Angikad Girişimcilik Kampı

Sevgili Arkadaşlar,
ANGİKAD olarak 34 kızımıza 3 gün Girişimcilik Kampı organize ettik. 4 kızımız Van’dan çadırdan geldiler.
İçlerine girişimcilik ateşi koyduysak ne mutlu bize…….
Devrim Erol

Angikad çok güzel bir projeyi sevgili Devrim’imizle  başarıyla gerçekleştirdi.Hepimize mutluluk kaynağı, yeni enerji oldu.

Detaylı bilgi için : Angikad

Reklamlar

Şulenin Girişimcilik Öyküsü

Şule hep çok çalıştı,yapabildiği en mükemmeli yapmaya gayret etti, yeri geldiğinde sıçradı ve iş dünyasının başarılı bir girişimcisi oldu.

Kagider Workshop’unda sevgili arkadaşımız Şule Yüksel, Düzce Üniversitesinde yaptığı girişimlik öyküsü, konuşmasını ricaları kırmayıp bizlere tekrar anlattı.

İyiki de anlattı, çok sevdiğimiz Şule’nin bütün samimiyetiyle, öz eleştirisi ile bizlerle paylaştığı hikayesinin birçok yerinde, ben de kendi girişimcilik hikayemi hatırladım, o günlere gittim.

Şule Kagidere girdiği ilk günden itibaren hemen kendini fark ettiren, yer aldığı çalışmaları hep başarıyla sonlandırıp,çok kısa zamanda yönetimde olmayı başaran,hepimizin çok sevdiği değerli ve çalışkan bir arkadaşımız.Aynı zamanda çok da iyi bir iletişimci.

Şuleyi Kagiderde ilk kez 2008 yılbaşı yemeğinde tanımıştım.Kırmızı kemerli siyah elbisesi ile çok zarif, çok güzel, güler yüzlü, konuşkan, kendini iyi ifade eden,sımsıcacık, farklılığı ve özgüveni ile o gece herkesin gönlünde ve aklında iyi puanla,yer almıştı.

Daha sonra yine Bodruma yaptığımız bir Kagider gezisinde, ve birçok etkinlik ve aktivite de beraber olduk.Şule için hem özgürlüğü, hem annesi ile olan eşsiz beraberliği hep çok değerliydi, İstanbul da yaşadığı kadar, Bodrum da yaşamayı sevmesi gibi.

Son seçimlerde ayrı gruplarda olmamıza rağmen, gönlümüz herkes gibi, Kagider için  en iyi neticede  olduğu için, hep birbirimizle gelişmeleri paylaştık, konuştuk.

Başarılı iş hayatını, ne yaptığını biliyordum.Ama bu yolculuğa nasıl başladığını  ben de workshop’da öğrendim.

Şule öğrencilik yıllarında ve çalışma hayatında hem  çok çalışmış ve hep başarının peşinden koşmuş.Öğrenim hayatı sırasında  yüreğinin sesini dinleyip puan sistemiyle girdiği Fizik mühendisliğini 2 sene sonra bırakıp, ailesinin olumsuz tavrına rağmen İletişim Fakültesinde tekrar baştan başlamış.Şule öğrencilik yıllarında hem okuyor, hem çalışıyor,felsefesi her zaman para odaklı değil, başarı odaklı oluyor. Başarının, nasıl olsa  kazandıracağından emin hep işinde yapabileceği en mükemmeli yapmayı hedefliyor.Bu özelliği profesyonel hayatında onu hep patron yandaşı , diğer çalışanlara karşı da antipatik yapmış.11 sene çeşitli şirketlerde yaptığı çalışmalar, bilgi ve tecrübelerini çok geliştiriyor.İşine çok sahip çıkıp kendi işi gibi gördüğünden,  kendine özel, bir satış raporlaması, değerlemesi ile sonuçları,satış ve satınalma politikalarını oluşturarak  şirketine sunuyor.

