmaya  katkı sağlıyor, üstelik bir patron kızı gibi çalışmıyor kızımız, asgari ücretin yarı parasına, sabah 08:00 akşam 08:00….Ne zor bir hayat! Ama çok güzel, inanın…Çalışmak kadar ne güzel olabilir ki!… On sekiz yaş, sırada üniversite var, ancak baba Osmanlı erkeği, üniversite için tek koşul aynı şehirdeki okul olması ….. başka türlü müsaade yok. Diyelim ki bu kız babanın dizinin dibinde kalmaya devam ediyor , babanın istediği okul ve işyerinde varlığına devam ettirerek. Babanın bir diğer hesap edemediği konu, bu kız artık genç bir kız ve çoktan bıraktı bile erkek kıyafetlerini… Hadi ona da razı baba, ama bu kız giyimi, çok yönlülüğü , girişkenliğiyle artık tam bir dişi. Nerede o kısacık saçlı erkek çocuğu…Ne güzeldi makineleri tamir eden, pompada çalışan çalışkan çocuk. Neredeyse ilk ismini Ahmet koyacaktı  kızımızın babası… Kız aslında ruhuyla gerçek bir erkek… hiç pas vermez şehrin en hoş delikanlılarına bile… İşi gücü başarmak arzusu. Babadan gelen genler de muhakkak etken. Genlerde girişimcilik var, aldığı baba eğitimi de bu genleri tamamlayınca bu kız durur mu yerinde?  Üniversitede okuduğu bölüm İngilizce Öğretmenliği….İngilizce ‘yi de çok güzel konuşuyor on üç yaşından beri çok gezen, çok insanla tanışan bir girişimci olarak. Peki, hem İngilizce öğretmeni olup hem girişimci nasıl olunur?’ Tabiî ki bir dershane açarak.’ diyor ve babasının yanına sevimliliğinin en üst noktasında giderek; ‘Hadi baba kurs açalım!’ diyor. İstediği kadar sevimlilik yapsın , artık hiç de sevimli değil, çünkü kocaman oldu, ve erkek gibi görünmeyi de reddediyor, sarıya boyadığı uzun saçları, boynundan, kulağından eksik etmediği incileri, fularlarıyla,  küçücük yaşına rağmen…sanki yıllarca erkek gibi dolaştırılmanın isyanını eder gibi…Baba sinirlenince gerçek bir Osmanlı erkeği. Her an her şeyi yapabilir. Ve kocaman bir Osmanlı tokatıyla; ’Otur oturduğun yerde, burası kocaman bir işletme, bana yardım edeceksin. Altında araban var, istediğini alıyorsun!…’ gibi sözlerle kızını  susturuyor. Kız çok ama çok üzülüyor. Tokat değil gerçekte onu üzen, güvenilmemek, inanılmamak, yalnız bırakılmak, en acısı; anlaşılamamak…Çok ama çok kırılıyor. Babasının işyerinden istifa ediyor. Üç sene hiç ama hiç görüşmüyor , konuşmuyorlar.

O kırgınlıkla kız araştırmaya başlıyor. Bu şehirde dershane açılırsa bir ilk olacak ve çok başarılı olacak. Buna çok ama çok inanıyor. On sekiz yaşında olması neyi değiştirir ki!  O kafaya koymuş bir kere. Bir sabah gazetede Halk bankasının kadın girişimci kredileri ile ilgili bir haber okuyor. Yıllık yüzde otuz faizli çok avantajlı bir kredi. Hemen bankanın şubesine gidiyor. Müdürü babası kanalıyla tanımanın verdiği rahatlıkla arsızca talebinden bahsediyor. O da ne! burada belki bedenine tokat yemiyor ama kalbinin tam ortasına kocaman bir yumruk yiyor. ‘Senin baban bu şehrin en varlıklı ailelerinden, ne işin var senin burada, dalga geçme bankayla!….’. Kız çok üzgün. Bu iş kurulmalı!….Nasıl olmalı? Kimle olmalı? derken bir sabah saat 5:00’te bindiği bir Ankara otobüsüyle farkında olmadan bütün kaderini yazıyor. Halk bankası genel müdürünün kapısında. Yaşını büyük göstermek için giydiği kalın vatkalı ceket ve eteği, yüzüne bir tomar makyaj…ve yine bir tokat yeme korkusu….hem de çok…. Sekreter görüşmeyi ertelemeye uğraşırken kapıda karşılaşıveriyor Genel Müdür Yenal bey ile. Hala görüşürler,kızımız  hiç bir iyiliği unutmaz…Hele böyle bir iyiliği, asla!… Çok babaç bir kişilik Yenal bey. Onu hemen oturtuyor makamında. Güzel bir kahve içiriyor genç kıza…Kızın bütün yaşadıklarını sanki gözleriyle okumuş gibi dikkatle süzüyor kızı. Birkaç babaç cümleden sonra konuya geliyor’ Evet kızım nedir talebin?’ ‘Sayın Genel Müdürüm; ‘ Kütahya’da bir İngilizce kursu açmak istiyorum. İlk ben olacağım açarsam. Şu an üniversite öğrencisiyim ama aynı anda okulumu da bu işi de yürütebilirim.

