“Konuşmak yerine iş kuruyordum”

Bugün Milliyet te Miraç Zeynep Özkartal’ın  Bedriye ile ilgili röportajına bayıldım, sizlerle de paylaşmak istedim.

Bedriye Hülya da o gün konferanstaydı. Tam çıkmaya hazırlanıyordu ki, adını duyar gibi oldu. “Allah” dedi, “Beni çağırıyor galiba”. Baktı ki Joe Biden b-fit’i anlatıyor, yanlış duyuyor sandı. Bir anda telefonuna mesajlar yağınca ikna oldu, Biden’ın ondan söz ettiğine. Öyle bir hikayesi var ki değil Biden, Obama da adını ansa şaşırmamak lazım.

Hikâyem Konya’da başlıyor. Babam orada yedek subaylığını yapıyormuş. Annem de çok âşık, ayrılamamış kocasından. Orada doğdum, İzmir’de büyüdüm. Bodrum asıl evim, New York ikinci evim. Beş senedir İstanbul da eklendi.
Lise 2’nin son ayında çok büyük bir trafik kazası geçirdim. Tedavim çok uzun sürdü. Aslında psikoloji okumak istiyordum ama İzmir’deki düz ayak tek okula, işletmeye girdim. İlk sene feci sıkıldım. Anneme babama dedim ki, “Ben çalışmak istiyorum”. Kıyamet koptu, “Sana yetemiyor muyuz?” diye melodrama bağladılar. Bir tanıdık beni yeni iş kuran birine gönderdi. Tuttuğu yeni ofisi temizlemeye çalışan bir adamla ilk iş görüşmesine gittim. Konuşurken toz bezini alıp yardım etmeye başladım ve beni işe aldı.

“Bedriye’nin başka bir elbisesi varsa onu giyebilir mi?”
Üniversite boyunca orada çalıştım. Tekstil işi yapıyorduk ve her ürünü ezbere biliyordum. Her makineyi kullanmayı öğrendim, reçme de yaparım overlok da. İstanbul Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler yüksek lisansı yapmaya başladım. Hocam bana NATO üyelerini ağırlama görevi verdi. Ve onlar bana NATO bursu çıkardılar. Gitmedim. Eşimle tanışmıştık. Üniversiteden ayrıldım, İzmir’e gelip evlendim. Dört hafta sonra Bodrum’a taşındık. Eşim iş bulmuştu, ben de taşınalım diye tutturdum. Bankada iş buldum. Bu kadar mı benimle alakası olmayan bir iş olur? Üstümde deli basması bir elbise, ayağımda espadriller… Bir gün müdür eşimi çağırıp “Bedriye’nin başka bir elbisesi varsa giyebilir mi?” demiş.
“Elimde tabakla ayakta uyuyunca annem kızdı”
İstifa ettim, bir seyahat acentasında çalışmaya başladım. Dokuz sene kaldım orada. Her bölümde çalıştım. Bir işi bitirince sıkılıyorum. Daha o acentada çalışırken 23 yaşımda ilk işimi kurdum. Bodrum’da objelerin satıldığı tezgahlar vardı, çok hoşuma giderdi. Bir tezgah kiraladım belediyeden, bir de tezgahtar… O kadar güzel para kazandık ki ilk arabamı aldım. İşi büyüttük, başka başka tezgahlar kurdum. Hevesimi aldım, bitti.
Tekstil firmalarından ayrılmış arkadaşlarıma dedim ki, “Gelin beraber iş kuralım”. İlk arabayı satıp tekstil atölyesi açtık. Bu arada acentede çalışmaya devam ediyorum. İşi kurduk, yine sıkıldım. Hisselerimi sattım.
Bu defa çocuklar için bir yer açmaya karar verdik bir  arkadaşla. Bir yer bulduk Bodrum’da, “Boş ver çocuk işini, buradan şahane restoran olur” dedik. Restoran ilk hafta meşhur oldu, yer bulmak mümkün değildi. Yanımızda da başka bir restoran vardı, ben “satıyorum” deyince oranın sahibi aldı. İlk işi restoranı kapatıp tekstil atölyesi açmak oldu. O derece sinir olmuş bize. Ve o paranın bir bölümüyle Abidin Dino tablosu aldım. Duvarıma astım, bana “Vakti geldiğinde gitmek lazım”ı hatırlatıyor.
O sırada aynı anda restoran işletiyordum, otel ve bir catering firması kurmuştum ve acentedeki işime devam ediyordum. Bir gece işten çıkıp restorana gittim, felaket kalabalık. Annem mutfakta, garsonlar yetişemiyor. Annem elime bir tabak verdi ve ben elimde tabakla ayakta uyudum. Annem ertesi gün, “Ben kızımı kaybedemem” diye olay çıkardı.

