Paros ve Antiparos’dayız…

Paros ve Antiparos ile ilgili okuduklarımız Kiklad adalarının  içinde Naksoz’a göre daha şık, Mikanos’a göre daha rafine olanı idi…Özellikle İtalyanların tercih ettiği, Hollywood yıldızlarının evler alıp yaşadığı adalar olduğu idi…Otelimizi yine şehir merkezine en yakın koy Livadia da seçtik. Şehir merkezi Pairiki yürüyerek gidilebilir konumda idi, ama çok yakın değildi…Panoroma Hotel  deniz  manzaralı, havuzlu bir oteldi.. Plaja gitmek yürüyerek on dakika sürüyordu…Güzel bir ekip vardı…Sonradan  otel sahibi olduğunu öğrendiğimiz, mutfakdaki özel siparişleri  yapan genç ve çok sevimli delikanlı Georgios ile sohbet ederken  öğrendik ki onun da Türkiye’den çok yakın arkadaşı, benim arkadaşımın oğluymuş… Londra’da beraber okumuşlar..Bunu son günü öğrendik, ama çok yakın dostluk ve memnuniyetle otellerinden ayrıldık..Paros Mikanos’a çok yakın adalardan..Biz de Mikanos’dan feribotla önce Naksoz’a geçtik, sonra da Paros’a… Paros da iken de bir günümüzü de Antiparos’da geçirdik..Antiparos’a her 15 dakikada bir feribotlar var…Paros’a gitmeden otelimizi ayırmadan uzun uzun seyahat bloglarını okumuştum.. Özellikle Yolculuk Terapisini.. Artık internet sayesinde gizli bir şey yok…Adanın her köşesini, özelliklerini, yapılacakları, yenecekleri bilerek yola çıktık…Otelimiz tam tahmin ettiğimiz, fotoğraflarda gördüğümüz gibi idi…İlk günü yolculuk ve otele yerleşme ve otelin çevresini tanımaya ayırdık.Akşam otele danışarak Livadia sahilindeki güzel restoranları keşfettik..yürüyerek gittiğimiz sahilde gün batımını da yaptık.. Fotoğraflar çektik..Minik sahil turu yaptık..Akşam yemeğimizi de sahilin en güzel yerinde güzel ışıkları, çekiciliği en fazla olan restoranda Kali Oreki’de yedik. Daha sonra gidip beğendiğimiz diğer taverna ise, yine deniz kenarında Apostolis oldu. Gündüz de  Livadia plajlarından  severek denize girdik..Adalar hep püfür, püfür serin..yaz günleri için ideal sıcaklıkta..Bu özellikleri hep en  çok hoşumuza giden tarafları oldu.. Denizleri koyları hep çok güzel, çok temiz..otelleri çok temiz, hizmet anlayışı süper..Yemekler bizim ağız lezzetimize çok uygun,çok keyifli, ve de  en güzeli huzurlular.. Gerçekten de Türkiye ye göre fiyatlar çok uygun..Para birimi euro olmasına rağmen, oteller de yemekler de çok daha makul…Paros rafine ve şık bir ada olmasına ve diğer adalara göre daha pahalı olmasına rağmen, bizim fiyatların çoğu zaman altında idi…Paros’da da şehir merkezi yani Pairika   limanda, hareketli, tarihi ve şık dokusuyla, daracık sokakları, aralara serpiştirilmiş minicik meydanları, kafeleri, tavernaları mağazalarıyla çok hoşumuza gitti. Yaz mevsiminde olduğumuz için özellikle akşam saatleri yavaş yavaş ışıklar yanmaya başladığında her köşesi başka büyüleyici ve çekici oldu…Yine limandan içerilere, hem gezdik, hem gönüllü kaybolduk, hem keşifler yaptık..Yemeğimizi de  önerilenlerin dışında, çok hoşumuza giden bir mini meydanın ortasında  çok çekici, sevimi bir  restoran da Dionysos‘da  yedik… Yediklerimiz, bulunduğumuz yer, çevremizdekiler, çalışanlar inanılmaz keyif verdi..

Anlatılanlardan en çok görmek istediğimiz yerlerin başında Noussa vardı.. Bir günümüzü Noussa’ya ayırdık. Hakikaten anlatılanlar kadar şık ve hoş minik bir ada kasabası bulduk…Çok beğendik çok sevdik.. Büyülendik.. Siesta vakti gittiğimizde boş hali de muhteşemdi, akşam üstü insanlar doldurmaya başlayınca da…Önce Limanda çok güzel bir kafede kahvelerimizi içtik..  Özellikle gidelim diye tasarladığımız yemekleri ile ünlü restoran Yemeni‘de malesef yer bulamadık…Ama olsun Noussa’nın günbatımının en güzel seyredilen yeri Barborossa‘da yer bulduk, ve yemeğimizi yerken harika fotoğraflar çektik…Yemeni’yi de keşfetmiş olduk…Noussa da çok şık mağazalar var…Tam bir alışveriş cenneti..Bir günümüzü yine arabayla ünlü köyleri ve koyları gezerek geçirdik… Lefkes çok güzel bir tepe köyü.. Marpissa, Marmara, Prodromos gezdiğimiz diğer güzel köyler…Piso Livadi şık bir sahil köyü…Aliki koyunda güzel keyifli vakit geçirdik.. Sonra da arabayla Antiparos‘a geçtik.. Antiparos’un da  çok güzel koyları, ünlü plajları tavernaları var.. Yine elimizdeki bilgilerle önce dolaştık.. Sonra  çok güzel bir koydan denize girdik.. Evet bu sefer plajdan değil, yol üzerindeki hepsi birbirinden güzel  koylardan birinde denize girdik.. Adalarda bakir koylarda denize girmek olmazsa olmazlardan…Şemsiyemiz de harika bir ağaç oldu, tabii…Sonra yine koylarda en beğendiğimiz  Despotiko cafe’de akşam üstü keyfi yapıp,  Antiparos’un sevimli şık ada merkezine geldik.. Çeşitli, şık mağazaların restoranların, kafelerin bulunduğu cadde ve limanda önce dolaştık, sonra da gönül sesimiz bizi çok sevimli bir İtalyan restorana Mapiapita‘ya çekti…Tercihimiz de deniz mahsüllü ve pestolu makarnalar oldu…

Paros ve Antiparos’u çok severek keşfettik, iyi vakit geçirdik…Kendimizi evimizde gibi hissettiren otelimizi ve tüm ekibi çok sevdik..Sevgili Panoroma oteli tüm ekibine burada tekrar tekrar teşekkürler..

Adalarda Yaz…Naksos’tayız…

Bu yaz ada ada dolaşalım istedik… Gerçi kışıda Büyükada da geçirerek, galiba özellikle deniz ve ada yaşamını tercih ettik…Mikanos ile başladık.. Sonra Naksos, Paros, Antiparos ve Sakız ile devam ettik. Yolcululuğumuza Kuşadası’ndan Feribotla Samos’a giderek başladık. Sonrasında da tüm adalara feribotla devam ettik. Feribot yolculuğu kolay keyifli, ama limanlarda binene kadar geçen zaman, özellikle gecikme varsa, ya da gümrüğe giriliyorsa oldukça sıkıntılı.. Gümrükten geçmek oldukça uzun sürüyor, genelde, gölge ve rahat bekleme yerleri yok..Ama bindikten sonra gayet konforlu rahat…