Bana girişimci kredisi verir misiniz?’ ‘Kızım kefilin var mı?’ ‘Yok’ ‘Peki herhangi bir teminatın, ev, dükkan gibi mesela?’ ‘O da yok.’ ‘Ama böyle olamaz ki!’ ‘Olur genel müdürüm, siz bana güvenirseniz olur…’ Diyor ve bu diyalogdan  beş gün sonra 13.12 1997 tarihinde kredi onaylanmış bile…. Ve arkası….iş adamı derneklerine üyelikler, okul saatlerinde teneffüslerde bütün bölümlerin kantinlerini gezerek broşür dağıtmalar, Kütahya’ nın bütün esnafını, sanayicilerini gezerek kapı kapı kurs pazarlamalar, Ve en önemlisi,  Güral ailesine ait olan BTV televizyon kanalında Türkiye ‘de başka bir örneği olmayan ‘İngilizce konuşma kulübü’ adlı bir programı sunarak, konuğu olan üniversite ve lise talebelerini İngilizce konuşturarak çok önemli bir pazarlama yöntemine imza atmak. İlk yıl 35 öğrenci, ikinci yıl 80, üçüncü yıl 220 öğrenci. Üç yılda bitmesi gereken kredi borcu ikinci yılın ortasında çoktan bitmiş bile…

Hele bir de kursun açılış günü İlin Valisi gelip bütün basında arkasından gelince, işler yürümüş gitmiş bile…. Bu arada baba nasılmış? Üç senelik küslüğün ardından tam babayla buzla erimek üzereyken, hanımefendi bu sefer İstanbul rüyası görmeye başlar. Kütahya ‘da yapabileceklerinin son sınırına ulaşmış olduğu, yaşı yirmi ikiye girerken iyice yerleştirir kafasına  göç kararını , yine bir gecede …Yabancı dil kursunun bir şubesini İstanbul ‘da açar ve üç  hafta İstanbul,  bir  hafta Kütahya, derken tamamen İstanbul ve yine babayla uzun süreli bir kırgınlık. Kız mı fazla asi, baba mı fazla geleneksel?  Ama bu kızı zaten bu baba yetiştirmedi mi? O öğretmedi mi on bir yaşında tek başına il il gezmeyi ?  Bu kadar erken hayata alıştırılan bir çocuğun mümkün mü yerinde durması?  Allah’tan İstanbul beş sene sonra yerini New york’ a ya da Tokyo’ ya bırakmadı. Babanın artık tek duası buydu; ’Bari dünyanın bir ucunda yaşamasın!’ ama galiba ona bile hazır.Merak etmesin, kızının İstanbul’u terk etmeye hiç niyeti yok on iki senedir. Aşık çünkü bu şehre…. Peki sonrası …son  yedi yılda yabancı dil kursundan Türkiye’de ilk ve tek olan Teknik Mesleki Eğitim kursuna dönüşmesi…bu da ayrı bir hikaye… Türkiye’de kaynak yapan tek kadın olarak tanınmaya başlaması, firmasının büyümesinde önemli bir pazarlama stratejisi olduğu için mi yoksa on yaşından beri sanayi kokusunun içinde yaşamasından kaynaklı bir alışkanlıklar dönüşümümü? 22 yaşında Ekonomist dergisinde iki sayfa röportajının çıkması, 24 yaşında Capital dergisi tarafından yılın girişimcisi ödülüne layık görülmesi, 26 yaşında Endaouvar Girişimciler derneği tarafından yılın en başarılı ilk 8 girişimcisi arasında yer alması, genlerden mi, aile eğitiminden mi, yoksa asilikten mi geliyor?…Bence hepsinden bir parça var…Tabii kaderi de eklemek gerekli…Her şeyde olduğu gibi…”

Ben, Focus Eğitim  Merkezi’nin başarılı  çalışmalarını da aşağıda ayrıca özetledim. Tüm girişimcilere yararlı olabilicek bilgiler var.Eğitim alanında faaliyet göstermeye başlayan  kurum, 2005 yılına kadar İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Rusça ve Çince dillerinde KOBİ’ler ağırlıklı olmak üzere şirket içi eğitimler vermiştir. Şirketler bünyesinde düzenlenen eğitim programları şirket yöneticileri ve çalışan personeller için ayrı ayrı olarak düzenlenerek kişilerin en kısa sürede kendilerini ve yaptıkları işlerini tanıtabilmelerini sağlamak amaçlı hazırlanmıştır. Özellikle İngilizce eğitimi üzerine yoğun çalışmalar düzenleyen kurum az gramer ve kelime bilgisiyle kişilerin kendilerini ifade etmelerini sağlayan eğitim programını İngiltere Bournemouth ilinde bulunan ITTC Dil Kursu ile işbirliği yaparak öğrencilerinin çok daha kaliteli bir eğitim almalarını sağlamıştır. Ağırlıklı olarak KOBİ’lere verilen yabancı dil eğitimlerini aynı zamanda Yurt Dışı Eğitim Danışmanlığı ve bütün dillerde tercüme hizmetiyle de birleştirerek, firmalara paket bir hizmet sağlamıştır. KOSGEB tedarikçi havuzunda var olan firmadan  eğitim hizmeti alan KOBİ’ler kuruma  ödedikleri ücretlerin oldukça yüksek bir oranını KOSGEB’ten geri almaları sayesinde bir çok firma tarafından tercih edilen bir kurum haline gelmiştir. KOBİ’lere yönelik hazırlanan paket Yabancı Dil Kursu, Tercüme Hizmetleri ve Yurt Dışı Eğitim ve Danışmanlık hizmetlerimiz Capital Dergisi tarafından basında konu edilmiş, 2004 yılında Tempo Dergisi tarafından Yılın Girişimcisi Ödülünü almışlar.

