Çok Değerli Öğretmenlerim Oldu…

Çok şanslıyım, hep çok değerli öğretmenlerim oldu. Hem ailemiz içinde, hem okuduğum okullarda, hem eğitimini aldığım hobbylerimde….Çocukluk günlerimden bu günlere bir çok değerli öğretmen. Hala öğrencisi olduğum iki değerli hocam. Hepsinin ben de çok emekleri var. Çocukluğumun ilk günlerinde; canım Fatma yengem, ailemizin öğretmen gelini; Fatma Derinoz bana oyunlarla, şarkılarla her şartta  hayata neşe katmayı öğretti. Neşenin, gülmenin ,hatta kahkalarla gülmenin, kendine öz güvenin insanlara ne kadar yakıştığını, ne kadar güzelleştirdiğini onunla keşfettim. Yaşamın her anından nasıl mutlu olunacağını, ilk onun anlattığı esprilerle dolu kendi hikayelerden öğrendim.Hatalarımızdan ders alıp yeni bir şeyler öğrendiğimiz de; bunu  başkalarına  en eğlenceli şekliyle anlatmayı  öğretti. Hayatımda yeri değeri dolduralamaz. Nurlar içinde yatsın, canım Fatma yengem, canım ilk öğretmenim.

Sonra ilk okul yıllarım. Çok sevgili hocam Nurettin Bozkurt.Beş yıl beni eğitti. Okumayı yazmayı, matematiği, kompozisyonu hep onunla öğrendim, onunla sevdim.Bu güne kadar ne yaptıysam, ne olduysam hepsinde onun emeği var.

Lise de Üniversitede de çok emeği geçen hocalarım oldu. Ama iktisat hocam Öztin Akgüç, hem  çok değerli hocam oldu; hem  iş hayatımın, girişimcilik hikayemin  başlamasında ve ilk önemli işimizi  almamız da en önemli destek oldu.

Resim tutkusu benim   uzun seneler sevgili hocam  Ünsal Toker ile çalışmama neden oldu. Onunla dört sene haftanın bir günü bütün günlük streslerden arındım. Bana harika  terapi oldu.

Jym deyince sevgili Füsun Oral beni, her yaşta  her zaman yapabileceğim harika bir sistem ve disiplinle tanıştırdı.

Briç oynamaya hocam Süleyman Kolata ile başladım. Hala da kendisiyle derslere devam ediyorum.  Bütün briç camiasının çok sevdiği, çok saydığı çok değerli bir hoca.. Briçi onunla sevdim. Sayesinde harika bir hobbyim, çok sevdiğim arkadaşlarım, dostlarım oldu.

Sohbetlerinden, beraberliklerinden  çok keyif aldığım ben de hiç unutulmaz anılar bırakan, kendilerinden  çok şeyler öğrendiğim, paylaştığım iki çok sevgili aile büyüğüm de; kocaman aşkımın öğretmen teyzeleri oldu. Müeyyed Kutbay ve Nezahat Oral.Onlarla geçirdiğim saatler, benim için çok değerli hatıralarla  dolu. Onlar benim çok değerli öğretmen dostlarım oldu.

Tasavvuf felsefesinin kapılarını aralamak istediğimde sevgili Nur Artıran  destek oldu,yol gösterici oldu, sevgiyle zaman ve emek  harcadı, sabır gösterdi. Önümde yepyeni bir ışık oldu.

Üç senedir de çok değerli hocam Ahmet Tanju‘dan  fotoğrafçılık eğitimi alıyorum. Onun sayesinde artık daha renkli  bir dünyam var, eskiden sadece bakıp  geçtiğim, çok şeyi şimdi çok farklı  görmeye başladım. İnanılmaz bir zenginliği yeni yeni keşfettim.

Benim dünyam, yaşamım hep öğrenerek zenginleşti, güzelleşti. Hala da sürekli öğrenmenin keyfini, mutluluğunu yaşıyorum. Hayatımda çok değerli emekleri olan bütün hocalarıma sonsuz teşekkürler.

Kaynar İçmiş miydiniz?