Mikanos’dan sonra ikinci durağımız, Kiklad adalarının en büyüğü, Tripadvisora göre dünyanın 5. Yunanistanın 1 güzel adası, Naksos du. Mikanos’a çok yakın adalardan. Gerçekten şehir gibi büyük bir ada. Önce çok sevimli gelmedi…Otelimizin yeri ada merkezinin yanındaki ilk koy St. Georgiosta koyunda idi…Yazın sıcak günlerinde gittiğimiz için çok doğru tercih yaptığımızı daha iyi anladık. Bütün gün otelin önünden koyun güzel plajında ve üstündeki değişik tesis ve tavernalarda vakit geçirdik. Akşamları hemen yürüyerek şehir merkezine inebildik…Otelimizin olduğu koyda da hem deniz üstünde, hem içerilerde güzel lokal yunan mutfağı yapan her türlü restoranlar mevcuttu.Deniz temiz pırıl pırıl güzel, rahat şezlonglu tesisler mevcut.. Tesis olmayan yerlerden de girmek mümkün…Yan koyların da, adanın bizden uzak yönlerinde güzel koylar olduğunu okumuştuk. Araba kiraladığımızda gittik, ama yine de biz kendi koyumuzu çok keyifli ve konforlu bulduk… Naxos_GateNaksos’un limana girer girmez sizi karşılayan Polimera adanın simgesi olmuş..Apollon’un anısına yapılan dev anıt sizi karşılıyor. Liman, Chora yani şehir merkezi ve özellikle liman arkası eski şehir çok güzel…Kalesi, kiliseleri, şık dükkanları, barları, restoranları özellikle akşam saatlerinde büyüleyici oluyor… Sokaklarında kaybolmak, çok keyifli.. Çok güzel gün batımı noktaları var… Akşam üstü keyfi ve akşam yemeği için güzel adresler var. Biz yine okuduğumuz seyahat bloglarından yola çıkarak her şeyi elimizle koymuş gibi bulduk.. İlk gece ilk adres limanda Sinoplu bir Türk’ün ailesi ile işlettiği Zorba taverna oldu…Tatlı aile hep beraber çalışıyorlar, insanın tanıdık bildik bir mekanda olması hoş oluyor…Liman oldukça esintili, tavernalar manzaralı ve  hoş… Meze restoran da şehir merkezinde Chora’da tavsiye edilen güzel restoranlardandı..Hep Yunan adalarına gelince kafalarda deniz mahsulleri yemek var, biz de bol bol kalamar, ahtapot, karides ızgara yedik. Ama hep olmazsa olmazımız Greek salata idi.Bizim salatalarımıza çok benzediği için mi bilemem,  ne zaman farklı bir salata yesek, hemen sonrasında hasretle greek salataya döndük…Dolmalarını yine bizim ağız lezzetimize çok benzediği için mi severek yedik…Tabi farklılıklar var, dolmalar pirinçle pişiyor, ama sıcak geliyor.. Greek salatada domates, biber salatalık yerel zeytin ve kırmızı soğandan başka illaki iyi bir beyaz peynir ve kapari var.Üzerine de iyi zeytinyağı ilavesi ile çok lezzetli…

Denize girdiğimiz koyda akşamları da kumların üzerinde günü batırmak, yemek yemek çok keyifli oldu… Gündüzleri Paradise Beach ve Asteria Cafe Bar‘da bir akşam da Yıalos Taverna’da   çok severek vakit geçirdik..Papolina isimli küçük balıkları güzel, bu mevsimde bol bol sardalya ızgara yiyebiliyorsunuz…Özel ızgara peynirleri var.. Çoğu yerde ev şarapları var…

Naksos’da yaşadıkça çok keyifli yerler keşfediyorsunuz…Eski köylerin hepsi birbirinden farklı güzel yerler, 21 tane eski köy var, bir gün sabah araba kiralayıp hepsini teker teker keşfettik,kahve yemek  molaları verdik, bol bol fotoğraf çektik. günümüze hiç bozulmadan gelmiş, koruma altına alınmış tarihi köylerden çok keyif aldık. Apiranthos, Filoti, Halki, Melanes, Moutsouna başlıcaları…Biz özellikle Halki‘yi balkonlu evleri ile mimarisini tarihi dokusunu, bu gün aynı yerlerde yaşanılıyor olmasını çok beğendik…Köylerde çok elit, hoş kafeler, atölyeler, mağazalar var..Tarihi dokunun içine çok yakışmış… Elimizde , yanımızda yine seyahat blogu rehberlerimiz, arayarak bularak, okuyarak çok keyifle gezdik. Benim için rehberle gezmek her zaman çok değerli, onların anlatacaklarını dinleyerek dolaşmak, olmazsa olmazım… Adalar seyahatimizde de bloglar internet rehberimiz oldu…Okuduk gezdik, fotoğrafladık..keşfettik, önerilenleri tattık, yedik. Tabii gönül sesimizi de hep dinledik… Naksos adasında her dolaşma bize çok keyif verdi.. İlk feribotdan inerken hissettiklerimizi tamamen değiştirdi.. Son akşama bıraktığımız şehir merkezi, kale içi keyifleri çok güzel hatıralarımız oldu. En güzel keşiflerimizden biride bizim koyumuzda ki Maro’s restoran oldu. Neredeyse her akşam gitmek istediğimiz restoranımız oldu… Her gece Yunan tarzı yapıp geç saatlere kalsak da tavernanın önündeki kuyruğa girip bekledik… Beklerken ikram edilen şaraplarımızı içtik…Her gittiğimiz de çok güzel Yunan mutfağı yemekleri yedik ve de şaşırtıcı ucuz paralar ödedik..Naksos sonradan kendimizi iyi hissettiğimiz çok sıcak, abartısız, bir seyahat oldu bizim için..Koyumuz, köyler, ve şehir merkezi, çok hoşumuza gitti. Önce biraz şehir gibi ve sıradan bulduğumuz Naksos’da tarihi doku ve içindeki şıklık çok keyif verdi…

Bodrum’dan Mikonos’a

Bu yaz kış aylarından program yapıp, uzun zaman dilimi içinde Mikanos da kalmayı planladık. Seneler önce Mikanos’a gelmiştik, ama bir bütün gün ve gece geçirip; gemimize dönmüştük,  kalmamıştık. Bu yaz uzun kalıp Mikanosu yaşayalım istedik. Telaşsız koşmadan turist gibi değil Mikanoslu gibi yaşamak istedik. İlk geldiğimizden bu yana 9 sene olmuş.. Tabi ki hiç bir şey değişmemiş.. İlk gördüğümüz günkü gibi…Daracık labirent misali sokaklar, her yerde kafeler, tavernalar, restoranlar,şık mağazalar,sanat  galerileri. Her boyutta kiliseler şapeller.. Mikanos ve çevresinde 500 civarı kilise ve şapel varmış..

Sokakların ucundan gözüken harika turkuaz bir deniz, her yer pırıl, pırıl…Sıcak değil, her daim keyifli bir esinti var…. Çok kolay ulaşılan harika plajlar…Sokaklarda hep hoş, abartısız şık insanlar.. Özel bir Mikanos şıklığı tarzı var. Rahat ama farklı, kendine özel…Kalabalık ama rahatsız edici değil, esnaf güler yüzlü, her yer dolu.. ama yer bulmak da mümkün…

Yeme içme konusunda herkese uygun seçenekler mevcut.. Çok ünlü şeflerin olduğu restoranlar da var,  samimi, iyi yunan mutfağı yapan tavernalarda..5-10 euro’ya da 50-100 euro’ya da yemek seçeneğiniz mevcut..Hepsi temiz şık, aynı güzel sokaklar’da..

Bol bol galeriler var, her yerde karşınıza çıkıyor…Hem yerel sanatçılar, hem yabancı sanatçıların eserleri var…Bol bol fotoğraf galerileri var. Çoğu çağdaş, modern  sanat eserlerin bulunduğu galeriler de  çok ünlü günümüz  sanatçılarına rastlıyorsunuz. Müzik sesi hiç bir yerde rahatsız etmiyor. Gürültü kirliliği yok.. Her yer  inanılmaz temiz. Deniz pırıl, pırıl.. Liman  bile..Pajlar çok güzel koylarda..farklı farklı tesisler var.. Bütün gün gidip çok keyifli vakit geçireceğiniz yerler.. Havlunu suyunu al, 10 dakika içinde bütün plajlara ulaşabileceğin otobüsler mevcut…Otobüsler de şehir merkezine 5 dakika yürüme mesafesinde…Gelenlerin içinde  çocuklu aileler de çok, küçük çocuklu da çok.. Arabalarında, kucakta minicik bebekler var..Orta yaş, genç, ileri  yaş da olanlar da çok. Her yaş insan görmek mümkün..

Mikanos çok ünlü bir eğlence merkezi, sabaha kadar açık çok ünlü klüpler barlar var. Çoğu yerde geç saatlere kadar süren yemek sonrası müziğin eğlencenin dansların devam ettiği tavernalar var. Gece yarısından sonra, açılan yerler var…Ama Mikanos’u  sadece eğlence ve parti adası kabul etmek doğru değil…Ada, özgürce, ve  sadece kendin için yaşa  felsefesi için gerçekten çok doğru bir yer…Hayatı ertelemeden, koşturmadan, anı değerlendirerek yaşanacak çok özel bir yer… Eğer bizim gibi, gece hayatınızı yemek sonrası bir iki saat daha güzel, çok renkli, cıvıl cıvıl insanların mağazaların kafelerin galerilerin arasında dolaşıp  sonlandırıyorsanız, her yer sakin huzurlu..