2005 yılında Teknik Mesleki Eğitimlerle ilgili yoğun bir araştırmaya giren kurum Almanya, Hollanda ve İspanya gibi ülkelerde Teknik Meslek Eğitim programlarının düzenlendiği eğitim kurumları arasında yaptığı derinlemesine incelemeler sonunda Türkiye’de yine bir ilk olan Dudulu Organize Sanayi Bölgesi merkezli Focus Mesleki Eğitim Kursu’nu faaliyete sokmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından akredite edilerek Makine Teknolojisinden Plastik Teknolojisine, Kimya Teknolojisinden Metal Teknolojisine kadar 35 farklı alanda eğitim verebilen bir teknik mesleki eğitim kursu olarak faaliyetlerine başlamıştır. Kurum işsiz gençleri İŞKUR ve Avrupa Birliği Projeleri kapsamında eğitmenin yanı sıra KOBİ’ler ve Büyük işletmeler içerisinde çalışan personellere de şirketlerden gelen talepler doğrultusunda eğitimler düzenlemektedir. Türkiye’de bir ilk olan Özel Teknik Mesleki Eğitim Kurumu, Yabancı Dil Eğitimleri ile beraber hizmete devam etmektedir. Teknik Mesleki Eğitim kursu olarak bir ilk olması sebebiyle bir çok basın organına konu olan kurum 35 kişilik kadrosuyla Türkiye’nin bir çok Organize Sanayi Bölgesi içerisinde eğitim programları düzenlemektedir.

Farklı dönemlerde Merkezi Finans İhale Birimi tarafından duyurusu yapılan eğitim konularında Türkiye’nin Doğusundan Batısına, Kuzeyinden Güneyine kadar bir çok İl, İlçe ve Köyde Avrupa Birliği Projeleri hazırlayan ve bu projelerin özellikle eğitim programlarında aktif rol alan kurum 2011 yılı içerisinde Mardin’in Mazıdağı İlçesine bağlı Bilgeköy’de çocuklara yönelik rehberlik eğitimi ve kadınlara yönelik Güzel Sanatlar Eğitimiyle bir çok kurum ve kuruluş tarafından olumlu eleştiriler almıştır.

Kagider ve Türkiye Genç İşadamları Derneği üyesi olan Begüm, bu kadar genç olmasına rağmen sivil toplum örgütü çalışmalarına da getirdiği farklı perspektif ve yaklaşımla  Dudulu Organize Sanayi Bölgesi Kadın Girişimciler Komisyonu da Başkanıdır. Başarılı gençler gelecek günlerimiz için çok değerli ümit kaynaklarımız,  onlarla çok gururluyuz, hep yanlarındayız.

Begüm Kagider  31.12.2011 Yılbaşı yemeğinde tüm enerjisi ve farklılığıyla

Gheorghe Zamfir CKM deydi,

Çok güzel hareketli bir hafta daha geçti,hem de  Sevgililer Günü Haftası, benim kendime gönül hediyem, Gheorghe Zamfir konseri oldu.Sizlere, tüm sevdiklerime de, sevgililer günü hediyesi olarak, sanatçının Love Songs albümünden Unchained Melody’i seçtim.

 Bu muhteşem pan flüt ustası İstanbulda CKM de idi.Dünyanın en ünlü sanatçılarından olan Romanya’lı Zamfir 56 yıldır flüt çalıyor.Bu kadar iyi çalmasının  sırrını “Bu bana Tanrı’nın  bir lütfu diyor.”