Okumaya devam et

Şükürler Olsun, Şükürler Olsun

Her sabah güne  başlarken, her gece yatarken, rutin  şükrederek kalkıyorum, şükrederek yatıyorum,dualarımı okuyarak duşumu alıyorum. Eskiden nedense hep sabahları kalkınca yapardım şükretmeyi,  artık geceleri  yatağıma gittiğim de aynı şeyi tekrarlıyorum. Tanrım sana şükürler olsun, binlerce kere şükürler olsun, beni doğru yoldan, güzelliklerden, mutluluklardan, ayırma, aileme, sevdiklerime, dostlarıma,ülkeme , tüm insanlara güzellikler, sağlıklı mutlu günler nasib eyle, deyip dualarımla uykuya dalarken sadece ve sadece tüm güzel şeyleri gözümün önüne getirip, o anda aklıma hangileri geliyorsa, ailemle en keyifli sohbetler, seyahatler,kahkahalı komik anlar, duygusal, romantik, çoşku veren müthiş  doğa görselleri, müzik konserleri, her şey, sonra da uyuyorum. Ve uzun süredir gece sancıları,  uykusuzluklar yaşamıyorum.Uyuyuncaya kadar devam ediyorum, gece uyanırsam da hemen aynı şeyleri tekrar ediyorum.Deliksiz, dinlendirici bir uykuyla sabahı buluyorum.O zaman da kuş gibi, şükürler olsun, şükürler olsun tanrım diye aynı dualarla mutluluklarla, çoşkuyla, enerjiyle, yapacağım işlerim her ne olursa olsun, heyacanı ile  şarkılarla kalkıyorum.

Tabi bazen farklı şeyler de oluyor.mesela harika bir seyahatin, mutlu güzel günlerin ardından, geri döneceğim gün nedensiz; yataktan uyandım ama  kalkamadım, daha doğrusu kalkarken müthiş bir baş dönmesi oldu, gözlerim karardı, nefesim kesildi.Ben hemen çok sevgili insan değerli mesnevihan Nur Artıran hanımın dediklerini aklıma getirdim.Ne olursa olsun panik yapma, ne yapmam gerekiyor diye düşün, sakin ol, pozitif ol,bunun da bir nedeni var, hem de olumlu pozitif bir nedeni var,bu neden nedir tanrım diye düşün, bulmaya çalış,

Ben de aynen öyle yaptım, derin derin nefes aldım, bekledim, camları açtım hava aldım, gözlerimi sıkı sıkı kapatarak başımın dönmesini sakinlikle geçmesini bekledim.Sonra yine yavaş yavaş aşağı yukarı bakmadan, gözlerimi kapatarak duşumu aldım, giyindim, tabi çok zorlanarak ve her yaptığım hareketten sonra yine defalarca şükrederek, dinlenerek, tanrım bunu da yaptım, bunu da yaptım diyerek, sonra kocaman aşkımla , beni bekleyen canım arkadaşlarımla da paylaşıp  doktoruma ulaştım, ne yapacağımı sordum ve tavsiyesiyle ilaçlarımı alarak  ve güne devam ettim. Denilenleri yaparak, binlerce kere şükrederek, akşam uçağımıza kadar harika  bir gün daha yaşadık.Resimlerimi paylaştım, kendimde bakınca önceki günlerden hiç farkım yok.Tanrım şükürler olsun, her şey için, her güzellik, mutluluk için.

Bu Nasıl Bir Dünya

Temel arkadaşı Dursun’a sormuş “Bu nasıl dünya” Dursun da demiş ki “Bak şu karşıdaki kadının kucağındaki çocuk nasıl olduğunu söylüyor.”Çocuk annesinin kucağında hem ağlıyormuş hem de sızlanıyormuş. ”Ama anne hem vuruyorsun hem de ağlama diyorsun.”

Canım arkadaşım sevgili Ayşe Sakar’ın geçtiğimiz hafta annesini kaybettik.Ayşe benim için, tüm dostları, arkadaşları sevdikleri için çok özel bir insan.İnanılmaz sevgi dolu,hayatı hepimizden çok dolu dolu yaşayan, enerjisine hiç birimizin akıl sır erdiremediği çok güzel bir arkadaş, dost.Çok başarılı iş hayatından sonra şimdi, koçluk yapıyor,sürekli kendini geliştiriyor, yeniliyor,seyahatlerin birinden diğerine,hiç yorulmadan, bildiklerini yaşadıklarını, sevgisini hep paylaşarak, hep mutlu pozitif ama çok hareketli tutkulu bir hayat yaşıyor.