Trafik yok. Şehir merkezinde araba yok… Otobüslere her yere ulaşmak çok kolay… Ana duraklar beş  dakika yürüyüş mesafesinde..Araba yolunda da trafik  yok… Mikanos’un telaşsız hali, olursa olur, olmazsa zaman kısıtlaması olmayan özgür yapısı, benim kendimi ne yapsam kurtaramadığım aceleci ruhuma çok iyi geldi.Öğle yemeği saat 15:00 de akşam yemeği 23:00 de … düşünsenize günde en aşağı 3-4 saat fazladan vaktiniz var. Onun için koşturamıyorsunuz…Biz Mikanos’un en merkezi yerinde bir mini otelde kaldık. Araba da kiralamadık. Her yere ulaşmak en fazla 5-10 dakika mesafe…

Daracık sokakların ucundan hemen deniz gözüküyor. Sokakların bazıları iki kişi yan yana geçemeyecek kadar dar.. Hiç yeni  bina yapı yok..Yaşam son derece kolay…Sokaklarda kaybolmak çok keyifli.. Özgür ve çok medeni bir yer de olmanın bütün keyfini yaşıyorsunuz. Rahatsız edici hiç kimse, hiç bir şey yok. Günün, gecenin her saati  huzurlu ve telaşsız bir yaşam..İlk günlerimiz hep yeni yerler yeni keşifler ile heyecan dolu geçti, sonra beğendiğimiz sevdiğimiz yerlere tekrar gitmenin keyfini yaşadık…Koylar ve plajları çok sevdik… Her gün farklı bir koya, farklı bir plaja gittik. Akşamları yeni tavernalar, restoranlar kafeler, galeriler, atölyeler, mağazalar keşfettik.. Her yerde mini bakkal, manav ve fırın ürünleri satan yerler var. Tüm meyve ve sebzeler taze, fiyatı 1-2 euro/kg  civarı, fırın ürünleri  inanılmaz lezzetli ve bizim ağız tadımıza çok uygun..Düşündüğümüz gibi çok keyifli günler yaşadık. Dönüş yaklaştıkça üzülmeye başladık..Sevdiğimiz yerleri tekrar görmek istedik…

Ornos koyu Kuzima Plajı, Elia Koyu, Elia Plajı, Agenos İoannas koyu Hippie Fish Taverna ve plajı, Kalafatis‘de çok beğendiğimiz koylar ve plajlar oldu..Plajlarda iki şezlong bir şemsiye fiyatı 20 Euro civarı.. Little Venice, Değirmenler fotoğraf çekmek için çok güzel yerler… Özellikle  Kastro’s da , Veranda’da, Semeli Bar da gün batımı keyfi yapmadan dönülmemeli…Kounelas  gerçek Yunan mutfağını normal fiyata yiyebileceğiniz çok güzel bir yer. Her zaman Mikanos’da ilk tercihimiz olacak cinsten.. Hibuscus kafe Aroma kafe her zaman keyifle kahvemizi içtiğimiz bazen muhteşem pastalarını tattığımız mekanlar oldu..İkisinin de yeri tam merkezde gelip geçeni görebileceğiniz en güzel noktada..Mikanos’ta her türlü dünya mutfağı seçeneği mevcut. Hepsinin menüleri fiyatları kapı girişlerinde var,  bakıp beğenip tercih edebiliyorsunuz, alternatifler çok…

M-eating Restaurant 10 Kalogera str., Mykonos (town) iyi bir akdeniz mutfağı, şık bir yer, tam karşısında Sakız da Mikanos’un döneri diyebileceğimiz “gyro”  ve skovlani bizim şişlere benzer tarzı mutfağı ile çok lezzetli, salataları nefis çok uygun fiyatlı bir alternatif….Benzeri yerler çok var, ama biz en çok Sakız’ı beğendik..Mikanos seyahatimiz  başlamadan önce kendi bilgilerimizin dışında;  Yolculuk Terapisi’nin ve Saffet Emre Tonguç’un Mikanos yazılarını severek ilgiyle okudum… Onlar sayesinde her yeri gelmeden önce bile çok iyi biliyordum…Saffet Emre Tonguç top ve sosyetik yerleri, gece eğlencesini müzeleri  çok güzel anlatmış…Yolculuk Terapisi de tüm detayları ile plajları restoranları yazmış. Tabii son yıllarda yazları Mikanos’da yaşıyan Eda Taşpınar’ı da okumayı ihmal etmedim. Sonra da Mikanos’ta bulunduğumuz sürece, tanıştığımız esnaf ve otel sahibimizle konuşarak, sadece ticari olmayan, yerel yerleri bulmaya keşfetmeye çalıştık. Bol bol da gönül sesimizi dinledik. Hepsi ayrı keyif, ayrı keşif, heyecan oldu…Ama listelerimiz de yapılacak, görülecek hala çok yer var…Biz Mikanos’a sık sık gelmeye talibiz. Mikanos bana Bodrum’u keşfettiğimiz ilk günleri anımsattı.İlk Bodrum aşkı yaşadığım günleri, o zaman çok içim burkuluyor.

70 li yıllarda Bodrum’a ilk geldiğimiz sene  kızım 1.5 yaşında idi, minik katlanır arabasıyla gelmiştik…. O zaman Bodrum’un içinde minik bir Bodrum evinde kalmıştık. Bayramdı, önceden yer ayırtmamıştık. Gidelim mi? gidelim .. diye yola çıkmıştık. Akşam geç vakit Bodrum’a ulaştığımızda inanılmaz bir kalabalık ile karşılaştık. Restoranlarda yer değll, yemek bile kalmamıştı. Sonra küçük çocuğumuz var diye bize yardım eden bir esnaf sayesinde  Bodrumlu bir aile bize bir oda vermişti. Daracık beyaz sokaklardan geçip minicik avlunun içindeki beyaz evi hiç unutamam. Tertemiz beyaz dantelli yatak ve camın önünde minik sedir. Gündüz meydanda yaptığımız kahvaltı… motorla gidilen Zeki Müren’in meşhur ettiği  Bardakçı Koyu, Kleopatra adası, gündüz denize girilen Halkarnas’ın önü…Akşam rezervasyonsuz gidilemeyen dönemin Han gibi, Kortan gibi ünlü restoranları..  Her yerde şehir yaşamına göre çok farklı tarzda giyinmiş şık insanlar..Kalenin muhteşem duruşu..Harika temiz deniz… Ben de o günlerde aşık oldum Bodrum’a. O günden bu güne çok değişti, Bodrum.. Çirkin yapılaşma,  ve kirletilen deniz ile özellkle Bodrum içi yaz sezonu, özelikle de Bayramlarda hiç gidilmeyecek  hale geldi. Çok kalabalıklaştı…Allahtan Bodrum çok büyük, çok güzel farklı koylar bölgeler var. .Ama çok üzgünüm ki ilk günlerin büyülü Bodrum’u kesinlikle yok. Nasıl yapıyorsak, nasıl kıyıyorsak her yerde önce çirkin yapılaşma ile tüm güzellikleri yok edip, sıradanlaştırıyoruz. Sonra muhteşem koyları kirletip sıradanlıktan da  da çıkararak yok ediyoruz. Sezonlar çok kısa oluyor, çünkü çirkin yapılaşma özelliğini kaybettirdiği için, gelenler sadece yaz sezonunu tercih ediyorlar… Yakında denizleri de iyice kirleterek o şansımızı da kaybedebiliriz. Çok kısa sezon olduğu için fahiş fiyatlarla da yerli turisti bile kaçırıyoruz. Türkiye’de her yeni gözde yerin başına bunlar geliyor. Biz Bodrum aşkımızı hiç kaybetmedik. Ama başına gelenler için üzülmemek mümkün değil..Sevgiler..