Önce akerdeon çalarak başlayan sanatçı sonra özel yeteneğini, güçlü diyafram ve göğüs sisteminin olduğunu  keşfedip Pan Flüt çalmaya başlıyor.Bükreş Konservatuarına başladığı andan  itibaren de bu yaşına kadar hala aynı enerji ve çoşkuyla çalabiliyor.Pan flüt çalma benim için dua etmek gibi, akerdeon çalsaydım bu kadar meşhur olamayabilirdim, diyor. Pek bilinmeyen, ve varlığı çok eskilere dayanan  bu müzik aletini dünyaya tanıtan sanatçı, doğadaki tüm sesleri içinde barındıran tek müzik aleti olduğunu söylüyor.CKM deki konserde kendisine, bir zamanlar masterclass öğrencisi olan  Aydın Yavaş eşlik etti. Aydın Yavaş’ı çok kabiliyetli ve başarılı bulan usta hoca, öğrencsi ile  birlikte ortak bir  tango albümü yapıyorlarmış.
Gheorghe Zamfir’in albümleri 700 milyon adet satmış.Michael Jackson’dan sonra en çok satılan sanatçıyım diyor. 1941 yılında Romanya’da doğan sanatçının 120 adet ödülü var.
Çok ünlü film müziklerini seslendiren , sanatçı pan flüt hem geçmişi, hem geleceği hissettirebilen bir müzik aleti, onun için her ülkenin ezgilerini, tarihini, folklorunu  rahatça seslendirebiliyorum, diyor.
Phantom Of The Opera ile başlayan CKM deki konserde de Türk Müziğinden de parçalarda da Aydın Yavaş ile beraber düet yaptılar. Finali de Memleketim şarkısı ile yaptılar. Çok keyifli geçen  iki saat sonunda da, Zamfirin sihirli flütünün sesi uzun süre daha kulaklarımız da duyulmaya  devam etti. 70 yaşındaki sanatçı bu Tanrı armağanı yeteneğini ömür boyu sürdürmeye kararlı, Türkiye’ yi de çok seviyor. Daha çok konserlerine gitme fırsatımız olsun inşallah diyorum. Doğuştan
gelen bu yeteneği ile dünyanın pan flüt kralı olmaya devam etsin. Hayatı çok mücadeleler ve zorluklarla geçen Zamfir 550 sayfalık da bir kitapla hayatını  yazmış.Geçtiğimiz hafta burçlara göre kimlere ne hediye vermeli diye bir yazı okudum. Ben de tipik bir ikizler burcu olarak kendimi düşündüğümde yazılanlar çok uyuyordu. Evet bana kitap, konser bileti, seyahat verebilecek en güzel hediyeler,bu güzel güne de Zamfir gibi dünyaca ünlü bir ustanın denk gelmesi çok değerli bir hediye oldu benim için. Herkese kucak dolusu sevgiler

Üç Şirket Kurdu, Endeavor Ödülünü Aldı…..

Bir sene içinde sırasıyla Peak GamesKrombera ve Lidyana.com’u kurdu.2011 Endeavor   ödülünü aldı. Şuanda Lidyana.com’un Co-Founder & CEO’su olarak çalışıyor.Henüz 29 yaşında. Bu çok başarılı genç adam Hakan Baş.                                         1983 doğumlu Hakan Baş, çok başarılı bir girişimci, Orta Okul ve Lise öğrenimini çok sevdiği Üsküdar Amerikan Lisesinde tamamlıyor,  Lisans diplomasını Cornell University, MBA yüksek lisansını ise Yale University’den almış. Burcunun  terazi, yükselenin ikizler; olduğunu söyleyen Hakan Baş burcumun tüm özelliklerini taşıyorum diyor.12 yaşına kadar Galatasaray’da sonrada Fenerbahçe’de profesyonel olarak yüzen Hakan Milli rekortmen bir yüzücü ama futbolu daha çok seviyorum diyor. Lisans ve yüksek lisansı arasında 1 sene New York’ta Bank of America’da, 2 sene İstanbul’da Raymond James Financial’da investment banking yapıyor. MBA sonrası Türkiye’ye dönüşünde kurumsal hayattaki son tecrübesini  Garanti Bankası Strateji departmanında 1 aylık VP görevi yapıyor.. Sonrasın da da 2010 Kasım ayında hep hayal ettiği  girişimciliğe adım atma fırsatını buluyor.Sırasıylada üç şirketi ortaklarıyla arka arkaya kuruyor. Lidyana’da başarılı futbolcu Arda Turan, markafoni Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra, Yemeksepeti Kurucusu Nevzat Aydın ile Peak Games ve Krombera Kurucu Ortağı Hakan Baş başta olmak üzere Türkiye’nin en başarılı internet girişimcileri  buluşuyorlar. Mücevherleriyle ünlü Lidyalılardan esinlenilerek ismi konulan Lidyana.com, kullanıcılarına pek çok ünlü markanın takı ve aksesuarlarının yanı sıra kişiye özel tasarımlarını da özel bir alışveriş deneyimiyle sunuyor. Yaklaşık 2 milyon TL yatırımla kurulan Lidyana.com, Türkiye sınırları içerisinde herkesin bildiği ve kendi zevkine uygun ürünlere ulaşabildiği bir platform haline gelmeyi ve bir yıl içerisinde bölgesel düzeyde hizmet ağlarını genişletmeyi hedefliyor. 2000’den fazla farklı ürün barındıran ve her geçen gün yeni bir tasarımcı ve marka eklenen Lidyana.com kataloğu Merve Hasman’ın objektifinden çıkıyor. Sadece kadınları değil, erkekleri de hedefleyen sitede ürünlerin fiyat aralığı ise 15 TL ile 1.500 TL arasında değişiyor. Kadın aksesuar ve takılarının yanı sıra erkekler için kol düğmeleri, bileklikler, kolyeler ve kemerler de Lidyana.com’da yer alıyor. Satılan ürünleri bir iş günü içerisinde adrese teslim eden ve üründen memnun kalınmadığında ücretsiz geri gönderimle birlikte para iadesi yapan Lidyana.com, üründe herhangi bir deformasyon söz konusu olduğunda ise ücretsiz tamir sağlıyor.