Picture 908İki gündür hava birden çok soğudu,insanı acıtan  bir soğuk. Ya da normalin üstünde sıcak günlerin arkasından aniden geldiği için bizi birden hazırlıksız yakaladı.Dün akşam,  güzel gecelerden biriydi. Kadıköy Süreyya Operasında Afife Jale’yi seyretmeye gittik. Afife Jale’yi de hemen yazacağım. Muhteşemdi çünkü.Gösteri öncesi de Çiya ‘da buluşup bir şeyler yedik. Çiya Kadıköy’ün muhteşem yöresel yemekler yapan restorantı.Çiya’da her seferinde yeni lezzetler denemek, yeni heyacanlar , yeni mutluluklar veriyor.Dün akşam ki keşif hepimizi çok mutlu etti, çok keyif verdi. SDC11158Neydi  derseniz, sürpriz bir içecek, insanın içini ısıtan, sıcak şarap gibi, muhteşem kokulu ve lezzette.Kahve fincanında ikram ediliyor.İçenin içini hemen sıcacık yapıyor. Ama yazın da buzla da içilirse serinletirmiş. Adana yöresinden bir içecekmiş. Özellikle yeni doğum yapmış kadınlara yapılıp içirilirmiş. Çünkü çok güzel enerji veren koruyucu özelliği olan bir içecekmiş. Grip olunca veya yakalanmamak için çok fayadalı imiş.Yedi baharatdan yapılıyormuş.Bu karışımlar Adana da Kaynar karışımı diye hazır da satılıyormuş. Burada ki baharatçılar da da hazır satılıyor mu bilmiyorum. En kısa zamanda evde yapmak için internette araştırınca Refika Birgül’ün Mucize Lezzetler de ki tarifini kullanmaya karar verdim.Sizlerle de paylaşıyorum. Diğer tariflerde pekmez yerine şeker koymuşlar, size nasıl uyarsa… Yapıldıktan sonra da kavonoza koyup saklıyorsunuz, içeceğiniz zaman ısıtıp içebiliyor muşsunuz.http://www.mucizelezzetler.com/tarif-detay/1/videolu-tarifler/pekmezli-icecek-kaynar

Henüz keşfetmediyseniz, hemen ya yapın, ya da Çiya’ya veya yöresel mutfak yemekleri yapan bir yere uğrayın diyorum. Sevgiler, sevgiler…

 

 

Simitçi Ama…

b1Geçtiğimiz hafta Kadıköy Belediyesinde işim vardı, almam gereken evrakların imzalanması uzayınca; acıktım;  bir şeyler yemek istedim. Belediyenin yakın çevresinde hemen alıp yiyebileceğim ne bulabilirim diye bakarken karşı kaldırımda bir simitçi gördüm. En çabuk bir şeyler alıp geri binaya döneceğim noktanın o olduğunu anlayınca, simitçiye yürüdüm. Belki peynir varsa, küçük bir parça simitle peynir yerim düşüncesindeydim.

 

Çünkü artık çok sevmeme rağmen simit çok az yemeye çalışıyorum.Ama simit arabasının önüne gelince şaşırdım.dsc02446 Arabanın içindeki  iki rafta sanki Havalanı Lounge’ları gibi sandiviç, kek, meyva,  içecek çeşitleri, kuruyemişler hepsi ambalajında, hijyen ve sağlıklı bir şekilde diziliydiler.Sandiviçler, beyaz olmayan ekmekte, kekler de Halk Ekmek’in minik ambalajda üzümlü cevizli modeli idi.En sevdiklerimden.Aaaa harika imiş deyince beyaz önlüğü ile arabanın sahibi simitçi,  sabahları daha çok çeşit vardı, azaldı dedi.Büyük bir mutlulukla alışverişimi yaptım. Fikir güzel, sattıkları hem makul fiyatlı hem güvenilir, ambalajında ürünler, daha ne olsun. Simitçi ama ; ya da arabasında yiyecek satan bir seyyar satıcı, ne derseniz deyin.Son derece çekici, bölgede en kolay sağlıklı yeme içme ihtiyacını karşılıyor.Sattıkları simitle yapacağı cironun beş-on misli gibi… Alternatif çok.Yani satacağı da çok, kazanacağı da. Son derece doğru bir akılla, minik girişimci modeli…