 

 

 

 

 

 

Eklem Ağrılarına Jelatin Tedavisi

Eklem ağrılarınız  romatoid artrit (RA) yani eklem iltihaplanması veya osteoartrit şikayetleriniz varsa, kemik erimesi sorunları yaşıyorsanız  faydalı bir yazıyı arkadaşım göndermiş. Çoğunu mutlaka duydunuz, ya da yapıyorsunuz, ya  da okuyup geçiyorsunuz. Ama ağrılar yaşamınınızı zorlaştırdığında görüyorsunuz ki doktorların çok çareleri yok.. Henüz nedeni ve tedavisi bulunmayan bir hastalık. Şartlar sizi zaman zaman proteze doğru götürüyor. Belki bunları denemek istersiniz.. Zararı olmayan ayrıca artı çok faydası olan jelatin tedavisi çok kolay ve akla uygun… Ben de uzun zamandır bol bol paça çorbası içmeye çalışıyorum. Ama şimdi bu yazıyla birlikte hemen jelatin tedavisini deneyeceğim.Yazıyı derleyen site Bayanlarbilir’ e de ayrıca teşekkürler…http://www.bayanlarbilir.com/eklem-agrilarina-dogal-cozum-2574

Eklem ağrısına jelatin tedavisi : Jelatin bağ dokularımızı geliştirmeye ve yenilemeye yarayan aminoasitler içerir. Ayrıca eklemleri koruyan kıkırdakları güçlendiren kolajen açısından da zengindir.

Kas ve eklem ağrısı bir incinme, fazla basınç ve benzeri durumlarda oluşabilir. Eklem ağrısından dolayı kişinin yaşam kalitesi etkilenir çünkü bu ağrı günlük aktiviteleri yapmaya engel olur. İyi haber şu ki, bu durum doğal yollarla tedavi edilebilir ve kısa sürede rahatlık veren tedavi yöntemleri vardır.

Kas ve eklem ağrısını rahatlatmak için alternatif ve doğal tıpta bir çok yöntem olsa da bugün sizlere ağrıyı 7 günde alacak bir yöntem sunacağız. 

Bu yöntem ne içeriyor?

  • Başlamak için, yaklaşık 150 gram jelatin alın, özellikle tatsız olanını tercih edin. (Bu miktar bir aylık tedavi için yeterli olacak)
  • İki yemek kaşığı jelatini  ¼ bardak suya koyun ve bir gece bekletin.
  • Bir sonraki sabah jelatin şişmiş olacak ve biraz bal, yoğurt veya meyve suyu ile yiyebilirsiniz.Boş mideye ve kahvaltıdan en az 30 dakika önce yemeniz önemli.
  • Bu tedaviyi bir ay uygulamalısınız, ama kas ve eklem ağrısı çekenler 7 günde daha iyi hissedeceklerdir. Özellikle sırt, eklem, omurga ve boyun ağrısı çekenler için idealdir. Bu yöntem eklemlerin yağlanmasına yardımcı olacak. 

jelatin1

Jelatin eklemlere neden iyi geliyor?

Jelatin marketlerde yaygın, ucuza alabileceğimiz ve tatlılarda kullanabileceğimiz bir ürün.İçeriğinde yüksek oranda protein vardır, bu da hayvan kolajeninden elde edilir (ineklerin kemik ve derisinden alınır), tariflerde sabitleştirici, bağlayıcı ve yoğunlaştırıcı olarak kullanılır.

Jelatinin eklemlere iyi geldiği söylenir çünkü içinde prolin ve hidroksiprolin adlı iki aminoasit bulunur. Bunlar bağ dokularının onarır. Jelatin yemek yardımcı olacaktır, dolayısıyla iç eklemlerin bağ dokularını tamir etmekte faydalıdır.

jelatin

Jelatinin diğer yararları

Jelatinin sağlığa bir çok yararı vardır. Aşağıda bunlardan bazılarını sıraladık:

  • Arginin ve glisin aminoasitleri açısından zengindir, bunlar kas gelişimini uyarır. 
  • Kolestrol veya yağ içermez, ayrıca metabolizmayı destekler, dolayısıyla kilo vermeye yardımcı olur.
  • Yemeklere jelatin ekleyerek, et ve süt ürünlerinin sindirimini kolaylaştırabilirsiniz.Ayrıca jelatin karın şişkinliğine iyi gelir ve hormonları düzenler. 
  • Düzenli jelatin tüketimi osteoartrit ve kemik erimesini önler. 
  • Tendon ve bağlara esneklik ve güç kazandırır.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Saç ve tırnak uzamasını destekler.
  • 18 aminoasit içerir, bunların 8 tanesi vücudun kendi kendine üretemeyeceği ve sadece gıdalardan alabileceği aminoasitlerdir.
  • Florür içerir. Bu kimyasal madde küçük miktarda kullanılması durumunda diş minelerini korumaya yardımcı olur. 
  • Deri kolajeninin yeniden üretimine yardımcı olur, bu da kemik, tendon, bağ ve kıkırdakların zayıflaması durumunda ihtiyaç duyduğumuz bir maddedir.
  • Mide yanması, gastrit gibi mide hastalıklarıyla savaşmak için birebirdir ve aşırımide asidi üretimini engeller.
  • Doygunluk veya tokluk yaratırken iştahı da kontrol altına alır, bu yüzden kilo vermede yardımcıdır.Eklem Ağrısına Ne İyi Gelir – Eklem ağrılarına doğal çözümSabahları parmak, bilek, kol ya da bacak eklemlerinizde şiddetli ağrılar ile uyanıyorsanız romatoid artrit (RA) hastalığına yani eklem iltihabına yakalanmış olabilirsiniz. Eklem iltihabında hareket esnasında eklemlerden çatırtı sesi de gelebilir. Kıkırdak veya kemik ve eklem arasında kısım hasar alır ve kemiklerin sürtünmesi artar. Bu da ağrıya ve çatırtı seslerine neden olur. Eklem iltihabı için günümüzde kalıcı bir tedavi olmasa da isterseniz evde yapabileceğiniz bitkisel çözümlerle ağrı çekmeden hayatınızı normal şekilde sürdürebilirsiniz.Eklem ağrılarına doğal çözümEklem iltihabı için kürler:Eklem şişmesine ne iyi gelir : Bezelye kürüBezelye içerisinde bulunan A, B, C ve E vitaminleri, demir, kalsiyum ve potasyum nedeniyle eklem ağrılarına oldukça iyi gelen bitkisel bir çözümdür. Ayrıca düşük yağlı bir gıda bezelye protein ve lif açısından da zengindir.

    Gerekli Malzemeler:

    3 yemek kaşığı bezelye

    250 ml su

    2 diş sarımsak

    Bir tutam tuz (İsteğe bağlı)

    Bir tutam karabiber (İsteğe bağlı)

    Hazırlanışı:

    Yeşil bezelyeyi geceden ıslatın.

    Sabah bezelyeyi süzerek içerisine ezilmiş sarımsakları ekleyin. Bu karışımı bir avuç olarak günde 2 kez tüketin. İsterseniz tat vermesi için tuz ve karabiber de ekleyebilirsiniz. Eklem ağrılarına iyi gelen bitkisel kürü en az 2 ila 3 ay kadar devam sürdürmelisiniz.

    Zerdeçal: Eklem ağrılarına doğal çözüm

    Çok sayıda araştırma, zerdeçalın ağrı ve eklem şişlikleri ve eklem hassasiyetlerinde eklem iltihabını azaltarak ağrıyı ortadan kaldırdığını ortaya koymuştur. Ve zerdeçalın hiçbir yan etkisi yoktur. Zerdeçala alerjiniz yok ise dilerseniz içeceklerinizin içine ekleyerek tüketebilirsiniz. Örneğin akşamları süt ısıtıp zerdeçal ekleyerek içebilirsiniz.

    Kara kimyon (Hint kimyonu)

    Flavonoidler ve antioksidanlar dolu olan siyah kimyon iltihap kurutucu bileşikler içeren mükemmel bir baharattır. Salisilik asidi yok ederek acıyı hafifletir.

    Kullanımı:

    2 çay kaşığı kara kimyonu bir bardak suya ekleyin. Suyu azalana kadar karışımı kaynatın. Ardından soğumaya bırakın. Bu karışımı günlük olarak yatmadan önce ve sabah uyandıktan sonra içebilirsiniz.

    Rezene: eklem ağrıları için bitki çayı

    Rezene içinde fito besinler ile antioksidan özellikleri barındırır. İnflamasyonu azaltmaya yardımcı olurken içeriğindeki C vitamini sayesinde eklem iltihabını tedavi edici özeliği de vardır. Rezenenin çayı yaparak içebilir, yemeklerinize ekleyerek baharat olarak da kullanabilirsiniz.