“15 sene evli kaldık ama birlikte çalışmak bize yaramadı, boşandık”

Annemle birlikte bir trafik polisi kendime getirdi beni. Bir gün beni durdurdu, elinde bir kağıt. “Bugün şunu yaptın, şu gün şunu yaptın” saymaya başladı. Ben deli dana gibi koştuğum için ihlal etmediğim kural kalmamış. Adam da beni yakalayamıyor, not alıyormuş habire.
Bütün bunların içinde bir de evlilik yürüyordu. Eski kocam benim gibi toplar toplar eve insan getirirdi. Bir yandan da deliler gibi yemek yapıyordum. 15 sene evli kaldık, eski eşim çamaşır makinesi nasıl çalışıyor bilmedi. Çocuk olsa yapamazdım. Haddimi biliyorum. Yapabilen kadınlara da hayranlıkla bakıyorum. Beceremeyeceğimi düşündüğüm tek şey bu.
Dedim ki hayatta istediğim bir şey vardı, para da kazandım, gideyim onu yapayım. O da ne? Psikoloji okumak. Kalktım Columbia Üniversitesi’ne gittim. Param var sanıyordum ya, bütün parayı okula verdim. Ne yapacağız? Hadi, orada da iş kurdum: Türkiye’den endüstriyel çuval götürüp satıyorduk. Bu sırada bir arkadaşım “Türkbükü’nde yarım kalmış bir otel inşaatı var, gel burayı yapalım” dedi. Eşim de ortak oldu. “Okula kabulüm geldi, siz bakın” dedim. Gittim ve bana
haber gönderdiler: “Sen geliyorsan başlayacağız, gelmiyorsan vazgeçeceğiz.”
Okul idaresiyle konuştum, bir sene izin
aldım. Geldim, bir hafta içinde boşandık. Birlikte çalışmak yaramadı bize.
Bir enerji var; bunu ya konuşmaya harcayacağız ya da yapmaya. Konuşmaya başlayınca bir süre sonra beyin yaptım zannediyor. “Sen nasıl bu kadar kolay iş kuruyorsun?” diye soruyorlar. Çünkü
“Şunu kuracağım, bunu kuracağım” diye konuşmuyorum. Kalkıyorum yapıyorum.

b-fit nedir?

Bu spor salonu yalnızca kadınlar için

Bedriye Hülya otelcilikten de bıkınca sadece kadın arkadaşlarıyla bir iş kurmak istedi. ABD’deyken gördüğü spor salonu modeli geldi aklına: Yalnızca kadınların spor yapabildiği, günde yalnızca 30 dakika alan bir spor programı. Hem muhafazakar kesimden kadınlar da
rahatça gelebilecekti hem de saatler geçirmeden verimli
bir şekilde spor yapılabilecekti. İlk b-fit salonu 2006’da açıldı. İlk üç salonu Bedriye Hülya ve ortakları açtılar,
sonrası çorap söküğü gibi geldi. Şimdi yalnızca franchising veriyorlar. Bugün Türkiye genelinde 44 şehirde 194 şubesi olan b-fit’in üye sayısı 80 bin.

Yukarıdaki yazı; Aralık 2011 de Bedriye Hülya ile ilgili bir röportaj. Bedriye Hülya o tarihten sonra da hep çok önemli başarılara imza attı; yarışmalara katıldı ve çok önemli ödüller (tıklayınız)aldı, bu sene de 25.Eylül 2014 de Türkiye’nin Sosyal Kadın Girişimcisi seçildi. Bedriye ile her zaman gurur duymaya devam…, sevgiler sevgiler...

 

fashion4
2013 Schwab Vakfı Türkiye Sosyal Girişimcisi2013 Schwab Vakfı Türkiye Sosyal Girişimcisi

Schwab Vakfı, Dünya Ekonomik Forum’u ve diğer paydaşları ile 2013 yılı sosyal girişimcisi olarak Türkiye’den b-fit Kurucu Ortağı Bedriye Hülya’yı seçti. b-fit; Türkiye’de kadın girişimcileri desteklemek, kadın istihtamını artırmak, her yaştan ve gelir grubundan kadına spor yapma fırsatı sunmak için çalışan bir sosyal girişim.

fashion4
2012 ODTÜ Genç Girişimciler Topluluğu “Yılın Kadın Girişimcisi”ODTÜ Genç Girişimciler Topluluğu, Türkiye’de sadece kadınlara franchise veren ve bugüne kadar 250′den fazla kadına girişimci olma şansı tanıyan, spor ve yaşam merkezi b-fit’in kurucu ortağı Bedriye Hülya’yı 2012 yılının kadın girişimcisi seçti.

fashion4
2012 Ashoka Üyesi2012 Ashoka Üyesi

b-fit 2012 Ashoka Üyesi Seçildi.Bedriye Hülya, spora erişim ve girişimciliği araç olarak kullanarak Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınların ve kızların eğitimi, girişimciliği ve güçlendirilmesini teşvik ediyor.

fashion4
2009 Endeavor Girişimcisi2009 Endeavor Girişimcisi

B-fit 2009 Yılı ENDEAVOR Girişimcisi Seçildi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s