Etkin Girişimciliği Destekleme Derneği Endeavor,  bu yıl Ürdün’de 17-19 Ekim 2011 tarihleri arasında gerçekleşen 40. Uluslararası Seçim Paneli’nde yedi ülkeden katılan girişimciler arasından Türkiye’nin ülke adayları , Hakan Baş ve Sidar Şahin de şirketleri Peak Games ile Endeavor Girişimcisi unvanını elde etti.
Krombera geleneksel pazarlama anlayışını yenilikçi mecraya entegre eden  hizmet dijital iletişim ajansı olarak,  dijital dünyadaki pazarlama fırsatlarını güçlü ve dinamik ekibi ile  düşünüyor, sosyal medyada pozitif farkındalık yaratıyor ve  harika çözüm önerileri sunuyor.
Yandaki fotoğraf
Krombera’nın
pazarlama
çalışmalarından
NFL final maçının sosyal medyaya yansımaları da büyük ses getirdi. 9.3 milyon sosyal medya yorumu ile rekor kıran Super Bowl’da, maç süresince saniyede 10.000 civarında tweet atıldı.
                                                                                           Hakan girişimci olmayı çok istiyordu, yapmak istediklerini hayal etti,kurguladı, çok çalıştı ve gerçekleştirdi.Sporcu yapısı ve disiplini de ona bütün başarılarında katkı sağladı. Hep hedefleri vardı, hedeflerinde engel tanımadı, kısa zamanda başarıya ulaştı.
Hakan’ın işlerini, başarılarını ilk duyduğum günden beri hayranlıkla takip ediyorum,  heyacan duyuyorum. Genç Kagider çalışmalarının başlatıldığı şu günlerde gençlerimize de çok güzel örnek ve motivasyon olacağına inanıyorum. Hakan’ın deneyimlerini başarılarını, GENÇ KAGİDER Etkinlikleri’nde gençlerle de paylaşmasını anlatmasını arzu ediyorum.                                    Sevgili Hakan hep çalışmalarının, başarılarının  takipçisi olacağım. Ürünlerini de çok beğeniyorum, takip ediyorum. Çok özel başarılar, hep seninle olsun, gönlündekilerin hepsini hayata geçir, çok genç ve çok başarılı bir örnek oldun. Ailenin, hepimizin gurur kaynağısın. Sevgiyle kal.

Genç Kagider Atakta, Film ve Lansman

Genç Kagider projesi danışma kurulu üyesi Sabancı üniversitesi son sınıf Mühendislik Fakültesi öğrencisi Recep Doğan konuşmasında Genç Kagider projesinde yer alması ile ilgili duygularını şöyle dile getirdi…”İlk başlarda, bir erkek olarak çalışmalara katılmanın garip karşılanacağını bile düşünmedik değil. Ancak sonradan farkettik ki aslında bu problem; erkeklerin problemiydi ve yine erkekler tarafından çözülmesi ve erkekler tarafından desteklenmesi gereken bir durumdu..Yani erkeklere de farkındalık yaratmak gerekiyordu. Kadın girişimciliğinin ve istihdamının önündeki engel ve problemleri yaşayan kadınlar dışında , erkekler tarafından topluma anlatması daha etkili olacaktı. “

Türkiye’de kadınların ekonomik özgürlüklerine sahip olmalarının,kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri maddiyatı kendileri çalışarak kazanmalarının,bağımlılıktan kurtulup,kendilerine inanmaları ve özgüvenlerini arttırmalarının Aileye,topluma ve ülkeye kazançlarını vurgulamak için başlattığımız bilinçlendirme projemiz GENÇ KAGİDER’e bugün startı verdik.
Çalışan Kadın
Güçlü Aile
İleri Toplum
Gelişen Türkiye
demektir…
Çocuğu doğuran anne,çocuğun gelişimine ve eğitimine en büyük desteği veren gene anne.
Unutmayalım ki erkeği doğuran büyüten de anne.
Anne ne kadar güçlü,ne kadar özgüvenli olur,kendini ezdirmez ise yetiştirdiği kızlar kadar erkekler de özgüvenli ve güçlü olacak ve toplumun gücünü arttıracak.Bu nedenle kadının ekonomik gücünü kazanması için üniversitelerde kız-erkek birarada yapılacak çalışmalar ile değişimi gerçekleştirmek istiyoruz.
VE Tüm Genç Kızlara şöyle sesleniyoruz.Ekonomik gücünüz elinizde olursa, hayallerinizi ve geleceğinizi SİZ kendiniz şekillendirirsiniz.
Bağımlı yaşamaz,ailenizde bir birey olarak varlığınızı sürdürür,gerçek bir EŞ olarak eşitlik içerisinde mutlu bir aile yaşamı sürersiniz.
Toplumda üretken bir birey olarak daha fazla saygı görür,kendinize daha fazla saygı duyarsınız.
Gelin diplomalarınızı evinizde duvar süsü olarak değil,mutlu ve güvenli bir geleceğin anahtarı olarak kullanın.

Genç Kagider

21 Şubat 2012 ”Genç KAGİDER Günleri” Sabancı Üniversitesi’nde; Milli Basketbolcumuz ve Beşiktaş Kadın Basketbol Takımı Kaptanı Yasemin Horasan bizlerle.