    Rezene çayı yapılışı:

    1 tatlı kaşığı rezene tohumunu alın ve sıcak bir su içersinde bekletin. Kesinlikle kaynatmayın. Sadece ezilmiş rezene tohumu bir kaba koyun ve üzerine sıcak su dökün. 10 dakika kadar dinlendirin. Günde 2 ya da 3 kez tüketebilirsiniz. Rezene hoş kokusu ve tadı olan bir bitki olduğu için tatlandırıcı kullanmanıza da gerek kalmayacaktır.

    Çemen otu tohumu

    Lif ve protein açısından zengin bir bitki olan Çemen otu tohumu; demir, A vitamini, B1 vitamini, C vitamini, fosfat, flavonoidler, saponinler, trigonelline ve diğer alkaloidleri kapsayan geniş bir bileşen grubuna sahiptir. İltihap giderici (anti-enflamatuar) özellikleri bu tohumları eklem ağrıları için de kullanabilirsiniz.

    Bir çay kaşığı çemen tohumunu geceden ıslatın. Sabah suyunu süzerek tohumunu çiğneyin. Tadı biraz acı olsa da çemen otu tohumu eklem ağrılarına hızlıca etki eder. Eğer tadı çok acı gelirse bir bardak su ile birlikte ilaç gibi yutabilirsiniz. Çemen otu tohumunu toz olarak kullanmak isterseniz 1 bardak sıcak su ile karıştırarak da içebilirsiniz. Bu uygulamayı düzenli olarak 2 ya da 3 ay yaparsanız eklem ağrılarınızda kesin olarak kurtulabilirsiniz.

    Eklem Ağrıları İçin Doğal Çözümler ve Tarifler

    İhtiyacınız olanlar:

    Zencefil tozu-50 gr

    Çemen tozu tohumu -50 gr

    Zerdeçal – 50 g

    Hazırlanışı:

    Çemen otu, zerdeçal ve zencefil tozunu bir kap içerisinde iyice karıştırın. Hava geçirmez bir kaba koyarak nem almayan bir yerde saklayın. Her sabah ve akşam bu karışımdan bir tatlı kaşığı alın. Ilık su ile karıştırın ve için.

    Hardal yağı ve kafur

    Eklem ağrıları ve şişmiş eklemler için bitkisel yağlarla masaj yapabilirsiniz. Bu en eski yöntemlerden biridir.

    İhtiyacınız olanlar:

    Hardal yağı-1 fincan

    Kafur – 10 g

    Hazırlanışı:

    Bir tencereye koyduğunuz hardal yağı üzerine kafuru ekleyin. Birlikte kaynatın. 15 dakika kadar ılınmasını bekledikten sonra ağrıyan ve şişen eklem bölgelerine dairesel hareketler ile masaj yaparak uygulayın.

    Susam

    Susam içeriğindeki yağ asitleri, kalsiyum, magnezyum ve bakır, eklemlerdeki yangı, ağrı ve iltihabı azaltılmasında yardımcı olur. Bu nedenle eklem ağrıların azalması için kullanılabilir. Yemeklerinizin içerisine susam tohumu serpebilir ya da susam kürü yaparak doğrudan içebilirsiniz. Bir bardak su içerisinde susamları geceden ıslatın. Bu tohumlar ile birlikte suyu her sabah içebilirsiniz.

    Eklem ağrıları için bazı bitki ve meyve suları:

    Eklem ağrılarından kurtulmak için gün içerisinde bazı meyve ve bitkilerin sularını içebilirsiniz. Örneğin maydanoz, brokoli ve ıspanak beta-karoten gibi iltihap giderici bileşenler içerir ve bu bitkilerin suyunu içerek eklem ağrılarını yok edebilirsiniz. Aynı şekilde havuç, elma ve zencefilde bulunan bakır ve  bromelain enzimi bakımından zengin olan ananas da suyu içilmesi gereken meyveler arasındadır.

    Meyve ve sebze suyu karışımları:

    Havuç, kereviz ve lahana suyunu karıştırarak bir tutam maydanoz ekleyin. Geceden ince ince dilimlediğiniz patatesleri kabuklarıyla bir bardak suda ıslatın. Sabah süzerek suyunu için. Ayrıca vişne suyu, havuç, pancar ve salatalık suyu, turp ve sarımsak suyu da eklem ağrılarına iyi gelen bitkisel çözümler arasındadır.

    Eklem ağrıları için diyet listesi

    Bazı besinler eklem ve vücut iltihabını olumsuz yönde etkileyen bir yapıya sahiptir. Bu nedenle kendinize bir diyet listesi oluşturabilirsiniz. Öncelikle düşük yağlı, düşük kolesterol içeren sebze ve tahıl kompleks karbonhidratlar tüketmelisiniz. Bu şekilde eklemlerde oluşan iltihap yavaş yavaş yok olur ve küçük arterlerdeki yağlar erimeye başlar.

    Diyette uymanız gereken noktalar:

    Vücudunuzun detoksa ihtiyacı vardır. Bu nedenle her sabah ve akşam bir bardak ılık su içerisine 1 çay kaşığı bal ve 2 çay kaşığı limon suyu ekleyerek karıştırıp için. Gaz üretmenizi sağlayan ve şişkinliğe neden olan gıdaları tüketmekten mümkün olduğunca kaçının. Diyet listenizde özellikle lahana, karnabahar, ıspanak, brokoli ve patates yer almamalı.

    Sebze çorbaları ve yine sebze sularından bol bol tüketebilirsiniz. Çünkü antioksidan ve iltihap sökücü maddeler barındıran sebzeler eklem iltihabının oluşmasını engeller. Örneğin, havuç suyu, salatalık suyu ve vişne suyu tüketerek eklem iltihabından korunabilirsiniz. Salatanızı yerken kesinlikle çok tuz koymamalısınız. Mümkünse tuzsuz sadece limon suyu ile salatanızı tatlandırın.

    Meyvelerde bolca tüketebilirsiniz. Özellikle her gün bir elma, portakal, üzüm ve papaya tüketebilirsiniz. Kabak bitkisi de içerisinde bolca iltihap kurutucu maddeler bulundurur. Bu nedenle haftada en az bir akşam kabak yemeği yerseniz eklem ağrılarınız kısa sürede geçecektir. Baharatları yemeklerde sık sık kullanabilirsiniz. Fakat baharatları pişirmemeye özen göstermelisiniz. Pişirdiğinizde içerisindeki yararlı maddeleri yok etmiş olursunuz. Özellikle kimyon, kişniş, zencefil, şeytantersi, sarımsak, rezene ve zerdeçal gibi baharatları kuru halleri ile pişirmeden tüketiniz.

     

Bayram’da Yaz Sofraları…

Yaz geldi, geliyor derken; okulların da kapanması Ramazan’ın sonlanması Bayram’da uzun tatil imkanı ile  artık sezon tam anlamıyla  başladı…Yazlık mekanlar dolup taşıyor, herkes yollarda, ya da gidecekleri yerlere çoktan vardı, yerleşti.Sıcaklar da hatırı sayılır cinsten.. .Bu günde Bayram arifesi Bayram’ın son hazırlıkları var. Özellikle de yemekler hazırlanıyor, alışverişler yapılıyor. Ben de sizlerle,  Bayram sofrası, yaz sofraları yazısı  paylaşayım istedim.   Son günlerde kimini gittiğim yerlerde yedim, kimini ben pişirdim. Lezzetli,sağlıklı, ve de şık görünümlü yapılması çok kolay bizden  yemeklerle   sizlere  bir  yaz sofrası hazırlamadım.