Kolay gelsin…

Girişimci Olmak İçin Girişmek…

Bu gün her şartta girişimci olmanın çok güzel bir örneğini anlatmak istiyorum.Eğitim, seminer, atölye çalışmaları yapılan bir merkezde  çay kahve yapmak için görevlendirilen, Fatoş’un hikayesini anlatacağım. 1322Fatoş gerçek ismi değil, ismini yazmak istemiyorum. Çünkü Fatoş bir sığınma evinden buraya gelmiş. Kocasından şiddet gördüğü için, kızları ile evini terk etmiş. Üç kızı var. Aslında kızlar; anne artık biz senin şiddet görmene dayanamıyoruz, babamı bırakıp gidelim demese, çocuklarım var diye ömür boyu katlanacakmış bu duruma.Ev de çalışıp para kazanan da Fatoş’muş. soup9Fatoş çok çalışkan, ve çok güleryüzlü. Pırıl, pırıl, bakımlı şık.Sığınma evine geldikten sonra, yetkililerden kendine bir iş bulmasını istemiş. Onlar da bu eğitim merkezinde katılımcılara çay servisi yapabileceğini  söylemişler. Ama Fatoş ne yapıyor, biliyor musunuz? Malzemelerini alıyor, ders aralarında; sohbet, seminer aralarında; çayın yanına poğaçalar  yapıyor, makul bir fiyatla satıyor. Tabii hemen herkes tarafından kapışılıyor. Öğle yemeği arasında ise harika çorbalar yapıyor. Yanına esmer ekmeği, limonu da koyarak servis yapıyor. Hem de çok lezzetli çorbalar.Kimse ondan böyle bir şey istemiyor. O düşünüyor, izin alıyor, şartları hazırlıyor, ve çok başarılı oluyor. Herkes Fatoş’un poğaçalarını yemek, çorbalarını içmek  için sabırsızlanarak, büyük bir istekle bekliyor. Sabah katılımcıları sabah kahvaltı yapmadan geliyor. Çayın yanında sıcak poğaçalar onlar için.Kahvaltı edip gelenler bile Fatoş’un o güler yüzü için yiyorlar. Ben de mutlaka harika çorbalarını içiyorum.Fatoş şimdi sığınma evinden ayrıldı, kızları ile bir ev tuttu, onlar da hem çalışıyorlar hem okuyorlar. Hepsi yeni hayatlarından mutlu geleceğe çok daha umutla bakıyorlar.İşte girişimci olmak için girişmenin çok güzel örneği…Yarın yine bir başka örnekle sizlerle olacağım.Sevgiler, sevgiler…

Global Girişimcilik Haftası’na Katılmaya Var mısınız?

  •  

    150 ülkede kutlanan Global Girişimcilik Haftası (GGH) yerel, ulusal ve küresel etkinliklerle gençleri yenilikçilik potansiyellerini keşfetmeye ve girişimciliği kariyer seçeneği olarak değerlendirmeye teşvik eden bir kampayadır. GGH her sene Kasım ayının ikinci veya üçüncü haftasında düzenlenir GGH bu sene Türkiye’de sekizinci defa, 17-23 Kasım 2014 tarihleri arasında kutlanacak.

    Küresel ölçekte başarılarını kanıtlamış girişimciler, Türkiye’nin önde gelen iş adamları, fikir önderleri, profesyonel yöneticiler ve uzmanlar Hafta boyunca gönüllü olarak gençlerle buluşuyor. 15- 34 yaş arasındaki gençlerde girişimcilik bilincini oluşturup potansiyellerini ortaya çıkarmak için bilgi ve birikimlerini paylaşıyor.

    GGH kapsamında sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve devlet kurumlarının yer aldığı 200′den fazla paydaş Global Girişimcilik Haftası boyunca tüm Türkiye genelinde etkinlikler düzenliyor. Etkinlikler kapsamında paneller, konferanslar, oturumlar, çalışma atölyeleri, fikir yarışmaları, eğitim programları, web buluşmaları ve vaka çalışmaları organize ediliyor.