Kadınların kurduğu işletmeler ekonomiyi ne şekilde etkiliyor? Okumaya devam et

Çalışan Anneye 300 Lira Destek,Türk İşyerlerinde Daha çok Kadın

“Türk İşyerlerinde daha çok kadın”Dünya Bankasının uluslararası internet sitesinde yayınlanan makalenin konusu, ve Gülden Türktan’ın Milliyet Gazetesi Ekonomi sayfası röportajı, ikisinde de, sevindirici, haberler ve  gelişmeler var. Haftanın iki önemli ve güzel haberini, aşağıda detaylarıyla paylaştım. Herşey gönlünüzce olsun.

HER AVM’YE KREŞ ÇALIŞAN ANNEYE 300 LİRA DESTEK

SONGÜL HATISARU/HAFTANIN SÖYLEŞİSİ

Gazetelerin ekonomi sayfalarında yurtiçinden ve dışından girişimci kadınların başarı öykülerine rastlarsınız, büyük şirketlerin, finans kuruluşlarının tepe yöneticileri olan kadınlarla yapılmış röportajlar görürsünüz, onlarca şirketi çatısı altında barındıran holdinglerin ortakları arasında yer alan kadınlarla ilgili haberler okursunuz. Gelir ve istihdam dağılımıyla ilgili bir çıkarım yapmak için sadece yazılı ve görsel medyadaki algının yarattığı verilerden yola çıkacak olsaydık, kadınların pek çoğunun kayıtlı bir işi olduğunu, gelirin kadınlaerkek arasında adil bir oranda bölüşüldüğünü söyleyebilirdik. Okumaya devam et

Aşk, Aşk, Aşk, Her Yerde Aşk

Çok soğuk bir haftayı daha sonlandırdık. Haftanın en güzel günlerinden birinde çok sevdiğim bir arkadaşımın Tasavvufta Aşk Sohbetine katıldım. Haftalar öncesinden her şeyi iptal edip ona katılabilmek için kendimi programlamıştım. Çünkü geçen senede bir kez katılma fırsatım olmuştu, ve çok severek, beğenerek, mutluluk duyarak dinlemiştim. Kaçırmak istemedim. Sohbet çok samimi, sıcak bir ortamda , yirmi kişi civarında dinleyici ile oldu. Biz sohbeti yapacak arkadaşımla birlikte beş altı kişi birbirimizi tanıyorduk, diğerleri yabancı idi.Hava şartları çok kötü günlerden biri olmasına rağmen salon tamamen dolmuştu.Gönlü güzel, ruhu güzel, enerjisi güzel, kendisi güzel arkadaşım herkes geldikten sonra sohbete Yunus Emre‘nin bir deyişi  ile başladı.           Yaradılanı severim,   Yaradandan ötürü                                                                                                

Bu minicik beyitte herşeyi anlatmış, Yunus Emre.  Aşk, Yaradılandan Yaradan’a, Yaradandan Yaradılan’a giden bir yol. Tasavvuf da da bu çok güzel bir sözle anlatılıyor, El ele, El Hakka. Kendimizi sevmekle başlayan, insan insanın aynasıdır da dendiği gibi diğer insanları, tüm yaradılanı sevmek, ve hepsini severek tanrı aşkını anlayabilmek. Anladığımızı, sevgimizi de yansıtarak, paylaşarak çoğaltmak. Tanrının sevgisine layık olmaya çalışmak. Sevgili Ayşe (Ayşe Şakar)Her Şeyde  Aşk’ı, farklılıklarını  da çok güzel örneklerle, hikayelerle  anlattı.  “Bu farklılıkları oluşturanlar çeşitli  baharatlar gibidir. Çocuğumuza aşkımızda farklı bir baharat, annemize aşkımızda farklı, sevgiliye aşkımızda farklı baharatlar tadlar var” diye örnekledi. Arkadaşım sohbeti iki saat boyunca Tasavvufda  Aşk yolunda nasıl bir disiplin vardır,ve nasıl yol alınır,o yolda nasıl edep vardır, nasıl sınavlardan geçiyoruz,   başlıkları ile devam etti.  Herkes gayet memnun, daha da uzun dinlemeye hazırdı.  Hepimiz  için,  aşk ister sevgiliye olsun, ister çocuğumuza olsun, ister doğaya, çiçeğe, müziğe olsun, her tadıyla güzel,her şekliyle güzel. Belki karşı cins  anlamında sevgilimiz olmadığı zamanlar olabilir, ama aşk her yerde, her şeyde,   yaradandan ötürü, tüm yaradılana var. Yaradana sınırsız aşkımız, sevgimiz var.

Sevgililer gününü belki bazılarımız ticari amaçlı ve gereksiz buluyoruz, evet bence de aşkın sevginin günü yok, ama ayrıca o günde de kutlamanın zararı da yok. Herkes kendine göre kutlamalı.                                                                                                                                 Ama isteyerek, bekleyerek  değil, aşk vermektir, istemek değil. Vererek en güzel armağanı sonunda siz alıyorsunuz zaten. Tasavvufda Aşk  konusunda arkadaşım saatlere sığmadı.Şimdiye değin, yazılanlar, söylenenlerin de   ölçüsü yok. Herşey ölçülü ve yerinde  olmalı, ama aşkın sınırı yok. Bende sayfalara sığmayabilirim, ama gerisini sizin de sınırsız sevgi dolu, gönüllerinize  bırakacağım..