Artık hepimiz yediğimize içtiğimize çok dikkat ediyoruz,hem bizlerin alıştığı geleneksel, yöresel   tatları yakalamaya çalışıyoruz, hem de  sağlıklı ve az kalorili olmasını istiyoruz.Evimizdeki davetlerde de bunu uyguluyoruz. Bu ara yaz sofralarım da ana yemek olarak balığı tercih ediyorum. Özellikle fırında balık, ya da fırında ızgara balık yapıyorum…Barbükü yapmayı da, kızartma yapmayı da hiç denemiyoruz, beceremiyoruz, affola…  Çocukluğumda babam kalkan zamanı harika kalkan pişirirdi,  Annem tarama yapardı, soslu patlıcan kızartmaları, sigara börekleri  olmazsa olmazdı…Onlar anılarda kaldı. Fırında ve yağsız tavada yapılan ne yapılıyorsa masamızda sadece onlar oluyor…Ben fırın ızgarada günün taze balığını keyifle pişiriyorum ve de çok seviyorum. Kışın daha çok somon, ama yazın levrek tercihimiz. Hele takoz gibi dilimlenmiş levrekler harika oluyorlar. Herkes de çok beğeniyor…Restoranda yerseniz de levreği böyle pişirtmeyi teklif edin derim. Dilimler hem  iyi pişiyor, hem kurumuyor. Yanına da farklı özenli  bol bir yaşil salata oldu mu? Başka ne istenir ki !!!..Öğle yemeğinde  ise füme somonlu, rokalı yada ton balıklı salata  çok  daha hafif ve güzel oluyor.  Akşam içinde çok güzel oluyor ama misafir olunca bizler duramıyoruz, bir şeyler ekliyoruz.12801485_10154235232124311_1767275460619452376_n

Favayı artık anne mirası  her zaman pişiriyorum. Sunumlarını farklı yapıyorum. Son dönemde arkadaşımın yaptığı portakal dilimleri üzerinde servis edilen  favayı ben de çok yapıyorum. Fava için pazardan farklı yörelerin iç baklalarını alıp deniyorum. Bazen de greyfurtlu yapıyorum, hem görünümü güzel oluyor. Hem sonra dilimlenmiş meyveleri  de yemek, ayrı keyif oluyor.

13178732_10154425718029311_6364491473929673987_n

İlla bir ot ya da tahıllı otlu salata yapıyorum. Günün en tazesi ne alırsam onu yapıyorum. Bu ara favorilerim, deniz fasulyesi, semizotlu, cevizli kinao, portakallı roka, ya da tilkicik otunu yada kuşkonmazı limonlu zeytinyağlı soslu, ya da soğanla kavurarak pişiriyorum. Hepsi çok güzel oluyor..En güzeli de pazarda bulduğunuz günün  taze otu ne ise onu alıp pişirmek…

13096278_10154425717809311_851581577737733189_n13177064_10154425717634311_5952524514795061641_nYaz sofraların en vazgeçilmesi de her zaman lezzetinden emin olacağınız, iyi bir beyaz peynir.. ben keçi peynirini tercih ediyorum. Şimdiler de de sadece keçileri olan çok tatlı bir hanımdan  yoğurdunu, sütünü peynirini alıyorum, çok mutluyum…Yanına en lezzetli domateslerden pembe domatesler  ya da Çanakkale olursa daha da güzel…Fesleğen ile de süsler ya da soslarsanız benim için bir çeşit daha  yemek ya da salata yerine geçiyor. Kavun hep favorim.. Sofranın misafirin durumuna göre, yemek içinde  de ya da yemek sonrası da olabiliyor. Yaz mutfağım da olmazsa olmazım.Hem de en iyi alkali meyve… İşte bu üçlü başka bir şey olmasa bile harika bir yaz sofrası donattırır, size…12803145_10154235232894311_8693940007358980432_n

Hep değişik ekmek ya da ekmekler tadımlık da olsa bulunduruyorum. Annem “kızım ekmeği unutma, sen yemiyorsun ama misafirlerin arayabilir, “der. hatırlatırdı…Anneciğim seni hiç unutmuyorum.. Sen sofralarımın hep yol göstericisiydin… Yine öylesin…Bu ara tercihim, mısır ekmeği ve haşhaşlı ekmek.. Evde zeytinli ekmek, ya da dere otlu minik ekmeklerde yapıyorum, ya da beğendiğim bir fırına yaptırıyorum.Kendime de dere otlu ve portakallı glutensiz  ekmek yaptırıyorum. Glutensiz ekmekler  böylece çok lezzetli oluyor.13174135_10154425717639311_9171005085391938167_n

Geçen gittiğim bir davette arkadaşım minik peynirli, sebzeli  kişler yapmıştı, çok şık olmuştu. Eğer kalabalık bir grupsa ben de dil peynirli hafif bir börek ya da patlıcan beğendili  kiş yapmaya çalışıyorum. 13178768_10154425717429311_4665903162522989591_n

Pilaki yada piyaz hep hoş oluyor yaz sofralarında.. en güzel hangisini yapıyorsanız, elinizde en güzel hangi malzeme varsa.. Barbunya  pilaki de çok güzel oluyor, kuru börülce piyazı da…Kolay pratik, sevilmemesi mümkün değil…Barbunya pilakiyi  maydanoz ve limonla servis ederken kuru börülce piyazını, bol çeşitli otlar, dereotu, maydanoz, hatta nane ve balsamik sirke ve taze soğanla tatlandırıyorum.  13418825_10154527185989311_8275530763362047301_n

Kızartma yerine fırında yaptığım ızgara sebzeler her mevsim favorim, dilimlenmiş ya da bütün  acı tatlı çeşitli biberler, havuç,kabak patlıcan hepsi ya da birkaçını fırın kağıdının üzerinde hafif yağlayıp pişiriyorum, sonra istediğim sosla domates sos olabiir, yoğurtlu sarımsaklı  veya sirkeli sos olabilir, sade olabilir servis ediyorum. Son derece sağlıklı ve lezzetli, yapımı da çok kolay…Tabii biberler közleyerek de çok güzel ve lezzetli oluyor.
13124898_10154435862024311_7370430131359164457_n

En  güzeli az ve öz çeşit yapmak, hepsini birden değil, bir iki tane en iyi yaptığınızı  seçip en iyi malzemeyi kullanarak , sevgiyle masayı donatmak..O zaman her şey çok daha lezzetli oluyor. Yaparken kafalar karışmıyor, kolaylıkla yapılıyor… Yerken de mideler karıştırmıyor, rahat ediyor.

Çocukluğumda anneannem bayram sofraları hazırlardı, tüm aile orada toplanırdık..Sonra annem sofralar yapardı.. Son dönemde ben annemle beraber bayram sofraları hazırlardım. Hepsi nur içinde yatsınlar…Bu bayram evde iseniz hafif kolay  bayram sofrası önerileri de benden.. İyi, sağlıklı, keyifli Bayramlar herkese, sevgiler, sevgiler…

Alaçatı Şıklığı ve Alaçatılı

Alaçatı,  yaz içinde çok kalabalık olmasının dışında hep çok şık, farklı ve hoş gelmiştir bana. Bu sene tam sezon başlamadan biraz önce Alaçatı’ya gitme, orada yaşayan dostlarla beraber olma şansı yakaladık. Harika iki gün geçirdik. Bu sefer daha önce gittiklerimizden farklı bir Alaçatı’yı keşfettik. Keşke daha fazla kalabilseydik dedik… Tekrar gitmek ve çevresindeki çok güzel yerlerde de daha çok vakit geçirmek için  planlar yaptık.Alaçatı’yı gezerken iki güzel kitap da bana eşlik etti. İsmail Gezgin’in Alacaat’dan Alaçatı’ya ve Mehmet Culum’un Alaçatılı’sı  Nerelere gittik, nereleri beğendiniz derseniz. İlk akşam, Alaçatı Port’da Ferdi Baba’da da çok lezzetli balık mezeleri ve balık yedik. Bölgenin en sevilen balık restoranlarındanmış, biz de çok beğendik..Çeşme, Alaçatı bölgesinde yaşayanlar,  anladık ki Bodrum’u çok sevmiyorlar. Evet Bodrum’dan çok farklı, yaşam ve doğası var. Yaşayanların da geçmiş senelere dayanan aile kökenlerinden gelen alışılmışlıkları var. Benim seneler önce gelip Bodrum’a aşık olduğum gibi, onlar da Alaçatı’yı ve çevreyi çok seviyorlar.  Benim kısmetim de Bodrum varmış ama bende tüm Ege kıyılarını çok beğeniyorum, seviyorum. Alaçatı da onların başında gelenlerden..