    1441486_832771313442236_3488006073764751104_n

    • İCRA KURULU

      • Ashoka Vakfı
        Matthias Scheffelmeier, Zeynep Meydanoğlu
      • Bahçeşehir Üniversitesi
        Hatice Tuğsavul
      • Endeavor Türkiye
        Didem Altop, Alev Ertem
      • Entrepreneurs’ Organization
        Işılay Artut
      • Etohum
        Burak Büyükdemir, Lokman Ökten
      • Galata Business Angels
        Ayşe İnal
      • Istanbul Business Angels
        Gülsüm Çıracı
      • Genç Başarı Eğitim Vakfı
        Engür Rutkay
      • GYIAD
        Özgür Solakoğlu
      • İstanbul Bilgi Üniversitesi
        Gökçe Dervişoğlu
      • JCI
        Aydın Bırık, İbrahim Yüksel, Fatih Katipoğlu
      • KAGIDER
        Yeşim Seviğ, Doğa Tamer
      • Keiretsu Forum
        Aslı Gözören
      • Koç Üniversitesi
        Mahmut Özdemir
      • Orta Doğu Teknik Üniversitesi
        Adil Oran
      • Özyeğin Üniversitesi
        İhsan Elgin
      • Sabancı Üniversitesi
        Kutlu Kazancı
      • TEPAV-GEP
        Ussal Şahbaz
      • TOBB Genç Girişimciler Kurulu
        Berrak Kutsoy , Ceyda Keçeli
      • TOBB Kadın Girişimciler Kurulu
      • TÜGİAD
        Başak Ilısulu
      • Uluslararası Girişimcilik Merkezi
        Sezai Hazır, Başak Saral

    Geçtiğimiz sene Türkiye’de Global Girişimcilik Haftası’nda 200 paydaş ile 200 etkinlik düzenlenerek 42.000 kişiye direk ulaşıldı
    .
    Siz de girişimcilik vizyonu çerçevesinde Global Girişimcilik Haftası’na katkı sağlamak veya girişimcilik ekosistemine dahil olmak istiyorsanız  Global Girişim Haftası’nın web sitesinden ve sosyal medya kanallarından takip etmeniz ve organizasyonlara katılmanız yeterli…

    Kurum olarak haftaya katkıda bulunmak istiyorsanız info@globalgirisimcilikhaftasi.com adresinden iletişime geçebilirsiniz.
    @girisimiclik
    facebook.com/globalgirisimcilikhaftasi

    - See more at: http://tr.gew.co/tr/about#sthash.6GQ4ClQn.dpuf

Külkedisi (La Cenerentola)

Baştan sona her anını çok beğenerek izledim. Rossini’nin Külkedisi Operası Yekta Kara’nın süper yorumu ile sahneye konmuş. Kadıköy Süreya‘da oyuncular, müzik, sahne, herşeyi ile şaşırtıcı güzellikte…Çünkü alışılmışın dışında, çok renkli eğlenceli, dinamik,şaşırtan espriler ve sürprizlerle dolu.Bu çok güzel oyunun konusunu ve temsil tarihlerini aşağıda yazdım. Ayrıca çok sevdiğim yazar Zeynep Oral‘ın Külkedisi için yazdıklarını  sizlerle paylaşıyorum. Onun anlatımı değerlendirmesi de benim için çok özel. Opera seviyorsanız, mutlaka seyredin…İyi hafta sonu dileklerimle , sevgiler, sevgiler…

ORC_1058

LA CENERENTOLA (Külkedisi)