Benim artık bir Çikolatacım var.       Evet söylemesi bile çok güzel geliyor kulağıma.                                   Hemen evimin yanında, üniversiteden çok sevdiğim bir arkadaşım bir Çikolatacı açtı. Rengarenk kutularda, ambalajlarda her boyda, şekilde farklı tadlarda çikolatalar.Nereye gidersem, kime gidersem hemen uğrayıp , bir kutu çikolata alıyorum. Benim tercihim, hep portakallı ve krokanlılardan yana.                        Her seferinde başka bir kutu yada ambalajda yapılması, üzerinin kurdelaları, çiçekleri, uğur böcekleri, minicik kalpleri ile çok hoşlar.

Evet artık sevgililer günü ne alacağım diye düşünmüyorum, benim tüm sevdiklerime alacağım hediyeler belli.

Kocaman aşkıma portakallısından, anneme krokanlı, çocuklara karamel, portakal, krokan karışık, biraz da renkli drajelerden. Sizde tüm sevdiklerinize, takımınızın renkleri ile sarı kırmızı, sarı lacivert, siyah beyaz renklerde sürprizler  yapabilirsiniz.

Çikolatacıya uğramak isterseniz Fenerbahçe, Bağdat caddesi arasında, Dr. Faruk Ayanoğlu caddesinde Göz Hastanesine gelmeden hemen önce .Facebook sayfalarından da Çikolatacı diye ulaşabilirsiniz. Sevgili Asuman’a ve Özkök ailesine, caddemizde böyle bir keyif ve güzellik kazandırdıkları için çok teşekkürler.

Rafinera Zayıflamanın En Keyifli,En Kolay, En Sağlıklı Yolu

Çok sevdiğim bir arkadaşım, Rafinera‘nın kapıya teslim yemekleri ile 11 kilo verdi, çok mutlu, çok sağlıklı.                                                                 Uzun zamandır arkadaşımı izliyorum.Uğradığım da  ofisinde harika yemek paketini içinden çıkan 4 çeşit yemeği gördüğümde çok şaşırdım. Hem çok güzel lezzetli görünüyorlar, hemde oldukça bol. Rafinera’nın sahibi Didem Altınbaşak çok başarılı bir girişimci.Kişileri ne yiyeceğini planlama, satın alma ve pişirme derdinden kurtaran Rafinera, beslenme uzmanları ve gurme şefler eşliğinde tamamen kişiye özel dizayn edilmiş lezzetli, sağlıklı ve dengeli mönülerle kilo vermekten sağlıklı beslenmeye kadar bir çok hedefe ulaşmaya yardımcı oluyor.                                          Rafinera sisteminde, tüm gün boyunca tüketilmesi gereken sabah, öğlen,akşam ve atıştırmalık ara öğünlerden oluşan tam günlük veya ihtiyaca yönelik daha az ya da çok sayıda öğün içeren beslenme planları servisleri alınabiliyor.                                          Rafinera’da günde ortalama bin öğün hazırlanıyor.                                                        Rafinera’nın iş fikrinin nasıl oluştuğunu Didem Altınbaşak‘ın anlatımından,aktardım.                                                                                       “İlaç sektöründeki bir firmada, ürün müdürü olarak çok yoğun bir tempoda çalışırken kızım Nil’e hamile kaldım. Hamileliğim çok kolay geçmedi, özellikle beslenme düzenimde çeşitli değişiklikler olması gerekti. İş yoğunluğunda bu yeni beslenme düzenine ayak uydurmam oldukça güç, hatta imkansız gibiydi. Hamileliğimin son safhasında işi bıraktım, Boston’a taşındım ve daha önce yurt dışında eğitimim sırasında da faydalandığım “meal plan”(beslenme planı) sistemleri tekrar hayatıma girdi. Böylece uymam gereken beslenme düzeni problem olmaktan çıktı. Kızım doğduktan sonra bu tip bir sistemin Türkiye’de olup olmadığını araştırdım. Olmadığını görünce bu iş fikrini yakın çevreme açtım ve bir iş planı üzerinde çalışır bulduk kendimizi. Böyle bir sistemi Türkiye’ye en uygun hale getirmek ve aynen benim hamileliğimdeki gibi özel beslenme düzenlerine ihtiyacı olanların arzu edeceği şekle sokmak için neler yapılabileceğine odaklandık. Sonunda bu iş planından Rafinera ortaya çıktı. Yurt dışındaki başarılı örneklerden de faydalandık. Onlardan en büyük farklarımız ise Rafinera beslenme planlarının çok daha kişiye özel olması, gurme zevkleri tatmin eden özel lezzetleri ve bunların sunumu konusundaki iddiası. Öncelikle kişilerin hedefleri bizim için önemli. Bizim amacımız kişileri hedeflerine kolaylıkla ve zahmetsizce ulaştırmak. Bu noktada kişi kilo mu vermek istiyor, yoksa formunu korumak veya besin intoleranslarına göre beslenmek mi istiyor bunu belirliyoruz. Bunun ardından kişinin fiziksel verileri, beslenme alışkanlıkları bizim için önem kazanır ki, diyetisyenlerimiz kişilerin hedeflerine ve bu bilgilerine göre onların günlük kalori ihtiyacını ve bu kalorinin karbonhidrat, protein ve yağ dağılımlarını yapabilsinler. Ardından yemeklerimizde kullandığımız ürünlerin tazeliği, doğallığı ve hatta olabildiğince organik olması bizim için önemlidir. Tüm bu uygulamalar sonucunda ortaya Rafinera’nın tamamen kişiye özel hazırlanan sağlıklı ve keyifli yemekleri çıkar…”