Alaçatı’da geçmiş yıllarla yaşananları Kırmızı Kitabevi’den aldığım kitaplarımı okuyup. gezerken daha da duygusal bağlar oluştu. O çok güzel sokaklarda kimler oturmuştu, neler yaşanmıştı..Hele Alaçatılı kitabını okuyunca çok da hüzünlendim. Tarihler boyu  çok göçler yaşanmış Alaçatı’da..Bazen ekonomik nedenlerle, bazen ülkeler arası sorunlar, tatsızlıklar, savaşlar nedeniyle, bazen dinleri nedeniyle. Türkler ve Rumların yaşadığı Alaçatı halkının dönem dönem tamamına yakını göç etmiş Ama hiç yağmalanma, yakıp yıkma yaşanmamış…Aşağıda çok güzel mimarisi olan bu bölgede; şimdi korunmaya alınmış evlerde, sokaklarda yaşananları biraz anlatmak için tarihi ile ilgili bilgi paylaştım. Ama sizde Alaçatılı’yı okuyarak gezin derim..Alaçatı da her yer çok şık, hiç özenli güzel farklı olmayan bir yer yok.Dünyanın çok yerinde şıklıklar var, ama Alaçatı’nın tam bir butik tarzı var.Otelleri, restoranları, kafeleri, evleri, bahçeleri, her yer minik bir butik mahalle. Şimdi çok şık ve çok sosyetik mekanların olduğu Hacımemiş meydanı, ve camisinin de çok güzel hikayeleri var, tüm sokakların ve birbirnden güzel evlerinde..Öyle olunca çok farklı bir Alaçatı yaşadım bu sefer, ve sonbaharda tekrar gelip uzun uzun kalmaya adayım.. Bu kadar güzelliği her zaman  bir arada  bulmak kolay değil. Hem de her yer çok yakın.. Alaçatı’da bir ucundan gir bir ucundan çık her yer yürüme mesafesinde; çevre güzellikler de arabayla çok yakın, gün içinde her gün bambaşka güzellikleri keşfetmek mümkün.. Evet sonbahar da kalınacak yerler listesine ekledim. Biz Alaçatı’da çok değerli dostlarımızla buluştuk, Alaçatılı’yı  okuyunca anladım ki burada hep çok güzel dostluklar yaşanmış. Müslüman, Hiristiyan iki ayrı dinin insanları birbirlerine hep kucak açmışlar, dost olmuşlar. Belki o duyguları hissetmek de çok güzel geldi..

Biz ikinci günü sevgili arkadaşımız, Bilgin Gökberk‘in yerini seçtik.Del.y...Bilgin çok yakışmış Alaçatı’ya.. çok sıcak , çok güzel bir yer yapmış kendine, bu arada söyleyeyim, çok şeker bir İtalyan ahçısı var.Pizzalar makarnalar, salatalar menü  çok güzel.Kendinizi İtalya’da hissettiren bir mekan.. Çok beğenerek keyifle yedik… Çok titiz Bilgin, her şeyin en iyisini yapmak istiyor, onu da çok çok iyi yapmış..çok şık dememe gerek yok… Şık olmayan bir yer yok Alaçatı’da..ve yanına da Kırmızı Kitabevini açmış. En sevdiğim mekanlar kitapçılar; hep en yakınımda olsunlar istediğim, içinde uzun uzun vakit geçirebileceğim yerler…Bu ikili daha da farklılaştırmış, zenginleştirmiş mekanı.. Her hafta kitap imzalatma günleri var. Bizim olduğumuz haftanın konuğu  Uğur Dündar‘dı.Biz de sevgili Uğur Dündar’a kitaplarımızı imzalatma şansı yakalamış olduk.   .

Bilgin ile hep İtalya seyahati yapıp onun anlattığı İtalya’yı keşfetmeyi çok istemiştik. Onu yapamadık ama pizzalarını makarnalarını salatalarını yedik ve onunla Alaçatı’yı keşfettik. Onun sevdiği mekanlarda vakit geçirdik, onun dostları sevdikleri ile tanıştık, ve tabii sevgili dostlar  Turgay Kıran ve Deniz Anapa‘nın yeni yerleri La Maison Alaçatı‘ya uğradık…İstanbul ve Bodrum’dan sonra  bu sezon Alaçatı’da da açılan mekan çok şıktı, çok hoştu.Sevgili Deniz Anapa iki aydır, Alaçatı’da gece gündüz çalışıp, bu çok güzel yeri hazırlamış. Çok yorulmuş, ama emeklerine değmiş..Biz de açılışa yetişmiş olduk, güzel dostlarımızı kutladık. Allahtan Bodrum’da da varlar diye de kendimizi biraz olsun rahatlattık.13434873_1033370356743126_8292788921682594610_n

Senelerdir görmeyi arzu ettiğim sevgili Sedirli Ev ve çok tatlı şeker sahibesi Zeynep Erdem ile ile tanıştım sonunda..Sedirli Ev Alaçatı’nın en bilinen çok sevilen mini oteli, kahvaltıları da dillerde, en güzeli Zeynep’in yakınlığı sıcaklığı.Sedirli Evin yerini bulup beğenmesinden bu günkü haline getirmesine kadar hep çok yürekten, isteyerek, bir şeyler katarak çalışmış.

Zeynep… Alaçatı’yı sevmiş, istemiş ve böyle sıcak kendinizi evinizde  hissedeceğiniz bir yer yapmış.. Zeynep’in de çok güzel önerileri oldu.. Caz dedi hemen peşine takıldık. Take Five‘e gittik. Yavuz & Mustafa Darıdere’yi izlerken harika kahvelerimizi ve içkilerimizi içtik. Çok güzel bir gece geçirdik. Mekanının işletmecileri Cihangir ve Ayşegül caz sevgileri,  birikimleri  ve konukseverlikleri çok güzel bir yer yapmışlar. Hem de çok kalabalık sokaklardan kurtulma şansı yaratmışlar…Zeynep çevrede gidilecek yerleri anlattı, hemen sonbahar planları yaptık.. İki gün yetmiyor tabii, ama yine çok şey yaptık, çok şey biriktirdik.

Otelimiz Gubiba yı da çok sevdik, çok beğendik, sahibesi Berrak Korukçu’da orjinal Çeşme’li. O da uygun  bir yer bulunca Alaçatı mimarisine uygun çok güzel bir mini otel yapmış, dünyanın her tarafından güzellikler toplamış getirmiş, işinin başında, sevgi dolu çok zarif bir genç girişimci..Bize çayın yanında, kahvaltıda sevgili Burcu Akıl ile her gün farklı bir sürpriz yaptılar..Her daim, çok ilgi ve özen gösterdiler…Gülen yüzleri, gönülden konukseverlikleri  her şeye değdi, zaten …

Pazar deyince; hemen otelin karşı sokağında Cumartesileri kurulan pazara gittik..Şipşirin bir pazar..dillere destan otları, peynirleri,reçelleri kadar giysileri aksesuarları da çok hoş bir pazar.  Yıllardan beri orada kuruluyor olması bana çok hoş ve özel  geldi…Okuyarak gezilecek yerlerden Alaçatı.. Hacımemiş hikayeleri çok…Berrak’ın plaj tercihi Bablyon muş.. Bana çok huzurlu iyi geliyor dedi. Biz Bodrum’dan geldiğimiz iki günde, çok plaja gidelim olmadık..Ama ilk gün akşam üstü Çark Plajında akşamüstü keyfi yapmayı da ihmal etmedik.

Bilgin’den öneriler, Meydan Cafe ve Furun‘a gittik, çok beğendik..Asma Yaprağı‘na gidemedik, aklımız kaldı..Roka Bahçe sevgili Zeynep’in tercihi idi, ona da uğrayamadık. Ama dediğim gibi Alaçatı’da her yer çok şık ve çok güzel.. Fiyatlara gelince bizim gittiğimiz her yer Alaçatı için makul ölçülerde idi.Bence beğenilmelerinin önemli nedenlerinden biri de bu.. Ucuz mu hayır, Alaçatı ucuz olacak bir yer değil.. Her şey özel, farklı ve maliyetide öyle, tam butik bir mahalle.. fiyatlarda butik fiyatı, olması gerektiği gibi..Her yerde antikacılar var, butikler takı mağazaları var.. Bilgin’in önerileri ile  gittiğimiz eskinin retro teknoloji ürünleri ile bizi çok farklı anılara  götüren müze gibi Pop Alaçatı  mağazasını ve cam kavanozları, damacanaları, hamur kapları ile Eskiden mağazasını çok beğendik.   Her yer bir tur mesafesinde ama içlerinde uzun keyifli saatler geçirmek mümkün.. Benim için Alaçatı sezon kalabalığı dışında daha farklı, çok daha güzel..Güzel dostlara buradan çok teşekkürler, sevgiler.. Alaçatı’ya gitme kararı aldığımız ilk günden itibaren bizleri, çok sıcak  ilgileri ile  bekleyen ağırlayan Işın Çelebi, Şükran Çelebi‘ye , Sevgili arkadaşımız Bilgin Gökberk‘e, Sedirli Ev Zeynep Erdem’e, Gubiba Hotel Berrak Korukçu ve Burcu Akıl’a programı yapan can arkadaşlarımız, İnsel ve Ergen ailelerine çok çok teşekkürler…Alaçatı sizlerle çok daha güzeldi…Yine gelmek, uzun kalmak  dileğiyle sevgiler, sevgiler..