GIOACCHINO ROSSINI

1

Don Magnifico iki kızı ve evde zorla hizmetçilik yaptırdığı üvey kızı ‘Külkedisi’ lakaplı Angelina ile yaşamaktadır. Aile fakir olduğu için Don Magnifico kızlarını zengin adamlarla evlendirmenin hayalini kurmaktadır. O sırada Prens Ramiro da kendisine uygun bir eş aramaktadır. Kendi özel eğitmeni Alidoro’yu uygun gelin adaylarına bakması için görevlendirir. Alidoro, Don Magnifico’nun kızlarının insanlığını sınamak için dilenci kılığına girer. Don Magnifico’nun kızları Clorinda ve Tisbe dilencinin kapıdan kovulmasını isterler; ancak ‘Külkedisi’ Angelina dilenciye ekmek ve kahve ikram eder. Daha sonra Prens Ramiro, uşağının kılığına girerek Don Magnifico’nun evine gelir. Böylelikle fazla ilgi çekmeden evin kızlarını gözlemleyebilecektir. Burada Külkedisine aşık olur. Külkedisi de onu sevmiştir. Çok geçmeden Prens’in uşağı Dandini, Prens kılığında eve gelir. Külkedisinin üvey kız kardeşleri sahte prensin ilgisini çekmek için her şeyi yaparlar. Sahte prens onları Kraliyet Sarayı’nda yapılacak baloya davet eder. Don Magnifico kızlarının saraydaki baloya gitmesine izin verir ama tüm yalvarışlarına rağmen Külkedisinin gitmesine izin vermez. Bir şekilde Külkedisiyle yalnız kalmayı başaran Alidoro, dilenci kıyafetinden sıyrılarak kıza gerçek kimliğini söyler. Ardından kendisine çok güzel bir elbise verir ve baloya katılabileceğini belirtir. Bu elbise sayesinde baloda onu kimse tanıyamayacaktır. Külkedisinin üvey babası ve iki kızı prensi etkilemiş olduklarını ummaktadır. Oysa onların prens sandığı, prensin kıyafetlerini giymiş olan Dandini’dir. Prens Ramiro Külkedisine aşkını ilan eder. Külkedisi Angelina ona kolundaki iki benzer bilezikten bir tanesini verir ve kendisini gerçekten seviyorsa bu bileziği kullanarak kendisini bulması gerektiğini söyler. Bu sırada Dandini, Don Magnifico’ya Prens’in uşağı olduğunu itiraf eder. Don Magnifico buna çok sinirlenir; bunun üzerine Dandini onu saraydan kovar. Don Magnifico’nun evinde Külkedisi hizmetçilik yapmaya devam etmektedir. Daha sonra çıkan bir fırtına sırasında Prens, Don Magnifico’nun evinin yakınlarında bir kaza geçirir. Bunun üzerine Dandini onu Magnifico’nun evine getirir. Burada Prens, Külkedisinin kolundaki bileziği görür; Külkedisi de bu kazazedenin Prens olduğunu anlar. Böylelikle iki sevgili birbirini bulmuş olur.

LA CENERENTOLA (Külkedisi) Temsil Tarihleri

08.11.2014 Cumartesi 16:00 KADIKÖY SÜREYYA OPERASI
11.11.2014 Salı 20:00 KADIKÖY SÜREYYA OPERASI
12.11.2014 Çarşamba 20:00 KADIKÖY SÜREYYA OPERASI
14.11.2014 Cuma 20:00 KADIKÖY SÜREYYA OPERASI
15.11.2014 Cumartesi 16:00 KADIKÖY SÜREYYA OPERASI
18.11.2014 Salı 20:00 KADIKÖY SÜREYYA OPERASI
19.11.2014 Çarşamba 20:00 KADIKÖY SÜREYYA OPERASI
23.01.2015 Cuma 20:00 KADIKÖY SÜREYYA OPERASI
24.01.2015 Cumartesi 16:00 KADIKÖY SÜREYYA OPERASI
27.01.2015 Salı 20:00 KADIKÖY SÜREYYA OPERASI

 

-wp-es-foto-ef1156s06

MASALDAN GERÇEĞE, KLASİK OPERADAN POP SANATA

(Zeynep Oral’ın Cumhuriyet’teki yazısı)

Daha ilk anlardan bunun öyle sıradan bir “Külkedisi” olmayacağı belliydi… Orkestra Şefi Alessandro Cedrone yönetiminde İstanbul Devlet Opera ve Balesi OrkestrasıRossini’nin “La Cenerentola” – “Külkedisi” operasının uvertürünü çalarken, sahnede dev perdede iki “tablo”, daha doğrusu iki işaret, iki ipucu, iki anahtar beliriverdi: “Aşk” ve “Sanat” sözcükleri. Bu sözcükler 60’lı 70’li yıllarda yeryüzündeki tüm gençlerin gözdesi pop sanatıyla yazılmıştı. Aşk ve sanatın peşinde masal dünyasından gerçeğe dönme serüvenimiz başlamıştı bile…