Mönüleri hazırlarken kullanılan ürünlerde dikkat edilenler
“Kullandığımız ürünlerin zamanında kullanılması bizim için önemlidir. En taze ürünleri servis edebilmek için tüm siparişlerimiz günlük olarak verilir ve yaptığımız yemekler günlük, taze ürünler kullanılarak hazırlanır. Ürünlerimizi seçerken katkı maddesi içermemesi, doğal hatta mümkün olduğunca organik olmasına önem veririz.”
Müşterilerin, Rafinera’yı tercih edip ideal kilolarına ulaştıktan sonra sistemde kalmaya devam ettiklerinde, uymaları istenen öneriler                                            “Birincil amacımız kişileri hedeflerine ulaştırmak. Örneğin kişi kilo vermek istiyorsa diyetisyenlerimiz ile belirledikleri süre bizim için çok değerli. Çünkü biz o süre içerisinde kişileri hedeflerine ulaştırıyoruz. Ardından koruma programı olarak da adlandırabileceğimiz kısa süreli bir programı kişilere öneriyoruz.

Bu programın amacı, kişilerin geldikleri noktayı koruyabilmeleri ve kendi yaşam biçimlerine adapte edebilmeleri. Bu süreci de tamamladıktan sonra kişileri kendileri ile baş başa bırakıyoruz. Rafinera sisteminden edindiği beslenme alışkanlıkları ile kilosunu koruyabilen kişiler olmakla birlikte, “ben bu işi tek başıma yapamıyorum” diyerek ara ara da olsa Rafinera servisinden tekrar faydalanan kişiler de olabiliyor. Bu noktada önemli olan kişinin kendini ve beslenme biçimini tanıması ve Rafinera’dan ne şekilde faydalanmanın kendisi için uygun olacağına karar vermesi. Örnek vermek gerekirse şu anda Rafinera’dan tek 1 ara öğün alan kişiler de var, ayın sadece 1 haftasında alan kişiler de. ”                                                                                          Rafinera’nın başarı stratejileri                                                                                     “Bizim hedefimiz kişilerin hedefleri aslında. Bu noktada örneğin kilo vermek isteyen birinin zahmetsizce ve keyifli yemekler ile kilo vermesine destek olmak, kişilerin memnuniyetinin en önemli sebebi diye düşünüyorum. Bunu yaparken diyetisyenlerimizin çalışmaları, mutfak ekibimizin tamamen kişiye özel üretimi ve kişilerin hedefini kendi hedefimiz olarak belirlemek son derece önemli tabii.                                                                                   Rafinera’nın girişimcilik ödülleri ve gelecek hedefleri                                         “Bundan yaklaşık 4 sene önce birçok kişinin “bu iş tutmaz” dediği bir sektörü yaratmak hedefiyle profesyonel kariyerini bırakmış biri olarak geldiğimiz noktadan son derece memnunum. Bu süreç oldukça zorlu ve bol çalışarak geçti. Ancak geçen sene Endeavor Etkin Girişimci Destekleme Derneği’nin önce Türkiye, ardından da globalde girişimcisi seçilmiş olmak bana çok gurur verdi.  Ardından Sayın Ali Koç’un firmamızın mentoru olması da Rafinera’nın farklı planlarının doğmasında çok büyük rol oynadı. Şu anda Amerikan Hastanesi Divan Cafe’de kalori kontrollü ürünlerimizin satışı yapılıyor. Hedefimiz farklı merkezler ile bu çalışmamızı geliştirmek. Sağlıklı bir büyüme trendi için servis, lezzet ve sunumumuzu hep mükemmel tutmak kadar, müşterilerimizin kişisel hedefleri doğrultusunda sonuç almaya devam etmesi de çok önemli. Bu, müşterilerimizle oldukça bire bir çalışma yapmamızı gerektiriyor. Artık bunu yakaladığımıza inanıyoruz ve İstanbul dışındaki diğer metropollerde de var olacağız. 2012 senesinde İzmir ve Ankara’da franchising çalışmalarımız başlayacak. ”

Didem Altınbaşak’ın girişimcilere tavsiyeleri                                                                         “Ekibinizi iyi kurun.Doğru kişiler ile oluşturduğunuz bir ekip sizi destekliyorsa işin gelişimini daha rahat takip edip, stratejik konular ile daha fazla ilgilenebiliyorsunuz. Yardım ve destek alın.Planlı olun, hedef belirleyin ve hedeflerinize ulaşmak için çalışın.”

Sevgili Didem’i,  çok başarılı işinden dolayı kutluyorum.Ben de bir an önce bu programa dahil olmak için sabırsızlanıyorum. http://www.rafinera.com girdiğinizde tüm sorularınızın yanıtlarını kullananların hikayelerini okuyabiliyorsunuz.