İstanbul’dan Karidesli Kiş Geldi…

Geçen ay arkadaşım sordu, evini, evdeki hayatını, düzenini  özlüyor musun? diye…Hayır dedim…Evimi özlerdim, mutlaka; eğer evimde yaşarken yaptığım gibi çocuklarımı,   arkadaşlarımı  bu dönem gittiğimiz yerlerde; geçici kiraladığımız yeni evlerimize, davet edip buluşamasaydım, onlarla beraber olup keyif yapamasaydım, çok şeyler eksik olurdu, hayatımda…Bunların hiç biri olmadı, her nereye gitsek, önceliğim sevdiklerimi de çağırmak, onlarla da; gittiğim yerleri evlerimi, yaşadığım farklı güzellikleri paylaşmak oldu. Bu da o kadar keyifli ki, yeni yerlerde yeni evlerde, yaşadığım heyecanı onlarla beraber de yaşamak.Onun için henüz evimi özlemedim..1377616_10153182302169311_2474592730901891388_n

Bu ara uzun süre  Bodrum’da yazlık evimiz de olacağız. Bu dönem  yazlık da olsa kendi evimizdeyiz. Kırkbir   sene önce görür görmez aşık olduğum, yer… Kim ne derse desin, ne kadar bozarlarsa bozsunlar, Bodrum hala çok güzel, çok seviyorum, ve çok severek yaşıyorum. Yapılanlara, özellikle kötü yapılaşmaya çok üzülüyorum… Hiç aklım almıyor, insanlar neden bu kadar ülkelerine, yaşadıkları yerlere; iki kuruş geçici karlar için, telafi edilmez  zararlar verirler, anlamak mümkün değil…

13432184_10154527185484311_6008987626278251962_nBodrum’ da  bu sene ilk defa Nisan ayını  yaşadım.. Hem doğanın, hem esnafın, nasıl sezona hazırlandıklarını , adım adım, gün gün izledim.. Hava muhteşemdi, Nisan da denize bile girdim..Sonra Mayıs da  İstanbul, işler koşuşturmalar, ama Büyükada’da olmanın  güzelliği ve farkıyla geçirilen günler…Hep her şeyin güzel yönlerini yazıyorum. Böyle bir yapım var, ama sanmayın ki her gün, her an böyle.. Ama sizlerle güzel anları, mutlulukları  paylaşmayı seviyorum. Şimdi yine Bodrum’dayız.. Sezonu açtık, biz de evimiz de, bahçemiz de  olabildiğince hazırlıklarımızı yaptık. Sonra da sırayla misafirlerimizle can dostlarla, çocuklarımızla yaptığımız programları yaşamaya başladık. İşin en güzel tarafı, sevdiğimiz yerde, ve de evimizde onlarla olabilmek…

13442131_10154527186749311_1993632143332829560_n

Haziran başı çok sevdiğim, iki arkadaşım eşleri ile bizdeydi..İstanbul’dan geldiler, üstelik biri Ayvalık, diğeri İzmir’li.. Hem doğası hem yeme içme kültürü çok ünlü, çok gelişmiş, iki cennet ilimizden. Arkadaşlarım da her şeyin en iyisini, en sağlıklısını, en güzelini bilen, çok gezen, tadan, pişiren insanlar, ve de can dostlarımız.. Biz de onları, elimizden geldiğince ağırlamaya çalıştık.. 13418825_10154527185989311_8275530763362047301_nBodrum , özellikle bizim köyümüzün çevresinde, mutlu olduğumuz,  doğası güzel, yöresel lezzetler yapan, yerlerde, bol bol plajda ve Bodrumdaki diğer arkadaşlarla bir araya gelerek geçireceğimiz günler programladık…Akşam üstü uçağı ile geldiler, ilk akşam, yemeğimizi, evde yemeği planlamıştık..

13435336_10154527185974311_8844767504919562226_n

Ben de yöresel lezzetler, aile geleneğimiz tatlar bol bol otlar, tahıllar ve balıklı bir sofra hazırladım… Sağlıklı ve hafif bir yaz akşamı yemeği olsun istedim.  Sonunda güzel dostlarımız  da rötarsız saatinde bizdeydiler…onlarda  bize çok özel sürprizler hazırlamışlar. Bana doğum günü kutlaması yapmayı planlamışlar, hem de muhteşem iki yemek yapıp yanlarında getirmişler…Karidesli kiş ve elmalı armutlu tart…Biri akşam için biri sabah kahvaltıya…İstanbul’dan  Bodrum’a kiş ve tart yapılıp gelir mi? 13445282_10154527186074311_2414227741145837749_nGelirmiş, hiç bozulmadan, kırılmadan kişi biraz ısıtıp hemen sofraya ilave ettik. Nasıl lezzetli, nasıl güzeldi…Sabah da kahvaltının favorisi de, elmalı armutlu tarttı. Az şekerli çok hafif ve çok lezzetli.

Böylesine  güzel sürprizlerle başlayan hafta sonu, sonrada Bodrum’un güzellikleri, zaman zaman bize katılan diğer güzel dostlarla çok keyifli geçti…İyi ki geldiler, iyi ki uzun uzun farklı mekanlarda, uzun vakit geçirdik. Beraber evin, tadını çıkardık…

13413714_10154527185794311_7171590269642585371_n

Bu ara kendimize de misafirlerimize de neler pişiriyorsun derseniz. Mutlaka sezonda olan taze otlar ekliyorum. Izgara sebzeler yapıyorum. Tahıl salataları , kinoalı portakallı semizotu, bazen rokalı somon, kuşkonmaz ya da, yabani tilkicik otu kavurma, deniz fasulyesi, pancar ya da kereviz yaprağı, günün balığı ne varsa, fırında, kuru börülce pilakisi ya da üç renkli fasulye pilakisi, haşhaşlı ekmek, közlenmiş biberler…İllaki fesleğenli pembe domatesler. Mutlaka da annemin mirası fava, her zaman başka sunumda, bazen portakalı, bazen greyfutlu… Bu akşam da öyleydi, ot, sebze, salatalar, pilaki, greyfurtlu fava ve de balığın yanına bir de ev de hazırlanmış, uçaklarda itinalı, özenli paketlenip getirilmiş,  karidesli kiş  çok yakıştı. Hepimizi çok mutlu etti, çok özel hissettirdi.

 

13442358_10154527186034311_5500090605947858511_nBodrum kahvaltıların da da benim olmazsa olmazım, mandalina reçeli… çok hafif az şekerli ve bütün mandalinalı olandan.. Keçi köy peyniri ve loru, şimdide yeni keşfim portakallı keçi peyniri, yeşil biberler, tarla domatesleri, yeşil,siyah  zeytinler…salatalık ve olabildiğince nane, maydanoz dereotu, fesleğen, ekmeklerde, glutensizinden mısır ekmeğine, zeytinli cevizli ekmeğe çeşitler, belki bir hafif börek, işte böyle..

Tatlıda ise hep meyvalar, dondurma, veya ikisi beraber, bazen fırınlanmış meyvalar.. Yemek sonrası da bitki çayı, özellikle ada çayı..13428524_10154527186879311_5319207828838965160_n

 

Evimde dostlarla bir arada olmaktan çok keyif alıyorum… Çok yenileniyorum, kendimi çok daha mutlu ve iyi hissediyorum…Size de öneririm, kahveye de olsa çaya  da olsa…Davet etmek de davet edilmek de çok güzel.. Şimdi aklıma geldi. Bir zamanlar oturduğum evin yan dairesi komşum ile çok farklı yaşlarda  ve çok farklı yapılarda olmamıza rağmen çok güzel komşuluk ilişkilerimiz oluşmuştu. Evde yalnız olduğum bir hafta sonu sabahı kapıma bırakılan gazetemi alıp açtığımda içinde bir notla karşılaştım…” Uyanınca arzu edersen kahvaltıya bekliyorum. ” Hiç unutamadığım bir balkon kahvaltısı idi, aklımdan hiç çıkmayacak.. Hepimiz de böyle nice güzel anılar var mutlaka, daha çok olsun, misafirlerimiz hiç eksik olmasın dileklerimle diyorum… Sevgiler…