1

Aşk ve sanatın peşinde
Heyecanımı yenip daha sakin anlatmalıyım: Süreyya Opera Sahnesi’ndeyiz. Komikoperanın ustası Rossini’nin “Külkedisi” operası, müziğiyle çetin ceviz, her rolde usta sesler isteyen, tiyatrosu ağır basan bir opera. Bugüne dek Türkiye’de hiç oynanmamış. (İtalya’da Pesaro Rossini Festivali’nde, ünlü tiyatro yönetmeni LucaRonconi’nin rejisiyle izlemiş ve büyülenmiştim. Bu yüzden de Süreyya’ya giderken biraz endişeliydim. Boşunaymış endişem. O prodüksiyon silinecekti aklımdan ve gönlümden!)
Perde açıldı ve neye uğradığımızı şaşırdık. Karşımızda popüler sanatın, dahadoğrusu “Pop Art”ın tüm ikonları, imgeleri, simgeleri ve renkleri…
Eseri sahneye koyan Yekta Kara, yüzlerce yıllık masalı gerçeğe, gereksinimiz olan yanıta, “güç kaynağına”, enerjiye dönüştürmek için; 50’lerin sonunda “elistist sanata” tepki olarak doğan, öncülüğünü Roy Lichtenstein, Andy Warhol gibi sanatçıların yaptığı, sanatı kitlelere mal etme amacı güden “Pop Art” akımıylayoğurmuş, özümsemiş eseri.
Yekta Kara’yı izlediğim bunca yıldır zaten onun da amacı opera sanatını geniş kitlelere yaymak ve sevdirmek. Rossini’nin eseri onun yorumuyla eşsiz bir enerji ve dinamizm, harika bir “gençlik” kazanmış.
Tüm yaratıcı kadronun çabası tam bir uyum içinde: Efter Tunç’un müthiş işlevsel ve hareketli “Pop Art” panoları da içeren dekorları…. Şanda Zıpçı’nın cart renkli giysileri… Metin Koçtürk’ün mekânı “çerçeveleyen” ve dönüştüren çarpıcıışıkları… Hepsi bir bütün…

Bu ne güçlü motivasyondur…
Sürprizleri açıklamak istemiyorum ama iyilik perisi ya da bilge yaşlının Andy Warhol’a, prensin ya da uşağının Elvis Presley’e, hele hele koronun, siyah deri ceketleri, siyah gözlükleriyle “Beat Generation”a dönüşmesi harika! Üstelik koreografiyi de üstlenen Yekta Kara, opera korosuna “Rock and Roll” devinimleri vermiş. Tenor, bariton ve baslardan oluşan koro başlı başına muhteşem. Koro şefiGökçen Koray’ı kucaklıyorum!
Tüm roller, neredeyse başrol niteliğinde. Her biri dönüşümlü oynanıyor. Benim izlediğim gece Külkedisi rolünde mezzosoprano Nesrin Gönüldağ ve baritonCaner Akgün (uşak) sesleri, müzikaliteleri ve oyunculuklarıyla çok başarılıydılar. Tenor Ahmet Baykara (üvey baba), basbariton Işık Belen (prens), bas Umut Tarık Akça (bilge-Warhol); soprano Dilruba Bilgi ve mezzosoprano Elif Tekışık (iki üvey kız kardeş) rollerini hakkını vererek oynuyorlar.
İzlediğim eser olağanüstü yaratıcılıkla, çabayla, emekle, disiplinle, kotarılmış bir iş. Gerisinde müthiş bir motivasyon vardı. Başka türlü zaten olamazdı.
Düşünmeden edemiyorum: Başımızda sanatlara, devletin sanat kurumlarına savaş açmış bir iktidar… Koca İstanbul kentini ucube bir köye çeviren bu kenti yıllardır yönetenler… Operayı o minicik mücevhere mahkûm ettiler ya, yuh olsun sebep olanlara! Ya o mücevher Süreyya da olmasaydı!
Ama görüyorsunuz işte onlara inat mucizeler yaratılıyor! Emeği geçen herkesi kutluyor; destek veren katkıda bulunan Kadıköy Belediyesi’ne teşekkür ediyorum.

Zencefil Çayının Umulmadık Faydaları

Zencefil artık mutfaklarımızdan eksik olmuyor.Marketlerde ve manavlarda  bulunan  taze zencefil kökünü ben sebze çorbaların da kullanıyorum. Küçük bir tencere çorba için bir iki  diş sarımsak büyüklüğünde kesip rendeliyorum. Özellikle kış günlerinde bağışıklık sistemimizi güçlendirici, gribe soğuk algınlığına karşı koruyucu olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Ya bilmediklerimiz… aşağıda  zencefil çayı içmenin  ne kadar faydalı olduğunu anlatan bir yazı paylaştım. Bana göre elzem bir bitki, her gün hiç olmazsa bir iki fincan zencefil çayı içmekte çok yarar var.