Hepimizin çılgın arkadaşı, kahveye gelin diyor, yemek oluyor, yemeğe gelin diyor, şölen oluyor, onunla seyahat etmekse olağanüstü bir paylaşım.Hep gönlü bol, sevgisi bol, enerjisi bol, süper bir insan.Annesinin kaybı, hepimizi tüm sevenlerini çok üzdü,cenazesine yetişemedim,evine taziyeye gittiğimde Ayşe yine tüm pozitifliği ile tüm gönlü, sofrası, enerjisi bolluğu ile bizleri karşıladı.Harika helvasının yanında bin çeşit ikramı ile bizleri sardı, sarmaladı, annesini, ölümünü, o günden beri yapılan sürekli duaları,cenaze  törenini, yemekleri  o kadar güzel anlattı, o kadar güzel paylaştı ki Mevlananın dediği gibi ölümü bile şölene döndürdü.Sevgili annesi uzun süredir rahatsızdı, artık gitmek istemişdi, çocukları ile sevdikleri ile vedalaşıp huzura ulaşmıştı.Bu çok özel  arkadaşımızın sevgili annesi de Ayşe anlattıkça anladık ki nasıl gönlü, eli, enerjisi bol, bambaşka bir insan.Hep vererek mutlu olmuş, sadece çocuklarına, ailesine, sevdiklerine  değil tüm mahalleliye tüm komşularına tüm erişebildiklerine el uzatmış, çok iyi bir müslüman anne.Herkese anne dost sevgili olmuş.

Canım Ayşecim,annecin nurlar içinde  yatsın, ne mutlu senin gibi de müthiş evlatlar anneler yetiştirmiş.

Müthiş Enerjili Bir Gün

Yoğun bir günün sabahında ilk randevum, sevgili arkadaşlarım Ayşegül ve Güzin’in davetleriyle gittiğim güzellik salonları oldu.Ayşegül yaklaşık yirmi senedir tanıdığım, enerjisini, farklılığını hemen hissettiren, işinde çok başarılı, ışıl,ışıl bir insan.Ablası Güzin’i de son dört senedir tanıyorum.O da sıcacık, çok özel hünerleri olan çok zarif bir insan.İki kardeş bir tanıtım daveti için aradıklarında yoğun bir günüm olmasına rağmen hayır demedim, sabahın ilk saatlerine randevu aldım. Diş, estetik ve güzellik salonlarını,oradaki uygulamaları, yapılanları da her daim çok beğenmem ayrıca önemli etken oldu.

Ayşegülü ilk tanıdığım da, sevgili doktorları Mustafa Oran, benim de doktorumdu.Hem de bu konudaki ilk doktorumdu.Senelerce onun Nişantaşındaki salonuna gider, cildim için gerekenleri yapmasına hiç karışmazdım.Temel doğruları ve ihtiyaçları hep ondan öğrendim.Ona çok güvenirdim.Çok özel, çok tatlı, işinde çok dürüst ve başarılı bir doktordu.Ani ve çok genç yaşta ölümü hepimizi çok üzdü.Nurlar içinde yatsın.Ayşegül de Mustafa Bey gibi, çok titiz,takipçi,detaycı, kendini sürekli geliştiren, yenileyen, eğiten, işine çok saygılı bir diş doktoru. Mesleğini, doktorluğunu,  güzellik salonu sahibi olarak da senelerdir,  başarıyla sürdürüyor.Bağdat Caddesinin en eski ve vazgeçilmez güzellik salonu hepimizin her zaman telaşlar içinde  koşup, yenilenip, tazelenip, mutlulukla çıktığımız mekan.Her anlattığını, yaptığını, tüm yenilikleri onu takdir ederek izliyorum.Güzin de bu güzel düzeni kendi tarzı ve sıcaklığı ile çok güzel yönetiyor.İki kardeş, caddenin ortasında, tüm yoğunluğun arasında, her girene bambaşka bir dünyanın kapısını açıyorlar.Şimdi Nişantaşın da da yerleri var.

Güne, bu iki güzel başarılı insan ve iş kadını ile başlamak, onların güler yüzleriyle yeni çalışmalarını ve ürünlerini dinlemek, denemek, bana müthiş bir enerji kattı.Ayrıca cildime uyguladıkları bakım ve makyajla da ışıl ışıl oldum.Bir sonraki randevuma bayağı gecikerek, harika bir başlangıç yaptım.                                                                                           Uyguladıkları bakım ve makyaj ürünlerinden eksiklerimi bir an önce almak için sabırsızlanıyorum. Ayşegül ve Güzin’e ulaşmak isterseniz : http://www.bioritm.com.tr/

Aynı günün akşam programında iki çok önemli konser vardı. Borusan Filarmoni ve Tekfen Filarmoni ile İdil Biret. Birini seçmek zorundaydım.

Borusanı iki sezondur CKM de harika konserlerinde sürekli takip edebilme fırsatım olabildiği için mutluluğum sonsuz.Her defasında, müzik eşliğinde ruhum nasıl çoşkuyla doluyor,beni bambaşka güzelliklere uçuruyor,gözlerim ışıldıyor, yüzümün ifadesi değişiyor.Konser anında öyle besleniyorum ki, işte müzik ruhun gıdasıdır, bunun için denmiş diyorum.Şef Sascha Goetzel ‘in enerjisi müthiş.Çoğu zaman  sular içinde kalıyor ve arada mutlaka gömleğini değiştiriyor.Benim ruhum yükselip göğe ererken o da tüm ruhu ve bedeni ile sahnede performansını uçar gibi sergiliyor.

Bütün bu yazdıklarıma rağmen bu seferlik Borusan yerine Tekfeni seçmemin nedeni uzun zamandır dinleme fırsatı bulamadığım İdil Biret ,                   Nihat Gökyiğit ve Saim Akçılın harika projeleri Tekfen Filarmoni’yi de bu çok özel konserlerinde kaçırmak istemedim.İlk günlerinden beri konserlerini kaçırmadan izlemeye çalıştığım Tekfen Filarmoni’nin çok değerli bir proje öyküsü var.Bu öykü Saim Bey’e ait, sorgusuz uygulamacısı da Tekfen Holding’in üç kurucusundan, enerjisi ve yaşamı ile benim idolüm olan Nihat bey. Projeyi de Nihat Bey’e olan hayranlığımı da uzun uzun yazmak istiyorum. Ama gecenin güneşi, İdil Biret’i dinleyebilmek, Nihat Bey’le sohbet etmek,sevgili konser dostlarım arkadaşlarımla olmak beni çok mutlu etti.

Konser çok başarılı idi.Saim Akçıl, oğlu Sinan Akçıl’da konserde olduğu için çok daha farklı çoşkulu idi.Yine 23 ülke bayrağı üç denizin barışı olarak sahnede dalgalandı.Konserler her zaman orta yaş üzeri insanların en yoğun bulunduğu yerler oluyor.Yaş ortalaması birhayli yüksek olduğundan, çoğu zor yürüyen, zor oturan, ama çok şık, çok zarif, çok mutlu izleyicisi ile harika bir akşamdı.

Dünyalar Benim Olsa

2011 yılı benim için çok özel bir yıl.Belki en çok istediğim yerlere seyahat ettiğim, belki en çok kitap okuduğum, iş hayatım ile ilgili çok önemli kararlar verdiğim bir yıl ama, en önemlisi ailece yaşadığımız sağlık sorunları  2011’in en önemli konusu oldu.