zencefil-cayi

Çayı nasıl yapılıyor, derseniz, yine taze kök zencefilden iki bardak çay için bir sarımsak büyüklüğünde parçayı minik parçalar halinde sıcak suya atıp, 3-4 dakika bekliyorum. İsterseniz içine tarçın çubuk, karanfil de koyabilirsiniz, sonra da içerken bir kaşık bal ile ya da ageva şurup ile tadlandırabilirsiniz, ben ayrıca limon da sıkarak içiyorum.İnşallah beğenirsiniz,sevgiler, sevgiler…

İşte zencefilin faydaları:

Mide rahatsızlığı ve bulantılarını geçirir:Zencefil çayı binlerce yıldır bozulan mideleri düzenliyor. Siz de karın ağrısı, sabah bulantısı ve hatta araç tutması sorunu yaşıyorsanız ılık bir bardak zencefil çayı için.

Sindirime yardım eder:Yiyeceklerin emilimini iyileştirip ve karın ağrısını engelleyerek sindirimde yaşamsal rol oynuyor. Mide asiti salgılayıp iştahınızı düzenlemenin yanı sıra gereksiz geğirmeleri önlemeye yardım eder.

İltihabı azaltır:Çay olarak anti-inflamatuar olarak görev yapan zencefil, Romatoid artrit (eklem romatizması) ve diğer eklem iltihaplarının ağrılarının tedavisinde mükemmeldir. Doğal bir ağrı kesici özelliğe sahip olan zencefil, ağrılı kasların ve eklemlerin içindeki şişliği en aza indirir.

Astım:Zencefil çayı içmek astıma da faydalıdır. Zencefil balgamı gevşetmeye yardım eder ve nefes alıp vermede zorlanan  akciğerleri rahatlatır.

Kan dolaşımı:Zencefil çayı kan akışını düzenler ve ateşi, ürpermeyi ve aşırı terlemeyi önler. Amino asit ve mineral gibi aktif bileşenler içeren zencefil iyileştirilmiş kan akışına yardım eder. En sonunda bu kardiyovasküler hastalıkları önleyebilir.

Adet sancısı:Zencefilin faydasını görmek için onu çay olarak içmek zorunda değilsiniz, harici olarak da uygulayabilirsiniz. Adet sancısı çekiyorsanız zencefil çayına batırılmış sıcak bir havluyu karnınızın alt kısmına yerleştirin. Zencefil kasları gevşetecektir ve ağrılarınızı hafifletecektir.

Stresi yatıştırır:Zencefilin kokusu aromaterapi etkisine sahiptir ve inanılmaz derecede rahatlatma özelliği vardır. Bir fincan zencefil çayı içmek ruhsal durumunuzu sakinleştirir ve geliştirir.

Bağışıklığı destekler:Zencefil bağışıklık sisteminizi geliştirmeye yardımcı antioksidanlar içerir. Her gün bir fincan zencefil çayı içmek sağlıklı kalmanıza yardım eder. Felç riskini azaltmanın yanı sıra zencefil damarlarınızın etrafındaki yağ oranını en aza indirip kalbinizin formda olmasını sağlar.

Kilo verme:Çeşitli şekillerde kilo vermeye yardımcı olan zencefil çayı öncelikle aşırı yağları yakar ve uzun süre sizi tok tutmaya yardım eder. Buna bağlı olarak kalori alımınız azalır ve istenmeyen kilolarınızdan kurtulursunuz.

Alzheimer hastalığı:Zencefil çayı beyin hücrelerini uzun süre korumanın yanı sıra bu hücrelerin potansiyal kaybını azaltır. Bu nedenle günlük beslenmenizde daha fazla zencefil eklerseniz Alzheimer gibi beyinle ilgili hastalıkları engelleyebilirsiniz.

Kısırlık:Zencefil, sperm kalitesini artırmanın yanında erkek kısırlığına yardım eder.

Kanseri önler:Zencefil özellikle yumurtalık türleri gibi belirli kanserleri tedavi etmeye yardım eder. Gerçekte çalışmalara göre, zencefil yumurtalık kanseri hücrelerini tam anlamıyla yok eder. Bu kanserli hücreler kendi kendine saldırıp kendilerini öldürerek kanseri yener. Zencefil çayı içmeye başlamanız için en iyi nedeniniz bu olabilir.