Hayatımda aspirin dışında, hiç ilaç kullanmazken, hiç doktor, hastalık düşünmezken, bilmezken,önce annemde başlayan önemli sorunlar ben de de farklı şekillerde devam edince yılın ikinci yarısında  birden bire gündemimiz, programlarımız, hayatımızın akışı değişti.Çok farklı konular konuşur, paylaşır içinde yaşar olduk.Günlük haftalık aylık mevsimlik programlarımızda hep doktor ve tedavi tarihleri öncelik kazandı.Birdenbire kendimizi bambaşka dünyalar içinde bulduk.Şimdiye kadar çok az içinde olduğumuz bu dünya bize çok farklı şeyler öğretti.Değişik zamanlarda,çok farklı konumlardaki hastanelerde önemli ameliyat,tedavi, tetkikler,tespitler,incelemeler yapıldı.En eski devlet hastanelerimizden,Haydarpaşa Numune Hastanesi,Acıbadem Grubu Kadıkoy ve Maslak Hastaneleri,İnternational Grubu Kadıköy Hastanesi, İstanbul Cerrahi Hastanesi doktorları ve ekipleri ile en yakınlarımız oldular.

Küçük ailemiz,kocaman aşkım,kardeşim,çocuklarımız,tek yürek olduk,birbirimizle güçlendik,birbirimize yaslandık,birbirimize destek verdik.En güzeli, evet en güzeli, inanılmaz zor anlarımızın, çaresiz sessiz kabullenişlerimizin tümünü, daha sonra  kendi aramızda birbirimize kahkahalarla, esprilerle anlatabildik.

Bu süreç içinde sevgili doktorlarımızın hepsinin ne kadar çok özverili çalıştıklarını, hafta sonu, mesai saati demeden her aradığımızda, her ihtiyacımız olduğunda yanımızda olduklarını görmek bizi o kadar güçlendirdi, mutlu ettiki anlatmak çok zor.

Yaşadığımız  zorluklar, acılar bize bambaşka da mutluluklar getirdi, ailece çok yoğun duyguları böyle bir süreçte yaşamış olduk.Birbirimizle çok daha yakın olduk,el ele verdik.

Hayatı, yaşamı çok sevenler olarak hastalıklarla karşılaşmak bizim için hayatı daha anlamlı kılmadı.Zaten her anımızı, yaşamımızı severek yaşadığımızdan, pozitifliğimizi kaybetmedik.Ne kadar zorlansak da her zamanki gibi, hayata karşı, kendimize karşı özenli, dikkatli,saygılı sevgili olduk.Ama hep şunu hissettim, dünyalar benim olsa boş, önce sağlığımız.Sadece basit bir mide bulantısının bile insanı nasıl mahvettiğini, nasıl enerjisini aldığını  anlamak, çaresiz kalmak  beni iyi olduğum her ana,her zamankinden  binlerce defa daha fazla şükreder yaptı.

Farklı bir yıl,çok duygu, heyacan dolu bir yıl,hem de zor bir yıl.Hayatımda çok önemli yeri olacak.Beden sağlığımız için ne kadar dikkat etsek, kontroller olsak da, en önemli şeyin ruh sağlımızı  da nasıl koruyacağımızı bilmiyoruz.Bedensel rahatsızlıklarımızın tümü düşünce sistemimizle, yani beynimizle onu yönlendiren ruhumuzla ilgili.Sebze, meyva yiyerek, zararlı yiyecek içeceklerden uzak durarak,spor yaparak, sadece bedenimizi koruyabiliyoruz.Ama ruhumuzu korumak, güzel dinletiler, güzel görüntüler,güzel duygular hissetmekle mümkün.Bunları bol bol tüketip, kötü sözlerden,seslerden, görsellerden, duygulardan uzak kalmayı nasıl başaracağız.Bunu bilmiyoruz.Benim için bundan böyle bunu öğrenmek , uygulamak ve paylaşmak yaşam misyonum oldu.

Bu hafta programımda doktorlar dışında,harika konserler  var,davetler,kutlamalar, söyleşiler, kitaplar var.Yeterki sağlığım, enerjim olsun, hepsini dinleyebileyim, görebileyim, hissedebileyim, yaşayabileyim.Sonra paylaşması, yazması en güzel mutluluk.